İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

'Ders notları' forumunda ZeuS tarafından 20 Kasım 2011 tarihinde açılan konu


  1. tc inkılap tarihi ders notları,
    inkılap tarihi ve atatürkçülük ders notları


    İnkılap Tarihi Ders Notları Özet olarak bu sayfada verilmiştir.Tüm öğrencilere faydalı olmasını umuyor başarılıar diliyoruz...



    TC İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK DERS NOTLARI



    II. Meşrutiyet Dönemi (1908-1918)

    Meşrutiyet, hükümdar ile birlikte bir meclisin ülke yönetiminde bulunmasıdır.

    Osmanlı Devletinde I. Meşruiyet, 23 Aralık 1876da Jön Türklerin baskısıyla II. Abdülhamit tarafından ilan edilmişti.

    İlk Osmanlı Mebusan Meclisi 20 Mart 1877de açıldı.

    İlk Osmanlı anayasası, Kanun-i Esâsî yürürlüğe girdi.

    I. Meşruiyet Dönemi, fazla uzun sürmedi.

    1877-78 Osmanlı-Rus Savaşının çıkması ve azınlık milletvekillerinin yıkıcı faaliyetleri üzerine Sultan II. Abdülhamit, Meşrutiyeti kaldırdı ve Mebusan Meclisini kapattı.

    Meşruiyet taraftarı olan Jön Türkler, İttihad-ı Osmânî Cemiyetini kurdular. Sonra bu cemiyet, İttihat ve Terakki Cemiyeti adını aldı (1889).

    Osmanlıcılık fikrini savunan bu cemiyet, Makedonyada örgütlendiler.

    İngiltere ve Rusyanın 10 Haziran 1908de Revalde bir araya gelerek Makedonyanın özerkliğine karar vermeleri İttihatçıları harekete geçirdi.

    Osmanlı Devletinin parçalanacağından endişe eden İttihatçılar, II. Abdülhamite Meşrutiyeti ilan etmesi için baskı yaptılar ve Rumeli'de ayaklandılar.

    Hürriyet Taburları kurularak halk ayaklandırıldı.

    Resneli Niyazi ve Enver Paşanın isyanları üzerine, ülkenin iç savaşa sürüklenmesini istemeyen II. Abdülhamit, Meşrutiyeti tekrar ilan etmek zorunda kaldı (1908).

    Kanun-i Esâsî tekrar yürürlüğe kondu.

    Osmanlı Mebusan Meclisi, tekrar oluşturuldu.

    Seçimlerde, İttihat ve Terakki üyeleri başarılı oldu.



    Not:

    İttihatçıların, Meşrutiyet ve ülke yönetimi için ciddi bir hazırlığı olmadığından beklenen sonuçlar alınamamış, Meşrutiyete geçişte iktidar boşluğu ve kargaşa yaşanmıştır.





    31 Mart Olayı

    İttihat ve Terakki içinde zamanla farklı görüşler belirdi.

    Muhalifler, Ahrar adıyla yeni cemiyet kurdular.

    Muhalefetin Volkan Gazetesi ve Serbesti Gazetesi ile yürüttüğü muhalefet İttihat ve Terakkiyi bunalttı.

    Her iki gazetenin başyazarları Derviş Vahdet ve Hasan Fehmi, Galata Köprüsünde öldürüldüler.

    Bu gelişmeler üzerine, muhalifler İstanbulda gösterilere başladılar. Gösterilere engel olmayan Avcı Taburları da, harekete destek verdiler. 31 Mart günü, (13 Nisan 1909) Mebusan Meclisine gelerek, hükümet yetkililerinin idamını istediler.

    İsyanı bastıramayan hükümet, istifa etti.

    Komutanlığını Mahmut Şevket Paşanın, Kurmay Başkanlığını Mustafa Kemalin yaptığı Hareket Ordusu Selanikten İstanbula geldi.

    Hareket Ordusu, 31 Mart Ayaklanmasını bastırdı.

    II. Abdülhamit, tahttan indirildi, yerine V. Mehmet (Reşat) tahta çıkarıldı (1909).



    II. Meşrutiyete geçiş sürecinde;

    Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmiştir.

    Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Bosna-Herseki topraklarına katmıştır.

    Girit, Yunanistana bağlanma kararı almıştır.



    Notlar:

    II. Abdülhamitin tahttan indirilmesinden sonra ülkede huzur sağlanamadı.

    Balkan Savaşı sonrası, Londra Görüşmeleri devam ederken İttihatçılar, Bâb-ı Âlî Baskını'nı gerçekleştirmiş ve yönetimi tamamen ele geçirmişlerdir (1913).



    Trablusgarp Savaşı (1911-1912)

    İtalyanın Trablusgarpı İşgalinin Nedenleri

    1.Birliğini geç kuran İtalyanın ham madde ve pazar arayışı

    Açıklama: Birliğini geç tamamlayan İtalya sömürgecilik yarışında geç kalmıştır. 1896da Habeşistana saldırdıysa da; İtalyanın bu saldırısı başarısızlıkla sonuçlanmıştır.



    2.Trablusgarpın İtalyaya yakın olması

    3.Osmanlı Devletinin Trablusgarpı savunacak gücünün olmaması

    Açıklamalar:

    Osmanlı Devleti, Trablusgarpa karadan yardım edemezdi; çünkü Mısır, İtalyanın Trablusgarpı işgalini onaylayan İngilterenin elindeydi.

    Osmanlı Devleti, donanmasının güçsüzlüğünden dolayı da Trablusgarpa denizden yardım edemezdi.



    4.İtalyanın, Trablusgarpın işgali için, Avrupa devletlerinin onayını alması

    Açıklamalar:

    1900de, Fransa, Fası almasına yardımcı olduğu takdirde Trablusgarpı İtalyanın işgal etmesine razı olabileceğini açıkladı.

    1902de ise Avusturya, Bosna-Hersek üzerindeki emellerini İtalyaya kabul ettirdiği için; İtalyanın Trablusgarpa yönelik olan emellerini kabul etti.

    Fransanın işgali altındaki Tunus ile kendi işgali altındaki Mısır arasında Trablusgarpı tampon bölge olarak gören ve İtalyayı bloklaşmada yanında tutmak isteyen İngiltere de İtalyanın Trablusgarpa yönelik emellerini olumlu karşıladı.

    İtalyanın Rusyanın Boğazlara yönelik olan planlarını desteklemesinden dolayı; Rusya da İtalyanın Trablusgarpa yönelik olan emellerini onayladı.

    Almanya ise oluşan bloklaşma hareketinde İtalyayı kaybetmek istemediğinden dolayı İtalyanın Trablusgarpa yönelik olan emellerini kabul etti.



    5.İtalyanın, Trablusgarpın uygarlıkta geri bırakıldığı ve burada İtalyanlara kötü davranıldığı iddiası.

    6.İtalyanın Habeşistandaki başarısızlığını telafi etmek istemesi

    7.İtalyan hükümetinin, kendi halkı karşısında, saygınlığını artırmak istemesi.





    Trablusgarpın İşgali

    Büyük devletlerle gizli görüşmeler yaparak Trablusgarpı ele geçirme serbestliği elde eden İtalya, haklı bir gerekçe göstermeden 28 Eylül 1911de Trablusgarp üzerine harekete geçti.

    Osmanlı bölgeyi savunabilecek durumda olmadığından dolayı bir grup vatansever subay (Mustafa Kemal, Enver Paşa) halkı teşkilatlandırmak için Trablusgarpa gitti. Bölgeye giden subaylardan Mustafa Kemal Derne ve Tobruku; Enver Paşa da Bingaziyi teşkilatlandırdı.

    İtalyanlar, teşkilatlanmış olan asker ve Ömer Muhtar liderliğinde ayaklanan Araplar karşısında başarısız duruma düştüler.

    İtalya, Trablusgaprpta başarılı olamayacağını anlayınca; Osmanlıyı barışa zorlamak için On İki Adayı işgal etti. Osmanlı buna rağmen barışa yanaşmamıştır.

    Fakat 8 Ekim 1912de Balkan Devletleri Osmanlıya saldırınca; Osmanlı Devleti, İtalya ile Uşi Antlaşmasını imzalamak zorunda kalmıştır.

    Uşi (Quchy) Antlaşması (18 Ekim 1912)

    1.Trablusgarp İtalyanlara verilecek.

    2.On İki Ada, Yunan işgali ihtimaline karşı, geçici olarak, İtalyanlara bırakılacak.

    Açıklamalar:

    Balkan Savaşlarından sonra Birinci Dünya Savaşının başlaması On İki Ada meselesini küllendirdi. Savaş esnasında ise İtilaf Devletleri gizli anlaşmalarla On İki Adayı İtalyaya bıraktılar.

    Lozan Antlaşması ile adalara resmen sahip olan İtalya II. Dünya Savaşından sonra ise bölgeyi Yunanistana bıraktı.

    Uyarı: On İki Ada meselesi Balkan Savaşları esnasında gündeme gelmemiştir.



    3.İtalya Osmanlı Devletine kapitülasyonların kaldırılması konusunda destek verecek.

    4.Trablusgarp, dini bakımdan halifeye bağlı kalacak. (Böylelikle Osmanlı Devleti, Araplarla olan dini bağını sürdürmeyi hedeflemiştir.)



    Trablusgarp Savaşının Sonuçları

    1.İtalyanlar, Trablusgarpı ele geçiremeyince Osmanlı Devletini barışa zorlamak için On İki adayı işgal etti.

    2.Balkan Savaşının başlaması üzerine Osmanlı Devleti İtalya ile anlaşma yapmak zorunda kaldı.

    3.Osmanlı Devleti Kuzey Afrikadaki son toprak parçasını İtalyaya verdi.

    4.Mustafa Kemal, Trablusgarpta kazandığı başarılar (Derne-Tobruk) sonucu binbaşı oldu.

    5.Kuzey Afrikada İtalyan sömürgesi başladı

    6.On İki Ada fiilen Osmanlının elinden çıktı.

    7.İtalyanlar ilk defa Ege Denizine yerleşti.

    8.Balkan devletlerinin Osmanlı üzerine harekete geçişi kolaylaştı

    9.İttihat ve Terakki Partisi saygınlığını kaybetti.

    Not Mustafa Kemal, ilk defa sömürgeciliğe karşı savaştı.

    Not: Uşi, İsviçrede bir kenttir.



    Balkan Savaşları

    Birinci Balkan Savaşı (1912-1913)

    Savaşın Nedenleri

    1.Rusyanın Balkanlarda takip ettiği Panslavist politika

    2.Balkanlardaki gelişmelerin, Osmanlı tarafından, takip edilememesi

    3.Fransız ihtilalinin etkisi (Milliyetçilik ve bağımsızlık)

    4.Türklerin Balkanlardan tamamen atılmak istenmesi

    Açıklama: Savaş başlamadan önce; Arnavutluk, Makedonya, Selanik ve Yanya Osmanlının elindeydi.



