Servet-i fünun edebiyatı özellikleri

'Sorun Cevaplayalım' forumunda ZeuS tarafından 17 Ekim 2010 tarihinde açılan konu


  1. SERVET-İ FÜNUN (EDEBİYAT-I CEDİDE


    Serveti Fünûn dönemi, edebiyatımızın 19. yüzyıl sonlarında kısa fakat yoğun bir batılılaşma süreci yaşadığı bir dönemdir. Türk edebiyatının bu dilimine Serveti Fünun devri denilmesi, bu edebî hareketin Serveti Fünun dergisinde hayat bulmasıyla ilgilidir. Serveti Fünun edebiyatına "Edebiyatı Cedide" denilmesinin nedeni de, Batı merkezli bir yenilenmenin somutlaştırıldığı bir dönem olmasındandır. Bu edebiyata Tevfik FikretHalit Ziya Mektebi de denilmiştir.


    Serveti Fünûn Edebiyatı, 1896–1901 yılları arasında Recaîzade Ekrem'in önderlik ettiği, Serveti Fünûn dergisi çevresinde toplanan yenilik arayışı içerisindeki genç edebiyatçıların yürüttüğü bir harekettir. Aslında bu hareketin başlangıcı Tanzimat’ın ikinci devresine kadar gider. Özellikle Recaizade Mahmut Ekrem’in bu topluluğun oluşmasında büyük bir rolü vardır. Kafiye konusundaki tartışma (abes muktebes tartışması) eski ve yeni edebiyat taraftarlarını kesin çizgilerle birbirinden ayırmış, yenilikçi olanların öncülüğünü Recaizade üstlenmiştir.


    Serveti Fünun Edebiyatının çıkış yıllarında Osmanlı Devletinde tam bir kargaşa ortamı gözlenir. Ülke bir çıkmazın içine doğru sürüklenmektedir. Ülkenin içinde bulunduğu kargaşa ortamı ve II. Abdülhamit’in basın ve yayın hayatına karşı uyguladığı sansürler, sanatçıların içe kapanmalarına ve bireysel sanat anlayışı geliştirmelerine neden olmuştur. Yazarların, eserlerinin konularını İstanbul ve çevresinden seçmeleri de buna bağlı olarak gelişmiştir. Yine bu baskıdan dolayı yazarlar sosyal konulardan uzaklaşarak bireysel ve hayali konulara değinmişler, duygularını gizleme eğilimi ve korunma içgüdüsünden dolayı eserlerinde ağır bir dil kullanarak anlam kapalılığına önem vermişlerdir.


    Serveti Fünun dergisi 1891’de Ahmet İhsan tarafından çıkarılan, daha çok ilmi ve fenni gelişmelerin yayınlandığı bir dergidir. 1896’da Tevfik Fikret’in yazı işleri müdürlüğüne getirilmesiyle birlikte edebiyat ve sanat dergisi görünümü kazanmıştır. Zamanla genç yazarların da dergi etrafında toplanmasıyla dergi, Edebiyatı Cedide’nin yayın organı olmuştur.Tevfik Fikret, Ahmet İhsan’la aralarında çıkan bir anlaşmazlık dolayısıyla dergiden ayrılınca yerine Hüseyin Cahit geçmiştir. Hüseyin Cahit’in Fransızcadan çevirdiği "Edebiyat ve Hukuk" adlı makalesi (16 Ekim 1901) kışkırtıcı nitelikte bulunduğu için dergi kapatılınca topluluk da dağılmıştır.



    Serveti Fünun Edebiyatının Genel Özellikleri


    1.Serveti Fünun sanatçıları Batı uygarlığına, özellikle de Fransa’ya hayrandırlar. Ülkenin batılılaşma yoluyla kalkınacağına inanmışlar, orada sanat ve bilim adına ne bulmuşlarsa ülkeye aktarmaya çalışmışlardır.

    2.Tanzimat sanatçılarının aksine, “sanat için sanat” görüşünü benimsemelerinden dolayı halka seslenmeyi düşünmemişler, aydın kesime hitap etmişlerdir.

