Türk beşler ne demektir?

'Bunları biliyormusunuz' forumunda Büsra tarafından 22 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. Türk beşler ne demektir?
    Türk beşler nedir
    Türk beşleri



    Beşlerin en yenilikçisiydi
    Türk Beşlerinin sonuncusu Necil
    Kazım Akses hayata gözlerini yumdu. Akses, bestelerinde yerel müzik kültüründen
    de yararlanmıştı


    ANKARA – Çağdaş Türk müziği tarihine Türk
    Beşleri diye geçen grubun hayattaki son temsilcisi Necil Kazım Akses,
    dün 91 yaşında hayata gözlerini yumdu. Necil Kazım Aksesin ölümüyle
    aralarında Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Anlar
    ve Ahmed Adnan Saygun gibi ustaların yer aldığı Türk Beşleri
    dönemi de sona ermiş oldu.
    İlk kuşak bestecilerimiz arasında öncü
    akımlara ve yeni müzik tekniklerine en fazla yakınlık gösteren besteci
    olarak nitelendirilen Necil Kazım Akses, 6 Mayıs 1908′de İstanbulda doğdu,
    7 yaşında keman dersleri almaya başladı. 14 yaşında Mesut Cemil
    Bey ile viyolonsel çalışan sanatçı konservatuvarın ardından eğitimini Viyana ve
    Pragda sürdürdü.
    Ankara Devlet Konservatuvarında öğretmenliğin yanı sıra yöneticilik ve kültür
    ataşeliği de yapan Aksel, 1971′de Devlet Sanatçısı unvanını almıştı. Akses,
    orkestra ve koro eserleri yanında, konçertolar, oda müziği parçaları, şan
    ve piyano parçaları ile sahne müzikleri de besteledi. Çağımızın çeşitli
    kompozisyon tekniklerini ve stillerini yakından tanıyan Necil Kazım Akses, ilk
    döneminde daha çok halk müziği, daha uzun olan ikinci dönemindeyse
    klasik Türk müziği birikiminden yararlandı. Sanatçı yaratıcılığını 80 yaşından sonra
    da sürdürmüş, örneğin 5. Senfonisini bu dönemde yazmıştı. Türk müziğine
    sayısız
    eser kazandıran Aksesin Ankara Kalesi adlı senfonik şiiri, piyano
    için Minyatürler, keman ve viyola konçertoları, orkestra için Konçerto ve
    Balladı, beş senfonisi ve
    yaylılar için dört Kuarteti başlıca yapıtları
    arasında sayılabilir.
    Bir yıldır rahatsız olan sanatçının cenazesi
    perşembe günü düzenlenecek törenle defnedilecek. Ancak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve
    Devlet Konservatuvarı aralarında karar veremedikleri için yetkililer kesin bir açıklama
    yapamıyor. Her iki kurum da töreni kendi bünyesinde düzenlemek istiyor.
    Sanatçının ölümü üzerine Kültür Bakanı İstemihan Talay, Necil Kazım Aksesi
    Türk müziğinin mimarı olarak nitelendirdi ve Türk Beşlerinin en genci
    ve sonuncusunun yitirilişinden duyduğu üzüntüyü belirtti. (Kültür Sanat)Bugünü etkileyenlerden
    Ahmet
    Say
    Necil Hocanın en önemli özelliği diğer Türk Beşleri gibi sıfırdan
    başlamasıdır. Türkiyede kompozisyonu sıfırdan oluşturdular, kurumsallaştırdılar.
    Türk müziğini çağdaş ölçüde
    bir seviyeye getirdiler. Necil Kazım Aksesin ayırt edici vasfı ise
    yenilikçi, hatta avangard akımlara yakın olmasıydı.
    Ayla Erduran
    Kendisini çok
    takdir ediyordum ve seviyordum. Müziğin babası gibi, Türkiyenin iftihar edebileceği
    bir insan. İdil Biret, Ayşegül Sarıca ve ben konserlerimizde kendisinin
    eserlerini seslendirirdik ve hepimiz çok severdik.
    Suna Kan
    Benim
    müzik hayatımda çocukluğumdan beri yeri olan bir büyük ustayı kaybetmenin
    üzüntüsünü yaşıyorum. Yaratıcıların, bestecilerin belki de en büyük şansları ölseler
    de besteleri ve eserleri ile yaşayacak olmalarıdır. Necil Kazım Aksesin
    yetiştirdiği ikinci üçüncü kuşakların müziğe olan etkileri hala ortadadır.

