Tevfik Fikret Edebi Hayatı ve Ölümü

'Biyografi' forumunda Belinay tarafından 9 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Tevfik Fikret

    Doğum 24 Aralık 1867/İstanbul
    Ölümü 19 Ağustos 1915/İstanbul
    Meslek Yazar, şair, öğretmen
    Dönem Servet-i Fünun
    Tevfik Fikret, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecinde yetişmiş olan şair, öğretmen, yazardır. Servet-i Fünun (Edebiyat-ı Cedide) topluluğunun başını çeken Tevfik Fikret, devrimci ve idealist fikirleriyle Mustafa Kemal başta olmak üzere dönemin önemli isimlerini etkiledi. Türk edebiyatının batıya yönelmesinde payı vardır. Bir dönem Galatasaray Spor Kulübü'nün yönetiminde yer aldı. Galatasaray Lisesi'nde öğretmenlik ve müdürlük yaptı. Şiire ilk başladığı yıllarda Nazmi mahlasını kullandı. Abdülhamit yönetimine olan sert muhalefetiyle bilinir. İlk zamanlar yönetime övgüleri olsa da sonraları şiddetli öfkeyle karşımıza çıkar ve bu durum şiirinde kendini gösterir. Dönemin ünlü şairlerinden Mehmet Akif ile tartışmalara girdi. Gençliğe örnek gösterdiği ''Haluk'' karakterine, Mehmet Akif ''Asım'' ile karşılık verdi.

    HAYATI
    AİLE HAYATI

    24 Aralık 1867'de İstanbul Kadırga’da doğdu. Asıl adı Mehmed Tevfik’tir. Babası Hüseyin Efendi, Çankırı’dan ayrılıp İstanbul’a yerleşmiş Ahmet Ağa’nın oğlu idi. Hüseyin Efendi, oğlu doğduğu yıl İstanbul’da belediye meclis üyesi ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nde memurdu. Sonraki yıllarda Osmanlı Devleti’nin Hama, Nablus, Akka, Urfa,Halep mutasarrıflıklarında bulundu. Annesi Hacı Hatice Refia Hanım, 1822'deki Yunan ayaklanmasında kimsesiz kalıp Osmanlılar’a sığınmış ve Müslüman olmuş iki Sakızlı Rum çocuğunun kızı idi. Mehmed Tevfik'in Sıdıka adlı bir kız kardeşi vardı. Hac ziyaretine giden annesi Refia Hanım, 1879’da dönüş yolunda kolera nedeniyle ölünce Tevfik Fikret, 12 yaşında öksüz kaldı. Babası, saraya jurnal edilerek Arabistan’a sürgüne gönderildiği için kız kardeşi ile kendisinin bakımını anneannesi ve büyük yengesi üstlendi. 1890'da dayısı Mustafa Bey’in kızı Nazime Hanım ile evlendi.

    EĞİTİM HAYATI

    Aksaray’daki Mahmudiye Valide Rüştiyesi’nde öğrenimine başlayan Tevfik Fikret, çok dindar bir ortamda yetişmekteydi. Okulu, Rumeli’den İstanbul’a gelen göçmenlere tahsis edilince öğrenimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Bu yeni okula girişi hayatında bir dönüm noktası oldu. 11 yıl öğrenim gördüğü okulunda devrin önemli edebiyatçılarından Recaizade Mahmud Ekrem, Muallim Naci, Muallim Feyzi gibi seçkin öğretmenlerin öğrencisi oldu. Şiir yazmaya lise yıllarında başladı. Öğretmenlerinin teşviki ile yazdığı ilk şiiri, Tercüman-ı Hakikat'te yayımlandı. Nazmi mahlasıyla yazılmış, gazel tarzında bir şiirdi. Okulu 1888 yılında birincilikle bitirdi.

    MESLEKİ HAYATI

    Mezun olduğu yıl, Hariciye Nezareti İstişare Odası (Dışişleri Bakanlığı Enformasyon Dairesi)’nde katip olarak işe başlayan Mehmed Tevfik, kısa bir süre sonra geçtiği Maarif Mektubi Kalemi’nden bir yıl dolmadan istifa ederek ayrıldı. Sadaret Mektubi Kalemi’nde kısa bir süre çalıştıktan sonra 1889 Ağustos’unda İstişare Odası’nda tekrar muavin olarak göreve başladı. Bir yandan da Yüksek Ticaret Okulu’nda Fransızca ve Türkçe dersleri vermekteydi. Osmanlı Lisanı Öğretmenliği Sınavı'nı kazanarak 1892’de çok sevdiği Mekteb-i Sultani’ye atandı. İlkokul üçüncü sınıf Türkçe öğretmeni olarak göreve başladığı okulda, Muallim Naci'nin vefatı üzerine edebiyat öğretmeni olarak çalışmaya devam etti. Hükümetin bütçede kısıntı yapıp memur maaşlarını yüzde on kesmesine tepki olarak 1895'te okuldan ayrıldı ve inzivaya çekildi. Maarif Nazırı Abdurrahman Şeref'in çağrısı üzerine Mekteb-i Sultani Müdürlüğü'nü kabul etti ve 1895'te istifa ettiği okula 1909 başında müdür olarak döndü. 31 Mart ayaklanmasından sonra, meşru saymadığı bir hükümet için çalışamayacağını söyleyerek eşiğine kadar geldiği istifadan onu öğrencileri döndürdü. Ne var ki bir süre sonra eski Maarif Nazırı'nın yerine atanan yeni nazır Emrullah Bey'le anlaşmazlığa düştü ve 1910'da görevini kesin olarak bıraktı; bizzat Emrullah Bey'in ricası dahi onu kararından döndürmedi. Tevfik Fikret, 1896 yılı sonlarında Robert Koleji’nde de Türkçe dersleri vermeye başlamıştı ve bu görevi ölümüne dek sürdürdü.

