Sabahattin Ali Eğitip Edebi Hayatı Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda Belinay tarafından 28 Mart 2012 tarihinde açılan konu



  1. Sabahattin Ali

    Doğum 25 Şubat 1907/Eğridere
    Ölümü 2 Nisan 1948/Kırklareli
    Meslek Şair, öğretmen, yazar, gazeteci
    Sabahattin Ali, Türk öykücü, şair, öğretmen, yazar ve gazetecidir.

    HAYATI
    EĞİTİM HAYATI

    25 Şubat 1907'de Edirne’nin Eğridere ilçesinde doğdu. Babasının görev yerleri sık sık değişmesi nedeniyle ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit’in çeşitli yerlerinde tamamladı.1921’de Edremit’te yaşadıkları dönemde bölge Yunan işgalinde olduğu için aile bu yıllarda zor günler geçirdi. İlkokulu bitirdikten sonra Balıkesir Öğretmen Okulu'nda 5 yıl parasız yatılı olarak öğrenimine devam etti.1926 yılında İstanbul Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu.

    HAPİSHANEDE GEÇEN YILLAR VE ÇALIŞMA HAYATI

    Yaklaşık bir yıl kadar Yozgat’ta öğretmenlik yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı bir sınavı kazanarak Almanya’ya gitti ve iki yıl kadar orada okudu. Yurda döndükten sonra Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliği yaptı. Daha sonra Aydın ve Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yaptı. 1932 yılında Konya’da katıldığı bir arkadaş toplantısında Atatürk’ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklandı ve bir yıla yakın Sinop ve Konya cezaevinde yattı. Cezaevinden çıktıktan sonra Milli Eğitim Bakanlığı’na başvurarak yeniden görev beyanında bulundu. Dönemim Milli Eğitim Bakanı Hikmet Bayur’un ''eski düşüncesinden vazgeçtiğini ispat etmesini'' istemesi üzerine 15 Ocak 1934 yılında varlık dergisinde Atatürk’ü öven 'Benim Aşkım' şiirini yayımladı. Daha sonra bakanlık neşriyat müdürlüğüne alınmış ve Ankara 2. Ortaokulu’nda öğretmenlik yapmıştır.1935 yılının Mayıs ayında Aliye Hanım ile evlenip 1936 yılında askere gitmiştir.1937 yılında kızı Filiz Hanım dünyaya gelmiştir. Askerliğini yedek subay olarak Eskişehir’de tamamlar.1938’de Musiki Muallim Mektebi’nde Türkçe öğretmenliği yaptı.1940 yılında tekrar askere gidip görevini tamamladı. 1941-1945 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuarı’nda Almanca öğretmenliği yaptı. ''İçimizdeki Şeytan'' romanı ile milliyetçi kesimler tarafından büyük tepkiler aldı. Hüseyin Nihal Atsız’ın hakkında yazdığı yazıya karşılık dava açtı ve bu dava sırasında çok sıkıntı çekti.1944 yılında davayı kazandı ama buna rağmen tepkilerden kurtulamadı. Bu duruşmalar sırasında görevden alındı.1945 yılında İstanbul’a giderek burada gazetecilik yapmaya başladı ama bu işi de uzun sürmedi. Fıkra yazdığı gazeteler tan olayları sırasında tahrip edildi ve işsiz kaldı.1946-1947 yılları arası Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la birlikte siyasi mizah dergilerini çıkardı; Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa bunlardan bazılarıdır. Ancak bu gazetelerde tek parti iktidarının baskıları sonucu kapatıldı. Yazılar ve yazarlar hakkında soruşturmalar açıldı. Dergideki yazılar yüzünden üç ay hapis yattı. Karşılaştığı zorluklardan ve baskılardan iyice bunaldı ve Ali Baba dergisinde 'Ne zor şeymiş' adlı bir yazı yayımladı. İçinde bulunduğu durumu şu şekilde anlatmaktadır: 'Çalmadan çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi.' Bir başka dava nedeniyle 1948'de Paşakapısı Cezaevi'nde üç ay yattı. Cezaevinden çıktıktan sonra zor günler geçirdi. İşsiz kaldı, yazacak yer bulamadı. Baskılardan uzaklaşmak için yurtdışına çıkmaya karar verdi fakat kendisine pasaport verilmedi. Ve bunun üzerine para karşılığı Bulgaristan’a kaçtı. Anlaştığı kaçakçı Ali Ertekin adlı şahıs tarafından başına aldığı sopa darbeleri sonucunda öldü. Cesedin 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şüpheli bir şekilde bulunması sonucu 28 Aralık 1948 tarihinde tutuklanan Ertekin Kırklareli ağır ceza mahkemesinde yargılandı. Yaptırımı 24 yıl olan adam öldürme suçundan 15 ekim 1950 yılında ''milli hisleri tahrik'' gerekçesi ile cezası 4 yıla indirildi. Sabahattin Ali’yi öldürdüğünü kabul eden ve milli emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ertekin çıkarılan aftan yaralanarak bir kaç hafta sonra serbest kalmıştır.

    EDEBİ HAYATI

    Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış ve hece vezni ile yazdığı bu şiirlerini çağlayan dergisinde yayımlamıştır.1926-1928 yılları arası Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde yazdı. Bunların yanı sıra öyküde yazmaya başladı. İlk hikâyesi olan ''bir orman hikâyesi'' resimli Ay dergisinde yayımlandı. Af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra ''Kanal, Kırlangıçlar, Arap Hayri, Pazarcı, Kağnı'' gibi öyküleri ile dikkat çekti. Anadolu insanına yaklaşımı ile edebiyata yeni bir boyut kazandırdı.1937’de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı ile gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden birisini edebiyatımıza kazandırdı. Halk şiirinden esinlenerek yazılan şiirlerini içeren ''Dağlar ve Rüzgâr'' adlı kitabı büyük ilgi uyandırdı. Ancak bu kitabından sonra şiirle ilgilenmedi. Yazın yaşamına roman ve hikâye ile devam etti. ''Leylim Ley'' ve ''Aldırma Gönül'' adlı halk dilinden yaralanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazdı.