V. Mehmed Şehzadelik Dönemi

'Biyografi' forumunda Belinay tarafından 8 Mart 2012 tarihinde açılan konu



  1. V. Mehmed

    Otuz beşinci Osmanlı padişahıdır.

    ŞEHZADELİK DÖNEMİ
    1844 yılında İstanbul’da doğan Şehzade Mehmet’in babası Sultan Abdülmecid’tir. Küçük yaştan itibaren geleneklere göre iyi bir eğitim aldı ve babası ile amcasının sultanlık dönemlerinde rahat bir yaşam sürdü. 1876 yılında kardeşi Abdülhamid tahta çıktığında veliaht oldu böylece kardeşinin sultanlık döneminde gözetim altında bir hayat yaşadı.

    Meclis’i Umumi-i Milli 1909 yılında Abdülhamid’i tahtan indirerek veliaht olan Şehzade Reşat’ı tahta çıkarmaya karar verdi ve Hareket Ordusu’nun İstanbul’a girişini şehrin ikinci fethi kabul ederek yeni padişaha Beşinci Mehmet unvanı verildi. Böylece Sultan Reşat, daha çok Sultan Beşinci Mehmet olarak anıldı.

    PADİŞAHLIK DÖNEMİ
    Biat töreninde konuşma yapan yeni padişah şeriatı, Kanun-i Esasi’yi, meşrutiyeti, milletin haklarını ve vatanın menfaatlerini koruyacağına dair yemin etti. Tahta çıktığında 65 yaşında olan sultan 9 yıl tahtta kaldı ve onun saltanat dönemi oldukça buhranlı geçti. 10 defa hükümet değişikliği oldu ve bu durumda sultanın yapabileceği bir şey yoktu, zira onun siyasi rolü oldukça zayıftı. Siyasi hayatın odağı İttihat ve Terrakki’nin genel merkezi sadrazam kabinesi ve İstanbul’u kontrol altında tutan Hareket Ordu’sunun diktatör kumandanı Mahmut Şevket Paşa’nın elinde idi.

    Diğer taraftan II. Meşrutiyet’in ilanı ülke içinde huzursuzluk yarattı çünkü anayasa ile yönetilmek Osmanlı halkı içinde fikir ayrılıkları oluşturuyordu. Bu durumu düzeltmek isteyen Sultan Mehmet gezilere çıkarak halk ile konuştu, ayaklanmaları önlemek istedi. Ancak fırkacılık zihniyeti ile hareket edene İttihatçılar istemedikleri kişileri zorla istifa ettirerek yerlerine kendi adamlarını getirdi ve böylece ülke yönetimi tecrübesiz ve bilgisiz kimselerin elinde kaldı. Bu da halkın endişesini ve huzursuzluğunu haklı çıkartıyordu. Bu sırada da Sultan Mehmet Reşat anayasa çerçevesinde hükümdarlık etmeye çalıştı fakat İttihatçılar’ın tutumları Arnavutluk’tan Yemen’e kadar ülke içinde ayaklanmaların çıkmasına neden oldu. İttihatçılar, 1910 yılında Balkan devletlerinin Türkiye’ye karşı ittifakını önlemek için çıkardıkları kanunun padişah tarafından tasdik edilmemesi istendi fakat padişah bu kanunu onayladı. Böylece Balkan devletlerinin Osmanlı Devleti’ne karşı birleşmesini dolayısıyla Balkan Harbi’nin çıkmasını sağladı. Diğer taraftan Trablusgarp’ın teslimini isteyen İtalta 1911 yılında Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti, kazanan İtalya böylece Afrika’da son Osmanlı toprağı olan Trablusgarp-Bingazi’yi Uşi Antlaşması ile aldı.

    1912 yılında Meclis-i Meb’usan feshedildi, böylece II. Meşrutiyet’in ilk gerçek çok partili dönemi sona erdi. Bu sırada İtalya ile savaş devam ederken Balkan devletleri de savaş hazırlığına girişti; önce Arnavutlukların isyanı baş gösterdi. Padişah da bir ilk olarak parlamenter sisteme uygun olarak hükümet bunalımını çözmek adına ilgili kimseler ile görüşmelere başladı.

    Balkan Harbi bastırırken ordu içindeki partizanlık ağır yenilgilere neden oldu ve Ege adaları, Edirne’ye kadar tüm Rumeli kaybedildi.

    1914 yılında padişahın da katıldığı bir merasim ile meclis İttihat ve Terraki hakimiyeti altında yeniden açıldı. Ancak çok yanlış kararlar çıktı öyle ki Talat-Enver-Cemal üçlüsü neredeyse kabinede tek söz sahibi idi ve bu üçlü Almanya ile gizli ittifak yapmalarının yanı sıra partinin ve kabinenin haberi olmadan ülkeyi savaşa soktu. Padişah ise hiç istemediği bu oldu bitti karşısında İngiltere, Rusya ve Fransa’ya karşı savaş ilan etmek zorunda kaldı. 1916 yılında Çanakkale ve Irak cephelerindeki başarılar konuşulurken 1917 yılında artık zaferlerden söz edilemiyordu. Talat Paşa hükümeti Sultan Mehmet Reşat’ın birlikte çalıştığı son hükümet oldu zaten bu dönemde padişah sarayına kapandı sadece hükümetin istediği protokollere katıldı.

    ÖLÜMÜ
    Uzun süredir şeker hastası olan padişah artık ziyaretlerde zorlanıyor, merasimlere güçlükle katılabiliyordu. Bundan sonra da sarayına kapandı ve vefatına kadar dışarı çıkmadı. Baş katibin getirdiği evrakları odasında imzalayan padişah Mondros Mütarekesi’nin imzalandığını göremeden 1918 yılında hayatını kaybetti. Naaşı Eyüp’te kendi adına yaptırdığı türbeye defnedildi.

    Onun dönemi Osmanlı Devleti’nin devamını sağlamak için yapılan son deneme oldu ve bu deneme devletin dağılmasıyla son buldu. Bunun yanında millî birlik ve demokrasi fikri gelişti. Eğitimde, hukukta ve sosyal alanda önemli reformlar yapılarak millî Türk devletinin temelleri atıldı.