    5.Trablusgarp Savaşı esnasında, Osmanlı Devletinin güçsüz olduğunun anlaşılması

    6.Kiliseler sorununun Balkan devletlerinin lehine sonuçlanması

    7.Balkan devletlerinin Osmanlıya karşı ittifak kurmaları

    8.İngilterenin, 1908de Estonyanın başkenti Revalde yapılan görüşmeler sonucunda, Rusyayı Balkan politikasında serbest bırakması



    Katılan Devletler ve Savaşın Sonucu

    · Karadağ, Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan Osmanlı Devletine karşı savaştılar.

    · Bu devletlerin Bulgaristan önderliğinde birleşip; Osmanlıya saldırmasında Rusya etkili oldu.

    · Savaş, 8 Ekim 1912de Karadağın Osmanlı topraklarına saldırması ile başladı.



    · Bulgarlar Çatalcaya kadar gelmeyi başarırken; Rauf Orbayın Hamidiye Kruvazörü ile yaptığı başarılı mücadelelere rağmen Yunanlılar, Ege Adalarını işgal etmişlerdir.

    · Osmanlı Devleti, bütün cephelerde yenilerek Çatalcaya kadar geriledi



    Osmanlı Devletinin Balkan Savaşlarındaki Başarısızlığının Nedenleri

    1.Ordunun siyasete karışması

    2.Savaştan önce askerlerin bir bölümünün terhis edilmesi

    3.Ordunun savaşa hazır olmaması

    4.Osmanlı donanmasının yetersiz olması

    5.Avrupa devletlerinin Balkan uluslarını desteklemesi

    6.İngiltere, Fransa ve Rusyanın Balkan sınırlarının değişmeyeceğine dair verdikleri teminata güvenen Osmanlının Balkanlarda gelişen olayları takip etmemesi.

    7.Balkan devletlerinin birlikte hareket etmesi

    8.Balkan devletlerinin ulaşım ve iletişim imkânlarını etkisiz hale getirmelerinden dolayı Osmanlı ordusunda iletişim ve ulaşım bozukluğu olması.

    9.Osmanlının siyasal yalnızlık içinde olması.



    Londra Antlaşması (30 Mayıs 1913)

    1.Midye-Enez çizgisinin batısındaki topraklar, Balkan devletlerine bırakıldı. (Osmanlı, Gelibolu Yarımadası hariç olmak üzere, Doğu Trakya ve Balkan topraklarının tamamını kaybetti.)

    2.Ege adalarının durumu ve Arnavutluğun sınır durumu büyük devletlerin kararına bırakıldı

    Açıklama: Ege Adaları fiilen elden çıkmıştır. Birinci Dünya Savaşı başlayınca; Ege Adaları meselesi askıya alınmış; Lozan Antlaşması ile Ege Adaları resmen Yunanistana verilmiştir.



    Birinci Balkan Savaşının Sonuçları

    1.Osmanlı Devletinin Balkanlardaki varlığı tamamen sona erdi.

    2.Edirne ve Kırklareli Bulgaristana bırakıldı

    3.Gökçe Ada ve Bozca Ada hariç, Ege Adaları fiilen elden çıktı

    4.28 Kasım 1912de, Arnavutluk, bağımsızlığını ilan etti. Bu durum İslamcılık politikasını da olumsuz etkiledi.

    *Osmanlı Devletinden ayrılan son Balkan devleti Arnavutluktur.

    5.İttihat ve Terakki Partisi, 23 Ocak 1913de düzenlediği Bâb-ı Âli Baskını sonucunda hükümeti tam olarak ele geçirdi. (Bu partinin resmî iktidar dönemi başladı.)

    Açıklama: İttihat ve Terakki Partisi 1889da kurulan II. Meşrutiyetin ilanında etkili olan, 31 Mart Olayından itibaren yönetimde etkili olmaya başlayan, II. Meşrutiyet Döneminde Türkçülüğü devletin siyasi düşüncesi haline getiren, Osmanlı Devletini I. Dünya Savaşına sokan bir partidir.



    6.Mustafa Kemalin ordunun siyasete girmemesi şeklindeki görüşünün doğruluğu ispatlandı.

    7.Bulgaristan, Ege Denizine ulaştı.

    8.Balkan devletleri arasındaki anlaşmazlık sonucunda İkinci Balkan Savaşı çıkmıştır.

    9.Balkanlardan Anadoluya göç başladı

    10.Mustafa Kemal, siyaseti bırakmıştır.

    Açıklamalar:

    · Birinci Balkan Savaşında İstanbul tehdit altına girmiştir.

    · Londra Antlaşması, İkinci Balkan Savaşının çıkması üzerine yürürlükten kalkmıştır.



    İkinci Balkan Savaşı

    Savaşın Nedenleri

    1.Bulgaristanın Birinci Balkan Savaşı sonucunda en büyük payı alması (Özellikle Makedonya üzerindeki anlaşmazlıklar) ve Ege Denizine ulaşmasından dolayı Balkan devletlerinin aralarında anlaşmazlığa düşmesi.

    2.Bulgaristanın Ege Denizine kadar genişlemesini Yunanistanın uygun görmeyişi.

    3.Osmanlı Devletinin bölgeden çekilmesiyle meydana gelen otorite boşluğu

    Yunanistanın çalışmaları sonucunda Sırbistan, Karadağ ve Romanya Bulgaristana karşı birleşmiştir. Bulgaristanın zor durumda olduğunu gören Enver Paşa harekete geçerek, Edirne ve Kırklarelini Bulgarlardan almıştır.

    İkinci Balkan Savaşı sonucunda Bulgaristan yenildi.



    Savaş Sonucunda Yapılan Antlaşmalar

    1. Bükreş Antlaşması (10 Ağustos 1913): Balkan devletleri arasında yapıldı.

    Açıklamalar:

    1.Bulgaristan, Birinci Balkan Savaşında aldığı toprakların büyük bir kısmını kaybetti.

    2.Bükreş Antlaşması, Balkanlarda huzuru sağlayamadı.

    3.Bu antlaşmaya Osmanlı Devleti katılmadı.

    4.Bulgaristan, Ege Denizi ile bağlantısını devam ettirdi.



    2. İstanbul Antlaşması (29 Eylül 1913)

    İstanbul Antlaşması Osmanlı Devleti ile Bulgaristan arasında imzalandı.

    Antlaşmanın İçeriği:

    1.Meriç nehri iki ülke arasında sınır kabul edildi.

    2.Edirne, Kırklareli Dimetoka ve Kırkağaç Osmanlı Devletinde kaldı.

    3.Bulgaristandaki Türklerin yasal hakları garanti altına alındı.

    4.Bulgaristandaki Türklerin; isterlerse dört yıl içerisinde Türkiye ye göç edebilecekleri karalaştırıldı.



    Açıklamalar:

    · Bulgaristanın Ege Denizi ile bağlantısı kesilmedi.

    · Bu günkü Türk-Bulgar sınırı yaklaşık olarak çizildi.

    · Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı öncesinde; savaş esnasında Bulgaristan üzerinden Almanya ile kara bağlantısı kurabilmek için Dimetokayı Bulgaristana bıraktı.



    3. Atina Antlaşması (14 Kasım 1913):

    Atina Antlaşması Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında imzalandı.

    Antlaşmanın İçeriği:

    1.Yunanistandaki Türklerin hakları güvence altına alındı.

    2.Yanya, Girit ve Selanik Yunanistana bırakıldı.

    3.Ege Adalarının durumu büyük devletlerin kararına bırakıldı.

    Not: Büyük devletler 16 Kasım 1913te aldıkları karar ile İmroz, Bozcaada ve Meis dışındaki Ege Adalarını Yunanistana, On İki Adayı da İtalyanlara verdiler.



    4. İstanbul Antlaşması (13 Mart 1914):

    İstanbul Antlaşması Osmanlı Devleti ile Sırbistan arasında imzalandı. Osmanlının Sırbistan ile sınırı olmadığı için; bu antlaşma ile yalnızca Sırbistanda kalan Türklerin hakları görüşüldü.



    İkinci Balkan Savaşının Sonuçları

    1. Balkanlarda azınlık durumuna düşen Türklerin hakları imzalanan antlaşmalarla güvence altına alındı

    2. Edirne ve Kırklareli Bulgaristandan geri alındı.

    3. Bulgaristan mağlubiyetini telâfi etmek için Birinci Dünya Savaşına girdi.

    Açıklamalar:

    · İttihat ve Terakki Partisi savaştan sonra; orduyu, gençleştirmek ve Almanyadan subaylar getirerek modernize etmek için harekete geçtiyse de; Birinci Dünya Savaşı başladığı için İttihat ve Terakki Partisinin düşüncesi sonuçsuz kaldı.

    · Mustafa Kemal, Edirnenin kurtuluşuna katılmıştır

    · Arnavutluk, Balkan Savaşlarına katılmamıştır

    · Balkan Savaşlarından sonra Balkanlarda Rusya, Osmanlı yerine Avusturya ile karşı karşıya geldi

    · Osmanlının Almanyadan faydalanarak orduyu ıslah etmek istemesi Osmanlı ile Almanyayı birbirine daha fazla yaklaştırmıştır.

    · Türk ordusu, İkinci Balkan Savaşında sadece Bulgaristan ile savaşmıştır

    · İkinci Balkan Savaşı esnasında Avrupalı devletlerin tepkisinden çekindiği için Osmanlı ordusu Meriçin batısına geçmemiştir.

    · Balkan Savaşları Osmanlının Birinci Dünya Savaşına girmesinde etkili olmuştur.
     



  2. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    Birinci Dünya Savaşı (1914-1918)

    Savaşın Genel Nedenleri

    1.Fransız İhtilali sonucunda ortaya çıkan düşüncelerin hızla yayılması

    2.Sanayi İnkılâbı sonucunda gelişen sanayi, beraberinde hammadde ve pazar ihtiyacını da ortaya çıkarmıştı. Hammadde ve pazar ihtiyacı ise sömürgeci devletleri karşı karşıya getirdi.

    3.Almanya ve İtalyanın siyasi birliklerini kurmaları sonucunda Avrupanın siyasi dengesinin bozulması

    4.Bloklar arası silahlanma yarışının hızlanması

    Açıklamalar:

    · Almanya, Fransadan Alsas-Loren bölgesini aldıktan sonra kendisini Fransa karşısında güvensiz hissetmeye başladı ve kendini güvende hissetmek için ittifaklar ve bloklaşmalar dönemini başlattı.

    · Devletlerarası bu çıkar çatışmaları sonucunda Avrupa bloklara ayrılmıştır.1883te Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya arasında üçlü ittifak (Bağlaşma Devletleri) kurulmuştur.

    · Savaş başladıktan sonra kendine Anadoludan pay verilen İtalya bu gruptan ayrılmış; ancak bu boşluk Osmanlı Devleti ve Bulgaristanın ittifak bloğuna katılmasıyla doldurulmaya çalışılmıştır.

