Tanzimat Dönemi Edebiyatının Oluşumu ve Özellikleri

'Ansiklopedik Bilgi' forumunda EyLüL tarafından 4 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. TANZİMAT EDEBİATI


    Avrupa’da Rönesans’la başlayan uygarlığın dil, kültür, sanat ve teknik açılardan gelişmesi, Osmanlı Devletine tam anlamıyla yansımamıştı. Bunun bir sonucu olarak Batı teknik olarak kendini yenilemiş, 18. yüzyıldan sonra savaşlarda Osmanlıya karşı zaman zaman üstünlükler sağlamış, kültürel anlamda Osmanlı üzerinde büyük bir etki alanı elde etmiştir.


    19. yüzyılda Osmanlı orduları her cephede yenilgiler almış ve bu yenilgiler sonrasında büyük topraklar kaybetmiştir. Eski görkemli günler aranır olmuştur. Devlet adamları, bu kötü gidişe dur diyebilmek için yeni tedbirler almış, yeni kanunlar çıkarmıştır. Batılılaşma, Osmanlı Devletinin kurtuluş reçetesi olarak görülmeye başlanmıştır. Yapılan ıslahatlarda batılı ülkelerin durumu esas alınmıştır. Hatta bu ülkelerdeki gelişmeleri daha iyi takip edebilmek için öğrenciler gönderilmiş, özellikle ordu içinde batılı generallere görev verilmiştir.


    Osmanlının batıya yönelişinin resmi belgesi niteliğinde olan Gülhanei Hattı Hümayun(Tanzimat Fermanı) batılı devletlerin dayatmasıyla 1839’da ilan edilmiştir.


    Tanzimat dönemi, aydınlarımızın toplum için kurtuluş ve değişim reçeteleri aradığı bir dönemdir. Sosyal ve siyasi anlamdaki değişimler, bir süre sonra sanat ve edebiyat çevrelerini de etkilemiş ve devletin bütün politikalarında istikametini çevirdiği batılılaşma, edebiyatımızda da etkisini göstermiştir.


    Tanzimat aydınları Divan edebiyatını sıkıcı ve boğucu, yeniliklere kapalı bulmuşlar, dilinin halka hitap etmediğini ifade ederek bu konuda yenilikler ortaya koymaya çalışmışlardır. Dönemin sanatçıları uygar, yenilikçi, ilerici, bilimsel gelişmelere açık kişilerdir. Hemen hepsi Fransız kültüründen etkilenmiş, Montesquieu, J.J. Rousseau, Voltaire gibi düşünürleri örnek almıştır. Roman, öykü, tiyatro ve gazete yazıları gibi türlerin ilk örnekleri verilmiştir. Edebiyatımızda vatan, ulus, eşitlik, hürriyet gibi toplumsal konular tartışılmaya başlanmıştır.


    Tanzimat edebiyatı 1860 yılında Şinasi ve Agâh Efendi tarafından çıkarılan Tercümanı Ahval gazetesiyle birlikte başlamıştır.1896 yılına kadar devam etmiş ve yerini Edebiyatı Cedide’ye bırakmıştır. Bu dönem sanatçılarının eserlerinde işledikleri konular, kullandıkları dil ve biçimler dikkate alındığında Tanzimat Edebiyatı iki dönemde incelenebilir. Ancak daha öncesinde bu edebiyatın bir oluşum safhası vardır. Bu döneme hazırlık dönemi de diyebiliriz.


    Hazırlık Dönemi(1839–1860)


    Tanzimat Fermanının ilanından Tercümanı Ahval’ in çıkışına kadar sürmüştür. Bu dönemde Batıdan çeşitli türlerde çeviriler yapılmış, Avrupa’yı gören aydınların gezi notları yayınlanmış, ilk gazete örnekleri verilmiştir. Gazetecilik bu dönemde aşama kaydetmiş, Takvimi Vekayi ve Ceridei Havadis bu dönemde çıkarılmıştır. Ayrıca ilk tercüme romanımız olan Telemak bu dönemde dilimize kazandırılmıştır. Bu dönemin sanatçıları Yusuf Kamil Paşa, Akif Paşa, Mütercim Asım, Sadık Rıfat Paşa’ dır.


