Yahya Kemal Beyatlı Uzun Hayatı

'Biyografi' forumunda Sitem tarafından 10 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Yahya Kemal Beyatlı Hayatı Uzun



    Yahya Kemal Beyatlı Uzun Biyografisi
    Yahya Kemal Beyatlı 1884 yılında Üsküp'te dünyaya geldi. Annesi; ünlü divan şairi Leskofçalı Galipin yeğeni Nakiye Hanım; babası dönemin Üsküp Belediye Başkanı İbrahim Naci Bey'dir. Asıl adı "Ahmed Agâh"'tır.

    İlköğrenimini Üsküp'te gördü . 1897 yılında ailesiyle Selanik'e yerleşti. Annesinin veremden ölümü onu çok etkiledi. Babasının tekrar evlenmesi üzerine ailesinin yanından ayrılıp Üsküpe döndüyse de kısa süre sonra Selanik'e geri gitti. “Esrar takma adı ile şiirler yazdı. Orta öğrenimine devam etmek üzere 1902 yılında İstanbula gönderildi. Galatasaray İdadisi veya Robert Kolejde okuma imkanı bulamayınca Vefa Lisesine kaydoldu ve 1902 kışını İstanbuldaki akrabalarının yanında geçirdi. Serveti Fünuncu “İrtika ve “Malumat adlı dergilerde dergilerde, "Agah Kemal" mahlasıyla şiirler yazmaya başladı.

    Okuduğu Fransızca romanların etkisi ve ve Jön Türklere duyduğu ilginin etkisiyle 1903 yılında II. Abdülhamit baskısı altındaki İstanbuldan kaçarak Parise gitti. İstanbula 1912de geri döndü.


    [​IMG]

    Paris yılları

    Paris yıllarında Ahmet Rıza, Sami Paşazade Sezai, Mustafa Fazıl Paşa, Prens Sabahattin, Abdullah Cevdet, Abdülhak Şinasi Hisar gibi Jön Türklerle tanıştı. Hiç dil bilmeden gittiği bu kentte hızlı bir şekilde Fransızca öğrendi. 1904 yılında Sorbonne Üniversitesinin Siyaset Bilimi bölümüne kaydoldu. Okulda ders veren tarihçi Albert Sorelden etkilendi.

    Okul hayatı boyunca derslerinin yanısıra tiyatro ile ilgilendi; kütüphanelerde tarih hakkında araştırmalar yaptı; Fransız şairlerin kitaplarını inceledi. Tarih alanındaki incelemeleri sonucu 1071 yılındaki Malazgirt Savaşının Türk tarihinin başlangıcı sayılması gerektiği görüşüne vardı. Araştırmaları ve sosyal etkinlikleri derslere zaman ayırmasını ve sınavlarda başarılı olmasını engelleyince bölüm değiştirerek Edebiyat Fakültesine geçti ancak bu bölümden de mezun olamadı. Pariste geçirdiği dokuz yılda tarih bakışı, şairliği, kişiliği gelişti[2].
    İstanbula dönüşü

    1913 yılında İstanbul'a döndü. Darüşşafaka İdadisinde tarih ve edebiyat öğretmenliği yaptı; bir süre Medresetü'l-Vaizin'de uygarlık tarihi dersi verdi. Bu yıllarda Üsküp ve Rumelinin Osmanlı Devletinin elinden çıkması onu derinden üzdü.

    Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Yakup Kadri gibi şahsiyetlerle tanıştı. 1916da Ziya Gökalpin önerisi ile Darülfünuna Medeniyet Tarihi müderrisi olarak girdi. Sonraki yıllarda Garp Edebiyatı Tarihi, Türk Edebiyatı Tarihi derslerini de okuttu. Hayatının sonuna kadar çok yakın dostu olarak kalan Ahmet Hamdi Tanpınar, onun Darülfünunda öğrencisi oldu.

    Bir yandan da yazın faaliyetlerini sürdüren Yahya Kemal; Türk dili, Türk tarihi konularında gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Peyam gazetesinde, "Süleyman Nadi" mahlasıyla, "Çamlar Altında Muhasebe" başlığı altında yazılar kaleme aldı. 1910dan beri yazmakta olduğu şiirlerini ilk defa 1918 yılında “Yeni Mecmua adlı dergide yayımladı; Türk edebiyatının baş aktörleri arasına girdi.

