Kur'an'ı Hz. Osman döneminde yapılan çalışmalar hakkında bilgi

'Dini Bilgiler' forumunda HazaN tarafından 31 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Kur'an'ı Hz. Osman döneminde yapılan çalışmalar hakkında bilgi

    Buhârî yukarıda özetlenen derleme faaliyetiyle ilgili rivayetten sonra Hz. Osman
    zamanında yapılan “tek harfe indirerek birden fazla nüsha yazdırma” işi hakkındaki bilgiyi
    de Enes b. Mâlik’ten aktarmıştır. Hicrî 25. yılda Hz. Osman’ı bu faaliyete iten sebep,
    Ermenistan ve Azerbaycan fetihlerinde bulunan Huzeyfe b. Yemân’ın, evine bile
    uğramadan doğruca halifenin huzuruna çıkarak kendine orada olup biteni anlatmasıdır.
    Huzeyfe’nin verdiği bilgiye göre çeşitli bölgelerden savaşa iştirak eden müslümanlar
    bu savaş esnasında, Kur’ân’ı farklı okuma yüzünden birbirlerine düşmüşler, sert
    tartışmalara girmişler, hatta bazıları kendilerinden farklı okuyanları ağır bir şekilde
    suçlamışlardı.
    Farklı okuma sebebi, Hz. Ebû Bekir zamanında yazılan nüshada “yedi harf”in
    bulunması, bu bakımdan bölge ve kabileler arasında farklı okumalara imkân hâsıl olması ve
    bazı sahâbîlerin özel nüshalarında –Kur’ân’dan olmayan– bir kısım açıklayıcı kelimelerin
    bulunması idi. Huzeyfe bu ihtilâfın tefrikaya, bölünüp parçalanmaya, kitap üzerinde
    şüphelerin oluşmasına sebep olacağından korkmuş, halifeden duruma müdahale etmesini
    rica etmişti. Bunun üzerine halife yine Zeyd b. Sâbit başkanlığında dört kişiden oluşan bir
    heyet kurmuş, heyete daha önce yazılan mushafı ve Kureyş lehçesini esas alıp diğerlerine
    (diğer harfler) yer vermeden birkaç nüsha mushaf yazmaları, yani ana nüshadan birkaç
    kopya çıkartmaları emrini vermiştir. Heyet yedi nüsha yazmış, Halife Osman bunları İslâm
    ülkesinin yedi bölgesine göndermiş, ayrıca bunların doğru okunmasını sağlamak üzere
    uygulayıcılar da görevlendirmiştir (görevlilerin isimleri için bk. İbrâhim et-Tûnisî, Delîlü’l-hayrân,
    s.12). Halife bundan sonra Kur’ân’ın bu nüshalardaki şekil ve lehçeye göre yazılıp
    okunmasını, ona uymayan farklı lehçelerden kelimelerle açıklamaları ihtiva eden özel
    yazmaların yok edilmesini istemiştir.
    Allah Teâlâ’nın Kur’ân-ı Kerîm’i koruma vaadinin bir tecellisi olmalıdır ki, bu ilk
    nüshaların gönderildiği bölgelerde yaşayan müslümanlar, o mushafları esas alarak onların
    aynı olan birçok Kur’ân nüshası yazmışlar; ayrıca İslâm tarihinin her döneminde ve bütün
    İslâm ülkelerinde çok sayıdaki müslüman tarafından Kur’ân-ı Kerîm ezberlenmiş, böylece
    bu kutsal emanetin hiçbir değişikliğe uğramadan sonraki nesillere intikali sağlanmıştır.
    Hz. Osman’ın anılan heyete hazırlattığı yedi nüshanın âkıbetine gelince, bu
    konudaki bilgiler net olmamakla birlikte bunların en az üçünün günümüze kadar geldiği
    kabul edilmektedir. Bu üç nüshadan biri Osmanlılar’ın Medine’den çıkarken yanlarında
    getirdikleri ve halen Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan nüshadır. İkincisi Timur’un
    Şam’dan alıp götürdüğü nüshadır ve halen Taşkent’te bulunmaktadır. Üçüncüsü ise
    İngilizler’in Moğol hükümdarlarının sarayından alıp götürdükleri ve Londra India Office
    Kütüphanesi’ne koydukları nüshadır (Hamîdullah, Kur’ân Tarihi, s. 87).
    İlk mushaflar konusunda değerli bilgiler veren Osman Keskioğlu’na göre de Medine
    mushafı günümüze kadar gelmiştir. Kûfe mushafının 1689’da Suriye’de olduğu hakkında
    kesin bilgiler vardır. Şam mushafı son zamanlara kadar korunmuş olup Suriyeli Abdülhakîm
    Efgånî tarafından resim yapar gibi aynen kopya edilen bir nüshası Şam’da bulunmaktadır.
    Taşkent’te bulunan nüshanın ise Hz. Osman’ın mushafı olup olmadığı konusunda farklı
    görüşler vardır (Kur’ân Tarihi, s. 245-252).