Isınma Yoluyla Donma Mümkün mü?

'Güncel Bilgiler' forumunda Züleyha tarafından 4 Kas 2017 tarihinde açılan konu

  1. Züleyha

    Züleyha Site Yetkilisi

    Isınma Yoluyla Donma Mümkün mü?


    Maddenin ve hadiselerin halden hale sokulmasına faz (safha) geçişi denir. Faz geçişlerinin ortaya çıkışı, bazı parametre ve değişkenlerin değiştirilmesiyle olur. Meselâ bir buz parçasının su (sıvı) ve buhar (gaz) hâllerinden geçmesi için gereken parametrelerden birisi sıcaklık artışıdır. Her fazın (buz, su, buhar) karakteristik özellikleri farklıdır. Meselâ buzun belli bir hacmi vardır; su ve buhar ise bulunduğu kabın hacmini alır. Buzun tam aksine, su ve buhar akışkanlık özelliğine sahiptir. Benzer şekilde, mıknatıslık özelliği gösteren ferromanyetik bir maddenin sıcaklığı artırılırsa, "Curie Noktası" denen bir sıcaklıkta mıknatıslık özelliğini kaybettiği görülür. Bazı malzemelerde de, meselâ çözeltilerde, malzemenin çeşitli safhalara uğraması, ancak içine koyulan çözücüler vasıtasıyla olur. Mevsimler de ayrı birer faz olarak düşünülebilir.

    İçinde sürekli hâl değişimlerinin olduğu, yeni cümlelerin yazıldığı, bunların bozularak yeni mânâlara sahip cümlelerin yazıldığı bir yaz-boz tahtası hükmünde olan kâinat kitabında sürekli yeni faz geçişleri de görülmektedir. Birbiriyle sürekli bir münasebet (etkileşim) hâlinde olan birimlerin düzensiz hareketlerinde artış söz konusu olduğunda, bu münasebetlerde de bir bozulma, bir kördüğüm veya darboğaz meydana gelebilir. Kördüğüm ve darboğazlar, faz geçişleriyle de açıklanabilmektedir. Faz geçişleri, sinyal ve gürültü oranlarındaki değişmelerin neticesinde ortaya çıkar. Kurallara uymadan yapılan veya ortaya çıkan düzensiz hareketler gürültü, kurallara ve hedeflere uygun davranışlar ise sinyal olarak kabul edilir. Gürültü kavramı, insanlar arasındaki münasebetlerde istenmeyen durumları tasvir etmek için kullanılır. Gürültü ne kadar fazlaysa, insanlar arasındaki münasebetler de o kadar bozuk olmakta ve bunun neticesinde içtimaî hâdiselerde de bir bozukluk ve kilitlenme (donma) meydana gelmektedir. Bu şekildeki kuralsız ve hedefsiz hareketlenmeye bağlı faz geçişine ısınma yoluyla donma (freezing by heating) adı verilmiştir.1

    İçtimaî hâdiselerde sıcaklığın (hareketliliğin) artması, içtimaî hayatta bir tıkanmaya ve donmaya sebep olur. Şekil-1'de, ters yönlerde hareket eden trafik akışı gösterilmektedir. Şekil-1a'da gürültünün az olduğu, yani insanlar arasındaki münasebetin oldukça iyi olduğu duruma ait yaya trafik akışı yer almaktadır. Burada sarı renkli insanların sola doğru, kırmızı renkli insanların da sağa doğru kararlı bir akışa sahip oldukları, sola ve sağa doğru gitmek isteyen insanların kulvarlar oluşturduğu müşahede edilmektedir. Kararlı bir akışın olması, sistemin donmadığına (kilitlenmediğine), bir darboğaza girmediğine işaret eder.