    EDEBİ HAYATI

    Tevfik Fikret, Mirsad dergisinde "Bahar" şiirini yayımlayarak lise yıllarından beri süren suskunluğu bozdu; aynı yıl Mirsad'da 18 şiiri daha yayımlandı. Mirsad dergisinin kapanması ile şiir yayımlamaya ara veren Tevfik Fikret, öğretmenlik yaptığı sırada 1894'ten itibaren, arkadaşları Hüseyin Kazım ve Ali Ekrem'in ısrarı ile Malumat dergisinin başyazarlığını üstlendi. Derginin kapandığı 1895 Mayıs'ına kadar 25 şiiri yayımlandı. Bunlar, batı tarzında şiirler idi. Şair, o yıllarda padişaha bağlı bir çizgideydi. Derginin ilk sayısında padişah Abdülhamit'i öven "Tebrik-i Veladet" şiirini yayımladı. Servet-i Fünun, Tevfik Fikret yönetiminde çıkmaya başladığından itibaren bir edebiyat dergisi haline geldi. Şair, 1895 yılının Haziran ayında baba oldu. O sıralarda sanat yaşamının en verimli devresini yaşamaktaydı. Şiirlerini "Mehmed Tevfik" yerine "Tevfik Fikret" müstearıyla yayımlıyordu. Sanatta hem içerik hem biçimde atılım yapmayı ilke edinen, ağdalı dilleri ve karamsarlığı ile tanınan topluluğun hareketine ise Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat) denildi. Bu ekolde Fikret'in yanısıra Halit Ziya, Cenap Şahabettin, İsmail Safa, Mehmet Hüseyin Siyret gibi isimler bulunuyordu.1900 yılında ilgiyle karşılanan ilk kitabı “Rubab-ı Şikeste’yi (Kırık Saz)” yayımlayan Tevfik Fikret, Robert Kolej'de öğretmenlikle meşguldü. Ricası üzerine Servet-i Fünun'un yönetimini Hüseyin Cahit üstlenmişti. Birkaç ay sonra Servet-i Fünun kapandı. İstanbul’u ahlaksızlıkla suçlayıp lanetleyen ünlü "Sis" şiirini 1902 yılında yazdı.

    AŞİYAN VE İNZİVA DÖNEMİ
    Sıkıntılar içindeki şair, inzivaya çekilmek için Rumelihisarı'nda bir ev yaptırmaya başladı. Eve, eşi ve oğlu ile birlikte yerleşti. Bu mekana Aşiyan (yuva) adını verdi. Evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet etti. "Tarih-i Kadîm" şiirini din ve tarihe karşı, "Lahza-i Teahhur"'u Ermenilerin 1905'te II. Abdülhamid Han’a düzenledikleri suikastin başarısızlığına duyduğu üzüntü üzerine yazdı.1911’de yayımladığı "Haluk’un Defteri"’nde artık gençliğe seslenen ve onlara çalışkanlığı, yurt sevgisini öğütleyen şiirlere yer verdi. Aynı yıl yayımladığı "Rubab’ın Cevabı" adlı bir diğer şiir kitabında halkın acılarını işleyen şiirler vardı. Sürekli edebiyat üzerine düşünmekte ve Edebiyat-ı Cedide hareketinin içe dönük boyutunu aşacak bir edebiyat tavrına doğru ilerlemekteydi. Meşrutiyet'in ilanı, Tevfik Fikret'in inzivadan çıkmasını sağladı. Selanik'teki İttihat ve Terakki yönetiminin isteği üzerine "Millet Şarkısı" adlı marşı yazmıştı. Bu marş elden ele dolaştı. Meşrutiyet'in ilanından sonra "Rücu (Geri Alış)" adlı şiirini yazarak İstanbul'a savurduğu lanetleri geri aldı.

    OĞLU HALUK
    Haluk’un doğumundan itibaren onun ileride milleti bilgisiyle aydınlatacak bir kahraman gibi yetişmesini arzulayan Tevfik Fikret, 1909 yılında on dört yaşındaki Haluk'u İskoçya’nın Glasgow kentine gönderdi. Oğlunun vatan ve millet için faydalı bir birey olması arzusunu “Haluk’un Vedâı” ve “Promete” adlı şiirlerinde dile getirdi. Ne var ki Haluk, din değiştirip Hristiyanlığı seçti ve babasının düşlediğinden çok farklı bir yaşam sürdü.

    SON YILLARI VE ÖLÜMÜ
    Devrin yolsuzluklarını dile getiren “Han-ı Yağma”, yanlış bir kararla I. Dünya Savaşı’na girilmesini yeren “Sancak Şerif Huzurunda” isimli, eleştiri konulu şiirler yazdı. Mehmet Akif’in kendisine Süleymaniye Kürsüsünde yönelttiği suçlamalara 1914'te kaleme aldığı “Tarihi Kadim’e Zeyl” adlı ünlü şiiriyle yanıt verdi. Yalın bir dille ve hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerini 1914’te yayımlanan "Şermin" adlı kitapta topladı. Geçirdiği bir ameliyat sonrasında 19 Ağustos 1915’te Aşiyan'da hayatını kaybetti.