    Birinci Dönem Tanzimat Edebiyatı (1860–1880)


    üBu dönem yazar ve şairleri edebiyatı bir araç olarak görmüşler, sosyal konuları işleyerek halkı eğitmeyi amaçlamıştır.

    üEserlerde sade bir dil kullanılması savunulmuş; ancak bunda başarılı olunamamıştır.

    üBu dönemde Roman, öykü, tiyatro, makale, eleştiri gibi türlerin ve gazeteciliğin ilk örnekleri verilmiştir.

    üHak, adalet, eşitlik, özgürlük gibi kavramlar ilk kez kullanılmıştır. Bu kavramların tartışılmasında gazete ve tiyatro önemli bir rol üstlenmiştir.

    üOrtaya konulan eserler teknik açıdan kusurludur.

    üDivan şiiri çok eleştirilmesine rağmen nazım biçimleri aynen kullanılmıştır.

    üBu dönemde aruz ölçüsü kullanılmakla birlikte heceyle de bazı denemeler yapılmıştır.


    3. İkinci Dönem Tanzimat Edebiyatı (1880–1896)


    üBu dönemde, “sanat için sanat” anlayışı benimsenmiş, dilde sadelikten uzaklaşılmıştır.

    üÖzellikle aydınlar özerindeki baskı bunların ferdi konulara yönelmesinde birincil etken sayılabilir. Bunda bu sanatçıların birinci dönem sanatçıları gibi mücadeleci bir ruha sahip olmayışları da önemli bir nedendir.

    üGazetelerde sosyal sorunlardan ziyade günlük olaylara yer verilmiştir.

    üTiyatro eserleri daha ziyade okunmak için yazılmış, sahne tekniğinden uzaklaşmıştır.

    üŞiirde bireysel konulara yer verilmiş, güzellik duygusu veren her şeyin şiire konu olabileceği savunulmuştur. Aşk, ızdırap, karamsarlık, felsefi düşünceler, özlem gibi konular işlenmiştir.

    üBu dönemde yapılan tartışmalar Serveti Fünun Edebiyatının doğuşunu hazırlanmıştır.

    üMuallim Naci bu dönemde Divan şiirini savunan tek sanatçıdır.

    Tanzimat edebiyatının Genel Özellikleri:


    1. Bu dönem şair ve yazarları, doğu kültüründen kopmamış, batı kültürünü de tam anlamıyla benimseyememiştir.

    2.Hepsi kendi imkânları ile özel eğitim görmüş, yabancı dil(özellikle Fransızca) öğrenmişlerdir.

    3.Sanatçıların büyük çoğunluğu Avrupa’yı görme imkânı bulmuş, batıyı yakından tanımışlardır.

    4.Fransız Devriminin etkisiyle hürriyet, eşitlik, sosyal adalet, meşrutiyet, dünya kardeşliği gibi kavramları benimsemiş, Osmanlı toplumuna da bu düşünceleri aşılamaya çalışmışlardır.

    5. Bu düşünceleri topluma aşılarken siyasi baskı altında olduklarını dile getirmişlerdir.

    6. Toplumu eğitmek iddiasını taşıdıklarından branşlaşma yerine her şeyden haberdar olmak, hiç olmazsa azar azar bir şeyler bilmek için okumuşlardır.

    7. Yukarıda sözü edilen sosyal ve siyasi düşünceleri ayrı kaynaklardan öğrenmemeleri nedeniyle kavram karmaşası içine düşmüşlerdir.

    8. Noktalama işaretleri ilk defa Şinasi tarafından kullanılmakla birlikte yaygınlık kazanmamıştır.

    9. Roman, hikâye, tiyatro, makale, eleştiri, tiyatro gibi türlerinin ilk örnekleri bu dönemde verilmiştir.

    10. Batıdan birçok tercüme yapılmış, böylelikle halkın okuyan kesiminin de batıyı tanıması sağlanmıştır.


    Tanzimat Edebiyatında Türler


    Hikaye ve Roman


    Roman türü edebiyatımıza çeviri yoluyla girmiştir. İlk çeviri roman Tercümei Telemak' tır. Bu eseri Yusuf Kamil Paşa, Fransız yazar Fenelon’dan çevirmiştir. Aynı eser daha sonra Ahmet Vefik Paşa tarafından bir kez daha çevrilmiştir.


