sokak çocuklarına şevkat haftası

'Önemli Gün ve Haftalar' forumunda Lider tarafından 24 Mayıs 2008 tarihinde açılan konu


  1. Toplum yetimleri, sahipsiz çocuklar


    Şu tür haberleri okumak veya izlemek artık günlük alışkanlığımız oldu.
    “… Madde bağımlısı bir kişinin saldırısına uğrayan…”
    “…13-14 yaşlarındaki sokaklarda yaşayan bir çocuğa çantasını kaptıran…”
    …”cami avlusuna terk edilen çocuğa UMUT ismi verildi”
    Kalabalıklar içinde yalnızlık yaşayan çocuklar… Sokağa itilen ve kendi kaderlerine terk edilen sahipsizler… Umutları tükenmiş, hayalleri paramparça olmuş, kaldırım taşını başına yastık yapmış kimsesizler…
    Kim bu çocuklar? Bunların anne ve babaları yok mu? Yoksa bunları sokaklar mı doğurdu? Ama sokaklar çocuk doğurmaz ki!
    İzbe gibi yerlerde ve çok sağlıksız ortamlarda yaşayan bu çocuklar mantar gibi her gün nasıl da çoğalıyorlar? Bunların mutlaka bir adları olmalı! Hasan, Hakan, Sevgi, Sibel…
    Bunların hepsinin ismi “Toplum Yetimleri”. Evet bunlar bizim çocuklarımız. Bu toplumun çocukları…
    İnsanlık küresel kuraklık tehlikesi altında. Ancak daha büyük bir tehlikenin içerisindeyiz: “Vicdan Kuraklaşması”
    Gündelik telaş içinde hayatın her alanını göremiyor ve algılayamıyoruz. Günümüzde hayat şartları, insanları çeşitli keşmekeşlikler içerisinde sürüklüyor. Sokağımızda, mahallemizde ve yaşadığımız şehirde sıcak bir çorbaya, bir dilim ekmeğe, sırtına giyebilecek bir elbiseye hasret nice insanlar yaşıyor. Cami avlularında, parklarda, mezarlıklarda, bankamatik kulübelerinde vb yerlerde yaşayan nice sahipsizler var.
    Bir tarafta her çeşit oyuncağa sahip çocuklar, diğer tarafta sırtlarında giysileri bile olmayanlar. Bir tarafta açlıktan kıvrananlar, bir başka tarafta zevk peşinde koşanlar… Bu içler acısı durum, toplumumuzun sinesinde kanayan bir yaradır.
    İslam dini sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya büyük önem verir. Bu nedenle Müslüman yaşadığı toplumun sosyal dengesi ve dayanışmasıdır. Zira Müslüman, diğer Müslümanların dertlerini kendisine dert edinen, onların sıkıntılarını gidermeye çalışan kişidir.
    İslam dinine göre, toplum tek bir vücut gibidir. Toplum içindeki bir mesele herkesi ilgilendirmeli, problemler birlikte çözülmelidir. İslam’ın sosyal adalet anlayışını Sevgili Peygamberimiz şu sözleriyle ne de güzel ifade etmiştir:
    “Kendi nefsiniz için istediğinizi bir başkası içinde isteyiniz. Kendi nefsiniz için istemediğinizi ise bir başkası için de istemeyiniz.”
    Sokaklar çeteler, uyuşturucu satıcıları ve fuhuş pazarlayıcıları ile dolu. Sokaktaki çocuğun öğrenecekleri de hırsızlık, gasp, uyuşturucu, kısaca her türlü suçtur. Sokaktaki çocuklar bizim çocuklarımızdır. Bunlara sahip çıkmak ve yükselen feryatlarını dindirmek hepimiz için İslami ve insani bir görevdir.
    Küçücük bir tebessüme ve şefkatle bakan bir çift göze hasret “toplum yetimleri”ne ellerimizi uzatalım. Devlet ve milletçe dertlerine derman, yaralarına merhem olalım.
    24-30 Mayıs “Sokak Çocuklarına Şefkat Haftası”dır. Onların yaşlı gözlerini silmek veya onları kendi hallerine bırakmak elbette ki kişinin kendi tercihidir. Ama bu terk ediş sevgiyi ve paylaşımı terk ediştir. Bu terk ediş aslında kendimizi terk ediştir.
    Selam ve dua ile… M. Lütfi TAŞÇI
     


    YAREN, HazaN ve Ezlem bunu beğendi.