    3.Sade Türkçeyi bir yana bırakarak bilinmeyen sözcükleri özenle seçerek kullanmışlardır.

    4.Serveti Fünuncular, Tanzimat sanatçılarının aksine laik bir dünya görüşünü benimsemişler, genellikle dindışı konularda yazmışlardır.

    5.Baskı yönetiminin bir sonucu olarak “vatan, hürriyet, istiklal, inkılâp” gibi kavramları kullanmamışlar, sosyal konulara değinmemişlerdir.

    6.Çoğunlukla şiir, mensur şiir, hikaye, roman, anı, fıkra, makale, musahabe (söyleşideneme), eleştiri ve gezi yazısı türlerinde eserler verilmiş, tiyatro türü ihmal edilmiştir.

    7.Nazmı nesre yaklaştırma çabası içindedirler

    8.Şiirin konusu genişletilmiştir. En basit nesneler, günlük olaylar, gözlemler ve duygular dahi şiirde işlenmiştir.

    9.Romancılar, 19. yüzyılda yetişmiş realist ve natüralist Fransız yazarlardan etkilenmiştir.

    10.Roman tekniği gelişmiş, gereksiz bilgiler verilerek olayın akışı durdurulmamıştır. Dolayısıyla Batı roman ve hikâye tekniğine uygun ilk başarılı örnekler de bu dönemde yazılmıştır.

    11. Fransızcanın söz dizimi Türk diline uydurulmaya çalışılmış, devrik cümleler bolca kullanılmış, cümleler bağlaçlarla uzatılmıştır.


    Serveti Fünun’da Türler


    Şiir


    üServeti Fünûn şiiri; dil, şekil ve anlayış bakımından Tanzimat şiirinden tamamen ayrılır. Serveti Fünûn şiirinde her şeyden önce güçlü bir musiki vardır.

    üServeti Fünûn şiirine kadar Türkçe aruz ölçüsüne uydurulurken, bu dönemde aruz Türkçeye uydurulmaya çalışılmıştır.

    üAruzun değişik kalıplarını bir arada kullanmışlar, şiirin şekli ile konusu arasında ahenk oluşturmaya çalışmışlardır.

    üAğırlıklı olarak şairin iç dünyasındaki çalkantılar, sevinçler, üzüntüler, bunalımlar işlenmiştir.

    üSanatçılar, toplumsal konulara değinmemiş; daha çok doğa tasvirlerine yer vermiştir. Sadece Tevfik Fikret sosyal eleştirilerini şiirde dillendirmiştir.

    üAnlamın bir mısranın dışına taşırılması şeklindeki söyleyişin (anjanbmanulantı) ilk ve başarılı örnekleri Serveti Fünûn şiirinde görülür.

    üSanatçılar, Parnasizmden ve Sembolizmden etkilenmiştir.

    üSone, terzarima, balad, serbest müstezat gibi yeni türler kullanılmış, göz kafiyesine değil kulak kafiyesine önem verilmiştir.

    üHayal gerçek çatışması şiirde dikkat çekici boyutlardadır. Aşırı duygusallık ve yeni hayal dünyası kurma eğilimi onları ferdiyetçi kılmıştır.

    üŞiirde ses ve ahenk önemsenmiştir. Fikret, dili ve tekniğiyle dış ahengi, Cenap da ince buluş, parlak hayal ve mecazlarıyla iç ahengi sağlamıştır.

    üŞiirde resim ve müzik unsuru önemsenmiş, bir tabloyu andıran unsurlar şiirde ahenkli bir uyum içerisinde sıralanmıştır.

    üNazmı nesre yaklaştırma çabasının bir sonucu olarak mensur şiirler yazılmıştır.



    Hihaye ve Roman


    üServeti Funun sanatçıları, Tanzimat romanının kusurlarını gidererek romanı, batılı roman seviyesine yükseltmeyi başarmıştır.

    üRoman ve hikâyelerin en kusurlu yönü, hiç şüphe yoktur ki dili ve üslûbudur.

    üSanatçılar, dönemin siyasî baskıdan dolayı sosyal ve toplumsal konulara değinmemiştir. Bunlar daha çok, yakın çevrelerine ve kendi iç dünyalarına yönelmişlerdir.

