menemen olayı nedenleri ve sonuçları

'Etüt Merkezi' forumunda Ezlem tarafından 13 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. menemen olayı nedenleri ve sonuçları


    OLAYIN OLUŞUM SÜRECİ
    Divan-ı Harp kararnamesinden,örgütlenmenin altı yıl önce[3] tekke ve zaviyelerin kapatılması ve şapka devrimi üzerine başladığı anlaşılmaktadırTürkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra halifelik kaldırılmış,laik bir dünya görüşü benimsenmiştiTürbeler,mahalle mektepleri kaldırıldıTarikatçılık,şeyhlik,dervişlik,

    müritlik,dedelik,seyitlik,babalık,emirlik,naiplik, halifelik,büyücülük,üfürükçülü k,falcılık ve muskacılık 13 Aralık 1925 tarih ve 677 sayılı kanunla yasaklanmıştıİşte yeni rejimin eski ayrıcalıklarını yok ettiği başında İstanbul merkezli Nakşibendi şeyhi Şeyh Esadın bulunduğu grup,Serbest Cumhuriyet Fırkasının olaylı İzmir gezisini bahane ederek böyle bir olay girişiminde bulunmuşlardırBurada ilginç olan nokta,Esat Hocanın irticai faaliyetinin Cumhuriyet döneminden önce başlamış olmasıdır31 Mart Vakasının hazırlayıcısı olduğu iddia edilen sultan II Abdülhamit döneminde de benzeri çalışmalar yapan Esad Hoca,Erbile sürüldüğünü,ancak Sultan Reşat zamanında İstanbula dönebildiğini söylemiştirÖrgütlenmenin beyin takımından olan,ancak eyleme katılmayan ve kendini halifeler halifesi olarak tanıtan Manisa Tabur İmamlığından emekli Laz İbrahim Hoca,örgütlenmesini çevre kasaba ve köyleriyle sınırlı bırakmamış,Karadeniz kıyıları,Kayseri,Bursa,Balıkesir;Bergama ve Manisa başta olmak üzere Anadolunun birçok yerini dolaşarak Nakşibendi tarikatının kök salmasına çalışmıştırEsad Hoca ise,İstanbul Erenköy ve Beykozda örgütlenmeyi sürdürmüştürEsad Hoca sadece salt cahil halkı,kara takkelileri değil,tahsilli,kültürlü kişileri de etkileyebilmektedirOlayda sorgusu alınan Mustafa adlı bir tanık,İbrahim Hocanın Menemene bağlı Horozköyde vaaz verirken rakı içen ve şapka giyenlerin gavur olduğunu,bundan Cumhurbaşkanının sorumlu tutulması gerektiğini söylediği belirtilmektedirLaz İbrahimin, “şeyhim dediği, “vaktiyle 40 tekkenin şeyhi olan Esad Hocanın evinde yapılan bir toplantıda,yakında şapkaların atılarak tekrar fes giyileceği,halifelerin geleceği,tekkelerin yeniden açılacağı söylenerek devrimler aleyhine konuşmalar yapılmıştırNitekim kendini Mehdi ilan eden Derviş Mehmetinde esrarlı zikir toplantılarında hükümetin Müslümanları gavur yapmayı amaçladığını,bütün memurların ailelerini açık saçık gezdiren kafirler olduğunu,kendisinin Cumhuriyeti yıkarak dini iade edeceğini sıkça yinelediği belirtilmektedirDerviş Mehmetin inançlarını yayarken izleyeceği güzergahta dikkate değerdir:Türkiyedeki örgütlenmeyi tamamlayınca Arabistana,oradan da Çine geçerek tüm Yahudileri Müslüman yapacak ve Hz İsa ile birleşip oradan Avrupaya dönerek Avrupa devletlerini de dine davet edecektir

