Şeyhi

#1
Şeyhi

Arkadaşlar.
Bu haftaki divan edebiyatı şairimiz Şeyhi..
Asıl ismi Yusuf Sinanüddin veya Yusuf Sinan'dır. Germiyanlı Şeyhi olarak da bilinir. Orhan Gazi ve I. Murat'a vezirlik yapmış olan Sinanüddin Fakıh Yusuf Paşa ile karıştırılmamalıdır.
Şeyhi'nin doğum tarihi bilinmese de, Kütahya'da doğduğu ve çocukluğunu burada geçirdiği bilinmektedir. Bazı kaynaklarda 1371 yılında doğduğu belirtilse de bu tarihin doğruluğu ispatlanmamıştır. Bilime olan merakı ile İran'a gitmiş, burada başta tıp ve tasavvuf olmak üzere yoğun bir eğitim görmüştür. Öğrenimini tamamlayarak Anadolu'ya geri döner. Bu sıralarda Hekim Sinan olarak anılmaktadır. Bir hekim olarak ünlenen Şeyhi'nin tedavi ettiği hastalar içinde Sultan Mehmed Çelebi de vardır. Başarılı tedavi üzerine Sultan Çelebi Mehmed Şeyhi'ye Kütahya yakınlarındaki Tokuzlu köyünü hediye eder. Fakat Şeyhi köyde (muhtemelen köylülerce) soyulur ve dövülür. Bunun üzerine Harnâme (Eşekname) isimli mesneviyi yazar. Bu fabl eserde, kaderi yük taşımak olan bir eşeğin semiren öküzlere özenmesi üzerine başına gelenler mizahi ve alegorik bir dil ile hicvedilmiştir.

Harname

Bir eşek var idi zâif ü nizâr

Yük elinde kat'i şikeste vü zâr

Gâh odunda vü gâh suda idi

Dün ü gün kahr ile kısuda idi

Ol kadar çeker idi yükler ağır

Ki teninde tü komamışdı yağır

Nice tü kalmamışdı et ü deri

Yükler altında kana batdı deri

Dudağı sarkmış u düşmiş enek

Yorılur arkasına konsa sinek

Toğranur idi arpa arpa teni

Gözi görince bir avuç samanı

Kargalar dirneği kulağında

Sinegün seyri gözi yağında

Arkasından alınsa pâlanı

Sanki it artuğıydı kalanı

Birgün ıssı ider himâyet ana

Ya’ni kim gösterür inayet ana

Aldı pâlanını vü saldı ota

Otlayurak biraz yüridi öte

Gördi otlakda yürür öküzler

Odlu gözler ü gerlü göğüzler

Boynuzı ba’zısınun ay bigi

Kiminün halka halka yay bigi

Ne yular derdi ne gâm-ı pâlân

Ne yük altında haste vü nâlân

Acebe kalur u tefekkür ider

Kendü ahvâlini tasavvur ider

Ki birüz bunlarunla hilkatde

Elde ayakda şekl ü sûretde

Bunlarun başlarına tâc neden

Bize fakr ü ihtiyâc neden

Bizi ger arpa ok u yây itdi

Bunlarun boynuzun kim ay itdi

Didi bu müşkilümi itmez hal

Meger ol bir falân har-i a’kal

Var idi bir eşek firâsetlû

Hem ulu yollu hem kiyâsetlû

Çok geçürmiş zamâneden çağlar

Yükler altında sızırup yağlar

Ol ulu katına bu miskîn har

Vardı yüz sürdi didi iy server

Sen eşekler içinde kâmilsin

Âkıl ü şeyh ü ehl ü fâzılsın

Anda k’ıslâh ide tapun şer ü şûr

Har-î Deccâle diyeler ker ü kûr

Menzil-i mü’minîne rehbersin

Merkeb-i sâlihîne mazharsın

Nesebündür mesel hatîblere

Nefesün hoş gelür edîblere

Sen eşeksin ne şek hakîm-i ecell

Müşkilüm var keremden itgil hall

Bugün otlakda gördüm öküzler

Gerüben yürür idi göğüzler

Her biri semîz ü kuvvetlü

İçi vü taşı yağlu vü etlü

Niçün oldu bulara enzâni

Bize bildür şu tâc-ı sultanî

Yok mıdur gökde bizüm ılduzumuz

K’olmadı yir yüzinde boynuzumuz

Her sığırdan eşek nite ola kem

Çün meseldür ki dir benî âdem

Har eger hâr ü bî-temîz oldı

Çünkü yük tartar ol azîz oldı

Bâr-keşlikde çün bizüz fâik

Boynuza niçün olmaduk lâyık

Böyle virdi cevâb pîr eşek

K’iy bilâ bendine esîr eşek

Dün ü gün arpa buğday işlerler

Anı otlayup anı dişlerler

Çün bular oldu ol azîze sebep

Virdi ol izzeti bulara Çalab

Tâc-ı devlet konıldı başlarına

Et ü yağ toldı iç ü taşlarına

Bizüm ulu işimüz odundur

Od uran içümüze o dûndur

Bize çokdur hakîki buyrukda

Nice boynuz kulağ u kuyruk da

Döndi yüz derd ile zaîf eşek

Zâr ü dil-haste vü nahîf eşek

Didi sehl ola bu işün aslı

Çünki şerh oldı bâbı vü faslı

Varayın ben de buğday işleyeyin

Anda yaylayup anda kışlayayın

Nice yiyem odun ile letler

Bulayın buğday ile izzetler

Gezerek gördi bir gögermiş ekin

Sanki dutardı ol ekin ile kîn

Aşk ile değdi girdi işlemeğe

Gâh ayaklayu gâh dişlemeğe

Arpa gördi gögermiş aç eşek

Buldı cân derdine ilâç eşek

Değme kerret ki şevk ile karvar

Toprağın bile götürür harvar

Eyle yidi gök ekini terle

Ki gören dir zihî kara tarla

[SES]http://www.fileden.com/files/2008/5/22/1924437/huzzam.wma[/SES]
 
#2
Yiyürek toydı karnı çağnadı

Yuvalandı vü biraz ağnadı


Başladı ırlayup çağırmağa

Anup ağır yükin ağırmağa


Dimiş ol âdemî ki hoş-demdür

Niam oldukda bî-nagam gamdur


Pes idüp cûş içinde eşvâkı

Rast düzdi nevâ-yı uşşâkı


Çeker âvâze tîz ider perde

Hoş ser-âğaz ider muhayyerde


Nice düzmek ki bozdı âhengi

Perdesin açdı ol cihân nengi


Çıkarur har çün enker-ül esvât

Ekin ıssına arz olur arasât


Ağaç elinde azm-i râh itdi

Tarlasını göricek âh itdi


Dâneden gördi yiri pâk olmış

Gök ekinliği kara hâk olmış


Yüreği sovumadı söğmeg ile

Olımadı eşeği dögmeg ile


Bıçağın çekdi kodı ayruğını

Kesdi kulağını vü kuyruğını


Kaçar eşşek acıyaruk cânı

Dökilüp yaşı yirine kanı


Uğrayu geldi pîr eşek nâgâh

Sordı hâlini kıldı derd ile âh


Yermürü inleyü didi iy pîr

Har-ı rûbâh bigi pür-tevzîr


Bâtıl isteyü haktan ayrıldum

Boynuz umdum kulakdan ayrıldum


Benem ol gâm yükinde har-ı leng

Gussalar balçığında vâlih ü deng


Ne yüküm bir nefes giderici var

Ne biraz çekmeğine yarıcı var


Har gedây-iken arpaya muhtâç

Gözedürem kurıla başuma tâc


İster iken halâldan rûzî

Varım itdüm haramîler rûzî


Ger tonuzlara olmaya buyruk

Âh gitdi kulağ ile kuyruk


Hükm-i sultâna kola pâyende

Çarh çâkerdürür felek bende


Kim ola bâri bir iki eclâf

Kide tevk-i pâdişâha hilâf


Şâh kahrı neûzü-billâh eger

Çarh baş çekse ide zîr ü zeber


Göklere irdi nâle vü feryâd

Dâd iy pâdişâh-ı âdil dâd


Şeyhî uzatma nâle vü âhun

Nüktedândur bilür şehen-şâhun


Ger inâyetden istesen tevfîr

Kılma devlet duâsını taksîr


Nice kim bu zamâne-i nâ-sâz

Câhile nâz vire ehle niyâz


Ne kadar kim cihân-ı bî-ihlâs

Ârifi hâric ide âmiyi hâs


Ol şehün işi izz ü nâz olsun

Düşmeninün gam ü niyaz olsun



Hacı Bayram Veli'den fazlasıyla etkilenmiş ve onun dervişi olmuştur. II. Murat zamanında saraya çok yakın olan Şeyhi, padişahın hekimlerindendir. Bizzat padişahın isteği üzerine Hüsrev ü Şirin'in Türkçe tercümesini yazmaya başlamıştır. Bu eserini tamamlayamadan vefat etmiştir. Vefat tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, genel kanı 1431 yılında vefat ettiği üzerinedir. Mezarı Kütahya'ya 7 kilometre mesafede Dumlupınar köyünde Erenlerbaşı olarak tanınan bir ziyaret yeridir.

Şeyhi erken dönem Divan Edebiyatı şairlerindendir ve divan edebiyatının gelişmesine büyük katkısı olmuştur. Tasavvufi bir kişilik olmasına ve tasavvuf eğitimi almış olmasına rağmen eserlerinde tasavvufi öğeler bulunmamaktadır. Din dışı şiirler yazmayı tercih etmiştir.


Başlıca Eserleri
Divan
Hüsrev ü Şirin
Harnâme

Ayrıca edebi eserlerinin yanında tıpla ilgili eserlerden kaleme almıştır:

Kenz-ül Menafi
Habnâme
Neynâme

Eserlerinden örnek

Gazel

Ölme gönül firaak ile Îsâ-nefes gelür
Yanma ciger figaan ile feryâd-res gelür


Can bülbili teferrüc-i dîdâr kılmasa
Firdevs bostânı gözüne kafes gelür


Her bî-haber ne bile mahabbet safâsını
Nâ-merde aşk u derd hevâ vü heves gelür


Bilmez kimesne kaafile-i dûstdan haber
Geh geh budur kulaguma bang-ı ceres gelür


Şeyhî ko peşpeşeyi dahı şehbâzı kıl şikâr
Sîmürg-i himet olana âlem meges gelür
 
#4
'Bir eşek var idi zâif ü nizâr
Yük elinde kat'i şikeste vü zâr'

Harname mesnevisi unutmadıklarım arasında ilgimi çekmiş ve ezberlemiştim,vurgular ve ahengi hoşuma gidiyordu Hala dün gibi aklımda bu satırlar
Emeklerine sağlık teşekkürler KarL
 
Üst