Türk Büyükleri Günü ile İlgili Kompozisyon Örneği

'Ders notları' forumunda Wish tarafından 20 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu


  1. Türk Büyükleri Günü Hakkında Kompozisyon Örneği
    Türk Büyükleri Günüyle İlgili Komposizyon

    29 Mayıs günü Fatih Sultan Mehmetin İstanbulu fethetmesi, Ortaçağı kapatıp Yeniçağı başlatması ile önemli bir gündür Bu yüzden 29 Mayıs günü hem “Fetih Günü hem de “Türk Büyükleri Günü olarak anılmaktadır

    “Geçmişini bilmeyen geleceğini göremez sözü yeni yetişen neslimizin kendi tarih, kültür ve değerlerini tanıması için söylenmiş bir sözdür.

    Sinan, Türk mimarlık sanatının en büyük ustalarından biridir. Yurdumuz onun ölümsüz yapıtları ile doludur. Sinanın eserleri bugün bile görenleri hayran bırakmaktadır. Eserlerinde incelik, sağlamlık ve güzellik göze çarpar.

    Sanat anlayışında meydana gelen değişikliklere rağmen Onun eseri, değerini korumaktadır. Kötü doğa koşulları, yağmurlar, rüzgarlar, seller, depremler bu eserlerin güzelliğini, sağlamlığını, inceliğini bozamamıştır. Sinanın büyüklüğü, yapılarının ölmezliği, buradan gelmektedir.

    Türkler güzel sanatların, mimari, süslemecilik, oymacılık ve yazı (hat) dallarında eşsiz eserler ortaya koymuştur. Bütün dünyanın beğenisini kazanan bu yapıtlar müzelerimizin en değerli hazinesidir.

    Mimarlık alanındaki yapıtlarıyla kendini dünyaya kabul ettiren Mimar Sinan bazı kaynaklara göre 29 Mayıs 1490 günü Kayserinin Kesi bucağına bağlı Ağırnas köyünde doğmuş. Çocukluğunda arkadaşları bilinen oyunları oynarken O; bahçelere, bağlara su yolları, köprüler, topraktan kaleler, evler yapardı.

    Yaşadığı devirde Anadolunun genç ve sağlıklı çocukları köylerinden, yurtlarından devşirilir, saraya getirilirdi. Eğitimlerine özen gösterilen bu çocuklar, sonradan yeniçeri olarak veya devletin öteki işlerinde görevlendirilirdi.

    Sinan, Yavuz Sultan Selim zamanında devşirilerek İstanbula getirildi. Sarayda acemi oğlanlar okuluna verildi. Bu okulda okuma yazmanın yanı sıra uygulamalı sanatlar da öğretiliyordu. Sinan marangozluğu seçti. Ünlü ustaların yanında cami, han, çeşme ve hamamların yapımında çırak olarak çalıştı. Sonra askeri mimar olarak görev yaptı. 1535′te Osmanlı ordusunun İran seferi sırasında Vanı almaya giden askerler arasında Sinanda vardı. Van Gölü kıyısında askerlerin karşıya geçmesi için gemi yapılması gerekti. Bu iş Sinan tarafından gerçekleştirildi. Barbaros Hayrettin Paşa ile İtalya sahillerini dolaştı, bu arada Bağdat seferine katıldı. Savaşta köprüler yaparak orduya zafer yollarını açtı.