    üAydın çevrelerde geçen olaylar, yaşanan aşklar, dramlar, aile içi ilişkiler, hayal kırıklıkları romanlarda işlenen başlıca konulardır.

    üRomanlarda konu ve karakter seçimine önem verilmiştir. Kahramanlarının genelde birbirleriyle akraba ya da dost olduğu görülür.

    üKahramanlar, orta hâlli fakat okumuş insanlardan seçilmiştir.

    üKonuları İstanbul’daki seçkin tabakanın yaşamından,özellikle batılılaşmaya çalışan tiplerden almışlardır.

    üHikâye ve romanda realizme geçiş, gözlemi getirmiş; hayali geri plana itmiştir.

    üBu dönem romanlarında kadının özel bir yeri vardır.

    üAhenkli bir anlatım tercih edilmiş, Divan nesrinde görülen secilere yer verilmemiştir.

    üYazar, eserlerinde kendini gizlemiş, olayları genellikle kahramanların ağzıyla anlatmıştır.


    Tiyatro


    Serveti Fünûn yıllarında hemen hiç gelişme göstermeyen edebî türdür. Tanzimat’ın son döneminde tiyatroların yasaklanması, devrin siyasi atmosferi, yazarların düşüncelerini ifade etmekte zorlanmaları gibi nedenler bu türün gelişimini engellemiştir.




    Serveti Fünun’un Önemli Sanatçıları


    [​IMG]

    Cenap Şahabettin (1870 – 1934)


    üServeti Fünun’un Fikret’ten sonraki en önemli şairidir. Tıp eğitimini Paris’te sürdürürken Fransız sembolistlerini tanıma imkânı bulmuştur.

    üSembolizmden etkilenmiş olsa da başlı başına sembolist bir şair değildir. Sadece istiare, dil ve ahenk özellikleri bakımından sembolizme yaklaşmıştır.

    üŞiirlerinde musikiye ve ahenge önem vermiş, ahengi sağlamak amacıyla kelime ve vezin seçiminde titizlik göstermiştir.

    üAruz ölçüsüyle yazdığı şiirlerinde son derece ağır ve süslü bir dil kullanmıştır. Soneleri ve serbest müstezatları, dilbilgisi kurallarını hiçe sayan sıfatlar ve tamlamalarla doludur.

    üSanat için sanat anlayışına bağlı kalmış, şiirlerinde o güne kadar duyulmamış teşbihler, mecaz ve istiarelere yer vermiştir.

    üŞiirlerinde çoğunlukla aşk ve doğa konularına değinmiştir. Doğada, insan ruhunu canlandıran bir ruhu arar, gerçeklerden kaçar, hayallere dalar.

    üOna göre şiir, kelimelerle yapılmış bir resimdir. Dokunduğu her şeye yeni bir biçim veren güçlü bir hayal gücü vardır.

    üCenap, nesirleriyle de edebiyatımız da yer etmiş bir sanatçıdır. Onun nesirlerinde nükte ile düşünce ayrılmaz bir ikili durumundadır.

    üO, hareketli değişik zengin bir nesir peşindedir. 1908’den sonra nesre önem vermiş, çağdaşları nesir dilini sadeleştirirken o sadeleştirmemekte direnmiştir.


    Eserleri: Şiirleri: Tamat Gezi: Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Suriye Mektupları

    Makale:Evrakı Eyyam, Nesri Harp Nesri Sulh Özdeyiş: Tiryaki Sözleri

    Tiyatro: Körebe, Yalan, Küçükbeyler



    Mehmet Rauf (1875 – 1931)

    [​IMG]

    üServeti Fünûn’un önemli yazarlarındandır. Roman, hikâye, tiyatro, tenkit, gazetecilik gibi çeşitli alanlarda eser vermiştir.

    üRoman ve hikâyelerinin temasını kişisel tutkular ve romantik aşklar oluşturur. Aşk konusunda romantik olan sanatçı eserlerinde realizm ve natüralizmin etkisinde kalmıştır.

    üEserlerinde, zengin ailelerin olanaklarıyla yetişen, kışları konaklarda, yazları Boğaziçi ve Adalarda oturan insanların romantik duygularını işlemiştir.