    · 1907de ise İngiltere, Fransa ve Rusya arasında Üçlü İtilaf (Anlaşma Devletleri) kurulmuş bu gruba daha sonra Japonya, Sırbistan, Romanya, Belçika, Portekiz, Brezilya, ABD ve Yunanistan gibi devletler de katılmıştır.



    Bloklaşmanın Önemi:

    1.Devletlerarası gerilim arttı.

    2.Fransa ile Almanya arasında 19. yüzyıl sonlarında başlaması muhtemel olan ikili savaş ertelendi.

    3.Silah ve bloklu tehdide dayalı zoraki barış dönemi oluştu.

    4.Avusturya ile Sırbistan arasında 28 Temmuz 1914de başlayan özel savaş dünya savaşına dönüştü.



    Savaşın Özel Nedenleri

    1.Almanya ile İngiltere arasında ortaya çıkan siyasi ve ekonomik rekabet

    Açıklama: Özel sebepler arasında en etkili sebep bu sebeptir. Sömürgeleri kendi topraklarının 104 katına çıkan İngiltere, Almanyayı sömürgeleri için bir tehdit unsuru olarak görüyordu. Almanyanın İngiltere aleyhine büyümek istemesine rağmen; İngiltere mevcut durumunu korumak istiyordu.



    2.Fransanın Sedan Savaşı sonucunda Almanyaya kaptırdığı Alsas-Loren bölgesini geri almak istemesi

    Açıklama: Almanya 1871 yılında, taş kömürü yönünden zengin olan Alsas-Loren i Sedan Savaşı ile Fransadan almıştı.



    3.Boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmek isteyen Rusyanın Almanya ve Avusturya-Macaristanı etkisiz hale getirme düşüncesi.

    4.Rusların Slavları birleştirme (Panslavizm) politikasının Avusturya-Macaristanı etkilemesi (Slav-Germen çatışması)

    5.Rusyanın Balkanlara yönelik politikasının Balkanlar üzerinden Orta Doğuya açılmak isteyen Almanyayı tedirgin etmesi.

    6.Siyasi birliğini geç tamamlayan İtalyanın yeni sömürgeler ele geçirmek ve Akdenizde etkili olmak istemesi.

    Açıklama: İtalya Akdenize yönelik emelleri için Avusturya ile karşı karşıya geliyordu ki bu durum İtalyanın Birinci Dünya Savaşı başladıktan sonra İttifak Grubunu terk ederek İngilterenin yanına geçmesinde de etkili oldu.



    7.Dini ve kültürel yayılma yarışı

    Açıklama: Sömürgeci devletler sömürmek istedikleri bölgelerde öncelikle dinlerini ve kültürlerini yaymaya çalışıyordu



    8.Hanedanlar arası mücadeleler



    Savaşın Başlaması

    · Avusturya-Macaristan veliahdının Bosna-Hersek ziyareti sırasında öldürülmesi savaşın başlaması için bir kıvılcım olmuştur. Bu olaydan sonra Avusturya Sırbistana savaş açmıştır. Bunun üzerine Rusya Sırbistanın; Almanya da Avusturyanın ya-nında yer almış ve İngiltere ile Fransanın da devreye girmesiyle Birinci Dünya Savaşı başlamıştır.

    · Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla Japonya da savaşa girmiş; Uzakdoğudaki Alman sömürgelerini ele geçirerek kısa süre içinde amacına ulaşmış ve savaştan çekilmiştir.



    İttifak (Bağlaşma) Grubu

    1.Avusturya-Macaristan İmparatorluğu,

    2.Almanya,

    3.İtalya

    (İtalya savaş başlamadan önce İttifak Grubundaysa da savaş başladıktan sonra; Avusturya ile çıkarları çatıştığı, Almanyadan beklediği başarıyı bulamadığı, isteklerine İtilaf Grubunda ulaşacağına inandığı ve Gizli Antlaşmalarla kendisine yapılan teklifleri cazip bulduğu için 1915den itibaren İtilaf bloğuna geçmiştir.)

    4.Osmanlı Devleti

    5.Bulgaristan

    (Bulgaristanın savaşa girmesi ile Almanya ile Osmanlı arasında kara bağlantısı kurulmuştur.)

    Not: Balkan Savaşları, Osmanlı ile Bulgaristanın Birinci Dünya Savaşına girmesinde etkili olan ortak sebeptir.



    İtilaf (Anlaşma) Grubu

    1.İngiltere

    2.Fransa

    3.Rusya

    4.İtalya

    5.Japonya

    6.Sırbistan (Savaştan sonra Yugoslavyanın çatısı altında siyasi varlığı sona erdi)

    7.Romanya (Rusyanın baskıları ve Avusturya topraklarındaki emellerinin bir sonucu olarak savaşa girdi)

    8.Belçika (Almanyanın Fransaya saldırırken Belçika üzerinden geçmesi, Belçikayı savaşın içine çekti.)

    9.Karadağ (Savaştan sonra Yugoslavya çatısı altında siyasi varlığı sona erdi.)

    10.Yunanistan (Savaşın başlangıcında, gidişatında ve sonucunda önemli bir etkisi olmayan Yunanistan; savaşa en son katılan devlettir.)

    11.Portekiz

    12.ABD (ABD, Almanyanın ticaret ve yolcu gemilerini batırması ve ABD ile arasında gerginlik bulunan Meksika ile işbirliği yapması üzerine 2 Nisan 1917de savaşa katıldı. ABD'in savaşa girmesiyle savaşın dengesi itilaf lehine bir şekil aldı. Savaşın başlangıcında etkili olmayan ABD savaşın sonucunda etkili olmuştur. ABD savaşa girerken Wilson Prensiplerini yayınladı. ABDnin savaşa girmesi savaşın süresinin kısalmasında, savaşın İtilaf Devletleri lehine sonuçlanmasında, Rusyanın savaştan çekilmesinden dolayı oluşan boşluğun doldurulmasında etkili oldu. ABD savaşa girmekle tarafsızlık politikasını da bozmuş oldu).

    13.Brezilya



    Almanyanın Osmanlı Devletini Yanına Çekmek İstemesinin Nedenleri

    Osmanlı Devletinin jeopolitik konumundan faydalanarak;

    1.Savaşı Ortadoğuya kaydırarak Avrupada rahatlamak

    2.Rusyanın dikkatini Avrupa dışına çekmek

    3.İngilizlerin sömürge yollarını kesmek (Süveyş Kanalı...)

    4.Rusya ile İtilaf Devletlerinin bağlantılarını kesmek.



    Osmanlının halifelik gücünden faydalanarak;

    1.Sömürgelerdeki Müslümanları İngiltere ve Fransaya karşı kışkırtmak

    2.Rus hâkimiyeti altında yaşayan Müslüman Türkleri Rusyaya karşı kışkırtmak

    Açıklama: Çok iyi teçhiz edilip hazırlandığı takdirde Osmanlı ordusunun savaşabileceğine inanan Almanyanın gerek bu beklentisi; gerekse Osmanlının jeopolitik durumuna yönelik olan beklentisi büyük oranda gerçekleşti. Fakat Almanya, halifelik müessesesinden umduğunu bulamadı.

    Not: Almanya, Osmanlıya ait olan Musul-Kerkük petrollerinden de faydalanmak istemiştir.



    Osmanlı Devletinin Savaşa Giriş Nedenleri

    1.Son dönemlerde kaybettiği toprakları geri almak.

    2.Siyasi yalnızlıktan kurtulmak (İtilaf grubu savaş esnasında Osmanlının yükünü çekmemek ve Rusyayı küstürmemek için Osmanlıyı yanlarına almamışlardır.)

    3.İttihat ve Terakki Partisinin; Alman hayranlığı ve Alman desteğiyle ülkenin kalkınabileceği düşüncesi

    4.Kapitülasyonlar ve dış borçlar nedeniyle artan İngiliz ve Fransız baskısından kurtulmak.

    5.2 Ağustos 1914te Almanya ile Osmanlı arasında gizli bir antlaşma yapılması

    6.19 Ağustos 1914te Bulgaristan ile Osmanlı arasında bir dostluk antlaşması imzalanması

    7.Turan İmparatorluğu kurma fikri.

    Not: Enver Paşa, Osmanlı bayrağı altında bütün Türk dünyasını birleştirmeyi hayal ediyordu. Osmanlı Devletinin bütünlüğünü koruyamadığı bir dönemde Turancılıkın düşünülmesi İttihatçıların hayalciliğini gösterir.

    8.Almanyanın savaşı kazanacağına inanılması

    9.Yunanlıların “Megali İdeasını sonuçsuz bırakmak

    10.Almanya ile gizli ittifak yapılmış olması.

    11.Rus, İngiliz ve Fransız sömürgelerindeki Türk ve İslam ülkelerinin istiklale kavuşturulacağı düşüncesi



    Osmanlı Devletinin Savaşa Girmesi

    · İngilizlerden kaçan Goben ve Breslav adlı Alman gemileri Osmanlı Devletine sığınmıştır. Osmanlı Devleti bu gemileri satın aldığını açıklamış ve gemilere Yavuz ve Midilli isimlerini vermiştir.

    · Bu gemilerin Rusyanın Sivastopol ve Odesa limanlarını bombalamaları üzerine Osmanlı Devleti savaşa girmek zorunda kalmıştır.

    · Rusya, İngiltere ve Fransa Osmanlı Devletine savaş açınca; Osmanlı Devleti de 14 Kasım 1914tde Kutsal Cihat ilan etmiştir.



    Osmanlı Devletinin Savaşa Girmesinin Sonuçları

    1.Yeni cepheler açılmıştır.

    2.Savaş daha geniş alana yayılmış ve uzamıştır.

    3.Almanya ve müttefikleri avantaj sağlamıştır.

    4.İngiltere Kıbrısı kendi topraklarına kattığını açıklamıştır.

    5.Savaş Orta Doğuya kaymıştır.

    6.Almanya Avrupada rahatlamıştır.

    7.Gizli antlaşmalar gündeme gelmiştir.

    8.İngiliz sömürge yolları tehlike altına girmiştir.

    9.Rusyanın İtilaf devletleri ile bağlantısı zedelenmiştir.



    Osmanlının Savaş Öncesi Durumu

    1.Osmanlı Devleti İttihat ve Terakki Partisi tarafından yönetilmektedir.

    2.Ordu Almanyanın desteği ile modernize edilmeye çalışılmaktadır.

    3.Suriye, Filistin, Irak, Lübnan ve Hicaz Osmanlının elindedir.

    4.Ege adalarının durumu belirsizdir.

    5.Oniki Ada hâlâ İtalyanın elindedir.

    6.Kıbrıs İngilterenin elindedir.

    7.Balkan Savaşlarından çıkan Osmanlı Devleti savaşa hazır değildir.



