Stoacılık Ne Demek

'Biyografi' forumunda Masal tarafından 12 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu



  1. Stoacılık Ne Demek


    Antikçağ Yunan felsefesinin kamutanrıcı (Panteist N.) ve özdekçi doğa öğretisi.

    Stoacılığın kurucusu Kıbrıslı Zenon’dur (İ.Ö. 336-264). Ancak stoacılık yüzyıllar ve kuşaklar boyunca işlenmiş ve gelişmiş bir öğretidir. Eski stoa Zenon, Kleantes (İ.Ö. 331-233) ve Krisippos’un (İ.Ö. 280-206) öğretilerini kapsar. Orta stoa Panitios (İ.Ö. 180-110) ve Poseidonios’un (İ.Ö.135-51 öğretilerinde belirir. Roma stoasının temsilcileriyse Cicero (İ.Ö. 106-43), Annaeus Seneca (3-65), Epiktetos (50-130) ve Marcus Aurelius’tur (121-180).

    Stoacılık, Hıristiyanlıkla savaşmış ve Hıristiyanlığı birçok bakımlardan etkilemiş bir öğretidir. Hıristiyan felsefesinin patristik döneminde kilise babaları, Hıristiyanlığın ilk düşünsel savunmalarını stoacılığa karşı yapmışlardır. Hıristiyanlık, bu savaşta kazanabilmek pahasına, ilkelerinden birçoğunu stoacılığa bağışlamak zorunda kalmıştır. Stoacılığın büyük ilkesi doğaya uygun davranmak’tır. Doğa, eşdeyişle her şey tanrıdır. (vahdet-i vücut, panteizm). Doğaya uygun davranmak, usa uygun davranmak ve dolayısıyla insanın kendi kendisine uygunluğu demektir. En doğru seçen, sabırla katlanan, en ölçülü ve en adaletli üleştirici doğadır (Zenon’un dört ana erdemi: Doru seçme, sabırla katlanma, ölçülü olma, adaletle üleştirme). Mutluluk bilgelite, bilgelik doğaya uygun davranmaktadır. Doğa özdektir (madde). Asıl gerçek; cisimsel olan, özdeksel olandır. Çünkü ancak özdeksel olan etkin ve edilgin olabilir. İlk nedenin de etkin ve edilgin olması gerektiğine göre özdeksel olması lazımdır. Bilgeliğe teorik ve pratik erdemi elde ederek varılır. Teorik erdem, nesnelerin kendiliği üstünde doğru bilgi edinmektir. Pratik erdem, usa uygun davranmaktır. Bu iki erdem birbirlerine sıkıca bağlıdırlar. Nesnelerin kendiliği üzerinde doğru bilgi edinilmezse usa uygun davranılamaz. Bilge, kendi kendine yeterlidir. Doğalaşan bilge bir kaya parçasının mutluluğuna erişmiştir, artık onu hiçbir şey sarsamaz ve yıkamaz. Tasarımlardan (katalepsis) ve sanılardan (doxa) kurtulmuş bir akıl, açık seçik doğa bilgisini (episteme) edinebilir. Açık seçik doğa bilgisi de insana yaşamak ve mutlu olmak için en doğru ölçüyü verecektir. Stoacılık, halka inmemiş olmakla beraber, okur yazar sınıfları geniş çapta etkilemiş bir dindir. Dinsel kuralları, tapma biçimleri, din adamları vardır. Bu dine bağlı olanlar uzun sakal bırakırlar ve uzun mantolar giyerlerdi. Stoa dininin ana ilkesi, doğa yasalarına boyun eğmek ve evrensel düzene uymaktır. Her türlü acılar, hastalıklar ve ölüm doğaldır; bunlara karşı kayıtsız kalmak ve sabırla katlanmak gerekir. Oysa insansal yanılmalar, kötülükler, öldürmeler, iğrenilmesi ve savaşılması gereken şeylerdir. Doğru düşünmesini ve doğaya uygun davranmasını bilen insan hiçbir davranışında yanılmaz, bütün bedensel tutkularını yenebilir. Doğadan gelen her şeye boyun eğmeli, insandan gelen her şeye karşı koymalıdır. Doğru düşünen kişi, doğalaşmış ve bundan ötürü de tanrılaşmış kişidir ki insanın ereği böylesine bir doğru düşünmeye varmak olmalıdır. Doğal ölçü, insanı bağımsızlığa ve eşitliğe götürür. İnsanlar arasındaki ayrılıklar, doğaya aykırı ve yapma (sunî) ayrılıklardır. İnsanları çeşitli alanlarda birbirlerinden ayırmış olan insansal ölçüler, doğal ölçü karşısında silinip gitmek zorundadırlar. Doğanın, eş deyişle aynı babanın çocukları olan insanlar kardeştirler ve bundan ötürü de birbirlerine eşit ve özgürdürler. Aynı doğaya bağlı olmak, bireyi insanlığa (hümanizm) ve evren yurttaşlığına (kozmopolitizm) götürür. Stoacı Epiktetos’un şu sözleri stoacılığı özetler: Nasıl saat günün bir parçasıysa ben de öylece bütünün bir parçasıyım. Saat gelir geçer, ben de gelir geçerim. Görevim elimde olanı yapmak ve üst yanına kulak asmamaktır. Deniz yolculuğuna çıkarken gemiyi, kaptanı ve mevsimi seçerim. Bu, benim işimdir. Yolda bir fırtına koparsa asla umursamam. Bu benim işim değildir. Kaptanı seçmek benim elimdedir, fırtınayla uğraşmaksa kaptanın elindedir. Bilgelik, bizim olanı ve olmayanı bilmek, ona göre davranmaktır...

    Stoa Yunanca, direklere dayanmış açık bir dehliz anlamındadır. Zenon, derslerini, Atina’da Poikile meydanında böyle bir dehlizde kurulmuş bir resim galerisinde vermişti (Stoa Poikile). Zenon stoa okulunu kurduğu zaman Atina’da Ksenokrates Platon akademisini, Epikuros kendi öğretisini, Krates kinik okulu, Stilpon Megara okulunu sürdürüyordu. Zenon, okulunu kurmadan önce, öğrenci olarak öteki okulların tümünden geçmişti. Bu bakımdan, öğretisi, şu Sokrates ilkesine dayanır: Doğru düşünmek. İyi davranmak doğru düşünmekle mümkündür ve felsefe doğru düşünmeyi öğreten bir yaşama bilimidir. Amaç iyi yaşamaktır ve bilgiler (doğru düşünmek, doğru davranmak ve N.) iyi yaşamak için gereklidir. İyi yaşamaksa titizlikle sınırlandırılmış bir töreyle (ahlak) mümkündür. Bu töreye bulunacak tek ölçü, doru düşünen için, doğa ölçüsüdür. Öyleyse doğanın davrandığı gibi davranmalı ve doğaya asla karşı koymamalıdır.