  2. Neden sokak çocuklarının sayısı artıyor?

    Ülkemizin hızlı bir endüstrileşme sürecine girmesiyle birlikte oluşan sağlıksız kentleşme sonucunda toplum yapısındaki değişikliklere paralel olarak aile yapısı eskiye göre farklılaşma göstermiştir. Bu farklılaşmaya ayak uyduramayan ailelerde ise bir çok istenmeyen değişimler ortaya çıkmıştır. Bu değişimlerin ilki göç olgusudur. Ekonomik nedenler başta olmak üzere terör ve diğer nedenlerden yaşadığı yeri bırakan ailede aileye para getiren kişi evin babasıyken işsiz kalması sonucu daha kolay iş bulan evin annesi sonra da çocuğu çalışmaya başlamıştır. Başka şehire göç edilmesi sonucu hemşehri dayanışması olsa da geniş ailenin getirdiği birçok avantaj ortadan kalkmıştır. Bu durum en çok çocuğu etkilemiştir. Çünkü büyükbaba, büyükanne, teyze, amca otoritesinden kurtulan çocuk küçük yerden büyük yere gelince disiplinden de hemen kopmuş ve ilk olarak okula devam etmemeye başlamıştır.

    Bu süreç içinde ekonomik yoksulluk ve köyden-kente göç sonucu oluşan kültürel çatışmayı da yaşayan aileler kent yaşamının dışına itilmektedir. Kırsal kesimde ailenin geleneksel olarak aldığı psikolojik, sosyal, ekonomik destek kentlerde toplumsal kurumlar tarafından sağlanamadığından, büyük ümitlerle kente göçen yığınların aile ilişkileri olumsuz etkilemekte ve çocukları başıboşluğa sürüklemektedir. Ayrıca boşanmalar, resmi nikah olmaksızın yapılan evlilikler, değişik eşlerden olan çocuklar, ebeveynlerden birinin evi terk etmesi gibi nedenler de çocukların sokak yaşamını seçmesine neden olabilmektedir.

    Gecekondu ilk ismiydi şimdiyse varoşlar deniliyor ama genel anlamda tapusuz yeşil alanların ve tepelerin üzerine tuğlalar ve demir filizlerinin oturtulmasıyla kaçak olarak yapılandırılan bölgelerde yaşam kurmaya çalışan aile birimlerinden sokak çocuklarının özellikle sokakta çalışan çocukların çıktığını görüyoruz. Sorun yoğunlukla metropol illerde görülmektedir. Özellikle İstanbul gibi gecekondulaşmanın ciddi boyutlarda sorun olduğu ortamlarda ailelerin kontrolünden çıkan çocuk sayısı günden güne artmaktadır. Soruna kısa süre içinde sistemli bir müdahale yapılmaması durumunda ise bir süre sonra büyük bir olasılıkla suçluluk oranında bir patlama yaşanacak ve sorunun çözümü için daha büyük yatırımlar yapılması gerekecektir.

    2828 sayılı Kanun kapsamına giren bu soruna hizmet götürmek Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun görevidir. Ancak bu sorun çeşitli sorunların bileşkesi olduğundan çok yönlü bir işbirliği ve koordinasyonu içeren rehabilitasyonu gerektirmektedir. Belirtildiği gibi bu sorunun gerçek nedeni köyden kente göç, onun sonucu oluşan çarpık kentleşme, bunların beraberinde getirdiği ekonomik yoksulluk, işsizlik ve eğitimsizlikten kaynaklanmaktadır. Sağlıksız aile ortamında yetişen çocuğun eğitimine önem verilmemekte, çocuğun aile bütçesine katkıda bulunması beklenmekte ve çocuk yaşına uygun olmayan ruhsal ve fiziksel sağlığını tehlikeye sokan işlerin yanı sıra bağımlılık kazanmasına neden olan işlerde (mobilya cilası, ayakkabı tamircisi...vb.) çalıştırılmaktadır.

    Bu çocuklar para kazandığı için kendini yetişkin gibi hissetmektedir. Çoğu zaman ailenin denetiminden uzaklaşan çocuk eğitimini yarım bırakmakta, akran gruplarından soyutlandığı gibi yetişkinlerin dünyasına da girememektedir. İş ortamına da uyum sağlayamayarak işten ayrılmakta ve sokaktaki sınırsız, sorumsuz özgürlüğü seçerek sosyal yaşamdan tamamen kopmaktadır.



    -Alıntı-​
     


    YAREN bunu beğendi.