    İtilaf Grubunun Osmanlının Savaşa Girmesini İstememe Nedenleri

    1.Savaşın alanının genişleyecek olması.

    2.İngiliz sömürge yollarının tehlikeye girecek olması.

    3.Rusya ile İtilaf devletlerinin bağlantılarının kesilecek olması

    4.Şark meselesinin karışık bir ortama gelecek olması

    5.Sömürgelerdeki Müslümanların İngiltere ve Fransaya isyan etme ihtimalinin olması.



    Birinci Dünya Savaşında Osmanlı Devleti

    · Trablusgarp ve Balkan savaşlarından yıpranmış olarak çıkan Osmanlı Devleti, savaşın başında tarafsızlığını ilan etmiş, boğazları kapatmış, seferberlik ilan etmiş (seferberlik ilanı; devletin savaşa gireceğinin bir habercisidir) ve kapitülasyonları da tek taraflı olarak kaldırarak meclisi de tatil etmiştir.

    · Kapitülasyonların kaldırılmasına en büyük tepki Almanya ve Avusturya-Macaristandan gelmiştir. İtilaf Devletleri Osmanlı Devletinin ittifak tekliflerini kabul etmedikleri gibi kapitülasyonların kaldırılmasına da önemli bir tepkide bulunmamıştır.

    · İttifak teklifi İngiltere ve Fransa tarafından reddedilen Osmanlı Devleti, Almanyaya daha fazla yakınlaşmıştır. Almanya da bu durumu değerlendirerek Osmanlıyı kendi yanına çekme gayretini artırmıştır.

    · Savaş başladıktan sonra İngilizlerin önünden kaçan Goeben ve Breslav isimli Alman gemilerini Osmanlı; uluslararası hukuka aykırı olmasına rağmen, Marmaraya aldı. Bu gemilerin İngilizlerin Osmanlıdan parasını aldığı halde, Osmanlı siparişi olan Sultan Osman ve Reşadiye gemilerine karşılık satın alındığı bildirildi. 11 Ağustos 1914de meydana gelen bu olay halka da kabul ettirildi. Fakat halk devletin savaşa gireceğinden habersizdi.

    · Yavuz ve Midilli adları verilerek Türk bayrağı çekilmiş olan Alman gemileri, Enver Paşanın emri ile Alman komutan Amiral Souchon komutasında Karadenize çıkarıldı. Bu gemiler, 28-29 Ekim 1914 gecesi Rusyanın Odesa ve Sivastopol limanlarını bombaladılar. Rusya bunun üzerine Osmanlıya 1 Kasım 1914de savaş ilan etti.

    · Tarafsızlığını 12 Kasım 1914e kadar koruyan Osmanlı; bu tarihte Rusyaya savaş ilan etti.





    Osmanlı Devletinin Savaştığı Cepheler

    Kafkas Cephesi:

    Cephenin Açılma Sebepleri:

    1.Başlamış olan Rus taarruzunu durdurmak

    2.Bakü petrol bölgelerini el geçirme düşüncesi

    3.Orta Asya Türk dünyası ile irtibatlaşarak Rusyayı zor duruma düşürmek

    4.İngilterenin Hint sömürge yollarını kesmek

    5.Enver Paşanın Turan imparatorluğu kurma fikri

    6.Avrupada rahatlamak isteyen Almanyanın Osmanlıyı kışkırtması.



    · 1 Kasımda harekete geçmiş olan Rus birliklerine karşı Osmanlı 22 Aralıkta harekete geçti. Osmanlının Ruslar karşısında Azapköy ve Köprüköy savaşlarında kazandığı başarılar geçici oldu.

    · Bölgeye yazlık elbiselerle gönderilen ve yardım getiren geminin Ruslar tarafından batırılmasından dolayı desteksiz kalan Osmanlı askeri, Rusyanın teknik üstünlüğü ve bölgenin ağır kış şartları karşısında büyük bir mağlubiyet aldı.

    · Erzurum, Erzincan, Bitlis, Muş, Van ve Trabzon Rusların eline geçti.

    · Çanakkale savaşlarından sonra Kafkas cephesine atanan Mustafa Kemal, 1916da Muş ve Bitlisi Ruslardan geri aldı.

    · Rusyada Bolşevik İhtilalinin başlaması (Ekim Devrimi/1917) Kafkas Cephesinde Osmanlı lehine sonuçlar ortaya çıkarmış; Ruslarla Osmanlı arasında 15 Aralık 1917de Erzincan Mütarekesi; Ruslar ile İttifak devletleri ve Osmanlı arasında 3 Mart 1918 ise Brest-Litowsk Antlaşması imzalanmıştır.





    Brest-Litovsk Antlaşması (3 Aralık 1918)

    Rusya Kafkas cephesini terk ederek Kars, Ardahan ve Batumu Osmanlıya geri verdi.



    Önemi:

    1.Kafkas, Galiçya, Makedonya ve Romanya cephesi kapandı

    2.Berlin Antlaşması ile kaybedilen Elviye-i Selase (Üç İl: Kars, Ardahan, Batum) Rusyadan geri alındı

    3.Osmanlı askerî yönden rahatladı

    4.İtilaf bloğu sarsıldı.

    Açıklamalar:

    1.Brest-Litowsk Antlaşmasını İtilaf Devletleri onaylamadı.

    2.Ruslar Kafkaslardan çekilince; Gümrü civarında, İngilizlerin desteğiyle Ermeni Devleti kuruldu.

    3.Türkler antlaşmadan sonra geçici olarak Hazara kadar ilerlemiştir.

    4.Ruslar Elviye-i Selasede halkoylaması yapılmasını istemiştir.



    Cephenin Özellikleri:

    1.Osmanlının savaştığı ilk taarruz cephesidir.

    2.Osmanlı, mağlup olduğu halde, bu cephede toprak kazandı.

    3.Ruslar tarafından Osmanlıya karşı kullanılmaya çalışıldığından dolayı; bölgedeki Ermeniler 14 Mayıs 1915de çıkarılan tehcir kanunu ile Suriye bölgesine gönderildi.



    Kanal Cephesi

    Cephenin Açılma Sebepleri:

    1.İngilterenin Hint sömürge yolarını kontrol altına almak.

    2.Mısırı İngiltereden geri almak.

    3.İslam âlemini İngilizlere karşı harekete geçirmek.

    4.Almanyanın telkinleri.

    Cemal Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu İngilizler karşısında tutunamayarak Filistine çekilmiştir.



    Cephenin Özellikleri:

    1.Osmanlının ikinci taarruz cephesidir.

    2.Osmanlının ilk kapanan cephesidir.

    3.Türk ordusu Tih sahrasında sıcaktan kırılmıştır.

    4.İngilizler deniz yoluyla sömürgelerinden yardım almıştır.

    5.Cephe, 14 Ocak 1915de açılmıştır.

    6. Almanlar Osmanlıya destek göndermiştir.

    7.Cephenin açılmasında bölgenin jeopolitik özelliği etkili olmuştur.

    8.Osmanlı, bazı Arap topluluklarından beklediği yardımı alamamıştır.



    Irak Cephesi

    Açılma Sebepleri:

    1.İngilizler, Hint Deniz yolunun güvenliğini sağlayarak bölgedeki Alman tehlikesini ortadan kaldırmak istemiştir.

    2.İngilizler Musul-Kerkük petrollerini ele geçirmek ve Kuzeye çıkarak Rusyaya yardım etmek istemiştir.

    3.İngilizler Almanların Orta Doğudaki etkisini kırmak istemiştir.

    Not: Çanakkale Cephesinin açılış sebeplerinden biri de Rusyaya yardım etmekti.



    Cephenin Özellikleri:

    1.İngilizler, 24 Kasım 1915de Ktesifon; 29 Nisan 1916da Kutülamarede Türklere mağlup olmuş ve İngiliz General Towsend Türklere esir olmuştur.

    2.İngilizler 17 Mart 1917de Bağdata girmeyi başarmıştır.



    Çanakkale Cephesi

    İtilaf devletleri tarafından açılmıştır.

    Açılma nedenleri:

    1.İstanbul ve boğazları ele geçirerek Osmanlı Devletini saf dışı bırakmak

    Açıklama: Savaşın alanını daraltmak ve süresini kısaltmak



    2.Rusyaya askeri ve ekonomik yardım götürmek

    3.Savaşı kısa zamanda sonuçlandırmak

    4.Balkan uluslarını savaşın içine çekmek

    İtilaların Balkanları Savaşa Sokma Nedenleri:

    a-Osmanlı ile Almanyanın kara bağlantısını kesmek.

    b-Rusya ile karadan bağlantı kurmak.

    c-Avusturyayı Balkanlarda zor duruma düşürmek.

    Açıklama: İtilaf Devletleri, bu cephede başarılı olunduğu takdirde, Balkan devletlerinin bu başarıdan cesaretlenerek Osmanlı ve Avusturyadan pay almak için harekete geçebileceklerini tahmin ediyordu.



    5.Osmanlı ordularının Kafkas ve Kanal cephelerinden çekilmesini sağlamak

    6.Balkanlarda yeni cephe açarak ittifak devletlerinin birbirine olan irtibatını zayıflatmak.

    7.İngiltereni Kanal Cephesindeki yükünü hafifletmek.

    8.İngiliz sömürge yollarının kontrolünü sağlamak

    9.Osmanlı ile Almanyanın bağlantılarını kesmek.

    10.Rus buğdayının Avrupaya naklini sağlamak.

    İngiliz ve Fransız donanmalarının saldırısıyla 19 Şubat 1915te denizde başlayan savaş 18 Mart 1915de Osmanlının zaferi ile sonuçlanmış (Seddülbahir ve Kumkale başarısı); 25 Nisanda başlayan kara savaşları da ittifak devletlerinin mağlubiyeti ile sonuçlanmıştır.

    Açıklama: Askerlerine “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum diyen, 19. Tümen komutanı Mustafa Kemalin Anafartalar, Conkbayırı ve Arıburnunda kazandığı başarılar onun tanınmasına ve ileride millî mücadelenin başına geçmesinde etkili olmuştur.

    Not: Nusret mayın gemisinin boğaza döşediği mayınların zaferdeki payı büyüktür.



    Çanakkale Zaferinin Sonuçları:

    1.Birinci Dünya Savaşı uzadı.

    2.Rusyaya yardım götürülemediğinden dolayı Rusyada artan ekonomik kriz Bolşevik İhtilâline zemin hazırlandı.

    3.İngiltere ve Fransa itibar kaybetti ve büyük zarar gördü.

    4.İttifak devletleri safında Sırbistan ve Yunanistana karşı savaşa giren Bulgaristan Osmanlı ile Almanya arasında kara bağlantısı kurdu. (Bulgaristan Rusyanın başarılı olarak Balkanlara inmesini de istemiyordu).