    üTahlillerde ayrıntıya girebilmek için olayları basit, kahramanların sayısını az tutmuştur.

    üDili, Halit Ziya'ya göre daha sadedir. Fakat üslûbu oldukça düzensizdir. Bu yüzden eserlerinde basit cümle yanlışlıklarına rastlanabilir.


    Eserleri: Romanları: Eylül, Ferdayı Garam, Genç Kız Kalbi, Karanfil ve Yasemin, Böğürtlen, Define

    Hikâyeleri: Âşıkane, Son Emel, Bir Aşkın Tarihi, Hanımlar Arasında, Menekşe, Mazide Bir Günah, Aşk Kadını, Kadın İsterse, Eski Aşk Hikâyeleri Mensur Şiir: Siyah İnciler Oyun: Ferdi ve Şürekâsı(Halit Ziya’nın romanından uyarlama),Cidal, Sansar



    Tevfik Fikret(1867–1915)


    ü
    [​IMG]
    Serveti Fünûn’un en etkili şairidir. 7 Şubat 1896'da çıkan 256. Sayısından itibaren Serveti Fünûn dergisinin sorumlu yazı işleri müdürü olmuştur.

    üŞiirlerinde noktalama işaretlerine önem verir.

    üŞiirlerinde sağlam bir nesir yapısı vardır. Kendinden önceki şairlerde görülmeyen iç ve dış yenilikler, toplumsal konular, biçim, kafiye serbestliği, ustalıklı bir aruz görülür.

    ü1901'e kadar kişisel konuları işleyen şair, bu yıldan sonra sosyal konuları işleyen şiirler yazmıştır.

    üParnasizmin etkisinde kalan şair, özellikle F. Coppee'den etkilenmiştir.

    üSis adlı şiirinde İstanbul’dan nefret ettiğini dile getirmiş ve bu kenti kötü bir kadına benzetmiştir.

    üTarihi Kadim şiirinde tüm inançlarını yitirdiğinden bahsetmiş, Bir Lahzai Tahattur başlıklı şiirinde Abdülhamit’e olan nefretini dile getirmiştir.

    üÇocuklar için hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerini "Şermin" adlı kitapta toplamıştır.

    üŞiirlerinde oğlu Haluk’un şahsında gençlere seslenerek onlara yol göstermeye çalışmıştır.

    üBeyit hâkimiyetini, yani anlamın bir beyitte tamamlanması kuralını yıkarak anjambmanı Türk şiirine yerleşmiştir.

    Eserleri: Rübâbı Şikeste, Halûk’un Defteri, Şermin, Rübabın Cevabı, Tarihi Kadim


    UYARI: Fikret’in şiire getirdiği en önemli yenilikler; aruzu Türkçeye uygulamadaki başarısı, manzum hikâyelerde konuşturma tekniğini ustaca uygulaması ve nazmı nesre yaklaştırmasıdır.


    Halit Ziya Uşaklıgil (1856 – 1945)


    ü
    [​IMG]
    Edebiyatımızın Avrupa tarzında eser veren ilk büyük romancısıdır. Edebiyatımızda mensur şiirin ilk örneklerini vermiştir. Fransız romancıların etkisinde kalarak eserlerinde geniş tasvirlere, tahlillere yer vermiştir.

    üSanatlı bir üslûbu, çok güçlü bir gözlem yeteneği olan yazar, realizmin etkisinde kalmıştır.

    üAsıl kişiliği hikâye ve romanlarında ortaya çıkmıştır. Romanlarının konularını İstanbul 'un zengin ve aydın çevresinden seçmiştir.

    üHikâyelerinde halkın arasına girmeye, Anadolu’daki köy ve kasaba hayatını yansıtmaya çalışmış ancak köy yaşamına yabancı olduğundan bunda başarılı olamamıştır. Eserlerinde Arapça, Farsça sözcükleri, özellikle Farsça tamlamaları çokça kullanmıştır. Ömrünün sonlarına eserlerini sadeleştirmiştir.

