Orhan Gazi Hayatı ve Padişahlık Dönemi Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 4 Nisan 2012 tarihinde açılan konu



  1. Orhan Gazi


    Doğum 1281 - Söğüt
    Ölüm 1362 - Bursa
    Hüküm süresi 1326 - 1362
    Önce gelen Osman Gazi
    Sonra gelen I. Murad

    Orhan Gazi, II. Osmanlı padişahıdır. Osman Gazi ve Malhun Hatun'un oğludur. Osman Gazi'nin vefatı üzerine 1324'te başa geçti. Devletin teşkilatlanmasında ve atılım göstermesinde önemli pay sahibi oldu.

    BABASINDAN ALDIĞI ASKERİ EĞİTİM
    Osmalı Devleti’nin kurucusu olan Osman Gazi’nin oğlu olup doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir.

    Devletin merkezi Bilecik iken babası Orhan’ı deneyimli bir atabey ile Karacahisar’a gönderdi. Babası ile birlikte birçok sefere katılarak deneyim kazandı. Yalnız Aşıkpaşazade’nin belirttiğine göre, Orhan Gazi’nin ilk kumanda ettiği sefer 1305 yılındaki Sakarya seferidir. Stratejik önemi olan kaleleri fethederek ilerleyen Orhan, büyük bir askeri tecrübe kazandı.

    Babasının vefaatı üzerine Mart 1324 yılında beyliğe geçiş yaptı.

    PADİŞAHLIK DÖNEMİ
    Orhan Gazi beyliğin başına geçtiğinde Bizans’ın iki büyük merkezi olan Bursa ve İznik üzerindeki kuşatmalarını sıkılaştırdı. Orhan Gazi asker olan arkadaşı Abdurrahman Gazi ile birlikte Bizans kuvvetlerini püsküttüğü Pelekanon Savaşı iki aşamalı olarak gerçekleşti. İlk aşamada Bizans imparatorunun savaş meclisinde tepelerdeki Osmanlı kuvvetlerinin düzlüğe çekilmesi ve savaşın bu düzlükte yapılması kararı idi. Osmanlı askerleri ise stratejik üstünlük sağlamak için tepelere yerleşmişti. Bu klasik Osmanlı savaş taktiğidir. Savaş Osmanlılar’ın galibiyeti ile sonuçlamış, Orhan Bey tüm Kocaeli’ni ele geçirdi ardından İznik’i fethetti. Bu fetih ile Orhan Bey şöhret kazandı. Bu zaferin ardından Kocaeli’de Hereke ve sahil kasabaları Üsküdar’a kadar Orhan Gazi’nin hükmü altına girdi.

    Bu sırada emektar uç beyleri de faaliyetlerini sürdürüyor ve Bolu taraflarına akınlar düzenliyorlardı. 1337 yılında Bizans imparatoru Arnavutluk’ta asilere karşı seferdeydi ve Orhan Bey’de bunu fırsat bilerek İzmit’i kuşattı. Teslim aldığı şehirde kiliseleri mescide çevirdi, bir kilise ise medrese için ayrıldı. Şehrin muhafazasını ise Aydos’taki gaziler üstlendi.

    YENİ DÖNEM
    İzmit’in fethinden sonra Orhan Gazi ülkesini yeni baştan teşkilatlandırdı. Bizans kaynaklarında söz edilen İstanbul kuşatması ise bu dönemde gerçekleşti. İmparator Edirne’de idi ve Orhan Gazi 36 gemilik donanma ile İstanbul civarına çıkarma yaptı.

    1346 yılında Orhan Gazi Kantakuzenos’un kızı Theodora ile evlendi ve evlenme Bizans imparatorluk geleneğine göre yapıldı. Kantakuzenos hatıratında kızının İslamiyet’i kabul etmediğini, birçok Hristiyan esiri fidyelerini ödeyerek kurtardığını iddia eder. Kendisi ise kızını gelin verirken şüphesiz Orhan’dan isteyeceği askeri yardımı düşünüyordu. Orhan ile ittifaktan 1 yıl sonra Kantakuzenos maiyetindeki 1000 kişilik kuvvetle İstanbul’a girip sarayı kuşattı ve genç imparatorun ortağı olarak tahta oturdu. 1347 yılında Theodora, Orhan’ı babasıyla görüştürmek üzere Üsküdar’a getirecektir.