    5.Türk ulusunun kendine olan güveni arttı. Bu güven milli mücadeleye taşındı

    6.Yaklaşık yarım milyon insan hayatını kaybetti

    7.Askerlerine “Ben size Taarruzu değil ölmeyi emrediyorum diyen Mustafa Kemal, bu cephede kazandığı başarılarla tanınmış, generalliğe terfi etmiş ve Milli Mücadelede önder olarak kabul edilmiştir.

    8.Osmanlının saygınlığı arttı.

    9.İngiliz ve Fransız donanmalarının da mağlup olabileceği görüldü

    10.Sömürge altındaki milletler cesaretlenmiştir.

    11.Yunanistan ve Romanyanın savaşa girip girmeme konusundaki tereddütleri artmıştır.

    12.İngiltere ve Fransanın boğazlara saldırmasını çıkarlarına uygun bulmayan Rusyanın; boğazlar kendisine terk edilmediği takdirde Almanya ile barışacağını ileri sürerek İngiltere ve Fransayı tehdit etmesi, ilk defa gizli antlaşmaları gündeme getirdi.



    Cephenin Özellikleri:

    1.Osmanlının zaferi ile sonuçlanan tek cephedir.

    2.İstanbulu tehdit eden tek cephedir.

    3.Saldırının İstanbulu tehdit etmesi Türk milletinin savunma azmini artırmıştır.

    4.Mustafa Kemal, savaş esnasında albay; savaş sonrasında ise general olmuştur.



    Hicaz ve Yemen Cephesi

    Osmanlı Devleti; bu cephede kutsal yerleri korumak için savaşmış; ancak Arapların İngilizlerle beraber hareket etmesinden dolayı başarılı olamamıştır. İngilizlerin 1917de Akabeyi ele geçirmeleri sonucunda bölgedeki Osmanlı hâkimiyeti sona ermiştir.



    Cephenin Özellikleri:

    1.Araplar arasında milliyetçiliğin güçlendiği ve İslamcılık fikrinin etkili olmadığı görülmüştür.



    Açıklamalar:

    1.Fahrettin Paşanın Medine savunması meşhurdur.

    2.I.Dünya Savaşından sonra Arap bölgelerinde İngiltere ve Fransa mandater sistemler kurmuştur.



    Filistin ve Suriye Cephesi

    Kanal harekâtının başarısız olması üzerine karşı taarruza geçen İngilizler Kudüsü Osmanlıdan almıştır. İngiliz ilerleyişi Mustafa Kemal Paşa tarafından Halepin kuzeyinde durdurulmuştur.

    Cephenin genel komutanı Alman Liman Von Sanders idi. Mondros Mütarekesi imzalanınca; Yıldırım Orduları Komutanlığı Liman Von Sandersten alınarak Mustafa Kemale verilmiştir. Mustafa Kemal, bundan sonra bölgede savunma tedbirleri almaya başladıysa da; bir süre sonra İstanbula geri çağrılmıştır.



    Cephenin Özellikleri:

    1.I.Dünya Savaşı esnasında Mustafa Kemalin savaştığı son cephedir.

    2.Bu cephede savaşlar sürerken, Mondros Mütarekesi imzalandı.

    3.Mustafa Kemalin mütareke sonrasında Türk ordusunu hızlı bir şekilde Anadoluya çekmesi, mütareke gereğince İtilaf Devletlerine teslim edilmesi gereken Türk askerinin, teslim olmasını önledi ki bu askerler Kurtuluş Savaşının askeri gücünü oluşturdu.

    Not: Bu cepheye İtalyanlar ve Fransızlar da asker göndermiştir.



    Galiçya-Makedonya-Romanya Cepheleri

    Osmanlı Devleti, bu cephelerde müttefiklerine yardım etmek ve Makedonya üzerinden geçen ve Almanya ile kara bağlantısını sağlayan demiryolunun güvenliğini sağlamak için savaşmıştır.

    Osmanlı Devleti, bu cephelerde Rus, Sırp, Romen ve Fransız güçlerine karşı savaşmıştır. Brest-Litowsk Antlaşması ile bu cephe kapanmıştır. Bu cepheler, Osmanlının toprakları dışında savaştığı cephelerdir.



    Savaşı Bitiren Ateşkes Antlaşmaları

    1.Bulgaristan ile: (Selanik, 29 Eylül 1918)

    2.Osmanlı ile: (Mondros, 30 Ekim 1918)

    3.Avusturya ile: (Villagusti, 3 Kasım 1918)

    4.Almanya ile: (Redhondes, 11Kasım 1918 )



    Açıklamalar:

    1.Almanyada 9 Kasım 1918de cumhuriyet ilan edildi.

    2.Avusturyanın savaştan çekilmesinde kendisine bağlı azınlıkların isyan etmeleri etkili oldu.

    3.Romanya, Rusya savaştan çekilince savaştan çekildi

    4.Bulgaristanın savaştan çekilmesi Osmanlı ile Al-manyanın kara bağlantısını kesti.





    Barış Antlaşmaları

    1.Versailles / Versay Antlaşması (28 Haziran 1919)

    Versay Antlaşması, Almanya ile imzalanmıştır.

    Bazı Maddeleri:

    1.Almanya Alsac bölgesi ve Saar bölgesini Fransaya; deniz aşırı bölgelerini İngiltere, Fransa, Belçika ve Japonyaya bıraktı.

    2.Kiel Kanalı ve Alman nehirleri uluslararası hale getirildi.

    3.Almanya, Avusturya ile birleşmemeyi garanti etti.

    4.Almanya, Yugoslavya ve Çekoslovakyayı tanıdı.

    5.Askerlik mecburi olmaktan çıkarıldı

    6.Almanya ekonomik yükümlülüklere uyacağını ve savaş tazminatını vereceğini kabul etti.

    Önemi:

    1.İngiltere en güçlü rakibinden kurtuldu

    2.Almanya, uzun süre savaşamayacak hale getirildi

    3.Antlaşma hükümlerini uygun bulmayan Almanya, II. Dünya Savaşının çıkmasında etkili oldu

    4.Alman sömürgeleri, İngiltere, Fransa, Belçika ve Japonya arasında paylaşıldı.



    2.Saint Germain Antlaşması (10 Eylül 1919)

    Bu antlaşma, Avusturya ile imzalanmıştır.

    Bazı Maddeleri:

    1.Avusturya Macaristan, Yugoslavya ve Çekoslovakyayı tanıdı

    2.Almanya ile birleşmemeyi garanti etti

    3.Mağlubiyetin gerektirdiği yükümlülükleri kabul etti.

    Not: Avusturyanın denizle bağlantısı kesildi.



    3.Neuilly (Nöyyi) Antlaşması (27 Kasım 1917)

    Bu antlaşma Bulgaristan ile imzalanmıştır.

    Bazı maddeleri:

    1.Bulgaristan Gümülcine ve Dedeağaçı Yunanistana; Dobrucayı Romanyaya bıraktı.

    2.Mağlubiyetin getirdiği yükümlülükleri kabul etti.

    3.Ordu 25.000 ile sınırlandırıldı.

    Not: Bulgaristanın Ege ile bağlantısı kesildi.



    4.Trianon (Triyanon)Antlaşması (6 Haziran 1920)

    Macaristandaki rejim değişikliği nedeniyle bu antlaşmanın imzalanması gecikmiştir. Macaristan bu antlaşma ile bağımsız bir devlet olarak tanınmakla beraber denize çıkışı olmayan küçük bir devlet haline gelmiştir.

    Not: Macaristana mağlup devlet muamelesi yapılmıştır.





    Barış Antlaşmalarının Özellikleri:

    1.Yeni devletler kuruldu

    2.Askeri ve ekonomik sınırlamalar getirildi

    3.Sınırlar değiştirildi.



    İtilaf Grubunun Savaştaki Dezavantajları

    1.Rusyanın savaştan çekilmesi

    2.Sömürgelerde bıkkınlık görülmesi

    3.Çanakkalenin geçilememesi

    4.Osmanlının savaşı Orta Doğuya çekmesi

    5.Bulgaristanın İttifak Grubuna girmesi



    İttifak Grubunun Savaştaki Dezavantajları

    1.İngilizlerin denizlerde güçlü olması

    2.İngilterenin sömürgelerinden destek alması

    3.Avusturya ve Osmanlının etnik problemlerle uğraşması

    4.ABDnin İtilaf Grubunda savaşa girmesi

    5.İtalyanın İtilaf Grubuna geçmesi



    Rusyanın Savaştan Çekilmesinin Sonuçları

    1.İngilizler, Anadolu için Yunanlıları ön plana çıkarmaya başladı

    2.Ermenilerin koruyuculuğu ABDye verildi

    3.Gizli antlaşmalar değişti

    4.Brest-Litowsk Antlaşması imzalandı

    5.Kafkas, Galiçya, Romanya ve Makedonya cepheleri kapandı

    6.Osmanlı Kars, Ardahan ve Batumu geri aldı

    7.İtilaf bloğunda oluşan boşluk önce İtalya ile sonra ise ABD ile doldurulmaya çalışıldı



    Birinci Dünya Savaşının Genel Sonuçları

    1.Avrupadaki mevcut dengeler değişti

    2.Rakiplerini etkisiz hale getiren İngiltere ve Fransa en kazançlı devletler olurken; galipler safında yer alan İtalya ve Rusya hedefledikleri amaçlarına ulaşamamışlardır.

    3.Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu parçalanmış; Çarlık Rusyası yıkılmıştır.

    4.Türkiye, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Letonya, Litvanya ve Ukrayna gibi yeni devletler kurulmuştur.

    Açıklama:

    Yugoslavya, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Makedonya ve Slovenyanın birleşmesi sonucunda kurulmuştur.



    5.Cemiyet-i Akvam kurulmuştur(1920).

    6.Sömürgecilik yerini manda ve himayeye bırakmıştır.

    7.Barış Antlaşmalarında milliyetçilik prensibine dikkat edilmemesi azınlık sorununun ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

    8.Merkezi İmparatorlukların parçalanması sonucu Avrupa ve Ortadoğuda denge boşlukları ortaya çıkmıştır.

    9.Komünizm, Faşizm, Nazizm gibi, demokratik olmayan, totaliter rejimler ortaya çıkmıştır.

    10.Sivil savunma düşüncesi ortaya çıkmış; böylece cephe gerisindeki sivil halkın korunması amaçlanmıştır.

    11.Barış Antlaşmaları devletlerin eşitliği ilkesine aykırı olduğu için sürekli bir barış ortamı sağlanamamış, bu yüzden İkinci Dünya Savaşı çıkmıştır.

    12.Bazı devletler ekonomik krizlere girdi

    13.Ümmetçilik ve Turancılık iflas etti.

    14.Milliyetçilik güçlendi ve ulusal devletlerin kuruluşu hızlandı

    15.Deniz altı gemileri önem kazandı

    16.ABD tekrar içine kapandı

    17.İngiltere ve Fransa Ortadoğu kaynaklarını ele geçirdi

    18.Suriye, Irak, Lübnan ve Hicaz Osmanlıdan ayrıldı.

