Sultan I.Mehmed (Çelebi) detaylı hakkında bilgi

'Biyografi' forumunda Alya tarafından 19 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. Sultan I.Mehmed (Çelebi)

    Sultan I.Mehmed (Çelebi) Osmanlı İmparatorluğu’nun beşinci padişahı. 1389 yılında doğmuştur. Babası, Sultan Yıldırım Bayezid Han, annesi ise Germiyanoğlu Süleyman Şah’ın kızı Devlet Hatun’dur. Çelebi Mehmed, küçüklüğünden itibaren devrin en yüksek âlimlerinden ders aldı. Din ve fen ilimlerini öğrendi. 1393’te devlet idaresinde tecrübe sahibi olmak üzere Amasya’ya sancakbeyi tayin edildi.
    Babası ile Timur arasında 1403’te yapılan Ankara Muharebesi’nde Osmanlı ordusunun ihtiyat kuvvetleri kumandanlığında bulunan Çelebi Mehmed, muharebenin kaybedilmesi üzerine Amasya’ya çekilmek istedi. Ancak Candaroğlu İsfendiyar Beyin yeğeni Yahya Bey karşısına çıktı. Bunu mağlup eden Çelebi Mehmed, ilerlemesinin tehlikeli olacağını anlayarak Bolu’ya gitti. Daha sonra Amasya’ya davet edilmesi üzerine maiyeti ile harekete geçti ve şehir hâkimi Kara Devlet Şah’ı yenerek Amasya’ya girdi. Çelebi Mehmed, aynı yıl civardaki hâkimleri de mağlup edip, Sivas, Tokat ve Amasya mıntıkasına tamamen hâkim oldu. Timur’a esir düşen babasını kurtarmak için bir plân hazırladı ise de muvaffak olamadı.
    Bu sırada Batı Anadolu’da bulunan Timur, Çelebi Mehmed’in faaliyetlerini öğrenip, ona teminat vadeden mektubu ile yanına davet etti. Bu davete icabet edip yola çıkan Çelebi Mehmed, muhtelif yerlerde türlü badirelerle karşılaştığından, elçiye durumu anlatıp, olanları Timur’a arz etmesini istedi. Kendisi Amasya’ya döndü. Çelebi Mehmed’in bu mazeretini kabul eden Timur, ona elindeki yerlerin hükümdarlığını verdi ve al damgalı berat ve hükümdarlık alâmeti olarak taç, kemer ve hırka gönderdi.
    Bu sırada Yıldırım Bayezid’in diğer oğullarından Şehzade Süleyman Çelebi Edirne’de, İsa Çelebi Balıkesir ve Bursa’da, Musa Çelebi ise Kütahya’da sultanlığını ilan etmişti. Eski beylikler yeniden ortaya çıkarak, Anadolu birliği parçalanmıştı. Osmanlı İmparatorluğu’nu tekrar bir idare altında toplamak isteyen Çelebi Mehmed, kardeşi İsa Çelebi’ye karşı Ulubat mevkiinde giriştiği savaşı kazanarak Bursa’ya girdi ve hükümdarlığını ilan etti (1404). İsa Çelebi Yalova yolu üzerinden Bizans İmparatoru’nun yanına kaçtı. Emir Süleyman’ın isteği üzerine ise Edirne’ye gönderildi. Emir Süleyman, İsa Çelebi’yi mühim bir kuvvetle Anadolu’ya gönderdi. Bursa’yı almak isteyen İsa halkın muhalefeti ile karşılaştığından şehri yaktı. Çelebi Mehmed ile yaptığı ikinci muharebede de mağlup olunca, yanına kaçtığı İsfendiyar Bey’le anlaşarak beraberce Ankara’yı almak üzere harekete geçtiler. Ancak müttefik kuvvetler, Çelebi Mehmed’e mağlup olup, Kastamonu tarafına çekildiler.