    Orta seviyede bir gürültünün olması, düzensiz hareketlerin (belli bir durumda tahmin edilemeyen insan davranışlarının) artmasına sebep olur ve insanlar arasındaki münasebetlerde yaşanan ciddi problemlerin varlığını gösterir. Buna karşılık gelen durum Şekil-1b'de görülmektedir. Burada yaya trafiği artık tıkanmış, akış neredeyse durmuştur. Düzensiz hareketlerin belli bir kritik seviyenin üstünde olmasından dolayı, kulvarların oluşması da mümkün değildir. Sistemin bu durumdan kurtulabilmesi için yeterince büyük dalgalanmaların meydana gelmesi gerekir. Şekil-1b'deki durum eğer düşey bir ara-yüzey (hat) oluşturacak şekilde meydana gelirse (sola ve sağa doğru giden insanları ayıran dikey ara-yüzeye dikkat ediniz), bu duruma "donmuş durum" denir ve bundan kurtulabilmek için çok daha büyük dalgalanmaların olması gerekir. Şekil-1a, 1b ve 1c, artan gürültünün insan trafiğini nasıl etkilediğini gözler önüne sermektedir: gürültünün artması (meselâ kırmızı ışıkta durmayan ve yeşil ışıkta geçmeyen insan sayısının artması) ile sistem akışkan bir fazdan donmuş bir faza doğru yönelmekte ve en sonunda tamamen kristalize olup kilitlenmektedir.

    Yaya trafiğinde gürültünün artmasını, sıcaklığın artmasına benzetmek mümkündür: sıcaklığın artması, madde içinde de düzensiz hareketin artmasına sebep olur. Aynen bunun gibi, toplum içinde belli bir konuda sıcaklığın (gerilimin, problemin vs.) artması, düzensiz hareketlerin artmasına sebep olabilir. Meselâ herhangi bir şehirdeki araç trafiğini düşünelim. Burada her ferdin kurallara uygun hareket etmesi, bu şehirdeki sıcaklığın düşük ve gürültünün az olması demektir ve araç trafiğinde bir düzenin oluşmasını netice verir. Burada akışkanlık söz konusudur. Bunun aksine fertler arasında trafik kuralları konusunda bir mutabakat yoksa, insanların önemli bir kısmı trafik kurallarına uymuyorsa, sıcaklık ve gürültünün yüksek, düzensiz davranışların fazla olduğu söylenebilir. Bunun neticesinde şehir trafiği tıkanabilir. Bir dört yol kavşağa gelen dört ayrı araçtaki şoförlerin ve yayaların yol önceliğinin kimde olduğunu, kırmızı, sarı ve yeşil ışıkların ne mânâya geldiğini bilmemesi trafiğin kilitlenmesine (donmasına) sebep olur. Bu durumda bekleme kaçınılmaz olur. Bu yüzden, her bekleyiş aynı zamanda bir darboğazdır. Önemli olan, bekleyiş içindeki insanların durum hakkında ikna ve tatmin edilmesidir. Darboğazların getireceği sıkıntılar ancak bu yolla önlenebilir. Meselâ, yapılacak çalışmalardan dolayı bazı yolların belli süreyle kapatılacağının kamuoyuna önceden duyurulması, belli güzergâhlarda yaşanacak trafik problemlerine gösterilecek tepkileri de sınırlı kılacaktır. Ancak, sebepsiz yere ve kamuoyunu yeterince bilgilendirmeden yapılacak uygulamalar, sıkıntı ve tepkileri de beraberinde getirecektir.

    İkinci misâl olarak bir ülkedeki hukuk sistemini düşünelim. Trafik örneğinde olduğu gibi, hukuk sisteminde de kurallardan bağımsız olarak yapılan düzensiz hareketler neticesinde o ülkedeki hukuk sistemi kilitlenebilir. Kanunlar yetersizse, mevcut kanunlar homojen olarak bütün ülke sathında uygulanmıyorsa veya kanunlar kişilere göre farklı şekillerde yorumlanıp icra ediliyorsa, o ülkenin hukuk sisteminde darboğaz ve donma hâlinin meydana gelmesi kaçınılmazdır. Hukuk sistemindeki aktörler de bunu görerek uygun pozisyon almayı tercih eder ve bekleyiş içine girerler. Bu insanların bu konuda ikna ve tatmin edilmeleri gerekir. Aksi takdirde toplumda hukukî kaos meydana gelebilir.