    19.Irak, Suriye, Lübnan ve Filistinde mandater yönetimler kuruldu.

    20-İttihat ve Terakki Partisi dağıldı.



    Açıklamalar:

    1.Birinci Dünya Savaşında ilk defa tank ve kimyasal silah kullanıldı.

    2.Savaştan sonra sınırlar çizilirken milliyetlerin dağılımı dikkate alınmadığından dolayı savaştan sonra da milliyet olayları devam etti.

    3.İtalya savaş başlamadan önce Fransa ile gizli antlaşma yaptı

    4.Paris Konferansında Doğu Trakya Yunanistana verildi.

    5.ABD I. ve II. Dünya Savaşının bitmesinde etkili oldu.

    6.ABD savaşa girerken uluslararası dengede yerini almak istedi.

    7.ABD savaşa 2 Şubat 1918de fiilen girdi.

    8.Savaştan sonra; Almanyanın güçlenmemesi İngiltere ve Fransa için temel politika oldu.

    9.Versay, Nöyyi, Sen-Jermen ve Trianon antlaşmaları II. Dünya Savaşının çıkması ile yürürlükten kalktı

    10.Osmanlı, ABD, Yunanistan, Bulgaristan, Japonya ve Romanya savaşın başlangıcında etkili olmamıştır.

    11.Boğazların Osmanlı Devletinin elinde olması; Mustafa Kemale göre Osmanlı Devletini savaşa sokabilecek stratejik bir etkendi.

    12.Rusyada Bolşevik ihtilali çıkınca; Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan bağımsız oldu.

    13.Ukrayna 22 Ocak 1918de bağımsız oldu

    14.Savaştan önce İngiliz sömürgeleri kendisinin 104 katı, Fransız sömürgeleri ise kendisinin 20 katıdır.

    15.Osmanlıyı paylaşmak savaşın başlangıç sebeplerinden değildir.

    16.Mağlup devletlerin bir daha savaşmaya cesaret edememesi için antlaşmalara ağır maddeler kondu.

    17.Birinci Dünya Savaşında Danimarka, Norveç, İsveç, İsviçre ve İspanya tarafsız kalmıştır.
     



  3. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SONUNDA OSMANLI DEVLETİNİN DURUMU

    Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)

    Osmanlının Ateşkesi İmzalama Sebepleri:

    1.Bulgaristanın savaştan çekilmesi sonucunda Osmanlı ile Almanyanın kara bağlantısının kesilmesi

    2.Osmanlının savaşacak gücünün kalmaması

    3.Wilson Prensiplerinden cesaret alınması

    4.Güney cephelerinin çökmesi

    5.Savaş taraftarı olan İttihat ve Terakki Partisi liderlerinin (Cemal Paşa, Enver Paşa, Talat Paşa) ülkeyi terk etmesi sonucunda başa barış isteyen Hürriyet ve İtilaf Fırkasının gelmesi.



    Mondros Ateşkes Antlaşması, 30 Ekim 1918de Osmanlı adına Bahriye Nazırı Rauf Orbay ile İtilaf Devletleri adına İngiliz Amirali Calthrope arasında Limni adasının Mondros limanında Agamemnon zırhlısında imzalanmıştır.



    Ateşkes Antlaşmasının Şartları

    (Tümü 25 maddedir):

    1.Anlaşma devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıktığında istedikleri stratejik bir bölgeyi işgal edebilecektir. (7. madde)

    Açıklamalar:

    · Mütarekenin en önemli maddesi 7. maddedir.

    · Bu madde itilaf devletlerinin Anadoluda yaptıkları işgallerin hukuki dayanağı olmuştur.

    · İtilaf Devletleri bu maddeyi ateşkese koyarak Wilson ilkelerine ters düşmekten kurtulmuşlardır.

    · Bu madde Osmanlı ülkesini işgale açık hale getirip ülke bütünlüğünü bozmuştur.



    2.Doğu Anadoluda altı ilde (vilayat-i sitte: Erzurum, Van, Elazığ, Sivas, Bitlis, Diyarbakır)bir karışıklık çıktığında itilaf devletleri bu illerin herhangi birini işgal edebilecektir. (24. madde)

    Açıklama: Bu madde anlaşma devletlerinin Doğu Anadoluda bağımsız bir Ermeni Devleti kurma projelerinin en önemli göstergesidir.



    3.Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması dışındaki Osmanlı orduları terhis edilecek; ayrıca orduya ait cephane, taşıtlar ve donanma anlaşma devletlerine bırakılacaktır.

    Açıklama: Böylece Osmanlı Devleti yapılacak işgaller karşısında savunmasız hale getirilmeye çalışılmıştır. Bu madde Anadolunun işgal edileceğini gösterir.



    4.İran ve Kafkasyadaki Osmanlı birlikleri geri çekilecek. Kuzey Afrika ve Ortadoğuda bulunan Osmanlı askerî birlikleri en yakın itilaf devletine teslim olacaktır.



    5.Ermenilerle itilaf devletlerinden alınan esirler serbest bırakılacak; Türk esirler itilaf devletlerinin denetiminde kalacaktır.

    Açıklama: Bu durum devletlerin eşitliği ilkesine aykırıdır.



    6.Haberleşme ve ulaşıma ait bütün araç ve gereçler anlaşma devletinin denetiminde bırakılacaktır.

    Açıklamalar:

    · Böylece, işgalci devletlere karşı topyekûn bir mücadelenin Türkler tarafından başlatılması engellenmeye çalışılmıştır.

    · Bu durum bölgesel direniş hareketlerinin vatanın bütününe yönelik hale getirilmesini kısa bir için de olsa geciktirmiştir.

    · Bu madde işgallerin başlayacağını gösterir.



    7.Limanlar, Toros tünelleri, tersaneler ve demir yolları anlaşma devletlerine bırakılacak

    8.Anlaşma devletleri akaryakıt ve kömür ihtiyaçlarını Osmanlı Devletinden karşılayacak ve bu maddeler ihraç edilmeyecektir.

    Açıklama: Anlaşma devletleri bu tür maddelerle Osmanlı Devletinin ekonomik bağımsızlığını ortadan kaldırmış ve Osmanlıyı ekonomik bakımdan kendilerine bağımlı hale getirmeye çalışmışlardır.



    9.Boğazlar İtilaf Devletlerinin işgalinde olacaktır.

    Açıklama: Bu madde Osmanlının boğazlar üzerindeki egemenliğini sona erdirdiği gibi; İstanbulu güvenliksiz hale getirdi ve Anadolu ile Rumelinin bağlantısını kesti.



    10.Batum işgal edilecektir.

    Açıklama: İngiltere bu madde ile Kafkasyayı işgal ederek Osmanlı ile Rusyanın bağlantılarını kesmek istemiştir.

    11.Osmanlı ittifak grubu ile ilişkilerini kesecektir.



    Mondros Ateşkes Antlaşmasının Önemi:

    1.Osmanlı Devleti İtilaf devletlerine teslim olmuştur.

    2.Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.

    3.Gizli antlaşmaların uygulama safhası başlamıştır.

    4.Milli cemiyetler kurulmuştur.

    5.Mütarekeyi imzalayan Rauf Orbay gözden düşmüştür.



    Açıklamalar:

    · Mütarekenin imzalandığı tarihte Mustafa Kemal, Suriyededir.

    · Gizli antlaşmaların var olması mütarekenin ağır şartlar taşımasında etkili oldu.



    Ateşkes Antlaşmasının Osmanlı Devletine Etkileri

    · Ateşkesin imzalanmasının ardından İtilaf Devletleri, 7. maddeyi bahane ederek, Osmanlı topraklarını işgal etmeye başladılar.



    Ateşkes Antlaşmasından

    19 Mayıs 1919a Kadar Meydana Gelen Önemli Olaylar

    · İtilaf Devletleri, antlaşma şartlarına uymayarak 7. maddeyi istedikleri gibi yorumlamışlar ve yurdumuzu işgale başladılar.

    · Bu işgaller, Birinci Dünya Savaşı sırasında imzalanan gizli paylaşım antlaşmalarının uygulamasından başka bir şey değildi.




    İşgaller

    İngiliz İşgalleri:

    · İngilizler, 3 Kasım 1918de Musula, 9 Kasım 1918de İskenderuna girdi.

    · 1919 başlarında da, Urfa, Antep ve Maraşı işgal ettiler.

    · Zamanla, Samsun ve Merzifon da işgal edildi.



    Fransız İşgalleri:

    · Fransızlar, Adana ve çevresini işgal ederek buradaki Ermenileri harekete geçirdiler.



    İtalyan İşgalleri:

    · İtalyanlar, Konya, Antalya, Söke, Kuşadası, Bodrum ve Marmarisi işgal ettiler.



    · 3 Kasım 1918de İtilaf donanması, İstanbulu işgal etti.

    · İtilaf kuvvetleri, Mondros Ateşkes Antlaşmasını uygulaması konusunda Osmanlı Devletine baskı yapmaya başladılar.

    · Bu işgaller karşısında Türk milleti, vatanını ve bağımsızlığını korumak amacıyla mücadele kararı aldı.

    İşgallere Karşı Neler Yapıldı?

    · Mitinglerle Türk milletinin haklı davası dünya kamuoyuna duyurmaya çalışıldı.

    · Yurdun dört bir yanında teşkilatlanarak, silahlı güçler oluşturulmaya başlandı.



    Osmanlı Devletini Paylaşma Tasarıları

    Birinci Dünya Savaşının devam ettiği yıllarda İtilaf Devletleri, aralarında yaptıkları gizli antlaşmalarla Osmanlı topraklarını paylaştılar.



    Gizli Antlaşmalar

    Gizli Antlaşmaların Yapılma Sebepleri:

    1.Şark meselesi (Osmanlı ülkesini paylaşma meselesi)ni halletmek.

    2.İtilaf bloğunun birlik ve istikrarını sağlamak

    3.Savaştan sonra Osmanlıyı paylaşma konusunda anlaşmazlığa düşmemek

    4.İtalyayı İtilaf bloğuna katmak.

    5.Rusyayı İtilaf bloğunda tutmak



    Gizli Antlaşmalar:

    1.Boğazlar Antlaşması (Mart-Nisan 1915)

    Çanakkale Savaşı esnasında Rusya boğazlar konusunda tedirginleşince; İngiltere, Fransa ve Rusya arasında imzalanan antlaşma ile boğazlar ve çevresi Rusyaya bırakılmıştır.

    Antlaşmanın Önemi:

    1.Rusyanın Almanya tarafına geçmesi önlendi

    2.Gizli antlaşmalar başladı

    3.İngiltere ve Fransa ilk defa Rusyanın boğazlar konusundaki isteklerini kabul etti.

    Not: Rus Çarlığı yıkıldıktan sonra; tekrar yapılan gizli antlaşmalar sonucunda boğazlar bölgesinin yönetiminin İtilafların ortak kontrolünde olmasına karar verildi.