    Bir müddet sonra İsa Çelebi, Aydınoğlu Cüneyd Bey’in yanına gitti ve onun aracılığıyla Saruhan ve Menteşe Beyleriyle anlaşarak talihini bir kere daha denemek istedi, ancak mağlup oldu ve bu defa Karamanoğlu’na iltihak etti. Neticede İsa Çelebi bir müddet sonra yakalanarak ortadan kaldırıldı. İsa Çelebi’nin öldürülmesinden sonra Çelebi Mehmed, Anadolu’da yalnız kaldı. Bundan sonra kendisinin kuvvetlenmesinden endişe ettiğinden Anadolu’ya gelen Emir Süleyman ile mücadele etti.
    Emir Süleyman, Çelebi Mehmed’in elinden birçok yerleri aldığı gibi, Aydınoğlu Cüneyd Bey ile Menteşeoğlu İlyas Bey’e hâkimiyetini kabul ettirmişti. Çelebi Mehmed, onu yeniden Rumeli’ye döndürmek için kardeşi Musa Çelebi’yi Rumeli tarafına geçirtti. Musa Çelebi’nin faaliyetlerini öğrenen Süleyman Çelebi, Rumeli’ye geçti ve ilk anda Musa’yı mağlup ettiyse de, sonradan onun baskınına uğrayarak hayatını kaybetti. Çelebi Mehmed, Bursa’yı hâkimiyeti altına alırken, Musa Çelebi de bu sırada Edirne’de hükümdarlığını ilan etti. Musa Çelebi, Anadolu’da kardeşinin kuvvetli olduğunu bildiği için orayla alakadar olmayıp Bizans’la meşgul oldu ve bir kısım yerleri onlardan aldı. Bu arada ileride büyük bir isyan çıkaracak olan Şeyh Bedreddin’i kazasker yaptı. Şeyh, bu suretle nüfuzunu artıracak mevkiye sahip oldu. Bir ara İstanbul’u muhasara eden Musa Çelebi tehlikesine karşı İmparator, Çelebi Mehmed’i Rumeli’ye davet etti. Çelebi Mehmed, Üsküdar’a gelerek İmparatorla görüştü. 1411’de İnceğiz mevkiinde kardeşi ile yaptığı muharebeyi kaybettiğinden gemilerle Anadolu tarafına geçerek yaralı bir halde Bursa’ya geldi. Bir yıl sonra Musa Çelebi’yle yaptığı ikinci muharebede de muvaffak olamadı.
    Musa Çelebi’nin ümerasına karşı sert davranması, bir müddet sonra onları Çelebi Mehmed ile anlaşmaya mecbur etti. Yeni plâna göre Çelebi Mehmed, üçüncü defâ Rumeli’ye geçti. Kendisine katılan Sırp despotu ve bazı ümera ile Tuna’ya çekilmekte olan Musa Çelebi üzerine yürüyen Çelebi Mehmed, Çamurlu-Derbend mevkiinde meydana gelen muharebede Musa Çelebi’yi mağlup etti. Musa Çelebi, yaralı olarak kaçarken yakalanıp boğduruldu ve Bursa’ya nakledilip, babasının türbesine defnedildi. Daha sonra Orhan Çelebi’yi de yakalatan Çelebi Mehmed, Edirne’de bütün devletin hükümdarı olduğunu ilân etti.
    Çelebi Mehmed, Rumeli’de bulunduğu sırada Karamanoğlu Mehmed Bey, Bursa’yı bir ay kadar muhasara etmiş, Musa Çelebi’nin cenazesinin geldiğini duyunca, şehri ateşe vererek memleketine dönmüştü. Aydınoğlu Cüneyd Bey de bu sıralarda Ohri’den kaçarak Aydın’a gelmiş ve Ayaslug’u (Selçuk) muhasara edip, sancak beyini öldürmüştü. Bu sebeple Çelebi Mehmed, Anadolu’ya dönünce önce Cüneyd Bey üzerine yürüyüp, Çandarlı eliyle Menemen, Kayacık ve Nif kalelerini aldı. Ayrıca İzmir de fetholundu. Çelebi Mehmed, Cüneyd’in annesinin ricası üzerine Cüneyd’i affederek 1414’te Niğbolu Sancakbeyliği’ni verdi. İzmir kuşatması esnasında Menteşe Beyi de Osmanlılara tâbi olduğu gibi, Midilli, Sakız ve Foça’daki Ceneviz kolonilerinin elçileri gelip, bağlılıklarını arz ettiler. Daha sonra Teke Beyi de tâbi oldu.