    Osmanlılar Rumeli yakasına geçiş yapmış, önemli kaleleri almışlardı. Orhan Gazi ise Boğaz’da tutunmak için güçlü bir deniz devleti olan Ceneviz’i kendisine müttefik gördü ve Cenevizliler ile daima iş birliği içinde oldu. Bu dönemde Ceneviz desteğini sağlayan Orhan Bey, İstanbul’u tehdidi Bizans’ta Venedik’te ciddi kaygıya neden oldu.

    Bu sırada İç Anadolu’daki gelişmeleri takip eden Orhan Gazi, Ankara ve Sivrihisar’ı ele geçirdi. Ankara ve Sivrihisar için bu karşılaşma, Osmanlılar ile Karamanoğulları arasında gelecekteki büyük mücadelenin başlangıcı sayılabilir.

    HAÇLI SEFERLERİ
    V. Ioannes Palaiologos tarafından Trakya’da Türkler’e karşı savaş başlatıldı. İstanbul’da papa-Latin partisi işleri tamamıyla ele aldı. Katolik olan V. Ioannes Palaiologos, Türkler’e karşı papaya mektup yazarak halkını Katolikliğe sokmak için bir plan sundu. Haçlı yardımı olarak derhal on beş gemiyle 500 şövalye ve 1000 yaya askeri istiyordu. Papa, İmparator Ioannes’in mektubunu aldıktan sonra Haçlı seferini gerçekleştirmek için Venedik, Kıbrıs kralı, Rodos şövalyeleriyle temasa geçti, Bizans’a yardım etmelerini istedi.

    Boğaz kıyısına İstanbul karşısına gelen Osmanlılar şimdi Trakya’da İstanbul doğrultusunda ilerlemekteydiler. Ortodoks inançlarına sıkı sıkıya bağlı sıradan Rum halkı Katolikliğe kesinlikle karşı idi; bu gerçek Osmanlı yayılışında önemli bir faktör olacaktır. Osmanlı idarecileri, bey ve ulema fıkhın gayri müslimlere tanıdığı zimmet hukukunu izliyor, öte yandan itaat eden Rum halkı Osmanlı egemenliğini kabul etmeyi tek kurtuluş çaresi olarak görüyordu. İslamlaşmalar İstanbul patriğini telaşa düşürmekteydi. Patrik, İznik hıristiyanlarına mektuplar göndererek ihtidaların önüne geçmeye çalışıyordu.

    Orhan Gazi’nin oğlu Halil tutsak edilmişti. Olayların gelişi, Halil’in tutsaklığının aslında Bizans sarayının Orhan’ı barışa zorlamak için bir tertibi olduğunu gösterir. İhtiyar ve hasta Sultan Orhan, Theodora’dan olan çok sevdiği oğlu Halil’in kurtarılması için imparatora başvurdu. Bizans diplomasisi durumdan fazlasıyla yararlandı ve Orhan’a bir antlaşma imzalattı. Buna göre Orhan, Trakya’da Bizans topraklarına karşı her türlü saldırıyı durduracak, oğlunu kurtarmak için Foça’ya gönderilecek gemilerin bütün masraflarını üzerine alacak, imparatorun o zamana kadarki borçlarını silecekti. Gerçekten de Halil kurtarılıncaya kadar Rumeli’de Osmanlılar’ın yayılma faaliyetleri durdu.

    EDİRNE'NİN FETHİ
    1357 yılında Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman bir kaza yahut suikast sonucu hayatını kaybetti. Bu olaydan yaklaşık bir on yıl sonra ise Edirne’nin fethi gerçekeşti. Bizans’ın İstanbul ve Selanik’ten sonra en önemli şehri, Trakya’nın merkezi Edirne artık Osmanlılar’ın elinde idi.

    Bu fetihten kısa bir süre sonra yaşı oldukça ilerlemiş olan Orhan Gazi 1362 yılında Burasa’da vebadan hayatını kaybetti. Karaciğerinden rahatsız olduğu ve kendisine Rum bir hekimin baktığı bilinmektedir. Türbesi Bursa’da babası Osman Gazi’nin yanındadır.

    PADİŞAHLIK ALAMETLERİ
    1327 yılında İlhanlı sikkeleri tipinde gümüş sikke bastırdığı bilinmektedir. Ona ait beş tip sikke tespit edilmiştir.

    Orhana Gazi dönemine ait birçok vakfiye ve mülkname iyice gelişmiş bir bürokrasinin eseridir. Orhan, kadı yetiştirmek üzere İznik’te ilk medreseyi kurmuştur. Zaten onun döneminde Trakya’da İslamlaşma hareketleri de dikkat çekmiştir.