Plotinosçuluk Ne Demek Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 18 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Plotinosçuluk Ne Demek Hakkında Bilgi

    Yeniplatoncu Plotinos’un ve onu izleyenlerin öğretisi.

    Mısır Yunanlılarından Plotinos (205-270), Yeniplatonculuğun, temel öğelerini öğretmeni İskenderiyeli Ammonios Sakkas’tan öğrendiği halde kurucusu sayılır. Çünkü Platonculuğun gizemsel yanını, antikçağ Yunanlılarının bütün düşünceci düşünürleriyle uzlaştırıp dizgeleyerek, o geliştirmiştir. Bu bakımdan Plotinosçuluk seçmeci bir öğretidir. Antikçağ Yunanlılarının bilgi sevgisi (Yu. Philosophia), Plotinos’ta tanrı bilgisi (Yu. Theosophia)’ne dönüşmüştür. Bu bakımdan da Plotinosçuluk, Hıristiyanlığın temellerini atan kilise babalarının başlıca kaynağıdır. Plotinos’un öğretisi türümcü Kamutanrıcılık adıyla da anılır. Çünkü ona göre evrendeki her şey tanrıdan çıkmıştır ve tanrıya dönecektir. Plotinos bu çıkışı, güneşin ışınlarının yayılması ya da bir kaynaktan su fışkırmasını dile getiren Yu. Perilampsis deyimiyle dile getirir. Perilampsis terimi Plotinos öğretisinin başkavramıdır. Bu yayılma ya da fışkırmayı şöyle anlatır: ‘’Bütün şeylerden önce ve kendinden sonra gelenlerden farklı bir şeyin bulunması gerekir. Bu bir olan’dır. O, hepsinin ilki olduğuna göre, kendi kendine yeter. Çünkü sonra gelen, önce gelene muhtaçtır ama önce gelen sonra gelene muhtaç değildir. Eğer birbirinden meydana gelen varlıklar varsa tümünün de doğrudan doğruya ondan gelmeleri gerekir. Eğer o bütün varlıkların birincisi ve bir olan’sa hepsinin en tamı ve en güçlüsü olmalıdır. Tamlık ve olgunluk içinde olansa kendiliğinde kalmaya katlanamaz, başka varlıklar meydana getirir. Bu, sadece düşünen varlıklar için değil, bitkisel, cansız varlıklar için de böyledir. Örneğin ateş ısıtır, kar soğutur. Özetle hiçbir şey etkin olmamazlık edemez. Öyleyse en tam ve en olgun, nasıl kendiliğinde kalabilirdi?’’ (Enneades 5. kitap 4, 1). Bir olan deyimiyle dilegetirdiği tanrı’yı da şöyle tanımlar: ‘’Bir olan, bütün şeylerin hiçbiri olmadığı içindir ki bütün şeylerdir. Bütün şeylerin hiçbiri onda olmadığı içindir ki ondan gelirler. Bir olan tamdır, çünkü hiçbir şeyi aramaz, bir şeyi yoktur, bir şeye muhtaç değildir. Tam olduğu içindir ki taşar, taşmasıyla da kendinden ayrı bir şey meydana getirir. Böylece her şey bir olandır, ama hiçbir şey bir olan değildir. Her şey bir olandır, çünkü varlığını ondan alır. Oysa kendiliğinde kalır. Nasıl ki çizginin bir önceki noktası bir sonraki noktada yok olmaz’’ (Anneades, 5, kitap, 2, 1-2). Plotinos, bu deyişiyle, tanrının varlıkları meydana getirmekle tözce eksilmediğini anlatmak ister. Şöyle der: ‘’O, hiçbir yerde olmadığı içindir ki her yerdedir’’(İbid). Plotinos’a göre bir olan, gerçekten biriciktir. Çünkü ‘’eşi bulunsaydı, ikisi ancak bir tek şey olmak gerekirdi’’. Plotinos’a göre tanrıdan ilkin us dünyası yayılır, ondan ruh dünyası yayılır, ruh dünyasından da cisimler dünyası yayılır. Evren böylelikle üç aşamada oluşur. Plotinos bunu şöyle anlatır: ‘’Varlaşma us dünyasıyla başlar. Ondan da ruh dünyası fışkırır. Orada cisimsiz ruhlar vardır, us bütünüyle bulunmaktadır. Us, sonsuza dek bölünmez ve dağılmaz kalır. Orada ruh da bölünmez ve dağılmazdır, ama özünde bölünme ve dağılma vardır. Ruhun bölünmesi, us dünyasından uzaklaşması ve cisimleri meydana getirmesiyle olur. Nitekim bu yüzden, ruh cisimlerde bölünür, denir. O halde nasıl olur da, hem de ve aynı zamanda, bölünmez olarak da kalır? Şu anlamda ki, usdan tümüyle uzaklaşmış değildir, kendinin bir bölümü cisimlere girmez, cisimlere girmeyen bu bölümün özüyse bölünmezdir. Platon’un, ruh