    Bu şekilde işlerini yoluna koyan Çelebi Mehmed, aynı yıl Bursa’ya gelerek Germiyan ve Candar beyliklerinden takviye alıp Karaman Seferine çıktı. Akşehir, Beyşehir ve Seydişehir kasabalarını aldı ve Mehmed Bey’i mağlup etti. Bundan sonra Konya’yı kuşattı ise de, mevsimin elverişsizliğinden dolayı Karamanoğlu ile sulh akdederek döndü. Ancak Mehmed Bey rahat durmayıp, Beyşehir ve Seydişehir’e saldırdığından, Çelebi Mehmed, ikinci defa Karamanoğlu üzerine gitti ve Konya ovasında yapılan muharebede Mehmed Bey’i bir kere daha mağlup etti. Bu sırada padişah rahatsızlandığından yine sulh akdedildi. Mehmed Bey, gerektiğinde Osmanlı ordusuna yardım göndermeyi de kabul etti. Mehmed Bey, bu vâdini Eflâk Seferinde yerine getirmiştir.
    Çelebi Mehmed, Anadolu’da Türk birliğini sağlama çalışmaları sürdürürken, Hıristiyanlarla da dost geçinme politikası güdüyordu. Osmanlılara tâbi olan Eflâk Prensi Mirça, taht mücadelelerinden istifade ile üç yıldır vergiyi kesmişti. Kendisine voyvodalıkta rakip çıktığından zor durumda idi. Rakibi Dan, Osmanlılara müracaat ederek, yardım istemiş, Mirça Macar Kralı Sigismund’a başvurarak Osmanlıların kendisine yardım etmesi için aracı olmasını istemiştir. Ancak Çelebi Mehmed Sigismund’un teklifini reddedip, Candar ve Karaman beyliklerinden yardım alarak Tuna’yı geçip, Romanya topraklarına girdi. Macar- Eflâk ordusunu mağlup eden Çelebi Mehmed, Mirça’yı yeniden Osmanlılara tâbi kıldı.
    Osmanlılar, Erdel’e de birkaç defa akın düzenlediler. Neticede Macar eyaleti baştanbaşa çiğnendi. Bu suretle, Balkanlarda ve Adriyatik’te Osmanlı nüfuzu kuvvetlendirildi. Bundan sonra Çelebi Mehmed, Anadolu’da kuvvetlenmiş bulunan İsfendiyar Bey’le mücadeleye başlamış ve Sinop’u muhasara etmiştir. Çaresiz kalan İsfendiyar Bey, Osmanlı İmparatorluğu’nun yüksek hâkimiyetini tanımıştır. Ayrıca oğlu Kasım’ın istediği Kastamonu, Tosya, Çankırı ve Kalecik’i padişaha vermiştir. Bunu müteakip, Çelebi Mehmed, daha önce Osmanlılarda bulunan Samsun’un alınmasını istedi. Müslüman ve kâfir olmak üzere ikiye ayrılmış olan Samsun’un kâfir kısmını Biçeroğlu Hamza Bey kuşattı. Kale halkı şehri yakarak gemilere binip ayrıldıklarından şehir ele geçirildi. Müslüman Samsun’u bizzat muhasara eden Çelebi Mehmed’e karşı koyamayan İsfendiyaroğlu Hızır Bey, şehri teslim edip babasının yanına döndü.
