Kur’ân’ın Amacı ve Muhtevası hakkında bilgi

'Dini Bilgiler' forumunda Ezlem tarafından 30 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Kur’ân’ın Amacı ve Muhtevası hakkında bilgi

    Kur’ân-ı Kerîm’in gönderiliş amacı insanların inançlarını düzeltmek, ahlâkını
    güzelleştirmek, dünya hayatlarını düzene koymak; ilâhî irade, rızâ ve düzene uygun bir
    dünya hayatından sonra ve bu sayede onlara ebedî saadetlerini kazandırmaktır. Bu amaca
    ulaşabilmek için:
    Emir ve yasaklara ihtiyaç vardır.
    Bu emir ve yasakların hayata geçmesi, bunların kaynağının, “yaratıcı, varlığı
    zaruri, kemal sıfatlarına sahip, her çeşit eksiklik ve kusurdan uzak bulunan Allah”
    olduğunun bilinmesine bağlıdır.
    Bu iman, bilgi ve şuuru desteklemek üzere de mükâfat ve ceza vaadi gerekir.
    Kur’ân-ı Kerîm’e giriş mahiyetinde olan Fâtiha sûresinin başından “yevmü’d-dîn”e kadar
    bu hususların birincisi, “müstakîm”e kadar ikincisi ve buradan sonuna kadar da üçüncüsü
    veciz bir şekilde ifade edilmiştir. Üçüncü kısımda mükâfat ve ceza vaadi ile –konuları
    desteklemek, canlı bir şekilde tasvir etmek ve geçmişten ibret alınmasını sağlamak üzere
    verilen– Kur’ân kıssalarının özü yer almış bulunmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’in bilgi, irşad ve
    tâlimatla ilgili bütün muhtevası “bilinmesi ve inanılması gerekenler”le “yapılması
    gerekenler” diye ikiye ayrılabilir. Birincisinde Allah, peygamberlik, gayb âlemi hakkında
    bilgilerle öğütler, misaller, hikmetler ve kıssalar vardır. İkincisinde ise ibadetler ve hayat
    düzeni gibi amelî ve ahlâkî hükümler, öğretiler yer almaktadır.
    Kur’ân-ı Kerîm’in gönderiliş amacı ve muhtevası hakkında özlü bilgi veren Şah
    Veliyyullah şunları ifade etmektedir: Kur’ân-ı Kerîm’in geliş amacı Araplar’ın ve başka
    kavimlerin, göçerlerin ve yerleşiklerin, hâsılı bütün insanların nefislerini terbiye etmektir.
    Kur’ân’ın doğrudan (lafzı, mantûku) ifade ettiği bilgiler beş bölüme ayrılabilir.
    1. İbadetler, sosyal, hukukî ve siyasî hayatla ilgili hükümler (farzlar, vâcipler,
    menduplar, mubahlar, mekruhlar, haramlar...). Bu konulardaki bilgilerin açıklanıp
    geliştirilmesini fıkıhçılar üstlenmişlerdir.
    2. Yahudiler, hıristiyanlar, müşrikler ve münafıklardan ibaret bulunan –doğru yoldan
    sapmış– dört grupla mücadele bilgisi. Bu bilginin açıklaması kelâmcılara aittir.
    3. Yer ve göklerin yaratılması, Allah’ın kemal sıfatlarının açıklanması ve kullara
    gerekli bulunan diğer bilgilerin ilham edilmesi kabilinden olan ilâhî nimet ve lutufların
    (âlâullah) hatırlatılması.
    4. İnsanlık tarihi boyunca itaat edenlerin ödüllendirilmesi ve isyan edenlerin
    cezalandırılmasıyla ilgili olayların (eyyâmullah) bilgisi.
    5. Ölüm ve sonrasıyla ilgili bilgiler. Bu bilgileri, ilgili hadislerden de yararlanarak
    detaylandırma işini de vâiz ve eğitimciler üzerlerine almışlardır (el-Fevzü’l-kebîr, s. 1 vd.)
    Bazı tefsirciler Kur’ân-ı Kerîm’in muhtevasıyla ilgili olarak aşırıya kaçan
    açıklamalar yapmışlar; beşerin Kur’ân’dan önce ve sonra elde ettiği ve edeceği bütün
    14
    bilgilerin bu kitapta bulunduğunu ileri sürmüşler, bu abartılı iddiayı haklı göstermek için
    zorlama ürünü açıklamalara girişmişlerdir. İşin doğrusu şudur ki Kur’ân-ı Kerîm’in asıl
    muhtevası, yukarıda açıklanan ve amacını gerçekleştirmek için zaruri bulunan bilgi
    kümelerinden ibarettir. Bunların dışında çeşitli sûrelerde temas edilen bilgiler, verilen
    örnekler, yapılan benzetmeler asıl muhtevayı açıklamaya, zihin ve gönüllere yerleştirmeye
    yönelik olup bu ölçüler içinde verilmiştir.