Küçük İskender Sözleri Kısa

'Güzel Sözler' forumunda ANANE tarafından 22 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. “bir gün bana ihanete kalkışacak olursan beni sana emanet ettiğim silahla değil kendi silahınla vur.. “

    "onlar love derler bizim sevdamıza
    olsun!
    lavdır her iki dilde de aşk!
    onlar yapabilmeyi can arkasına saklar
    bizler
    ruh doldururuz canla maharetlerimize!ustaca!
    elbette iskender de sevebilir/eğer can varsa lavında!"

    "..bazı aşklar bitmesi için yaşanır.
    Bazı
    doğum günleri kötü geçer.
    Bazı romeolar julietleri iplemez...
    Boşver
    ... Kim aşktan Ölmüş ki !"

    "Bu aralar çok meraklı zarif bir yağmurumBana
    halk arasında kısaca ''fırtına'' diyorlar."

    "Biliyorum kavgada bile söylenmez bu söz ama söyleyeceğim:
    Seni seviyorum !"

    "''Seni sevmeler cumhuriyeti'' kalbe yapılan ağır
    bir darbeyle yıkılmıştır."

    "-Oof dedi.
    -Ne oldu? dedim .
    -Hiiç dedi.
    -Herseyi bırak gel benimle dedim.
    -Olurmu ? dedi.
    -Topu topu bi tabak fazla koyarız soframıza dedim.
    -Olmaz dedi.
    -Neden? dedim.
    -Aynı tabaktan yeriz dedi.
    Bir daha Sevdim.."

    "..çünkü ben sevdim mi herşeyi ağlatmak isterim
    en başta da anlamlı nesneleri.."

    ''Yanlış adrese gönderilmiş bir mektup gibi ne
    olur iade et kendime beni.''

    "ben burdaki ateşi ordaki buz için yaktım!"

    " Ben zilzurna sarhoş olsam da yaşadıklarımdan çıkarken hesabı odeyecek kadar ayığım.."

    " Ben neden senin avuçlarına bakarken kendi hayat çizgimi aradım !? Ben neden hava durumu sunucularının bölgelerdeki gözyaşı miktarlarını da belirtmesini bekledim,yağmurlarla birlikte !? Ben neden bütün süpermarket raflarında senin konserveni aradım ?! Ben neden senin telefon numaralarını kutsal kitaplarda bir şifreye de...nk düşürmeye çabaladım ?! Ben neden soğuk suyla yıkanırken hep sen üşüyorsun sandım ! "


    "Bana 'benden iyisini bulamazsın' diyen sevgilim: Ne gemiler yaktım ben, kıçı kırık bir sandalın lafı mı olur.."


    "sen bir defa olsun “seni seviyorum yalanını at ;
    melekler günahını bana yazsın olur mu ? "


    attığın tüm zarlar kaybettirdi bana.. hani sen benim düş-eşimdin


    ah be çoçuk ah! seninki, masalda ki pamuk prensese aşık olmak değil..
    uyutulduğun ninnideki bostana giren danaya yüreğini vermek

    bırak şimdi yumurtayı tavuğu. al sana yüzyılın sorusu ;
    kalp mi aşktan çıktı / aşk mı kalpten sevgili ?..

    nasıl bittiyse bundan öncekiler.. bu da biter..bite bite bende biterim..olur biter

    bu aralar yine çok abur cubur konuşuyorsun,
    pişmanlayacaksın iyice. biraz dediklerine dikkat etmelisin

    senin hep seni seviyorum ama ların vardı. benimse ama seni seviyorumlarım
    siz bir kelebeğe tutunuyorsunuz telaşla,
    onu incitmeden,
    kelebek telaşla geldiği tırtıla tutunuyor
    insan bu,
    azat etmek de gerek korkmayın,
    unutuluyor!

    sana, senli masalımı anlatmamı ister misin?
    bir vardın, bir yoktun.
    -en çok yoktun!
    -evvel zamanların, şimdiki zamanlarımın kalburundan aktı gitti..
    ve sen zamanla hiç oldun.

    senden sonra kaç lekeli aşk yaşadım bilmiyorum.
    lekeli diyorum çünkü senin anılarınla kirlettim hepsini

    yanlış ışıkta geçmiş bir aracın ardında kalıp can çekişirken,kırmızı “kırmızıdiye sayıklamak gibi bir şeydi sen giderken konuşamamak..