    üHalit Ziya, sanat anlayışını ve dönemin yayın hayatını anlattığı Mai ve Siyah romanını, romantizmin etkili olduğu bir dönemde realizmin etkisiyle yazmıştır.

    üAşkı Memnu'da bir Türk ailesini bütün yönleriyle tanıtmıştır. Roman, alafranga hayata özenenlere eleştiri niteliğindedir.

    üKırık Hayatlarda da ailenin tehlikelerden korunması konusunu işlemiştir.

    Eserleri: Roman: Sefile, Nemîde, Bir Ölünün Defteri, Ferdî ve Şürekâsı, Maî ve Siyah, Aşkı Memnu, Kırık Hayatlar Hikâye: Bir Yazın Tarihi, Solgun Demet, Hepsinden Acı, Onu Beklerken, İhtiyar Dost, Kadın Pençesi

    Anı: Kırk Yıl, Saray ve Ötesi, Bir Acı Hikâye Makale:Sanata Dair


    Süleyman Nazif (1870–1927)


    ü
    [​IMG]
    Çeşitli illerde valilik yapan Süleyman Nazif, itilaf devletlerinin İstanbul’u işgalini Hadisat gazetesinde “Kara Bir Gün” makalesiyle kınaması üzerine kurşuna dizilme tehlikesi yaşamıştır.

    üDaha sonra üniversite salonunda yaptığı konuşmasında işgal güçlerine karşı çok ağır ifadeler kullanmış, bunun üzerine Malta’ya sürgüne gönderilmiştir.

    üİstanbul’a döndükten sonra gazete çıkarmaya devam etmiş, ölümüne kadar Resimli Gazete’de yazılar yazmıştır.

    üZiya Paşa ve Namık Kemal’in eserlerini yakından takip etmiş; vatan, millet, özgürlük gibi konulara ilgi duymuştur.

    üSüleyman Nazif’in, Serveti Fünun sanatçısı olmakla beraber Namık Kemal çizgisini devam ettiren bir yönü de vardır.

    üŞiirlerinde vatan ve millet sevgisini kahramanlık edasıyla kaleme almıştır.

    üŞiir ve nesir olmak üzere otuzun üzerinde eser veren sanatçının nesri şiirinden daha başarılıdır. Anlatımı kuru değil ahenklidir.

    Eserleri: Şiir: Gizli Figanlar ŞiirNesir: Batarya ile Ateş, Malta Geceleri, Firakı Irak Nesir: Çal Çoban çal, Malumı İlam, Tarihin Yılan Hikâyesi



    Hüseyin Cahit Yalçın ( 1874 1957)


    ü
    [​IMG]
    1900 yılında Tevfik Fikret Serveti Fünun dergisinden ayrılınca derginin yönetimini üstlenmiş, sonra da Tanin gazetesini çıkarmıştır.

    üEleştirilerinden dolayı birkaç kez sürgüne gönderilmiştir. Son olarak Demokrat Parti aleyhindeki bir yazısından dolayı mahkûm olmuş, yaşından dolayı Cumhurbaşkanı affetmiştir.

    üRoman, hikâye, makale, eleştiri, deneme, sohbet gibi türlerde eserler vermiştir.

    üRoman ve hikâyelerinde genellikle zengin aile çevrelerini konu edinmiştir.

    üYenilik taraftarı bir yazardır. II. Meşrutiyetin ilanından sonra daha çok gazetecilikle uğraşmıştır.

    üPolitik yazılarında sade bir dil kullanmıştır. Konunun dışına taşmayan, kişisel didişmelerden uzak, bilginin ışığında gerçeğe ulaşmaya çalışan eleştiriler kaleme almıştır.

    üFransız ihtilalini konu alan Edebiyat ve Hukuk çevirisi Serveti Fünun’da yayınlanmış ve dergi kapanmıştır. Bunun üzerine Serveti Fünun topluluğu dağılmıştır.


    Eserleri: Roman: Nadide, Hayal İçinde Hikâye: Hayatı Muhayyel, Hayatı Hakikiye Sahneleri, Niçin Aldatırlarmış Anı: Edebi Hatıralar, Siyasal Anılar Biyografi: Talat Paşa Düzyazı: Kavgalarım