    Sefer dönüşü Sinan tümüyle mimarlık mesleğine girdi. Mimar Hasekisi sanını aldı. 1538′de saraya mimarbaşı oldu.
    O yıllarda Osmanlılar; dünyanın büyük bir bölümüne egemendi. Sinan İstanbulda Bizans mimari eserlerini inceledi. Yavuz Selimin doğu seferlerine, Kanunî Sultan Süleymanın batı seferlerine katıldı. Dünyanın ünlü mimarî yapıtlarını yakından gördü, onları incelemek fırsatını buldu. Hiç bir zaman gördüklerini taklit etmedi.
    Sinanın bilinen 315 eseri vardır, bunun 73′ü cami, 49′u mescit, 50si medrese, 7si kitaplık, 17si imaret, 6sı hastane, 7si su kemeri, 7si köprü, 18′i kervansaray, 5′i buğday deposu, 31′i hamam, 18′i türbedir.
    İlk eseri Kanunî Sultan Süleymanın oğlu Şehzade Mehmet adına 1543 yılında yaptığı Şehzade Camiidir. Cami 1548 yılında bitti.
    Sinanın yapıtlarında, durmadan kendini aşma, daha iyiye, daha güzele varma çabası görülür. En büyük amacı «işte bu yaptığım eser en iyisi» diyebilmekti. Fakat arka arkaya yarattığı eserlerden sonra en görkemlisi olan Edirnedeki Selimiye Camii için bile «İşte en iyisi» diyemedi. En iyiye, en güzele ulaşmak için hep çalıştı. Bütün yapıtları birbirini aşan birer sanat anıtıdır. Kendi anlatımına göre, sanat yaşamını üç bölüme ayırır. Buna göre Sinan; Şehzade Camisini çıraklık, Süleymaniye Camiini kalfalık, Selimiye Camiini de ustalık devrinin eserleri olarak nitelendirir.

    O devirde saray baş mimarinin görevleri oldukça yüklü idi. İstanbulun imarı, caddeleri, kaldırımları, su yolları, kentin alt yapı işleri, evlerin yapımında belli kuralların uygulanması, kale yapımlarının denetimi hep baş mimarın görevleri arasında idi.

    Mimar Sinan İstanbulun su yolları ile uğraşırken 1550 – 1560 yılları arasında Süleymaniye Camiinin yapımını tamamladı. Anlatılanlara göre «Sinan, Süleymaniye Camiini yapmak için iki yıl İstanbulda yer arar. Caminin şimdi bulunduğu yere temel kazdırır. Toprağın kayıp kaymadığını, temelin sağlam olup olmadığını denemek için temelin üstüne cam döktürür ve dört yıl bekler. Bu arada Sinanı çekemeyenler Kanunîye şikayet ederler, “Dört yıldır yapıya başlamadı derler. Sinan temelin sağlam olduğunu anladıktan sonra caminin yapımını hızla sürdürür. Kubbenin yapımı bittikten sonra ses yansımasını ayarlamak için, geceleri yapıya gelir. Kubbenin altında nargile içer. Su sesinin duvarlara yansımasını dinler, caminin iç bölümlerini ona göre yapar.

    Süleymaniye Camiinin yapımı tamamlandıktan sonra Sinan caminin anahtarlarını Kanunî Sultan Süleymana verdiği zaman çok mutlu idi. Padişah Sinana

    -Yapımını gerçekleştirdiğin bu Tanrı evini dua ederek açmak sana düşer. Dedi.

    Mimar Sinanın yapıtlarının bir özelliği de kimin için yapılmışsa o kişiyi çeşitli yönleri ile yansıtmasıdır. Örneğin Kanunî Sultan Süleymanın kızı Mihrimah Sultan adına yaptığı Edirnekapıdaki Mihrimah Sultan Camii ince ve zarif görünümüyle bir kadını, Süleymaniye Kanunî Sultan Süleymanın görkemini yansıtmasıyla ün kazanmıştır. Edirnedeki Selimiye de ikinci Selimin şair ruhunu anlatan incecik zarif minareler vardır. Her minarede bulunan üç şerefeye üç ayrı merdivenden çıkılması, dünya mimarisinde o güne kadar uygulanmamış bir işlemdi.
    Mimar Sinan yapıtlarında hiç bir planı ikinci defa kullanmamıştır. Her yeni yapıtına yeni buluşlarını eklerdi.
    Mimar Sinanın evi İstanbulun Süleymaniye semtinde idi; adına bir okul ve bir sebili vardı. Öldükten sonra Süleymaniye Camiinin bahçesindeki türbesine gömüldü.

    Sinan, paraya önem vermeyen bir kişiydi. Osmanlı İmparatorluğunun en zengin yıllarında yaşadı. Ünü dünyanın her yönüne yayılmış olan bu büyük mimar hiç zengin olmadı. Yanında çalışanların emeklerinin karşılığını tam olarak verdi. Kendisi yüz yıllık yaşantısında hep para sıkıntısı çekti. Dünya mimarlık tarihine adını altın harflerle yazdıran Koca Sinanın ruhu gibi, esin kaynağı ve gönlü de zengindi.
     


Yükleniyor...