    2.Londra Antlaşması (26 Nisan 1915)

    Bu antlaşma İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalandı.

    İtalyaya On İki Ada ve Antalya bırakıldığı gibi; İtalyaya, Osmanlının Libya üzerindeki halifelik haklarının da kaldırılacağı vaat edildi. Bu antlaşma sonucunda İtalya İtilaf Grubuna geçti.



    3.Sykes-Picot Antlaşması (1916)

    Bu antlaşma, İngiltere ile Fransa arasında imzalanmıştır.

    1.Musul hariç, Irak İngiltereye bırakıldı

    2.Adana, Antakya, Lübnan ve Suriye kıyıları Fransaya bırakıldı.

    3.Musul, Ürdün ve Suriyenin bir kısmında Arap krallığının kurulması ve bu devletin Fransa ile İngilterenin ortak denetiminde olması kararlaştırıldı.

    4.Filistinde, Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Şerif Hüseyin tarafından kararlaştırılarak, uluslararası bir yönetimin kurulması kararlaştırıldı.

    5.Hicazın serbest bölge olması kararlaştırıldı.

    Önemi:

    1.Arap bölgeleri (Orta Doğu) paylaşıldı



    4.Petrograt Protokolü

    Bu antlaşma Rusya, Fransa ve İngiltere arasında imzalandı. Rusya'ya, İngiltere ve Fransanın Orta Doğu çıkarlarını kabul etmesine karşılık boğazlar bölgesine ek olarak Trabzona kadar Doğu Karadeniz, Erzurum, Van ve Bitlis verildi.



    5.Mc Mahon Antlaşması (1916)

    İngilterenin Mısır valisi ile Şerif Hüseyin arasında imzalanmıştır. Şerif Hüseyine bağımsız bir Arap devleti vaat edilmiştir. Arapları Osmanlıya karşı savaştırmak isteyen İngilizler bu tür gizli antlaşmalarla amaçlarına ulaşmıştır.



    6.Saint Jean de Maurienne Antlaşması

    (19 Nisan 1917)

    · Bu antlaşma, İngiltere, Fransa ve İtalya arasında imzalanmıştır.

    · Oniki Ada, Antalya, İzmir, Aydın ve Muğla İtalyaya bırakılmıştır. İngiltere; İzmirin İtalyaya verilmesini Rusya istemeyeceğinden dolayı; bu antlaşmanın geçerli olabilmesini, Rusyanın antlaşmayı imzalamasına bağlamıştır. Rusya kısa bir süre sonra savaştan çekildiği için bu antlaşma Rusya tarafından imzalanamamıştır.

    · Paris Konferansında İzmiri Yunanistana bırakmak isteyen İngiltereye İtalya karşı çıkınca; İngiltere Saint Jean de Maurıenne Antlaşmasının geçersizliğini ileri sürmüştür.



    Gizli Antlaşmaların Önemi:

    1.İtilaf Devletleri aralarında çıkar birliği sağlamışlardır.

    2.Savaş daha bitmeden, Osmanlı toprakları paylaşılmıştır.

    3.Bu antlaşmalar, Mondros Mütarekesinin ağır şartlar taşımasında etkili olmuştur.

    4.İtilaf Devletleri aralarındaki birlik ve bütünlüğü güçlendirmişlerdir.

    5.Gizli antlaşmalar İtilaf devletlerinin zaferden emin olduğunu gösterir.



    Gizli Antlaşmaların Özellikleri:

    1.Şark meselesini halletmeye yöneliktirler

    2.Osmanlı toprakları paylaşılmıştır.

    3.İtilaf Devletleri çıkar birliği sağlamıştır.

    4.Osmanlının savaşa girmesinin bir sonucu olarak gündeme gelmiştir.



    Açıklamalar:

    · Yunanistan gizli antlaşmalara katılmadığı halde; savaştan sonra toplanan Paris Konferansında İzmir ve civarını alarak Osmanlının paylaşımına açıkça katılmıştır.

    · Rusya gizli antlaşmalara katıldığı halde; savaştan çekildiğinden dolayı; savaştan sonra Osmanlının paylaşımına katılamamıştır.

    · İtalya gizli antlaşmalara katıldığı halde; savaştan sonra antlaşmalardan umduğunu bulamamış ki bu durum İtalya ile İngiltere ve Fransanın arasını açmıştır.

    · Gizli antlaşmaları dünyaya ilk defa Çarlık Rusyasını, İngiltere, Fransa ve İtalyayı dünya kamuoyuna kötü göstermek isteyen Bolşevikler duyurmuştur.

    · Wilson İlkeleri, gizli antlaşmaları hukuken geçersiz saymıştır.

    · İngiltere ve Fransa, ABD ile çelişkiye düşmeden gizli antlaşmaları uygulayabilmek için, Paris Konferansında mandater sistem düşüncesini ortaya attılar. Mondros Ateşkes Antlaşmasına 7 ve 24. maddeleri koydular. Azınlıkları Osmanlıya karşı kışkırttılar.

    · Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra başlayan işgaller, genelde, gizli antlaşmalar doğrultusunda oldu

    · Rusyanın savaştan çekilmesi üzerine; Doğu Anadoluda Ermeni Devleti kurulmasına; Ermenilerin koruyuculuğunun ABDye verilmesine ve Boğazlar üzerinde ortak yönetim kurulmasına karar verildi.

    · Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanması ile gizli antlaşmalar uygulamaya girdi.

    · İşgal güçleri gizli antlaşmaları daha rahat uygulayabilmek için Mondros Ateşkes Antlaşmasını işlerini kolaylaştıracak şekilde hazırladılar.





    Wilson İlkeleri / Prensipleri

    (8 Ocak 1918)

    · ABD Cumhurbaşkanı Woodrow Wilson Birinci Dünya Savaşı sonrasında yapılacak barışın esaslarını yayınladığı on dört ilke ile açıklamış, İtilaf devletleri de ABDyi yanlarında tutmak istediklerinden dolayı bu ilkeleri kabul ettiklerini bildirmişlerdir.

    · ABD başkanı Wilson, savaştan sonra barışın devam etmesini bir daha böyle büyük savaşların çıkmamasını istiyordu.



    İlkeler:

    1.Galip devletler yenilen devletlerden toprak ve savaş tazminatı almayacak.

    Açıklama:

    · Bu madde yeni sömürgeler oluşmasına karşıdır.

    · Mağlup devletlerin mütareke imzalamasını hızlandırmıştır.

    · Savaştan sonra imzalanan antlaşmalar, bu maddeye uymamıştır.



    2.Devletlerarası antlaşmalarda açık diplomasi esası uygulanacak.

    Açıklama: Gizli antlaşmalar hukuken geçersiz sayılmıştır.



    3.Karasuları dışındaki denizlerde tam serbestlik sağlanacak

    4.Uluslar arası ekonomik engeller kaldırılacak ve devletlerarasında eşitlik sağlanacak

    5.Silahlanmanın azaltılması yolunda karşılıklı güvenceler verilecektir.

    Açıklama: İlk silahsızlanma çağrısıdır.



    6.Rusya, Belçika, Romanya, İtalya, Sırbistan, Karadağ ve Romanyanın sınırları tekrar saptanacak

    7.Devletlerarası anlaşmazlıkları barış yoluyla çözecek uluslararası bir örgüt kurulacak

    Açıklama: Milletler Cemiyetinin kurulması istenmiştir. Bu cemiyet Paris Konferansında kurulmuştur. Bu madde Wilson Prensiplerinin uyulan tek maddesidir. Savaş uluslararası meselelerin çözülmesinde araç olmaktan çıkarılmak istenmiştir.



    8.Boğazlar bütün ulusların ticaret gemilerine açık olacak.

    9.Osmanlı İmparatorluğunda Türklerin oturduğu bölgelerin egemenliği sağlanacak; diğer bölgelerdeki uluslara da kendilerini geliştirme hakkı verilecektir.

    Açıklama: Osmanlı Devletinin devam edeceği, fakat parçalanacağı vurgulanmıştır. Bu madde Mondros mütarekesinden sonra Anadoluda başlayan işgallerin hukuk dışı; bu durum karşısında Türk Kurtuluş Savaşının ise hukuka uygun olduğunu gösterir. Bu madde azınlıklar için ilham kaynağı olmuştur.

    10.Alsas-Loren Fransaya geri verilecektir.

    Açıklama: Bu madde “savaştan sonra mağlup devletlerden toprak alınmayacaktır maddesi ile çelişmektedir.



    Wilson Prensiplerinin Önemi:

    1.İttifak grubu mütareke imzalama konusunda cesaretlendi. (Savaşın bitişi hızlandı).

    2.Çok uluslu imparatorlukların parçalanması ön görüldü

    3.Wilson ilkeleri itilaf devletlerinin çıkarlarına ters düşmüştür. Bu nedenle kabullenmiş gibi göründükleri bu ilkeleri kendi çıkarları doğrultusunda yorumla-mışlardır. İttifak devletleri ise bu ilkeleri barışın anahtarı olarak görüp benimsemişlerdir.

    4.Savaştan sonra prensiplerine uyulmadığını gören ABD belli bir dönem Avrupa siyasetinden çekildi.

    5.İmzalanan antlaşmalarda prensiplere uyulmadı

    6.Kurtuluş Savaşı ve II. Dünya Savaşının çıkması Wilson Prensiplerinin amacına ulaşmadığını gösterir.



    Paris Konferansı (18 Ocak 1919)

    · İtilaf Devletleri yenilen devletlerle imzalanacak barış antlaşmalarının şartlarını tespit etmek ve bozulan dengeleri kendi lehlerine kurmak için Pariste bir barış konferansı toplamıştır.

    · Bu konferansa 32 devlet katılmıştır.

    · Konferans, İngiltere ve Fransanın etkisi altında kalmıştır.

    · Pariste ilk olarak Milletler Cemiyetinin kurulması kararlaştırılmıştır.

    · Ancak ABD diğer konularla fazla ilgilenmemiş ve yalnızlık politikasına geri dönmüştür.

    · En fazla tartışılan mesele Osmanlı ile imzalanacak olan antlaşma olmasına rağmen; aralarında çıkar çatışmasına düşen galipler, Osmanlı ile imzalanacak olan antlaşmayı karara bağlayamamışlardır.

    · Batı Anadolunun kendisine bırakılması için çaba harcayan Yunanistan, konferansa Batı Anadoluda Rumların çoğunlukta olduğunu gösteren ve İzmir civarında Rumların Türkler tarafından katledildiğini ileri süren sahte raporlar ile geldi.

    · Güçlü bir İtalyanın Batı Anadoluda varlığını istemeyen İngiltere, Yunanistanın verdiği sahte raporları kullanarak İzmir ve civarının Yunanistan tarafından işgal edilmesini konferansa kabul ettirdi. İtalya ise bu durumdan dolayı konferansı terk etti.