    Daha sonra Victor Hugo’nun Sefiller adlı romanı Mağdurin adıyla çevrilmiştir. Ancak kimin çevirdiği eserde belirtilmemiştir. Daha sonra 1864’ te Ahmet Lütfi, Hikâyei Robinson çevirisini yapmıştır.


    İlk yerli romanımız Şemsettin Sami'nin Taaşşukı Talat ve Fitnat (1872) adlı eseridir. İlk edebi roman, Namık Kemal’in İntibah adlı eseridir. Asıl adı Son Pişmanlık olan bu eser 1874'te yazılmış, 1876'da İntibah yahut Sergüzeşti Ali Bey adıyla yayımlanmıştır. Yine Namık Kemal'in 1880'de yazdığı Cezmi, ilk tarihî roman özelliğini taşır.


    İlk realist roman ise Recaizade Mahmut Ekrem’in Araba Sevdası (1898)adlı eseridir. Eser Serveti Fünûn dergisinde yayınlanmıştır.Bu dönemin en dikkate değer eseri Sami Paşazade Sezai’nin Sergüzeşt adlı romanıdır.


    Nabizade Nâzım, köy hayatını, köy insanını konu edinen gerçekçi bir hikâye örneği olan Karabibik’i (1890) ve ilk tezli roman örneği olarak kabul edilen Zehra’yı kaleme alınmıştır.


    İlk hikâye örnekleri Ahmet Mithat'ın Letaifi Rivayat (1870) başlığı altında yayımlanan hikâyeleridir. Batılı anlamdaki ilk hikâye Sami Paşazade Sezai’ nin, Küçük Şeyler adlı kitabıdır.



    Tanzimat Roman ve Hikâyesinin Özellikleri


    üRoman ve hikâyelerinde sosyal ve tarihî konulara yer verilmiştir.

    üSosyal konulu roman ve hikâyelerde doğubatı çatışması ve bu çatışmanın doğurduğu sorunlar ve bunalımlar ele alınmıştır.

    üTarih konuların işlendiği romanlarda ise devletin durumundan kaynaklanan umutsuzluktan dolayı, geçmişte kazanılan başarılara sığınıldığı görülür.

    üEserlerde kahramanlar tek yönlü olarak ele alınmıştır. İyiler çok iyi, kötüler çok kötüdür. İyiler ödüllendirilmiş, kötüler cezalandırılmıştır.

    üRoman ve hikâyelerde olayların gelişimi ya yazar ağzından anlatılmış ya da tesadüflere bırakılmıştır.

    üRoman ve hikâyeler öğütle biter, iyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

    üHikâye ve romanlar, romantizmin, klasizmin ve realizmin etkisindedir.

    üBazı yazarlar, roman ve hikâyelerin akışına müdahale ederek uzun ansiklopedik bilgiler vermeye çalışmıştır.

    üEserlerin konuları genellikle İstanbul ve çevresinde geçer. Kahramanlar ise aydın çevrelerden seçilmiştir.

    üEserler teknik açıdan kusurlu olsalar da ilk olmaları yönüyle önemlidir.


    Şiir


    üNesirle birlikte yenileştirilen ilk türdür. Tanzimat şiiri Divan şiirine göre daha canlı, konu yönüyle daha zengindir.

    üTürk şiirinde yenileşme hareketi Şinasi ile başlamıştır. Ancak yenileşmenin en ciddi ismi Abdülhak Hamit olmuştur.

    üTanzimat şiiri yeni bir dünya görüşü, hayat anlayışı peşindedir. Divan şiirinden ayrılan en belirgin özelliği da toplumcu olmasıdır.