    Çelebi Mehmed devrinin en önemli iç hâdisesi, Şehy Mahmud Bedreddin’in isyanıdır. Şeyh Bedreddin, Musa Çelebi zamanında Edirne’de kazaskerliğe tayin edilmiş ve Çelebi Mehmed’in cülûsunu müteakip, 1000 akçe aylık ile İznik’te ikamete mecbur edilmişti. Şeyh Bedreddin, Edirne’de ve sonra İznik’te eser yazmakla meşgul olup , kendisini ziyarete gelenlere fikirlerini aşılamaya çalışıyordu. Edirne’ye gelmeden önce Anadolu’da ün kazanmıştı. İznik’te de boş durmayan Şeyh, adamlarından Börklüce Mustafa’yı Aydın taraflarına gönderip propaganda yaptırıyordu. Ayrıca Torlak Kemal adındaki adamı da daha önce Manisa taraflarında faaliyete başlamıştı. Şeyh Bedreddîn, Börklüce Mustafa’nın hareketinin genişlemesi üzerine hacca gitmek bahanesiyle önce Sinop’a oradan Kefe’ye ve nihayet daha önce tanıştığı Eflâk prensinin yanına giderek Şiîlerin bulunduğu Deliorman taraflarına geçti. Şiî olan Şeyh Bedreddîn, İslâm’a uymayan zararlı fikirler ortaya atıyor, haram olan hususların helâl olduğunu ileri sürerek isyan hislerini körüklüyordu. Neticede ilk isyan Karaburun’da başladı ve daha sonra Manisa’da kendini gösterdi. Az zamanda genişledi. Börklüce Mustafa isyanı, Amasya Valisi Şehzade Murad ile Bayezid Paşa tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Börklüce yakalanarak katlolundu. Manisa tarafındaki Torlak Kemal de aynı akıbete uğradı. Şeyh Bedreddîn, Bayezid Paşa tarafından yakalanarak Serez’de bulunan padişah huzuruna getirildi. Şeyhin durumu ulema tarafından tetkik olunduktan sonra, Ehl-i sünnete uymayan itikat üzere olmak ve cemiyet nizamını bozmakla suçlu bulunarak, Sâdeddîn Taftâzânî’nin talebelerinden Heratlı Molla Haydar’ın fetvasıyla Serez pazarında asıldı ve malları vârislerine bırakıldı.
    Şeyh Bedreddîn isyanı, bu şekilde bastırıldıktan sonra Çelebi Mehmed, yeni bir isyan tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Bu tehlike, Ankara Meydan Muharebesinde babasıyla birlikte Timur’a esir düşüp Semerkand’a götürülen, Düzmece Mustafa da denilen kardeşi Mustafa idi. Uzun müddet kendisinden haber alınamayan Mustafa, bir müddet sonra geri dönüp, Karaman topraklarında kaldıktan sonra Rumeli’ye geçmişti. Osmanlı tahtına oturmak niyetinde olan Mustafa, Eflâk Voyvodasının ve Niğbolu Sancakbeyi Aydınoğlu Cüneyd Bey’in yardımlarıyla faaliyete geçip, Selânik ve Teselya’da saltanat iddiasıyla adam toplamaya başlamıştı. Fesadın büyümesine mâni olmak için Çelebi Mehmed, hemen harekete geçti ve ağabeyi Mustafa Çelebi’nin kuvvetlerini Selanik civarında mağlup etti. Cüneyd ile birlikte Mustafa Çelebi Selanik Kalesi’ne sığındı. Çelebi Mehmed, ertesi sabah mültecileri istediyse de, Selanik valisi, İmparatorun müsaadesi olmadan teslim edemeyeceğini beyanla özür diledi. Nihayet imparator da Çelebi Mehmed hayatta oldukça bunları salıvermeyeceğini yemin ile taahhüt edince, Padişah Selanik muhasarasını kaldırdı. Padişah anlaşma gereğince, Mustafa Çelebi için, her sene İmparatora önemli miktarda akçe ödeyecekti. Mustafa Çelebi Vakası, 1420 senesinde olmuştur. Bu vakayı müteakip Çelebi Mehmed, İstanbul’u resmen ziyaret ederek İmparator tarafından karşılanmış ve Üsküdar’da İmparatora veda edip, İzmit üzerinden Bursa’ya gelmiş, bir müddet sonra da Gelibolu yoluyla Edirne’ye dönmüştür.