    Isınma yoluyla donma şeklindeki faz geçişleri ekonomide de görülebilir. Ekonomik bazı belirsizlikler veya sebebi anlaşılamayan hareketler, ekonominin unsurları tarafından gürültü olarak değerlendirilerek, bütün ekonomiyi etkileyebilecek bir duruma zorlanabilir. Yapılan her değişiklik bu yüzden piyasa aktörleri tarafından dikkatle takip edilir. Gürültünün fazla olması ve bekleyiş içindeki unsurların tatmin olmaması, piyasadaki likiditeyi etkiler ve paranın çekilmesine sebep olabilir. Bu da, paraya ihtiyacı olan kesimleri olumsuz etkiler ve ekonomik sistem donmuş duruma doğru yol alır. Darboğaza sadece olumsuz şeyler sebep olmaz. Önemli olan husus dengenin korunabilmesi ve ekonomik sistemin akışkanlık kazanmasıdır.

    Yukarıdaki prensipler sosyo-psikolojik hâdiselere de uygulanabilir. Günlük hayatta, fertler sinirli veya hangi yöne gittikleri konusunda bilgileri yetersizse, aralarındaki işbirliği de o nispette zayıflar. Bu tip fertlerden müteşekkil bir toplumun darboğazla karşılaşmaması mümkün değildir. Eğer sakin bir kafayla muhakeme edilebiliyorsa ve yapılan işler hakkında bir şüphe söz konusu değilse, sabır en önemli parametre hâline gelir. Sabır, bütün darboğaz durumlarında sıcaklığı düşüren bir pansuman vazifesi görür. Meselâ oruç ibadetinin farz kılınması, insanın bu alışkanlığı kazanabilmesi adına çok mühimdir. Hattâ Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) tavsiye ettiği pazartesi-perşembe oruçlarına devam eden bir insanın, karşılaşabileceği darboğaz durumlarında müspet hareket etme ihtimali artar.

    Darboğazların tesirini hafifletmenin bir yolu da, her hâdisenin bir hikmeti olduğunu unutmamaktır. Bediüzzaman Hazretleri'nin işaret ettiği gibi, yaşanılan her olumlu veya olumsuz hâdisenin insan üzerinde bir vazifesi vardır, vazifelerini ifâ ettikten sonra gideceklerdir. Bunun farkında olan bir mü'minin, sabrın bir mânâda vakti bilmek olduğunu düşünerek bu bekleyişlerin getireceği olumsuz tesirleri bertaraf etmesi mümkündür. Bekleyiş içindeki mü'minlerin durumu, Kur'ân-ı Hakîm'de mealen şöyle anlatılmaktadır: "Yoksa siz, daha önce geçmiş ümmetlerin başlarına gelen durumlara mâruz kalmadan Cennet'e gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle ezici mihnetlere, öyle zorluklara dûçar oldular, öyle şiddetle sarsıldılar ki, Peygamber ile yanındaki mü'minler bile ‘Allah'ın vadettiği yardım ne zaman yetişecek?' diyecek duruma geldiler. İyi bilin ki Allah'ın yardımı yakındır." (Bakara, 2-214). Bu âyet-i kerîmede mü'minlere sabır tavsiye edilmektedir. Bu tür bir imtihanın farkında olan Müslüman, her şeyi gören, gözeten ve gücü yeten bir Zât'ın (celle celalûhû) kendisini de gördüğü, kendisine de İlâhî yardımın mutlaka yetişeceği inanç ve şuuruyla hareket eder.

    Yukarıda bazı farklı ortamlar için anlatılmaya çalışılan ısınma yoluyla donma faz geçişini, daha başka disiplinlere teşmil etmek mümkündür. Ancak hepsinde de bu donmaların önünü baştan almak veya oluştuktan sonra gidererek sisteme tekrar akışkanlık kazandırmak için yapılması gereken şey, gürültünün (yani sıcaklığın) azaltılmasıdır. Bu ise, Kur'ân-ı Hakîm'e ve Sünnet-i Seniyye'ye tâbi olarak, bu dünyanın hikmet ve hizmet yurdu olduğunu, ücret ve mükâfat yeri olmadığını, buradaki amellerin ve hizmetlerin ücretlerinin Berzah'ta ve Âhiret'te verileceğini bilerek yaşamakla mümkün olur. Berzah âlemi bir bekleme salonudur; orada bekleyiş içindeki insanlara alacakları ücretler ve gidecekleri yerler gösterilir. Böylece ikna ve tatmin olmaları sağlanır.
     
Yükleniyor...