    Çok geniş bir alana yayılan ve çok uzun bir zamandan beri zikir toplantılarını gizli kapaklı ve gözden uzak yerlerde değil,kahvehanelerde yapmakta olan tarikat karşısında hükümet,yalnızca ilgili kahvehaneleri kapatarak önlem alma yoluna gitmiştirMenemen Olayını rapor eden I Kolordu Komutan Vekili Mustafa Paşa da bu dinci örgütlenmenin devletin güvenlik birimlerince gözlendiğini söyler: “Ben bu havalede için için işleyen bir yaranın mevcudiyetini sureti katiyyede hissetmekteydimBu hususta büyük bir dikkat ve asabiyetle takibat ve tahkikatta bulunulması ve bu yarayı işleyenlerin behemehal meydana çıkarılarak selameti memleket namına kamilen vücutlarının kaldırılması elzemdir,kanaatinde bulunduğumu arzederim

    Olayın oluşum sürecini bu şekilde kısaca özetledikten sonra şimdi olayın başlaması ve gelişimine geçebiliriz
     



  2. OLAYIN BAŞLAMASI VE GELİŞMESİ


    Daha önce de değindiğimiz gibi Menemen Olayının tetikleyicisi serbest Cumhuriyet Fırkasının olaylı İzmir gezisidirBilindiği üzere SCF Genel Başkanı AFethi Bey ve arkadaşlarının,Partinin örgütlenmesini geliştirdiği Batı Anadoluya 3 Eylül 1930da başlattıkları gezinin 4 Eylüldeki uğrak yeri İzmirdirGüvenlik güçleri ile başta liman işçileri olmak üzere Fethi Beyin yapacağı konuşmayı dinlemeye gelen yaklaşık 50000 kişilik halk kitlesi arasında çatışma çıkmış,bir çocuğun ölümüne yol açan toplantı,Cumhuriyet Halk Fırkalılarca sabote edilmiştirSerbest Cumhuriyet Fırkası ile Cumhuriyet Halk Fırkasının çekişmesi Menemen Olayının ortaya çıkabileceği kargaşa ortamını yaratmıştır

    Olayın başlaması ve gelişimini Divan-ı Harp tutanakları ile olayı şahit olan kişilerin ağzından yazmak daha sağlıklı olacak diye düşündüğümüzden bunlara ağırlık verilmiştirŞimdi olayın başlama aşamasını tutanaklarda geçtiği şekilde inceleyebiliriz

    Giritli Mehmet,Şamdan Mehmet,Sütçü Mehmet ve Emrullah oğlu Mehmet Emin (bu dört Mehmetler isyanın elebaşılarıdırÜçü vaka günü öldürülmüş,sonuncusu Mehmet Emin de idama mahkum olup diğer mahkumlarla birlikte asılmıştır) Manisada dört günden beri toplandıkları tatlıcı Mutaf Hüseyinin evinde son olarak 6 Aralık 1930 Cumartesi günü toplanarak eylemin planını hazırlamışlardırKahveci çırağı Mustafa (idama mahkum olmuş ve asılmıştır),Topçu çavuşu Hüseyin (asılmıştır),Keçili Himmet oğlu Süleyman çavuş (asılmıştır),Pabuççu Hüseyin oğlu Ali (asılmıştır) hazır bulundukları halde yapılan toplantıda vaka hakkında görüşmeler yapılmış ve bu müzakerede hadisenin cereyan sureti ve silahların tedarik şekli kararlaştırıldıktan sonra Giritli Mehmet evvela kendisi Şamdan Mehmet ve Sütçü Mehmetle Paşaköye hareket edeceğine ve birgün sonrada Paşaköyde Emrullah oğlu Mehmet,Ali oğlu Hasan,Nalıncı Hasan,Çakıroğlu Ramazan (yaş haddi yüzünden hakkında verilmiş olan ölüm cezaları ağır hapse çevrilen üç sanık) kendilerine katılacaklarını söyledikten ve gereken talimatı verdikten sonra orada hazır bulunan Topçu çavuşu Hüseyin,kahveci çırağı Mustafa,tatlıcı Mustafa ve Keçili Himmet oğlu Süleyman çavuş ve pabuççu Hüseyin oğlu Ali de (bunların hepsi idama mahkum olup asılmışlardır) silahlanarak bilahare arkalarından gelip kendilerine katılacaklarını vaat etmişlerdir

