Leblebi tozu

Genelde mahalle bakkallarında (gerçi o zamanlar üç M li Migroslar, büyük marketler, gross marketler de yoktu pek) plastik, dandik ve renkli ambalajlar içersinde tüketiciye sunulurdu ki bunun tüketicileri 5-10 yaş arası tüm çocuklardı.

Okullarda ise pipet yardımıyla arkadaşlarımızın suratına üfleyip gülme krizlerine girerdik.

Zaten yanında mutlaka ya dondurma kaşığı tarzında küçük bir kaşık ya da pipet verirlerdi.

Bunu yerken boğulma tehlikemiz de söz konusu olsa, asla yemekten vazgeçmez ve en ufak bir dikkatsizlikte öksürük krizine tutulabilirdik.

Damağımıza yapışması ise umrumuzda değildi, çünkü nasılsa eriyip gidiyordu.

Tek başına değil de bir arkadaşımızla yeme eylemini gerçekleştirdiğimiz takdirde, ya bizden ya arkadaşımızdan aşağıdaki teklifin gelmesi şart gibi birşeydi, olmazsa olmazdı:

"Pişttt hadi Yusuf desene bi"

Tabi ki bu mevzunun içersinde bahsi geçen "Yusuf" un leblebi tozunu yerken zikredilmesinin, bu tozun mucidi olduğundan değil de, isminde geçen S ve F harfleri yüzünden olduğunu büyüdükten sonra öğrenecektim

Hatırlayan var mı bu tadı? ;)
 
Kokusu burnuma geldi Ezlem ya...
Nerden bulabilirim acaba. Olmazsa
Kuruyemişçiden 250 gr. Leblebi alayımda
evde dövüp yiyeyim.
 
Hatırlamazmıyım canım. Pipetin içine yarıya kadar çekipte sonra üfleyiverirdim.
 
Üst