Sultan Ahmet Camii ve Külliyesi Hakkında Genel Bilgi

'Tarih Bölümü' forumunda EyLüL tarafından 16 Şubat 2012 tarihinde açılan konu



  1. Sultan Ahmet Camii ve Külliyesi Hakkında Genel Bilgi



    Banii Sultan I. Ahmet
    Mimar Sedefkar Mehmet Ağa
    Yer İstanbul
    Yapılış Tarihi 17. Yy
    Sultan Ahmet Camii ve Külliyesi, İstanbul’da 17.yy.’ın ilk çeyreğinde inşa edilen külliyedir. Banisi Sultan I. Ahmet olup başmimar Sedefkar Mehmet Ağa’dır. 1603/1617 yılları arasında inşası tamamlanmış olan külliye; camii, hünkar kasrı, sıbyan mektebi, medrese, arasta, hamam, darüşşifa, imaret, han, darülkurra, türbe, sebil, çeşme, dükkanlar ve evlerden oluşmaktadır. Bu yapılardan evler, darüşşifa, han, tabhaneler ve bir kısım dükkan ve sebiller günümüze ulaşamamıştır. Birimler dağınık olarak inşa edilmiş, topografyaya dikkat edilerek yerleştirilmiştir.

    CAMİİ
    1609 yılında inşa edilmeye başlanan camii 1616 yılında ibadete açılmıştır. Dış avlunun kuzey ve doğusunda 3, batı ve güneyinde 2 kapısı bulunmaktadır. Cami merkezi planda ele alınmış olup klasik Osmanlı mimarisinin revaklı avlulu şemasını devam ettirmektedir. Yapı ayrıca 6 minaresiyle o zamana kadar denenmemiş bir düzenlemeye sahiptir. Cami dıştan iki yanda yer alan sivri kemerli galerili cepheleriyle hareketli bir görünüme sahiptir. Bu cepheler duvar payandalarıyla üçe bölünmüştür.

    Yapının cümle kapısı üzerinde I. Ahmet’in adının bulunduğu bir kitabe yer almaktadır. Cami içinde mihrap duvarı hariç üç yönde yer alan mahfil harimi çevrelerken, aydınlığı sağlamak için duvarlarda 6 sıra halinde pencereler açılmıştır. Camiinin mihrabı zarif sütunçeler barındıran mermerden yapılmış mukarnaslı bir niş şeklindedir. İçi oldukça sade olsa da üst kısmında renkli taş kakmalar vardır. Minber ise altın yaldızla bezenmiş olup mermerden yapılmıştır. Vaaz kürsüsü ise ahşaptan yapılmış olup dört ayaklı ve kare kesitli olarak tasarlanmıştır. Müezzin mahfili ise 10 adet sekizgen sütun üzerine oturmaktadır. En gösterişlisi ise hünkar mahfilidir; mahfil, dışarıda yapıya bitişik olarak ele alınan hünkar kasrıyla bağlantılıdır. Mukarnaslı başlıklara sahip on sütunun taşıdığı sivri kemerler üzerine oturmaktadır.

    Camiinin kapı ve pencere kanatlarında bitkisel ve geometrik kompozisyonlu sedef işçilikleri görülürken, kalem işleri ve çiniler de oldukça özenli bir el işçiliğinin ürünüdür. Özellikle mahfili çevreleyen duvarlarda fîruze zemin üzerine altın yaldızla celi sülüs yazılı çini kitabe kuşağı bilinen nadir örneklerdendir.

    Küfeki taşıyla inşa edilmiş altı minareye sahip yapıda minarelerin dördü harimin köşelerine, iki tanesi avlunun köşesine yerleştirilmiş olup oldukça ahenkli bir görünüm elde edilmiştir.

    HÜNKAR KASRI
    Caminin güneydoğu köşesinde yer alan hünkar kasrı çift katlı olarak inşa edilmiştir. “L” şeklinde bir alana oturan mahfilin alt katı kesme küfeki taşı, üst katı bir sıra taş, üç sıra tuğla dizisinden oluşan almaşık bir duvar örgüsüne sahiptir. Padişahın namazdan önce ve namazdan sonra bir süre dinlendiği ve belki de bazı işlerini yürüttüğü hünkar kasrı Osmanlı mimarisinde ilk defa bu camide görülmektedir. 1912 yılında meydana gelen yangında harap olmuş ve Vakıflar İdaresi tarafından restore edilmiştir. Yapı bugün İstanbul Vakıflar Halı ve Kilim Müzesi olarak kullanılmaktadır.

    SIBYAN MEKTEBİ
    Caminin doğusunda dış avlu duvarına bitişik olan sıbyan mektebi iki tonoz üzerinde inşa edilmiş fevkani bir yapı olup kare planlıdır. 1617 yılında tamamlanmış olan mektep 1912 yılındaki yangında harap olmuş ve büyük bir onarım geçirmiştir. Tek bir odadan ibaret yapı çift sıra pencere düzenine sahiptir. Doğu duvarında iki dolap ve bir ocak nişi mevcut olan mekânın üzeri ahşap tavan ve kurşun kaplı çatıyla örtülmüştür.

    MEDRESE
    Caminin kuzeydoğusunda avlunun dışında yer alan medresenin inşaatı 1620 yılında tamamlanmıştır. Kuzey cephenin ortasında yapıya geçişi sağlayan kapı yer almaktadır. Dikdörtgen planlı medrese avlu etrafında sıralanan kubbeli revaklar ve kubbeli odalardan oluşmaktadır. Medrese odalarından 24 tanesi talebe odası ve iki birim tuvalet olarak düzenlenmiştir.

    Kuzeydoğu köşesinde yer alan dershane kubbeyle örtülü olup dışa taşkın olarak yerleştirilmiştir. Çeşitli zamanlarda tamirler gören yapı son olarak 1935 yılında onarılmıştır. Bugün avlusunun üzeri bir çatıyla örtülü olup Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin deposu olarak kullanılmaktadır.

    DARÜLKURRA
    Medresenin kuzeyinde yer alan darülkurra türbe ile birlikte ayrı bir avlu içinde ele alınmıştır. Bu şekliyle 1620 yılında tamamlanmıştır. Kare planlı yapının üzeri kubbe ile örtülü olup güney cephesinde önü sakıflı kapı yer alır. Doğu duvarında ise hemen yanı başındaki türbeyi, özellikle I. Ahmed’in sandukasını görecek şekilde düzenlenmiş olan büyük bir kemerli açıklık bulunmaktadır. Yapı bugün Türbeler Müze Müdürlüğü’nün deposu olarak kullanılmaktadır.

    TÜRBE
    Darülkurranın doğusunda yer alan türbe I. Ahmed’in vefatından sonra inşa edilmeye başlanmış ve 1619 yılında II. Osman tarafından tamamlanmıştır. Köşeleri hafif pahlanmış olan kare planlı yapı tromplarla geçişi sağlanan büyük bir kubbeyle örtülüdür. Önünde üç birimli revak bölümü yer alan türbede kapının tam karşısında dârülkurrâya doğru uzanan bir eyvan bulunmaktadır.

    Türbenin kapısı abanoz ağacıyla kaplanmış olup zengin fildişi, sedef ve gümüş kakmalarla süslenmiştir. Kapı aralığının tavanında mermer üzerine girift bitkisel kompozisyonlu bir süsleme vardır. Türbede 36 adet sanduka vardır. Burada I. Ahmet’den başka hanımı Mahpeyker Kösem Sultan, II. Osman ve IV. Murat ile hanedan ailesinden çeşitli kişiler medfundur.