    Dergah Dergisi

    Mondros Mütarekesinin ardından etrafında gençleri toplayarak “Dergâh adlı bir dergi kurdu. Dergi kadrosudna Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Ahmet Kutsi Tecer, Abdülhak Şinasi Hisar gibi isimler yer almıştır. Yahya Kemalin yakından ilgilendiği bu dergide yayınlanan tek şiiri "Ses Manzumesidir. Ancak dergi için pek çok düzyazı kaleme alan yazar; bu yazılarla Anadoluda devam eden Milli Mücadeleye destek vermiş ve İstanbulda Kuvay-ı Milliye ruhunu canlı tutmaya çalışmıştır.[4]. Benzer yazıları İleri ve Tevhid-i Efkar gazetelerinde de sürekli yayınlandı.

    Mustafa Kemal ile Tanışma

    Yahya Kemal, Kurtuluş Savaşının Türklerin zaferi ile sonuçlanmasının ardından İzmirden Bursaya gelen Mustafa Kemali tebrik için Darülfünun tarafından gönderilen heyette yer almıştı. Bursadan Ankaraya giderken Mustafa Kemale eşlik etti; ondan Ankaraya gelmesi için davet aldı.

    19 Eylül 1922de Darülfünun Edebiyat Medresesinin müderrisler toplantısında Mustafa Kemale fahri doktorluk ünvanı verilmesini teklif eden Yahya Kemalin bu teklifi oybirliği ile kabul edildi.


    Ankara yılları

    1922de Ankaraya giden Yahya Kemal, Hakimiyet-i Milliye gazetesinde başyazarlık yaptı. O yıl, Lozan görüşmelerinde Türk kuruluna danışman atandı. 1923'te Lozandan döndükten sonra II. Dönem TBMMye Urfa milletvekili olarak seçildi. Milletvekilliği 1926ya kadar devam etti.

    Diplomatik görevleri

    Yahya Kemal Beyatlı 1926da İbrahim Tali Öngörenin yerine Varşovaya elçi olarak atandı. 1930da Lizbon büyükelçisi olarak Portekize gitti. İspanya Orta Elçiliği görevi de kendisine verildi. Madridde görev yapan ikinci edebiyatçı sefir oldu (ilk, Samipaşazade Sezaidir). İspanya Kralı [XIII. Alfonso]] ile yakın dostluk kurdu. 1932de Madrid elçiliğindeki görevine son verildi.

    Yeniden TBMMye girişi

    İlk defa 1923-1926 arasında Urfa milletvekili olarak görev yapan Yahya Kemal, 1933 yılında Madriddeki diplomatik görevinden döndükten sonra milletvekili seçimlerine girdi. 1934 yılında Yozgat milletvekili oldu. O yıl çıkan Soyadı Kanunundan sonra “Beyatlı soyadını aldı. Ertesi seçim döneminde Tokat milletvekili olarak meclise girdi. 1943te İstanbuldan milletvekili seçildi. Milletvekilliği döneminde Ankara Palas ta yaşadı.

    Pakistan Elçiliği

    Yahya Kemal, 1946 seçimlerinde meclise giremedi ve bağımsızlığını yeni ilan etmiş Pakistana 1947de büyükelçi olarak atandı. Yaş haddinden emekli oluncaya kadar Karaçide elçilik görevini sürdürdü. 1949da yurda döndü.

    Emeklilik yılları

    Emekli olduktan sonra İzmir, Bursa, Kayseri, Malatya, Adana, Mersin ve civarını ziyaret etti. Atina, Kahire, Beyrut, Şam, Tablusşam gezilerine çıktı. İstanbulda Park Otele yerleşti ve ömrünün sonuna kadar bu otelde yaşadı. 1949da kendisine “İnönü Armağanı verildi.

    1956 yılında Hürriyet gazetesi her hafta bir şiirine yer vererek tüm şiirlerini yayımlamaya başladı.

    Yahya Kemal Beyatlı Ölümü
    Yakalandığı bir çeşit bağırsak iltihabı nedeniyle tedavi için 1957de Paris'e gitti. Bir yıl sonra 2 Kasım 1958'de Cerrahpaşa Hastanesinde hayatını kaybetti. Cenazesi Rumelihisarı Mezarlığına defnedildi.
     


Yükleniyor...