    üI. Dönemde yazılan şiirlerin dili daha sade iken II. Dönemde dil biraz daha ağırlaşmıştır.

    üTanzimat şiirinde şekil eski, öz yenidir. Divan edebiyatının ölçü, kafiye, nazım birimi gibi
    şekil özellikleri aynen korunarak ilk defa sosyal ve felsefî konular işlenmiştir.

    üTanzimat şiirinde Divan şiirinden farklı olarak şiirlere isimler verilmiştir.

    üDivan şiirinde parça güzelliği önemsenirken Tanzimat şiirinde konu bütünlüğü önemsenmiştir.

    üI. Dönem sanatçıları daha çok sosyal ve siyasi konular üzerine eğilirken, II. Dönem sanatçıları bireysel ve felsefi konulara yönelmiştir. Bu şekilde şiirin konusu genişletilmiştir.

    üBu dönemde ilk defa "Türk Şiirinin Kaynağı" araştırılmış, bilimsel açıklamalar getirilmeye çalışılmış; Ziya Paşa "şiirimizin kaynağı divan şiiri" derken, Namık Kemal "Şiirimizin kaynağı halk şiiridir", demiştir.


    Tiyatro


    üTanzimatçılarla birlikte edebiyatımıza giren tiyatroda, romanda olduğu gibi tarihî ve sosyal konular işlenmiştir.

    üTanzimat’ın daha ilk yıllarında tiyatro binaları yapılmaya başlanmış, yabancı tiyatro grupları zamanla yerlerini yerli topluluklara bırakmıştır.

    üİlk ciddi Türk tiyatrosu 1867'de kurulan yarı Osmanlı Tiyatrosudur. Bu tiyatro, Ahmet Mithat'ın Çerkez Özdenler adlı dramının hürriyet duygularını aşıladığı bahane edilerek 1884'te II. Abdülhamit tarafından kapatılmıştır.

    üBu dönem tiyatro çalışmaları telif, tercüme ve adaptasyon olmak üzere üç şekilde yapılmıştır.

    üAbdülhak Hamit ‘ in dışındaki sanatçılar üç birlik kuralına uymaya çalışmıştır.

    üTiyatro eserlerinde iyiler çok iyi, kötüler çok kötüdür. Eserler, öğütle biter. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır.

    üBu dönem tiyatrosu batı tiyatrosunun etkisi altındadır. Özellikle Shakspeare ve Molliere tiyatro yazarlarımızın taklit ettikleri büyük ustalardır.

    üİlk tiyatroları, İtalyan ve Fransız girişimciler kurmuştur. Hoca Naum, Hasköy, Şark ve Ortaköy tiyatroları ilk yerli tiyatrolardır.

    üHayrullah Efendi 1844’te Hikâyei İbrahim Paşa be İbrahimi Gülşeni adlı eseriyle ilk oyun denemesini yapmıştır.

    üYayınlanmış ilk tiyatro eseri, Şinasi’nin 1859' da yazıp 1860 yılında Tercümanı Ahval’ de yayınladığı Şair Evlenmesi adlı tek perdelik töre komedisidir.

    üBu dönemde Ahmet Vefik Paşa, tercüme ve adaptasyon tarzındaki eserleriyle Türk tiyatrosunun kurucusu olarak kabul edilebilir.


    Gazetecilik


    Tanzimat dönemi gazeteciliği, edebî çalışmalarla çok yakından ilgilidir. Basın hayatı, resmî bir gazete olan Takvimi Vakayı (1831) ile başlar. Tanzimat'ın ilânından sonra yarı resmi Ceridei Havadis (1840) ile devam eder. Bunu meslekî bir gazete olan Vakayii Tıbbiye takip eder.


    Özel Türk gazeteciliği 1860'da Agâh Efendi ile İbrahim Şinasi’nin çıkardıkları Tercümanı Ahval ile başlar. Şinasi daha sonra Tasviri Efkâr'ı (1862) çıkarır.


