Mustafa İsmet İnönü Kimdir Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 10 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu



  1. Mustafa İsmet İnönü


    Doğum 24 Eylül 1884-İzmir
    Ölüm 25 Aralık 1973-Ankara
    Meslek Asker, devlet adamı
    Görevi 2. Cumhurbaşkanı
    Görev Süresi 11 Kasım 1938 – 22 Mayıs 1950
    Önce gelen Mustafa Kemal Atatürk
    Sonra gelen Celal Bayar
    Katıldığı savaşlar Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı
    Mustafa İsmet İnönü, Cumhuriyet'in ilanından sonraki Türkiye'nin ilk başbakanı ve ikinci cumhurbaşkanı olan, İstiklal Madalyası sahibi asker ve devlet adamıdır. Atatürk'ten sonra Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına geçti ve "Milli Şef" lakabı ile anıldı. Atatürk’ün yakın arkadaşıdır. Kurtuluş Savaşı'na katıldı ve Lozan Antlaşması'nı imzaladı. 1925-1937 yılları arasında 12 yıllık kesintisiz başbakanlık yaptı ve 16 yıl 4 ay ile Türkiye'de cumhuriyet tarihinin en uzun süreli başbakanlık yapan siyasetçi konumuna erişti. Hayattayken de ölümünden sonra da icraatlarıyla tartışmalara konu oldu.

    HAYATI
    1884 yılında İzmir’de doğan İnönü, babasının tayininin Sivas’a çıkması üzerine ilk öğrenimine burada başladı. 1892 yılında Sivas Askeri Rüşdiyesi’ne, 1897 yılında Topçu Harp Okulu İdadi bölümüne girdi. 1901 yılında Mühendishane-i Berri Hümayun’a başlayan İnönü eğitimini tamamladıktan sonra yüzbaşı rütbesi ile Edirne’deki 2. Ordu’nun 8. Alayı’ında göreve başladı.

    1912 yılında binbaşılığa yükseldi ve önemli hizmetlerde bulundu. 2 yıl sonra kaymakamlığa yükselen İnönü, 1915 yılında Çanakkale’de bulunan 2. Ordu kurmay başkanlığına tayin edildi ve aynı yıl miralay oldu.

    Ülke içi problemlerinden dolayı sık sık görev yeri değişen İnönü, I. Dünya Savaşı’ndaki hizmetlerinden dolayı 4 yıllık sefer kıdemi kazandı ve ayrıca 11 nişan ve madalya ile ödüllendirildi.

    Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra İsmet Paşa’da birçok subay gibi fiilen işsiz kaldı. Yalnız İstanbul’un resmen işgal altına alınması Türk askerini harekete geçirdi ve 1920 yılında açılan Büyük Millet Meclisi’ne Edirne mebusu olarak katıldı ve Erkan-ı Harbiyye-i Umumiyye vekili oldu. I. İnönü ve II. İnönü savaşlarının getirdiği kazançlar ve arkadasından gelen Sakarya Meydan Muharebesi İsmet Paşa’yı ferikliğe yükseltti.

    Milli Mücadele’nin kazanılmasının ardından Mudanya Mütarekesi müzakerelerine Türk heyeti başkanı olarak katılan İsmet Paşa, 2 Kasım’da murahhas başkanı seçildi. 1923 yılında çalışmalarına başlayan II. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Malatya mebusu olarak girdi.

    CUMHURİYET DÖNEMİ
    Cumhuriyet’in ilan edilmesinden sonra cumhurbaşkanı seçilen Mustafa Kemal Paşa, ilk cumhuriyet hükümetini kurma görevini İsmet Paşa’ya verdi. 1923 yılında kurulan Halk Fırkası başkanlığına da vekaleten tayin edildi.

    Londra’dan İsmet Paşa’ya gönderilen ve halifeliğin kaldırılmamasını isteyen mektupların başvekilin eline geçmeden önce bazı İstanbul gazetelerinde yayımlanması hükümeti harekete geçirdi ve bu mektupları yayımlayanlar hakkında çeşitli cezalar, Halife Abdülmecid Efendi’nin geleceği konusundaki tartışmalar, bu makamın kaldırılması ve Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına gönderilmesi ile mahkeme sonuçlandı.