    Tuluyhan Uğurlu
    Çok üzüldüm. Adnan Saygun, Necil Kazım Akses, Cemal Reşit
    Rey, bunların yerleri doldurulmaz. Bu insanların açmış oldukları yolda biz
    ilerliyoruz. Onların besteleri ile açtıkları yoldan ilerlemekten onur duyuyoruz.
    Hasan Ferit Alnar, (1906-1978) dünya müzikçileri arasında “geleneksel müzikten
    gelerek evrensel müziğe geçen ve bu alanda uluslararası başarılar elde
    etmiş türk bestecilerindendir. Klasik Türk Müziği öğeleriyle Batı müziği tekniklerini
    bağdaştırma çalışmalarıyla tanınır.
    Küçük yaşta geleneksel sanat müziğine başlayan ve
    on dört yaşındayken İstanbulda bir “kanun virtüozu olarak ün yapan
    Alnar, ilk gençlik yıllarında özel olarak armoni, kontrpuan ve füg
    dersleri alarak yeteneğini çoksesli müzik alanına kaydırdı. 16 yaşındayken ilk
    bestesini yaptı. O yıllar İstanbul Sultanisinde okuyor, aynı zamanda geceleri,
    Darüt Talimi Musikisi topluluğuyla sahneye çıkıyordu. Yine o sıralar aynı
    toplulukla Berline giderek Alman Polydor firması için birkaç plak doldurdu.
    Bu yolculuklarından birinde Berlin Yüksek Okul müdürü ve besteci Franz
    Schreker ile tanışan Alnar çok sesli bestelerinin Schrekerin ilgisini çektiğini
    görünce, bitirmek üzere olduğu İstanbul Mimarlık Akademisinden ayrıldı ve devlet
    bursuyla 1927′de Viyanaya yerleşti. Viyana Devlet Müzik Akademisinin bestecilik bölümünde
    Joseph Marxın öğrencisi oldu, ardından Oswald Kabas ile orkestra şefliği
    çalıştı.
    1932de Türkiyeye döndü ve İstanbul Şehir Tiyatrosunda orkestra şefliği,
    Belediye Konservatuarında müzik tarihi hocalığı yaptı. 1936da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına
    (Riyaset-i Cumhur Filarmoni Orkestrası) şef olarak atandı ve Ankarada ilk
    opera temsilerini hazırladı. Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrasının şefi Dr. Praetoriusun ani
    ölümü üzerine, orkestranın şefliğini 1946 yılında üstlenen Hasan Ferit Alnar,
    altı yıl boyunca sürdürdüğü bu görevi, sağlığının bozulması dolayısıyla bırakmış,
    bir süre sonra tekrar Viyanaya yerleşip çeşitli orkestraları konuk şef
    olarak yönetmiştir. 1964 te yurda döndükten sonra sanat yaşamını başkentte
    sürdürmüştür.
    Yapıtlarında Klasik Türk müziği bilgisinden büyük ölçüe yararlanan Alnarın
    bu açıdan en çok dikkati çeken yapıtı, 1944-1951 yılları arasında
    bestelediği Kanun ve Yaylı Sazlar Orkestrası İçin Konçertodur. İlk kez
    1958de yaylı sazlar dörtlüsü eşliğinde Ferit Alnar tarafından Ankarada seslendirilen
    yapıt, daha sonra Cem Mansur yönetimindeki orkestra eşliğinde Ruhi Ayangil
    tarafından uzunçalara kaydedildi. Bu konçertoyla, Türkiyede ilk kez geleneksel bir
    çalgıyı “solo olarak değerlendirmiştir.
    Türk halk müziğine de ilgi gösteren
    Hasan Ferit Alnar, halk müziği gereçlerini örneğin “Prelüd ve iki