    öğrendik ki gidenin nerede olduğunu düşünmek saçmalıktır.öğrendik ki hayallerin yıkılması,hayallerin kurulmasından daha ucuza mal oluyor.

    git gidebildiğin yere kadar.. bu limanda kaybettiğim ilk gemi sen değilsin! ama şunu unutma! rıhtımda kalanı değil, çekip gideni vurur fırtına

    ben sana uyandım,sen başkaları ile uyurken!

    aramızdaki yaş farkını sorun etme. sevgide bunun önemi yok; insan ile tanrı arasındaki yaş farkını düşünsene.

    civarda bana benzer bir hayvan görürseniz hemen vurun!
    yoksa sevip evcilleştirmek zorunda kalırsınız!

    tabaklarda kalan son kırıntılar gibiydi sana olan sevgim ,
    sen beni hep bıraktın bense hep arkandan ağladım..

    kızının adını sarmaşık koy anne. hayata ve hayale sarılarak büyüsün.
    oğlunun adını veda koy anne. hayatı ve hayali terk ederek yürüsün..
    kendi adını cefa koy anne.. hayatı ve hayali önüne katıp da sürüsün.
    benim adımı koymayı bir zahmet unut anne.
    hayattan ve hayalden utanıp da çürüsün

    seni ilk gördüğüm gün
    bir martı oydu iki gözümü de

    olur bırakma sigarayı, ****** et sağlığa zararlı sloganını.. sen
    bilmiyorsun, gittiğinden beri izmaritlerde dudak izini aradığımı..

    kendini bir bok sananlarla aynı kanalizasyonda olmak zor.

    “en basit yalanları gözümün içine bakarak söyleyen aptallar tanıdım. inandığımı sandılar; bense onların kuş kadar akılları ve cahil cesaretlerine hayrandım.

    sessizce fısıldadı “hep mutlu ol içimden cevapladım “sen hiç mutlu olma şimdi kim kimi daha çok seviyor acaba
    mutlu ol diyen mi olma diyen mi ???

    karpuz seçerken gösterdiğimiz özenin yarısını sevgili seçerken de gösterseydik,
    bu kadar kelek aşklar yaşamazdık.

    oksijensiz bir ortamda nefes almaya çalışmak gibi bir şeydi
    sen kokan sokaklarda sensiz dolaşmak
    şimdi o sokaklarda dolaşmıyorum ama
    kokunu her hissedişimde sen kokan herkese basıyorum küfrü

    önceleri hatayı hep kendimde bulurdum “az geçtim kalbinden! derdim hep söyleyemedim sevdiğimi diye ağlardım geceleri
    ama senin bir başkası için yandığını gördüm ya
    “az geçtim demiyorum artık bir harf daha ekledim acım diner belki diye
    artık vazgeçtim


    neden her zaman zeytinyağı gibi üste çıkıyorsundiyordu.
    onu su gibi aziz kıldığımı bilmiyordu..

    affedilen vazgeçilendir
    o, affedildi
    çünkü ondan vazgeçildi !

    sen çok güzel hayvan taklidi yapardın.
    beni de taklit etsene ! biraz daha cesaret sevgilim

    seni tanıyamıyorum artık derken ne kadar da haklıydın ben de
    seni sevdikten sonra kendime hiç rastlamadım

    boşuna beklemişsin. gelemezdim. ayaklarımı kuş çaldı.
    boşuna sevdalanmışsın. sevemezdim.
    kalbim rulet çarkı. boşuna dövünmüşsün. kabullenemezdim. mezarım çift kişilik değil sevgilim!


    kapat ağzını sevgilim.! yalanların cereyan yapıyor.!

    olur ya gökten üç elma düşerse, üçü de sana girsin!

    bizim gibiler yüksek gerilim hattında flört ederler..

    şimdi sen gittin ya, şairin dediği gibi herkesi sana benzetiyorum..
    bu da mı o.çocuğu acaba diyorum..!

    kim tutar ki elini bir daha.. içini kanatan
    bir rüya olur bu yara bir masalın sonunda ölüme
    aşkını anlatan bir kadın olur bu defa

    ipodunda hiç dinlemediğin, sırası gelince geçtiğin parçayım..
    ne dinliyorsun ne de siliyorsun!

    diyemediklerim yoktu benim..içimdeki sessizlik değil sensizlikti..
    içimdekilerini haykırdım.! bana sadece yankıları kaldı..
    ben yine aşkta sınıfta kaldım..

    doğaçlama yaşıyorum, artık hiçbir şeye şaşırmıyorum.
    .umruma yaklaşmasın kimse..
    ne halim varsa görmekle meşgulüm şimdilerde

    allah belanızı versin
    doktor kontrolünde terkediyorum seni!
    hafızamı kaybetttim, dedim doktora..
    “bir tek, onu sevdiğimi hatırlıyorum

    misafirliğe gittiğim evlerde yırtık çorabımı saklar gibi saklıyordum seni deli gibi sevdiğimi

    söyleyecek sözüm yok. yeni bir sevdaya tutulana kadar yerçekimsiz
    ortamda şizofreni dersleri alacağım.

    sev-gil-i hangi gillerdensin sen?!
    muhtemelen bütün duygulardan yoksun; züğürtgillerden

    kapat(a)madım kapılarımı sana, sıkışacak diye parmakların
    gitme dedimse nefsi müdafaaydı bu sadece