    Doğu’da Şeyh Said isyanının çıkması, hükümeti harekete geçirdi ve 2 istiklal mahkemesi kurulmasını teklif eden İsmet Paşa bu fikrini kabul ettirdi. Basına karşı sert tedbirler alınırken birçok gazete kapatıldı, doğu illerinde sıkı yönetim ilan edildi. Diğer tarafta muhalefet parti Bakanlar Kurulu’nun kararı ile kapatılınca 1937 yılında İsmet İnönü başvekil olarak iktidarda kaldı ve birçok inkılap’da bu dönemde yapıldı.

    SOYADI KANUNU
    1934 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal Paşa’ya özel bir kanunla Atatürk soyadını verdiğinde Atatürk’te İsmet Paşa’ya İnönü soyadını uygun gördü. 3 yıl sonra İnönü ve Atatürk’ün arasındaki anlaşmazlık su yüzüne çıktı ve hükümet, bütün devlet imkanlarına rağmen ekonomik yapıda bir hamle geliştiremeyince İnönü’den görevden çekilmesini istedi; bu durumda aradaki gerginliğin tırmanmasına neden oldu. 1937 yılında görevinden istifa eden İnönü, Cumhuriyet Halk Partisi başkan vekilliğinden de alındı ve Malatya milletvekili olarak görevini sürdürdü.

    ATATÜRK'TEN SONRA
    Atatürk’ün ölümü üzerine 1938 yılında toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi İnönü’yü cumhurbaşkanı seçtiği gibi aynı zamanda ‘’Değişmez genel başkan’’ da seçti. Cumhurbaşkanlığı süresince ‘’Milli Şef’’ olarak nitelenen İnönü, mutlak yetkiler ile devleti yönetti. Yeni bir ekip kurarak, kendi siyasal programlarını yürüttü. Okullarda ders programları değiştirildi, paralardan Atatürk’ün resimleri kaldırılarak kendi resimleri konuldu, sert bir ekonomik ve sosyal politika yürüttü.

    II. Dünya Savaşı’nın son yıllarındaki ekonomik ve sosyal sıkıntılar, basında ve halk kitlelerinde yönetimin tenkit edilmesine yol açtı. 1950 seçimlerinde partisi ile birlikte İnönü büyük bir yenilgiye uğradı ve 1950/60 yılları arasında ana muhalefet partisi olarak mecliste bulundu. Ezanın tekrar Arapça okunmaya başlanması, dini eğitimde serbestlik gibi hususlarda laiklikten taviz verildiği iddiasını devamlı gündeme getiren İsmet İnönü, iktidar-muhalefet ilişkilerinin iyice gerinleşmesine yol açtı.

    1960 yılı darbesinden sonra, 3 koalisyon hükümetine başkanlık yapan İnönü, 1965 yılında iktidarı bıraktı. 1969 yılı genel seçimlerinde de Cumhuriyet Halk Partisi büyük farkla seçimi kaybetti ve politikası onaylanmadığı için kongreden düşürüldü. 34 yıla yakın bir süre genel başkanlık yapan İsmet İnönü, partiden istifa etti. 1973 yılında Ankara’da hayatını kaybetti, Anıtkabir’e defnedildi.

    GÖREV SÜRESİNDEKİ İCRAATLARI
    Türkiye’nin II. Dünya Savaşı’na girmemesi onun en önemli başarısı olarak kabul edilir. Siyasi manevralarında kurnaz, zeki, muhaliflerine karşı tavizsiz olarak tanındı.

    Dini eğitim veren kurumlar kapatıldığından bu alandaki ihtiyaç sayıları çok sınırlı olan cami görevlileri tarafından karşılanmaya çalışılmışsa da, meydana gelen geniş çaptaki boşluk ehliyetsiz kişilerce dolduruldu, bunun sonuçları ise uzun vadede zararlı oldu. 21 Haziran 1941 tarih ve 4055 sayılı kanunla ezanın ve kametin Türkçeleştirilmesi ve buna uymayanlar için hapis ve para cezasının belirlenmesinin ardından yaşanan gelişmeler, muhaliflerce “din ve maneviyat düşmanlığı yapıldığı” şeklinde değerlendirildi. Fakat savaş sonrası dönemdeki siyasi şartlar, toplumsal baskılar ve parti içi muhalefetin direnmesiyle devletin laiklik politikasında yumuşamalar görüldü, türbelerle ilgili yasa hafifletilerek bazı türbeler ziyarete açıldı, 1948 yılında hacca gideceklere döviz tahsis edildi, 1949 yılında Ankara’da bir ilahiyat fakültesi açılmasına izin verildi ve yine aynı yıldan itibaren ilkokullara din dersi konuldu.
     


Yükleniyor...