bölünmez bir özle cisimlerde bölünen bir özden yapılmıştır, sözü şu anlama gelir: Ruh, us dünyasında kalan bir özle bu öze bağlı kalarak, merkezden çıkan bir yarıçap gibi, buraya kadar uzanan bir özden yapılmıştır. Bunun içindir ki hem bölünür, hem de bölünmezdir. Ruh cisme, bir bölümüyle değil, bütünüyle girer (?N.). Bunun içindir ki bölünmüş değildir. Ama cismin bütününü kaplar, bunun içindir ki bölünmüştür. O, devimsizdir ve bir şey yapmış değildir. Bir yüzün birçok aynalardaki yansısı gibi sadece kendini bütünüyle yansıtmıştır’’ (Enneades, 1, 4). Ruh, hiç kuşkusuz, Platon’da olduğu gibi, Plotinos’da da ölümsüzdür: ‘’Biz, her birimiz ölmez miyiz? Yoksa bütünüyle mi yokoluruz? Ya da varlığımızın kimi bölümleri yokoluyor da kimi bölümleri, varlığımızı gerçekten varlık eden bölümler, sonsuza kadar kalıyor mu? Bunu, doğayı izleyerek, öğrenebiliriz. İnsan basit bir varlık değildir, bir ruhu ve bir bedeni vardır. bu beden ruhun aletidir. Her ikisinin de doğasını incelersek bedenin karmaşık olduğunu ve sürüpgidemeyeceğini görürüz. Usumuz ve duyularımız bunun böyle olduğunu tanıtlıyor. Onun zamanla bozulduğunu, çözüldüğünü, her türlü kayıplara uğradığını ve aslına döndüğünü görüyoruz. Bir cisim başka bir cismi başkasına dönüştürür ve yok eder. Doğan şeylerin her birini ayrı ayrı ele alsak bile onların tek bir bütünlük içinde olmadıklarını görürüz, biçim ve özdek olarak ikiye bölünmüşlerdir. En basit cisimler bile bu ikiliği taşırlar. Bundan başka cisim olarak bir büyükleri vardır, küçük bölümlere ayrılır ve parçalanırlar, demek ki bozulur ve yok olurlar. O halde eğer beden varlığımızın bir bölümüyse bütünüyle ölmez değiliz. Bedenimiz, ruhumuzun bir aleti olduğuna göre ancak belli bir zaman için verilmiştir. Ne var ki insanın temel bölümü, insanın asıl kendisi, bir özdeğin biçimi ve bir aletin kullananı gibidir. İki anlamda da insan ruhtur. Hangi sağduyulu kimse böylesine bir varlığın ölmezliğinden kuşkulanabilir?’’ (İbid). Plotinos’a göre üç basamaktan inerek varlaşan insan, çift yanlı merdivenin öteki üç basamağından çıkarak tanrısına dönecektir. Çıkış basamaklarının birincisi algı, ikincisi us ve üçüncüsü gizemsel sezgidir. İnsan önce duyulur şeyleri algılayacak, sonra anlıkalır şeyleri uslamlayacak, sonunda esirme (Yu. Ekstasis)’yle gizemsel sezgi (Yu. Theoria)’ya erişerek tanrısına kavuşacaktır. İnsan yaşamının ereği budur. Uslamlama, algıyla edindiklerine bağlanan ve bundan ötürü kendilerini de aşağılayan ruhları, tanrılarına döndürecek ve Platon’da olduğu gibi onlara tanrılarını anımsatacaktır. Plotinos’a göre mutluluğa sanat, sevgi ve felsefe yollarından varılabilir Tanrı’yı sanatçı duyulur alemde, seven kişi insan ruhunda, filozof anlaşılır alemde arar. Ne var ki tanrıya ancak felsefesel bir kendinden geçişle varılır, düşünceyle varılan gerçek sanatı ve sevgiyi aşar, sanatla ve sevgiyle varılanın ancak soluk birer gölgeden ibaret olduğunu meydana koyar ve insanı tanrısıyla birleştirir. Anlaşılır aleme götüren yöntem, Platon’da da olduğu gibi, eytişim (diyalektik)’dir. Eytişim, Plotinos’ta, Platon’da da olduğu gibi, doğruya vardıran bir mantık’tır: ‘’Anlaşılıra ulaşıncaya kadar birleştirir, toplar, böler. Eytişim, felsefe demektir, genele doğru yürüyen bir uslamlamadır, akıl yürütmenin mantıklı olup olmadığını her an denetleyen bir zekadır. Eytişimin bilgileri onda araçsız olarak bulunur’’ (Enneades, 3). Bu sözlerinden açıkça anlaşıldığı gibi eytişim, Plotinos için, sezgisel bir mantıktır. Plotinos, Aristoteles’in biçimsel mantığının yerine, sezgisel bir mantık koymaktadır. Plotinos da, Platon gibi, bilime dayanmayan hayal kuruculuğun en belli örneklerinden biridir.