    Geceleyin verilen kararın sabahleyin tatbikatına geçen Giritli Mehmet yanında Sütçü Mehmet,Şamdan Mehmet bulunduğu halde,Manisada Giritli İsmail ve bıçakçı Mustafanın çuval içinde verdikleri iki silahı alarak ve kendi bacanağı posta sürücüsü Kahya İsmailin arabasıyla Paşaköye hareket edip bu köye vardıklarında analığı Rukiyenin evine misafir olmuşlardırRukiye,keyfiyeti Giritli Mehmetin köyde bulunan bacanağı Simavlı Osmana ve bakkal Mehmet oğlu Abdurrahmana anlatmıştırİlk toplantıdan sonra verilen talimat veçhile bir gün sonra hareket edip kendilerine katılacak olan Emrullah oğlu Mehmet Emin,annesi Hasibe,karısı Emine,kız kardeşi Halidenin malumatı altında ve hatta bu meyanda sanıklardan Hafız oğlu Simsar Mustafadan alacağı olan paranın karısına veya anasına verilmesini tembih ettikten sonra Ali oğlu Hasan,Nalıncı Hasan ve Çakıroğlu Ramazan ile beraber araba ile Paşaköye gelmiş,aracı bunlara Giritli Mehmetin bacanağı Ahmetin evine götürmüştürBurada Ahmet bunlara yiyecek çıkarıp yedirdikten,çantalarına yemek koyduktan ve muyasalatlarından tam yarım saat sonra Rukiyenin evinde aldıkları silahlarla ve beraberlerine Kıtmir dedikleri köpekle beraber hep birlikte gece yarısı Paşaköyden çıkmışlar ve Bozalana hareket etmişlerdir11 saat yürüdükten sonra Sümbüller köyü yolunda bir çamlıkta,su kenarında geceyi geçirmişlerdirBurada Çakıroğlu Ramazan kendilerinden ayrılıp habersiz kaçmış ve Manisaya avdet etmiştirSu kenarında uykudan kalkan grup,arkadaşlarından birini kaybettikten sonra yürüyerek Bozalan köyü kenarına gelmişlerdir (Bu köy Sütçü Mehmetin köyüdür)Sütçü Mehmet köye girip akrabasına haber vermiş,Sütçü Mehmetin damadı Hoca Mustafa bunları çay kenarında karşılayarak evvelden hazırladığı bir boş odaya alıp misafir etmiştirBu eve Hoca Mustafa da dahil olduğu halde (bu kişi de idama mahkum edilip asılmıştır) Sütçü Mehmetin kardeşi Hacı İsmail (bu kişi de asılmıştır),Hacı İsmailin oğlu Hüseyin (bu kişi de basıyla birlikte ölüm cezasına çarptırılmış,Şubat ayının 3/4 gecesi idam hükümleri infaz olunurken tam idam edileceği sırada kaçıp kurtulmaya muvaffak olmuş,bir müddet dağlarda dolaşmış,fakat bilahare dağda yakalanıp Menemene getirilmiş ve hakkında idam hükmü infaz olunmuştur) diğer oğlu Hasan her üçü beraberce yemek getirmişlerdirBurada Giritli Mehmet Mehdiliğini ilan etmiş,köyde duymadık kimse kalmamış,bu meyanda köy ihtiyar heyeti bile keyfiyetten haberdar olmuşlardır (Bu köy muhtarı ve ihtiyar heyetinin üç üyesi üçer yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştır)Bu köyden Osman oğlu Hasan ve Mehmet oğlu Ahmet gruba hitaben Emiralem karakoluna uğrayıp orada bulunan iki jandarmayı öldürerek silahlarını almalarını ve kendileri de arkalarından Menemene gelip yardım edeceklerini söylemişlerdir (Bunlarda ağır hapis cezasına çarptırılmışlardır)Bir hafta kadar Bozalan köyünde kalıp bu köyde Mehdiliğini ilan eden Giritli Mehmet,bu durumdan hükümetin haberdar olup olmadığını anlamak maksadıyla kardeşi Hacı İsmailin hemşiresinin kızı Fatmayı ve Hacı Ali oğlu Mustafayı,güya çeyiz tedariki bahanesiyle Manisaya göndermiştirBu tetkik heyeti Manisada bulunan Sütçü Mehmetin karısı Kezbandan durumu anlayıp avdet etmişlerdirHeyetin getirdiği haber kötüdür:Mehdilik dedikodusu Manisada duyulmuşturİşte hükümetin keyfiyetten haberdar olduğu haberi getirilince Giritli Mehmet emriyle köy civarındaki çamlıkta Mehmetin kardeşi Hacı İsmail ile Hacı Mustafa tarafından bir kulübe inşa edilmiştirBu kulübede tam