    Ali Suavi 1866'da İstanbul'da yönettiği Muhbir'i Avrupa'ya kaçtıktan sonra Londra'da çıkarmaya devam eder (1867).Ziya Paşa, 1868'de Londra'da Namık Kemal ile birlikte kurduğu Hürriyet’i 18691870'te Londra ve Cenevre'de tek başına çıkarmayı sürdürür. Namık Kemal, Avrupa dönüşü İbret'i (1871) çıkarmaya başlar.


    Ahmet Mithat, Devir (1872), Bedir (1872) gazetelerini, sonrada Tercümanı Hakikat'i (1878) çıkarır.


    Dönemin tanınmış diğer gazeteleri de şunlardır:


    Basiret (1869) İstanbul (1867), Hadika (1872), Siraç (1873),Vakit (1875), Mecmuaî Ebuzziya (1879)


    Edebiyatımızdaki ilk dergi Münif Paşa’nın çıkardığı Mecmuayı Fünun’dur(1861). İlk mizah dergisi ise Teodor Kasap’ın çıkardığı Diojen’dir(1869).



    Tenkit (Eleştiri)


    Bu dönem eleştiri yazılarında Divan edebiyatının etkisiz hâle getirilmesi, batı eksenli yeni edebiyatın yaygınlaştırılması amaçlanmıştır. Edebiyatımızdaki ilk eleştiri yazısı Namık Kemal’ in “Lisanı Osmaninin Edebiyatı Hakkında Mülahazatı Şamildir.” başlıklı yazısıdır. Yazar bu makalede Divan edebiyatını eleştirmiştir.


    Ziya Paşa, Hürriyet gazetesinde çıkan "Şiir ve İnşa" (1868) makalesinde Divan edebiyatını eleştirmiş, asıl edebiyatın Halk edebiyatı olduğunu iddia etmiştir."Gayrii millî ve suni olmakla suçladığı Divan edebiyatını 1874'te Harabat Mukaddimesinde tekrar savunmuştur. Namık Kemal Ziya Paşa’nın zik zaklı tutumunu Tahribî Harabat ve Ta'kîb adlı eserlerinde tenkit etmiştir.


    Bu dönem eleştirilerinin odak noktası yeni edebiyatın dilidir. Recaîzade Mahmut Ekrem; Ta’limi Edebiyat, III. Zemzeme önsözünde, Takdiri Elhan ile Pejmürde adlı eserlerinde hem eski edebiyatı hem de Muallim Naci'nin eski edebiyat hakkındaki görüşlerini tenkit eder. Muallim Naci de bu yazılara "Saadet" gazetesinde cevap vermiş, bu yazıları Demdeme‘ de(1886) yayınlamıştır.


    Bu dönemde yapılan tartışmalar, doğubatı edebiyatlarının mücadelesi çerçevesinde olmuştur. Bu dönem Divan edebiyatı için yıkıcı, Batı Etkisinde Gelişen Türk edebiyatı için yapıcı bir özellik gösterir.


    Tanzimat Edebiyatının Dil Özellikleri


    1.Tanzimat dönemi Türk dili ve tarihi konusunda çalışmaların başladığı, sözlük çalışmalarının ilk defa bilimsel olarak yapıldığı bir dönemdir.

    2.Konuşma dilindeki sadeliğin yazı dilinde de olması görüşü benimsenmiş, ancak bu tam anlamıyla sağlanamamıştır.

    3.Roman ve hikâyelerde dil iki değişik görüntü verir. Karşılıklı konuşmalarda sadeleşen dil, ruh çözümlemeleri ve tasvirlerde ağırlaşmıştır.

    4.Tiyatroların dili genellikle sahne diline uygundur. Şive taklitleri ve cinaslar, geleneksel Türk seyirlik oyunlarının etkisiyle yerleşmiştir.

    5.Divan edebiyatını bile geride bırakan bu ağır dil, Arapça Farsça tamlamalarla doludur. Bu ağır dil, Tanzimat’ın birinci dönemindeki "Toplum için sanat" görüşüne ters düşer.

    6.Divan nesrinin belirgin özelliği olan sanatlı ve uzun cümle yapıları terk edilmiş, kısa ve açık anlatımlı cümleler kullanılmaya çalışılmıştır.