    Padişah Edirne’deyken, çıkmış olduğu avda rahatsızlandı. Nüzul illetinden kurtulamayacağını anlayan Çelebi Mehmed, vezirleri Bayezid, İbrahim ve Hacı İvaz Paşaları davet ederek, gizlice görüşüp, büyük oğlu Amasya Valisi Murad’ın hemen davet edilmesini istedi. Kısa süren hastalıktan sonra Haziran 1421’de vefat etti. Çelebi Mehmed’in vefatı son derece gizli tutuldu. Cesedi tahnit edilerek sarayda muhafaza edildi. Şehzade Murad’ın Bursa’ya gelişine kadar 40-42 gün padişahın vefatı gizlendi. Cesedi Bursa’ya getirilerek Yeşil Türbeye defnedildi.
    Osmanlı Devleti’nin ikinci kurucusu kabul edilen Çelebi Mehmed, ne kardeşi Musa Çelebi gibi sert, ne de diğer kardeşi Emir Süleyman gibi yumuşak ve kayıtsızdı. Makul hareket eden, sabırlı, azim ve irade sahibi, sözüne ve vadine sadık, nazik, vakur ve ciddî bir hükümdardı. Yalnız dostuna değil, düşmanlarına da kendisini sevdirerek itimat telkin etmiş ve saydırmıştır. Onun hakkında Osmanlı tarihlerinden başka yabancı kaynaklar da iyi şahadette bulunmaktadırlar. Küçük ve büyük 24 muharebede bulunarak 40’a yakın yara aldığı rivayet edilmektedir. Emellerinin en başında babası zamanındaki yerlerin geri alınması geliyordu ki, bu gaye için çalışmış ve büyük ölçüde muvaffakiyet elde etmiştir. Zamanının yerli ve yabancı kaynakları onun dirayetinden, sebatkarlığından, iyi ahlâkından ve daha birçok meziyetlerinden bahsetmektedirler.
    Çelebi Mehmed, kısa ömrünü savaş alanlarında geçirmiş olmasına rağmen, memleketin imarına da önem vermiştir. Bursa’da yaptırdığı cami, medrese, imaret ve Yeşil Türbesi önemli sanat eserleridir. Caminin karşısına yüksekçe mevkide kendi türbesini yaptırdı. Türbenin karşısına düşen medresesi bugün müze hâline getirilmiş olup, Bursa medreseleri arasında Sultaniye adı ile meşhurdu. Bunlardan başka Edirne’de Emir Süleyman tarafından inşasına başlanan ve Musa Çelebi tarafından devam ettirilen Ulu Cami’nin (Cami-i Atik) tamamlanması da ona nasip olmuştur. Çelebi Mehmed, bu eski camiye vakıf olmak üzere Edirne’deki bedesteni yaptırmıştır. Ayrıca Amasya’da Şehzade türbesini yaptırmıştır ki, oğlu Kasım burada metfundur. Edirne’deki Eski Sarayın da Çelebi Mehmed tarafından inşasına başlandığı rivayet edilmektedir.
    Çelebi Mehmed’in en önemli hizmetlerinden birisi de Mekke ve Medine halkına her sene Sürre Alayı göndererek mali yardımda bulunma âdetini başlatmasıdır. Sultan Mehmed’in en büyüğü Murad olmak üzere, Mustafa, Kasım, Ahmed, Yusuf ve Mahmud adında altı oğlu ile yedi kızı vardı. Kendisinden sonra tahta büyük oğlu Şehzade Murad çıkmıştır.
     


Yükleniyor...