    önce aldırmadım seninle güzelleşen her şeye..sonra tüm parfümeri dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi özlediğimi

    elimi telefona uzattım; aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor!
    aradığımız kişilere ne zaman ulaşabildik ki!
    biz zaten onları hep ulaşılamadıkları için aradık

    ben taşındım artık “sol yanından, kiraya verebilirsin o boşluğu

    baş aşağı bir gelecek tasarlıyorsun bana !
    seni seviyorum.
    hiç yokmuşsun gibi seviyorum seni.
    art niyetsiz, hak etmediğim, hak etmediğin kadar temiz
    sana hediyem olsun, al , kanlı ağzımdan tükürdüğüm fatiha .!!

    aaaaa hadi ama bakkk arkandan ağlar sonraa.
    hadi son lokma,aç bakimm ağzını. ye yalanını!! ye ihanetini!!
    çiğnemeden yut!! sindiremeden!!hadi!! son lokma!! büyümen lazım

    nuhun gemisine eşi olmadan binebilen tek hayvanım ben

    yüzüne tükür laciverdin, maviyi siyahla aldatıyor diye !

    erkek şöyle düşünür: “isterse başkasını sevsin,
    yeter ki sevişmesin. kadında cümle tersine döner: “isterse başkasıyla
    sevişsin, yeter ki sevmesin. çünkü kadına göre vücudun merkezi yürek,
    erkeğe göre etek. erkek eteği paylaşamaz, kadın yüreği.

    bir silahın şarjöründe tanışan iki soğuk mermi
    gibi, aynı bedene sıkılan iki el kurşun gibi,katille kurban
    arasında o birkaç saniyelik telaşla sevmiştim seni

    öyle aydınlık bir sonbahar ki senin yaklaştığın anda yüreğimdeki kör yangın bu
    yangından herkes kahkahalarla çıkacak bir sen kurtulamayacaksın

    telaffuzu zor bir kelime gibi unutacağım seni.
    çünkü telafisi yok insanın! ve insan bir insanla yenileyemez kendini!

    çok güzel diri taklidi yaptığımı bir sır olarak sakla anne !!

    hayatın en hüzünlü anı;

    mevsimine kapıldığın kişinin bahçesinde açabilecek bir çicek olmadığını anladığın andır

    beni neyle emzirdin anne? hala başım dönüyor

    10suzum ama 100süz değilim !

    insan inandığı şeyler uğruna, muhteşem hatalar da yapabilir. kızmamalısın

    selam okunuyor bakışlarında

    b grubu kan bankasıydım sana.. seninse sıfırdı kan grubun..
    tek farkımız buydu işte..sadece sen herkese veriyordun

    eros bile çare değil bu aşka/okları bir türlü batmıyor kıçına

    ben kin tutmayı aşktan daha yüce bilirim..
    aşk acısı silinir , kin mezara kadar !

    biliyorsun değil mi ?
    seni benden sormayacaklar,
    nikah düşmeyecek ikimize.
    zina sayılacak, aklıma her düşüşün.
    tenlerimiz helalleşmişti oysa

    adını duyduğum zaman degil . yanında bir ad duyunca kalbim acıyor

    kaybedecek bir seyi olmayandan korkmalısın
    cunku onlar kazanmak icin her seyi yaparlar

    zamanın aklî dengesini bozan trajik sevgililer olacağımıza
    aynı hastalığın iki farklı belirtisi gibi yaşarız başkalarının vücudunda..

    her rengin bi kişiliği vardır.her kişiliğin de bir rengi.
    ben senin rengini buldum.kahperengi !!

    kalp imaninin, kaçinci sarti ayirdi bizi..
    ben 5vakit sen kilarken, sen bu aska abdestsiz mi basladin sevgili

    ekmeğime hoşçakal sürdün ya sen, ben şimdi “aşk karınla sana, ne şiirler yazarım

    insanların birbirini tanıması için en iyi zaman,
    ayrılmalarına en yakın zamandır


    unut beni..
    ve unuttuğunu hatırla yalnızca!!!

    sen git, aşk bana kalsın diye bir şey yok!
    seni istemeyen benliğim, aşkını ne yapsın ?

    kapı gıcırtısı ayrılığımızın fon müziği iken..
    sen bana seni seviyorum derken playback mi yaptın ?

    öldüğüm varsayılsın. otopsiyle uğraşmak
    lüzumsuz bence. sebebime direkt gözlerin yazılsın. keza senin yoksa
    bile, yokluğunun mutlaka parmağı vardır bu cinayette !

    şimdi aynı bardaktan su içemiyoruz. ben bunu biliyorum.
    su biliyor. bardak biliyor.. bir sen bilmiyorsun..

    git öyle bir git ki gidişin yıkmasın beni öyle
    bir git ki; gidişin akıtmasın gözümde ki seli öyle bir git ki
    çığlıklarımla uyandırmayayım içimde ki depremi ve öyle bir git ki
    beklemeyeyim bir daha seni

    o kadar hoşsunuz ki, sizinle uygunsuz bir pozisyonda yakalanmak isterdim..


    söyle; doğrularım yanlışlarının ırzına mı geçti !

    çünkü hayat, ölümün insana oynadığı en
    trajik, en mükemmel, en acımasız oyunuydu. senin için ölüyordum.
    durum buydu!
     


Yükleniyor...