    Dans adlı orkestra yapıtında kullanmıştır. Bestecinin en çok seslendirilen yapıtlarından
    bir başkası da "Viyolonsel Konçertosu"dur. Sanatçı, Türkiyede çekilen tümüyle renkli
    ilk film olan Halıcı Kızın müziğini de bestelemiş ve kanunu
    kendisi seslendirmiştir. Klasik Türk Müziği alanındaki besteleri ise son dönemde
    sık sık seslendirilmeye başlamış ve kayıtları yayınlanmıştır.
    Türk beşlerinin
    içinde yer alan Alnar, teksesli Türk Müziğinden yetişmiş olmasıyla ayrı
    bir yere sahiptir.
    KANUN KONÇERTOSU
    Ferid ALNAR daha önce tasarladığı
    bu konçertoyu 1946 yılında Romada bulunduğu sıralarda yazmaya başlamış ve
    ertesi yıl Ankarada tamamlamıştır. Kanun Konçertosu ilk defa 1951 yılında
    Viyana Radyosunda Viyana Senfoni Orkestrası işliğinde yayınlanmıştır. ALNAR, daha sonraları
    konçertonun 3. bölümünü beğenmeyerek bu bölümü yeniden yazmıştır. İlk bölümü
    teması Giriftzen Asım Beyin "Rast Peşrev"inden esintilidir. Kadansta kanun taksimi
    sergilendikten sonra,ana temanın tekrarlanmasıyla bölüm biter. İkinci bölüm kanun ve
    orkestranınm diyaloğunu saba makamının etkisinde mistik bir hava ile sürdürür.
    Hareketli üçüncü bölümde ana tema kanun ve orkestra tarafından birlikte
    işlenerek Rast Peşrevine ulaşan çizgilerle sona erer.
    Eser bestecisinin dışında
    Ruhi AYANGiL ( 1988, Ankara) ve Tahir AYDOĞDU (1997,İstanbul,CRR Senfoni
    Ork.),2O-21 Kasım I998 Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şef T.Strugala tarafından seslendirilmiştir.7
    Aralık 1998′de de SCA Vakfının düzenlediği ödül töreni ile 1998
    yılı en büyük ödülü cumhurbaşkanımız tarafından F.ALNARa verilmiş, bu ödül
    töreni sonrası konçerto Anadolu Yaylı Çalgılar Dörtlüsü ve Tahir AYDOĞDU
    tarafından tekrar seslendirilmiştir. Aynca 26-27 Şubat I999′da İzmir Devlet Senfoni
    Orkestrası ile şef Hikmet ŞİMŞEK yönetiminde Kanun Konçertosu Tahir AYDOĞDUnun
    solistliğinde tekrar seslendirilmiştir.
    Eserleri
    ŞAN VE ORKESTRA ESERİ
    “Üç
    Şarkı, soprano ve orkestra için, 1948.
    ORKESTRA ESERLERİ VE
    KONÇERTO
    “Romantik Uvertür, 1932. “Prelüd ve İki Dans, 1935. “Türk Suiti,
    1936. “İstanbul, Orkestra Suiti, 1937 – 1938. “Viyolonsel Konçertosu, 1943.
    “Kanun Konçertosu kanun ve yaylılar orkestrası için, 1944 – 1951.
    ODA VE SAHNE MÜZİKLERİ
    Trio, “Fantezi, 1929. “Süit, keman ve
    piyano için, 1930. Yaylılar Kuarteti, 1933. “Yalova Türküsü, 1932. “Sarı
    Zeybek, 1932. Goethenin “Faustu üzerine müzik, 1944.
    FİLM VE
    GELENEKSEL MÜZİK ESERLERİ
    “İstanbul Sokakları, 1931. (Film Müziği) “Namık Kemal, 1949.
    (Film Müziği) “Halıcı kız, 1953. (Film Müziği) “Kelebek Zabit, tek
    sesli operet, 1922. “On Saz Semaisi, 1926. “Bayati Araban Peşrev,
    1927. “Bayati Araban Saz Semaisi, 1927. Segah Peşrev, 1927. “Sözsüz
    Romans


    Alıntı..