Pir Sultan Abdal Hayatı

'Biyografi' forumunda Sitem tarafından 17 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. PİR SULTAN ABDAL



    Pir Sultan Abdal (16. yüzyıl), yaşadığı dönemde düşünce ve şiirleriyle hem Anadolu halkını etkilemiş, hem de bu halkın bir kesiminin sözcüsü olmuştur. Pir Sultan Abdal, Hatayi (Şah İsmail ya da I. İsmail) ile birlikte Alevi-Bektaşi edebiyatının kurucularındandır. Kişiliği, sorunları dile getirişi ve haksızlıklara karşı yürekli direnişiyle adı efsanelere de karışarak bugüne ulaşmıştır.
    Aleviler'ce yedi büyük şairden biri olarak kabul edilen Pir Sultan Abdal'ın yaşamına ilişkin bilgiler kendi şiirlerine, halk arasında dolaşan efsanelere ve öbür şairlerin yazdıklarına dayanmaktadır. Bunlara göre Pir Sultan'ın asıl adı Haydar'dır. Bugün Sivas'ın Yıldızeli ilçesine bağlı Çırçır bucağının Banaz köyünde doğmuştur. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Ailesinin Horasan'dan İran Azerbaycanı'ndaki Hoy kasabasına, oradan da Anadolu'ya geçen bir Türkmen soyundan olduğu en yaygın görüştür. Ayrıca atalarının Yemen'den Sivas'a geldiği de öne sürülmektedir. Pir Sultan Abdal'ın nasıl bir eğitim gördüğü bilinmemekle birlikte, Alevi gelenekleri ve tarikat yaşamı içinde yetişip olgunlaştığı anlaşılmaktadır.

    Yetişme Koşulları
    Pir Sultan Abdal, halk arasında Yedi Ulular olarak bilinen Yedi Ulu Ozan'dan biridir. Alevi gelenekleri ile dergâhın tarikat ortamında Türk dilini kullanarak yetişti. Şiirlerinde duru ve yalın bir Türkçe kullandı. Ana konuları, Deyişler, Nefesler, Hakk sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi, duazimam, ilahi aşk, tasavvuf ve sosyal uyarı niteliğindedir. Bazıları her ne kadar Pir Sultan'ı başkaldıran asi biri olarak gösterse de gerçekte Pir Sultan Abdal'ın yaşadığı Sivas bölgesinde o tarihte hiçbir halk ayaklanmasına rastlanmamaktadır. Dolayısıyla bir derviş olarak toplumu irşat (İlimiyle ve aklıyla toplumu bilgilendirmiştir) etmiştir. Tekke ve tasavvufun kalıplarını aşıp geniş bir halk kesimine seslenebildi. Medrese öğrenimini Erdebil'de görmesine rağmen, diğer bazı halk şairlerinin tersine, Divan Edebiyatı'ndan hiç etkilenmedi. Alevi olan Pir Sultan Abdal Türk diline sahip çıkmıştır. Anadolu türkmen alevilerinin en büyük önderlerinden biridir.



    Şu kanlı zalimin ettiği işler
    Gaip bülbül gibi zâreler beni
    Yağmur gibi yağar başıma taşlar
    Dostun bir fiskesi pareler beni
    Dar günümde dost düşmanım bell’oldu
    On derdim var ise şimdi ell’oldu
    Ecel fermanı boynuma takıldı
    Gerek asa gerek vuralar beni
    Pir Sultan Abdal’ım can göğe ağmaz
    Hak’tan emrolmazsa ırahmet yağmaz
    Şu ellerin taşı hiç bana değmez
    İlle dostun gülü yaraler beni
    Alçakta yüksekte yatan erler
    Yetişin imdada aldı dert beni
    Başım aldı hangi yere gideyim
    Gittiğim yerde buldu dert beni
    Oturup benimle ibadet kıldı
    Yalan söyledi de yüzüme güldü
    Yalın kılıç olup üstüme geldi
    Çaldı bölük bölük böldü dert beni
    Üstümüzden gelen boran, kış gibi
    Yavru şahin pençesinde kuş gibi
    Seher sabahında rüya, düş gibi
    Çağırta bağırta aldı dert beni
    Abdal Pir Sultan’ım gönlüm hastadır
    Kimseye diyemem gönlüm yastadır
    Bilmem deli oldu bilmem ustadır
    Şöyle bir sevdaya saldı dert beni
    Seyyah olup şu ölemi gezerim
    Bir dost bulamadım gün akşam oldu
    Kendi efkârımca okur yazarım
    Bir dost bulamadım gün akşam oldu
    İki elim kalkmaz oldu dizimden
    Bilmem amelinden bilmem özümden
    Akıttım kanlı yaş iki gözümden
    Bir dost bulamadım gün akşam oldu
    Yine boralandı dağların başı
    Akıttım gözümden kan ile yaşı
    Emaneti alır ol veren kişi
    Bir dost bulamadım gün akşam oldu
    Bozuk şu cihanın pergeri bozuk
    Yazıktır şu geçen ömrüme yazık
    Tükendi daneler kalmadı azık
    Bir dost bulamadım gün akşam oldu
    Pir Sultan’ım eydür ummana dalam
    Gidenler gelmedi haberin alam
    Abdal oldum çullar giydim bir zaman
    Bir dost bulamadım gün akşam oldu.


    Alçakta Yüksekte Yatan Erenler

    Alçakta yüksekte yatan erenler
    Yetişin imdada aldı dert beni
    Başım alıp hangi yere gideyim
    Gittiğim yerlerde buldu dert beni

    Oturup benimle ibadet kıldı
    Yalan söyledi de yüzüme güldü
    Yalın kılıç olup üstüme geldi
    Çaldı bölük bölük böldü dert beni

    Üstümüzden gelen boran, kış gibi
    Yavru şahin pençesinde kuş gibi
    Seher sabahında rüya, düş gibi
    Çağırta bağırta aldı dert beni

    Abdal Pir Sultan'ım gönlüm hastadır
    Kimseye diyemem gönlüm yaştadır
    Bilmem deli oldu bilmem ustadır
    Şöyle bir sevdaya saldı dert beni
     


Yükleniyor...