Yahya Kemal Beyatlı Hayatı ve Siyasi Yılları

'Biyografi' forumunda Belinay tarafından 5 Mart 2012 tarihinde açılan konu



  1. Yahya Kemal Beyatlı


    Doğum 2 Aralık 1884/Yenimahalle/Üsküp
    Ölümü 1 Kasım 1958/İstanbul
    Meslek Şair, yazar, siyasetçi, diplomat
    Yahya Kemal Beyatlı; Türk, şair, yazar, diplomat ve siyasetçidir. Doğumundaki ismi Ahmed Agah'tır. Türk şiirinin mihenk taşlarından biridir. Türk edebiyatının aruzu en iyi kullanan üstadlarından biridir. Aruzla yazılmış kusursuz şiirleri vardır. Hece ölçüsüyle sadece ''ok '' şiirini yazdı. Yaşadığı dönemde Türk edebiyatının en saygıdeğer isimlerinden biri oldu.Yaşamında hiç kitap yayınlamamış olması şairin ilginç yanıdır.Şairliğinin yanında Türk tarihine de büyük ilgi duydu. Tarih tezlerinde Türk tarihinin başlangıcı olarak Malazgirt Savaşı tarihinin kabul edilmesi gerektiğini savundu. Üsküp doğumlu olan şairin şiirlerinde Rumeli ve Balkanlar büyük yer edindi. İlerleyen hayatında siyasete de atıla şair birden fazla dönem milletvekilliği yaptı. Sonrasında da elçilik vazifelerinde bulundu. Türk edebiyatına Ahmet Hamdi Tanpınar'ı yetiştirerek kazandırdı. Ahir ömrüne bir çok başarı sığdıran Yahya Kemal 1 Kasım 1958'de vefat etti. Mezarı Aşiyan'dadır.

    AİLE VE EĞİTİM HAYATI
    Asıl adı Ahmed Agah olan Yahya Kemal Beyatlı, 1884 yılında Üsküp'te dünyaya geldi. Annesi; ünlü divan şairi Leskofçalı Galip’in yeğeni Nakiye Hanım; babası dönemin Üsküp Belediye Başkanı İbrahim Naci Bey'dir. 1897 yılında ailesiyle Selanik'e yerleşti. Annesinin veremden dolayı hayatını kaybetmesi Yahya Kemal’i derinden etkiledi. Annesinin vefatı dolayısı ile babasının bir evlilik daha yapması üzerine ailesinin yanından ayrılıp Üsküp’e döndüyse de kısa süre sonra Selanik'e geri döndü. İlköğrenimini doğduğu yer olan Üsküp’te tamamlamıştır. Ailesinin Selanik’e göçmesi sebebiyle o da Selanik’e göçtü fakat annesinin vefatı ve babasının yaptığı ikinci evlilik sebebiyle Üsküp’e döndü. Burada da fazla durmamış ve tekrar Selanik’e dönmüştür. Selanik’ten, orta öğrenimine devam etmek üzere 1902 yılında İstanbul’a gönderildi. Galatasaray İdadisi veya Robert Koleji’nde okuma imkanı bulamayınca Vefa Lisesi’ne kaydoldu ve 1902 kışını İstanbul’daki akrabalarının yanında geçirdi. Okuduğu Fransızca romanların etkisi ve Jön Türkler’e duyduğu ilginin etkisiyle 1903 yılında Sultan II. Abdulhamid Han devrinde İstanbul’dan kaçarak Paris’e gitti.1904 yılında Sorbonne Üniversitesi’nin Siyaset Bilimi bölümüne başladı. Okulda ders veren öğretmenlerden biri olan tarihçi Albert Sorel’den etkilendi. Sorbonne Üniversitesi’ndeki okul hayatı boyunca derslerinin yanı sıra tiyatro ile ilgilendi; kütüphanelerde tarih hakkında araştırmalar yaptı; Fransız şairlerin kitaplarını inceledi. Tarih alanında yaptığı incelemeler sonucunda 1071 yılında gerçekleşen Malazgirt Savaşı’nın Türk tarihinin başlangıcı sayılması gerektiği görüşüne vardı. Araştırmaları ve içinde bulunduğu sosyal etkinlikler dersleri için vakit ayırmasını ve sınavlarda başarılı olmasının önüne geçince okuduğu bölümü değiştirerek Edebiyat Fakültesi’ne geçiş yaptı ancak bu bölümden de mezun olamadı. 1912’de tekrar İstanbul’a döndü. Paris’te geçirdiği dokuz yıl; tarih bakışını, şairliğini ve kişiliği geliştirmesinde önemli rol oynadı. Aynı zamanda bu dokuz yıl içerisinde hiç dil bilmeden gittiği bu kentte hızlı bir şekilde Fransızca öğrendi ve Ahmet Rıza, Sami Paşazade Sezai, Mustafa Fazıl Paşa, Prens Sabahattin, Abdullah Cevdet, Abdülhak Şinasi Hisar gibi Jön Türklerle tanıştı.