bir hafta esrar içilmek suretiyle zikre devam eden grup 1930 yılı Aralık ayının 23üncü Salı günü menemene gitmek üzere yola çıkmayı kararlaştırmışlardırSalı gecesi esrarkeş Mehdi başta Kıtmir adını verdikleri köpekte dahil,hep beraber yola çıkmışlardırEvvelden haberdar edildiği için Görece köyünün berisindeki kömür ocağında,Hacı İsmail oğlu Hüseyin tarafından yakılan ateşte ısındıktan ve oraya gene evvelden haberdar olduğu için,Göreceli Mustafa oğlu Abdülkerimin (bu kişi muhakemesi sırasında ağır hastalanıp İzmir memleket hastanesinde tedavi altında iken eceli ile öldüğünden hakkında verilmiş olan idam hükmü bu suretle infaz edilememiş ve sukut etmiştir) getirdiği yemekte yenildikten sonra bunların rehberliği ile yollarına devam etmişlerdirKafile Hasanlar geçidine varınca orada Kayıkçı Mehmetin kayığı ile karşı tarafa geçmişlerdirGrup Menemen kenarına geldiklerinde zeytinlikte biraz durup dinlendikten ve burada Giritli Mehmet avenesinin hepsine çifte çifte esrarlı sigara dağıtıp verdikten sonra hepsi dumanlı ve sarhoş kafalarla Menemene gelmişler ve saat altıyı yirmi geçe Müftü camiine girmişlerdirCamide sabah namazı için gelmiş 8-10 kişi vardırManisada dağda kurdukları bir çardakta günlerce esrarlı zikir ve ayinler yapmış olan grup,bununda etkisiyle mihraba asılı bulunan ve üzerinde La ilahe İllallah İnna Fetahneke suresi yazılı yeşil bayrağı da alarak olayın cereyan ettiği belediye meydanına gelmişlerdir Kafile Hoca Saffet Efendinin evi önüne geldiği vakit durmuş ve arkalarından gelen Mehdi Giritli Mehmet burada birdenbire kayboluvermiş ve biraz sonra da Hoca Saffet Efendi ile temasları,baş başa konuştukları görülmüştürHoca tam evine gireceği vakit Giritli Mehmetin bir işareti ile grup Saffet Hocaya selam resmi ifa edip kendisini hürmetle selamlamışlar (Bu Hoca Saffet Efendi,Örfi Harp Divanı huzurunda yapılan sorgusu neticesinde beraat etmiş ve bu olaya katılmamış olduğu ortaya çıkmıştır) ve önlerinden Menemenden gruba katılan Saim oğlu Boşnak Abbas (idama mahkum olmuş ve asılmıştır) tanca atmak suretiyle izharı şadmani ile gene Menemen halkından Cumai Balalı Remzi (idama mahkum olmuş ve asılmıştır),Harputlu Ömer oğlu Mehmet ve Sümbüllü köylü Mehmet bunlara katılıp gene hep birlikte tekbir alarak belediye önüne avdet etmişlerdirDerviş Mehmet,oradakilere kendini Mehdi olarak tanıtır;dini korumaya geldiğini ileri sürerek sınırda “yetmişbin kişilik Halife ordusunun beklediğini,öğleye kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirilecekleri tehdidini savunurDerviş Mehmet ve grubu yeşil bayrağı belediye meydanına dikerek etrafında dönmeye ve tekbir getirmeye başlarlarOlayın tanığı bir kişi ise olayı şu şekilde tasvir etmektedir:Ben ve camiden çıkanlar bu hal karşısında donduk kaldıkBiraz sonra kendisine Mehdi süsü veren Derviş Mehmet elindeki bayrağı meydana dikti ve iyice tutturmak içinde ahaliden bir ip istediiçimizden biri kuşağını çıkardı verdiNasıl oldu bilmiyorum,meydanı dolduran kalabalığın arasında,bayrak dikilirken el çırpanlar olduMehdi sürekli elindeki saate bakarak etrafa okuyup üflediği toprağı savurarak söyleniyordu-Bayrağın altından geçmeyen gavurdur! Namazdan çıkan halk hep meydana yığılıyorduTam o sırada jandarma yüzbaşısını gördümÇekine çekine ortaya ilerlediNe var? Ne oluyor ağalar? diye sorduMehdi;bugün hükümet açılmayacak,dükkanlar açılmayacak,camiye gireceğiz,dua edeceğiz,her şey düzelecek,her şey yoluna girecek diye cevap verdiJandarma Kumandanı pekala dedi,yürüdü gitti

