Nazmi Ziya Güran Hayatı ve Sanat Üslubu Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 17 Nisan 2012 tarihinde açılan konu



  1. Nazmi Ziya Güran


    Doğum 1881 İstanbul
    Ölüm 1937 İstanbul
    Meslek Ressam, sanatçı
    Nazmi Ziya Güran, Türk ressam ve sanat eğitmeni.

    YAŞAMI
    1881 yılında İstanbul’da doğan sanatçı, 1914 kuşağı ressamlarındandır. Fatih Sultan Mehmet’in hocası Molla Güraninin soyundan gelmektedir. İlk olarak hocası Ali Rıza’dan dersler alan sanatçı, bu mesleğin güzelliğini ve soyluluğunu anlatırken hocası hakkında, ‘’Ben ondan hiçbir hocanın tesiri altında kalmamayı öğrendim. Yine onun tesiridir ki, çok güzel bir resim gördüğümde ondan korkunç bir şey görmüş gibi kaçardım’’ diyerek kendi üslubunu geliştirmeye çalıştığını anlatmaktadır. Daha sonra 1901 yılında Mülkiye-i Mekteb-i Şahane’den mezun olan Güran, daha sonra Sanay-i Nefise Mektebine girerek resim alanında eğitim almaya başlamıştır. Burada S.Valeri’nin öğrencisi olmuştur. 1908 yılında Paris’e giderek önce Julian Akademisi’nde daha sonra F.Cormon atölyesinde çalışmıştır. 1914 yılında yurda geri dönmüş ve mezun olduğu okul Sanay-i Nefise’de yöneticilik ve resim öğretmenliği yapmıştır.

    SANAT ÜSLUBU
    Nazmi Ziya Güran İzlenimcilik (empresyonizm) akımının Türkiye’deki ilk temsilcisi olmuştur. Sanatçı hiçbir kimsenin etkisi altında kalmadan kendi tarzında oluşturduğu resimleriyle bir ilke imza atmıştır. Etkilendiği tek şeyin ‘’doğa’’ olduğunu ifade ederken, bunda haklılık payı büyüktür. Çünkü ömrü boyunca yılmadan resmettiği çalışmalarında boğaz ve haliç manzaraları, doğa görünümleri kendine büyük bir yer edinmiştir. Bu alandaki tutkusunu sanatçı şöyle ifade etmektedir; ‘’Tabiat karşısında beni en ziyade heyecana getiren şey hayat ve hayatiyet ifade eden şeylerdir. Bunlar; kadın, ağaç, deniz, çiçek, güneş, güneş ve yine güneş’tir.’’Ömrü boyunca açık hava ressamlığına kendini adamış olan sanatçı, izlenimci akıma bağlı kalmış yalnız bunu kendine özgü üslubu ile ortaya koymuştur. Modernliğe karşı çıkmış, modernliği ‘’anlaşılmazlık’’ olarak nitelendirmiş olsa da kendi çağdaşları arasında da modernliği yakalamış bir sanatçıdır.Manzara ve natürmort türlerine yepyeni bir görüş ve teknikle yaklaşarak, figürleri de resmine dahil etmiştir. Renkleri birbirine karıştırmadan, divizyon tekniğiyle oldukça dikkatli neredeyse güneşin saat başı değişen hareketlerini bize göstermiştir. Mavi, yeşil ve morlarda toplanan soğuk; sarı, kırmızı ve turuncuda toplanan sıcak renkleri bir şekilde tuvaline yansıtmaktadır.Sanatın halk için olduğunu savunmaktadır. Taklit etmeye karşıdır.