    İSTANBUL'DAKİ FAALİYETLERİ
    1912 yılında İstanbul'a döndü. Darüşşafaka İdadisi’nde tarih ve edebiyat öğretmenliği görevini icra etti; bir süre Medresetü'l-Vaizin'de uygarlık tarihi dersi verdi. Görevlerini icra ettiği sırada Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi şahsiyetlerle tanıştı. 1916’da Ziya Gökalp’in tavsiyesi üzerine Darülfünun’da Medeniyet Tarihi müderrisliğine başladı. Sonraki yıllarda Garp Edebiyatı Tarihi ve Türk Edebiyatı Tarihi derslerini de okuttu. Hayatının sonuna kadar çok yakın dostu olan Ahmet Hamdi Tanpınar, onun Darülfünun’da öğrencisi oldu.

    EDEBİ HAYATI
    Beyatlı, Divan şiiriyle batı şiirini ustaca kaynaştıran bir şairdi. Saf şiir anlayışına bağlı kaldı. Aruzu, Türkçe'ye uyguladı. Yalnızca “Ok” şiirini hece ölçüsüyle yazdı. "Beyaz Lisan" anlayışını (Yapmacıksız olmasına özen gösterilmiş, doğal ve samimi anlamlar içeren kelimelerle şiir yazılması) savundu. Parnasizmin Türk edebiyatındaki temsilcisidir. Hiç kitap yayınlamadı ve "esersiz şair" olarak nitelendirildi. Yahya Kemal; Türk dili, Türk tarihi alanlarında gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Peyam gazetesinde, "Süleyman Nadi" mahlasıyla, "Çamlar Altında Muhasebe" başlığı altında yazılar yazdı. 1910’dan beri yazdığı şiirlerini ilk defa 1918’de “Yeni Mecmua” dergisinde yayımladı; Türk edebiyatının baş aktörleri arasına girdi. Mondros Mütarekesi’nin ardından gençleri etrafında toplayarak “Dergâh” adlı bir dergi kurdu. Dergi kadrosunda Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Ahmet Kutsi Tecer,Abdülhak Şinasi Hisar gibi isimler yer almıştır. Yahya Kemal’in yakından ilgilendiği bu dergide yayınlanan tek şiiri "Ses Manzumesi”dir. Ancak dergi için pek çok düzyazı yazan Yahya Kemal; bu yazılarla Milli Mücadele’ye destek vermiş ve İstanbul’da Kuvay-ı Milliye ruhunu canlı tutmaya çalışmıştır. Benzer yazıları İleri ve Tevhid-i Efkar gazetelerinde de sürekli yayınlandı. 1922’de Ankara’ya giden Yahya Kemal, Hakimiyet-i Milliye gazetesinde başyazarlık yaptı. 1956 yılında Hürriyet gazetesi her hafta bir şiirine yer vererek tüm şiirlerini yayımlamaya başladı.

    SİYASİ HAYATI
    1922’de Lozan görüşmelerinde Türk heyetine danışman atandı. II. Dönem TBMM’ye Urfa milletvekili olarak seçildi. Milletvekilliği 1926’ya kadar devam etti.1926’da İbrahim Tali Öngören’in yerine Varşova’ya elçi olarak atandı. 1930’da Lizbon büyükelçisi olarak Portekiz’e gitti. İspanya Orta Elçiliği görevi de kendisine verildi. Madrid’de görev yapan ikinci edebiyatçı sefir oldu (ilki, Samipaşazade Sezai’dir). İspanya Kralı XIII. Alfonso ile yakın dostluk kurdu. 1932’de Madrid elçiliğindeki görevine son verildi. İlk defa 1923-1926 arasında Urfa milletvekili olarak görev yapan Yahya Kemal, 1933 yılında Madrid’den döndükten sonra milletvekili seçimlerine girdi. 1934 yılında Yozgat milletvekili oldu. O yıl çıkan Soyadı Kanunu’ndan sonra “Beyatlı” soyadını aldı. Ertesi seçim döneminde Tekirdağ milletvekili olarak meclise girdi. 1943’te İstanbul’dan milletvekili seçildi. Milletvekilliği döneminde Ankara Palas ‘ta yaşadı. Yahya Kemal, 1946 seçimlerinde meclise giremedi ve bağımsızlığını yeni ilan etmiş Pakistan’a 1947’de büyükelçi olarak atandı. Emekli oluncaya kadar Karaçi’de elçilik görevini sürdürdü. 1949’da yurda döndü.

    SON YILLARI VE ÖLÜMÜ
    Emekli olduktan sonra İzmir, Bursa, Kayseri, Malatya, Adana, Mersin ve civarını ziyaret etti. Atina, Kahire, Beyrut, Şam, Trablusşam gezilerine çıktı. İstanbul’da Park Otel’e yerleşti ve ömrünün sonuna kadar bu otelde yaşadı. 1949’da kendisine “İnönü Armağanı” verildi. Yakalandığı bir çeşit bağırsak iltihabı nedeniyle tedavi için 1957’de Paris'e gitti. Bir yıl sonra 1 Kasım 1958'de Cerrahpaşa Hastanesi'nde hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi.
     


Yükleniyor...