    Kubilayın olay yerine gelmesi ise resmi kaynaklarda şu şekilde geçmektedirJandarma Komutanı bu olay ardından alay komutanına telefon ederek askeri birlikten yardım isterBu haber üzerine,sabahın erken saatinde,hergünkü gibi eğitim çalışmalarına hazırlanmakta olan 43piyade birliği subaylarından Asteğmen Kubilaya görev verilir*Kubilay,henüz birkaç ay önce askere alınmış olan,takım düzenindeki birliğiyle hemen yola çıkarKendisinde silah,askerinde mermi yokturKubilay olay yerine çabuk yetişmek için kışla arkasındaki yamaçlardan,kestirme yollardan hızla geçer ve meydana yakın sokakların birinde askerlerini durdurarak süngü taktırırOlay tanığı bundan sonrasını şöyle anlatır:Ahali gittikçe büyüyorduYirmi dakika geçtiBirdenbire meydanı otuz kırk nefer silahlarına süngü takarak abluka ettilerİçlerinden genç bir zabit ileri atıldıMehdinin yakasını tuttu ve şiddetle sarstıMehdi,genç zabiti silkeleyip yere attı ve elindeki silahı çevirerek zabite ateşledi (Bu kurşun,Kubilayın omzundan girip arkasından çıkmıştı)Yaralı zabit,yarasının ağırlığına rağmen ayağa kalktı ve meydandan çekildiHalktan bir kısım bu esnada uzun uzun el çırparak alkışlıyor ve Allah Allah! Diye bağırıyorduAradan on beş dakika geçtiAsilerden biri,Mehdinin yanına gelerek,zabitin cami avlusunda yattığını haber verdiBunun üzerine Mehdi yanındakilerden bıçağı alarak bir arkadaşıyla cami avlusuna girdiBiz uzaktan duydukYaralı gencin sesi yalvarıyordu-Kesmeyin beniMehdi ise;anlaşıldı,anlaşıldıSen daha çocuksunKesilmekten korkuyorsunSeni yüzükoyun yatırayım da görmeyesinBundan sonrasını ise bu olayı daha iyi gören bir aşka tanık anlatıyorMehdi genç ve yaralı zabiti yüzükoyun yatırdıktan sonra bir ayağını yaralı omzuna koyuyor,bir eliyle saçlarından tutuyor ve diri diri boğazlıyorSonra da elindeki başı caminin önündeki büyükçe bir taşın üzerine koyarak –Gördünüz mü? Kafirlerin akıbeti işte budur diyorSonra –Getirin bir ip! Diye bağırıyorBiriken halk yığınının arasından biri dükkanına koşarak bir ip getiriyorKesilmiş başı bayrağın tepesine bağlıyorlar

    Bu sıralarda yetişen makineli tüfek takımı ve iki bekçi ile asiler arasında başlayan müsaderede mehdi Giritli Mehmet,Şamdan Mehmet,Sütçü Mehmet vurulup ölüyorlar,Nalıncı Hasan ile Ali oğlu Hasan da halk arasından kaçıp sıvışıyorlarsa da Manisada yakayı ele veriyorlarBu arada bekçi Hasan ile Mustafa da ölüyorlar Mürtecilerden biri ise vuruluyor,Emrullah oğlu Mehmet Emin ismindeki bu kişi,günlerden beri yuttuğu afyonun sersemliğinden güçlükle ayıltılabilmiştirBu kişi,irtica şebekesinin ortaya çıkmasında yegane amil olmuştur