    · İtilaf Devletleri arasında ilk çatlak oluştu.



    · Osmanlı ülkesini milletler prensibine göre bölerek; ilgilendiği bölgeleri mandater sistem aldatmacası ile sömürü sınırları içine almak isteyen İngiltere, konferansa Kürt, Ermeni, Rum ve Arapları da davet etti. Bu milletler konferansa İngiliz çıkarlarına hizmet edecek şekilde sahte raporlarla geldiler.

    · İlk defa bu konferansta Doğu Anadoluda bir Ermeni devletinin kurulmasına karar verildi.



    · Wilson Prensiplerinde kurulması istenen Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) kurulmuştur.

    · Görevi uluslararası anlaşmazlıkları çözümleyerek dünya barışının devamını sağlamak olan bu cemiyet, İngiliz çıkarlarına hizmet etmekten başka bir işe yaramamıştır.

    · Kurtuluş Savaşı ve İkinci Dünya Savaşının çıkması bu durumu açıkça göstermektedir. Bu cemiyetin iç tüzüğü Birinci Dünya Savaşı sonucunda imzalanan bütün antlaşmalara konulmuştur.

    · Bu cemiyetin kurulması Wilson Prensiplerinin kısmen uygulandığını gösterir.

    · İngiltere ve Fransa, ABD ve dünya kamuoyuna dürüst görünerek sömürgeciliklerini devam ettirebilmek için; yeni kurulan bir devletin büyük bir devlet tarafından Milletler Cemiyeti adına yönetilmesi esasına dayanan Mandater Sistem düşüncesini konferansa kabul ettirdiler. Bu sistem sömürgeciliğin şekil değiştirmiş halidir.
     



  4. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    İzmirin İşgali (15 Mayıs 1919)

    Yunanlılar, Paris Konferansına verdirttikleri karar doğrultusunda İzmiri işgal etmişlerdir.

    İşgalin Önemi:

    1.Kuva-yı Milliye ortaya çıkmaya başladı

    2.Milli bilinç uyandı

    3.Halkı Milli Mücadele için örgütlemek kolaylaştı

    4.Mitingler düzenlendi

    5.Redd-i İlhak Cemiyeti kuruldu

    6.Halk, işgalcilere güvenilemeyeceğini anladı.



    Amiral Bristol Raporu:

    İzmirin işgali dünya kamuoyunda büyük bir yankı ve kınamaya sebep olunca; olayın sorumlusu durumunda olan İtilaf Devletleri kamuoyunu yatıştırmak ve İzmir bölgesindeki durumu öğrenebilmek için bölgeye Amiral Bristol önderliğinde bir heyet göndermişlerdir.



    Bristol Raporunun İçeriği:

    1.Bölgedeki olayların sorumlusu Türkler değil; Rumlardır.

    2.Bölgede Türkler çoğunluktadır.

    3.Yunanlıların bölgeyi işgali ilhaka yöneliktir. Böl-genin güvenliğini sağlamaya yönelik değildir.

    4.Bölgeden Yunanlılar çekilerek; bölgeye İtilaf devletlerinin güvenlik birlikleri yerleşmelidir.



    Bristol Raporunun Önemi:

    1.Yunanlıların Paris Konferansına sahte rapor verdiği ortaya çıkmıştır.

    2.Yunan işgalinin niteliği dünyaya duyurulmuştur.

    3.İşgalin gereksiz ve haksız olduğu belirtilmiştir.

    4.İlk defa uluslararası bir belge Türk Milli Mücadelesinin haklılığını göstermiştir.



    Memleketin İç Durumu ve Cemiyetler

    · Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşından çok ağır bir güç kaybı ile çıktı.

    · Savaş sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması şartları daha da ağırlaştırdı.

    · Devleti, savaşa sürükleyen İttihat ve Terakkinin lider kadrosu yurt dışına kaçtılar.



    · İtilaf Devletleri ise, antlaşmanın 7. maddesine dayanarak işgal bölgelerini genişlettiler.

    · İstanbul Hükümetinin çaresizliği ve acizliği karşısında Türk milleti örgütlenmeye başladı.

    · Kuvay-ı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri şeklinde olan bu örgütlenme tüm Anadoluya yayıldı.



    · Bu arada İtilaf Devlerinin kışkırtmaları ile harekete geçen azınlıklar da örgütlendiler.

    Amaçları yönünden bu cemiyet örgütlenmeleri üç gruba ayrılır:

    1. Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler,

    2. Millî Varlığa Düşman Cemiyetler,

    3. Millî Cemiyetler



    Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler

    1. Mavri Mira Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Fener Rum patrikhanesi tarafından kuruldu

    2.Bizans İmparatorluğunu yeniden canlandırmayı ve Egede ilerleyen Yunanlılara yardım ederek Batı Anadolu ve Trakyayı Yunanistana katmayı amaçlıyordu. (Megali idea/Büyük İdeal)

    3.Yunan Kızılhaçı, Göçmenler Komisyonu ve Rum izcilik kuruluşları bu cemiyetin alt kollarıydı



    2. Pontus Rum Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.1904de Merzifonda Amerikan Kolejinde kuruldu

    2.Batumdan Sinopa kadar uzanan ve merkezi Samsun veya Trabzon olabilecek bir Rum devleti kurmayı amaçlıyordu.

    Açıklama: MÖ281de kurulan Pontus Devletini MS 63de Romalılar yıktı. 1204de tekrar kurulan Pontus Devletini 1461de Fatih Sultan Mehmet yıktı.



    3. Kardos Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Bu cemiyet Rum göçmenlerine yardımcı olmak görüntüsü altında Pontus Cemiyetine yardımcı oluyordu.



    4. Etnik-i Eterya Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Bu cemiyet bağımsız Yunanistanı oluşturmak için 1814 yılında, Filiki Eterya adıyla kurulmuştur.

    2.I. Dünya Savaşından sonra ise Yunanistanı büyütmek ve Bizans Devletini kurmak için çalıştı



    5. Hınçak ve Taşnak-Sütyun Cemiyetleri

    Özellikleri:

    1.Doğu Anadolu toprakları, Çukurova toprakları ve Kara Deniz bölgesinin bir kısmını Ermenistana katmak için çalıştılar.



    6. Makabi-Alyans İsrailit Cemiyetleri

    Özellikleri:

    1.Yahudi devleti kurmak için çalışmışlardır.

    2.Ekonomik çıkarlarının korunması ön planda olmuştur.



    7. Rum-Ermeni Birlik Komitesi

    Özellikleri:

    1.Rum ve Ermeni cemiyetleri arasındaki koordinasyonu sağladı.



    Açıklama:

    1.Azınlıklar Türkleri Hıristiyan katliamı yapıyor olarak göstererek Anadolunun işgalini başlatmak istediler.

    2.Azınlıklar giriştikleri yıldırma faaliyetleri ile hedefledikleri bölgelerden Türkleri kaçırarak ilgili bölgelerde çoğunluk olmak istediler.



    Azınlık Cemiyetlerinin Özellikleri:

    1.Wilson Prensiplerinden ilham aldılar

    2.Mondros Mütarekesi, azınlıkların çalışmaları için uygun zemin oluşturdu

    3.Azınlıklar Osmanlı ülkesini sömürmek isteyen işgalciler tarafından kullanıldılar

    4.Kiliseleri ve yabancı okullarını üs edindiler

    5.İşgal devletlerinden yardım gördüler

    6.Çıkardıkları olaylar ile TBMMyi meşgul ettiler



    Milli Varlığa Düşman Cemiyetler

    1. Sulh ve Selamet-i Osmaniye Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Kurtuluşun padişahın emirlerine bağlı kalmakla mümkün olacağını savunmuştur.



    2. Teali İslam Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Kurtuluşun halifenin emirlerine ve İslâmın prensiplerine uymakla mümkün olacağını savunmuştur.



    3. İngiliz Muhipleri Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Kurtuluşun İngilizlerin himayesi ile mümkün olacağına inanıyordu

    2.Bu cemiyet, Damat Ferit Paşa hükümeti tarafından da desteklenmiştir.



    4. Wilson Prensipleri Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Bu cemiyetin taraftarları Wilson ilkelerinden ilham almıştır

    2.Kurtuluşun ABD mandasına girmekle mümkün olacağına inanmışlardır.



    5. Kürt Teali Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Bu cemiyetin taraftarları Wilson Prensiplerine dayanarak; halifeye bağlı olarak bir Kürt devleti kurmayı planlamışlardır.



    6. Hürriyet ve İtilaf Fırkası

    Özellikleri:

    1.1911 yılında İttihat ve Terakki Partisine karşı kuruldu

    2.1918den itibaren yönetimde etkili olmaya başladı

    3.Anadolu hareketini İttihatçıların hareketi olarak gören parti Kurtuluş Savaşına karşı gelişin liderliğini üstlendi.



    Milli Cemiyetler

    1. Trakya Paşaeli Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Mavri Mira Cemiyetinin Trakyaya yönelik olarak yürüttüğü bölücü faaliyetlere karşı kurulmuştur.

    2.İstanbul ve boğazların işgal edilmesi bu cemiyetle Anadolunun bağlantısını kesmiştir.

    3.Bu cemiyet Osmanlı Devletinin yıkılması halin-de Trakyada bir cumhuriyet kurmayı planlamaktadır.

    4.Edirne Kongresini düzenlemiştir.



    2. İzmir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Ege Bölgesinde Yunanlıların bölücü faaliyetlerine karşı çalıştı.

    2.2.9 Mart 1919 tarihinde İzmirde Müdafaa-i Hukuk Kongresini düzenledi.



    3. Kilikyalılar Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Adana ve civarının Ermeni ve Fransızlara karşı bütünlüğünü korumak için kuruldu



    4. Redd-i İlhak Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.İzmirin işgaline tepki olarak kuruldu

    2.Balıkesir ve Alaşehir kongrelerini düzenleyerek Ege Bölgesini örgütledi

    3.Kuvay-ı Milliyeyi harekete geçirerek silahlı direniş başlattı.



    5. Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Orta ve Doğu Karadenizdeki Rum ve Ermeni faaliyetlerine karşı kuruldu.

    2.Erzurum Kongresinin toplanmasına yardımcı oldu.

    3.Erzurum Kongresinde Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile birleşti.



    6. Milli Kongre Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.İstanbulda kuruldu

    2.İlk defa Kuvay-ı Milliye tabirini kullandı

    3.Milli mücadele için birleşmeyi savundu

    4.Genelde basın yayın yoluyla propagandayı ilke edindi.

    5.16 Mart 1920de İstanbulun işgaliyle bu cemiyet dağıldı.



    7. Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

    Özellikleri:

    1.Doğu Anadolunun Ermenilere karşı bütünlüğünü korumak için kuruldu.

    2.XV. kolordunun Erzurumda dağılmamış halde olması bu cemiyeti daha da etkin hale getirdi.

    3.Erzurum Kongresini düzenledi

    4.Le Pays Gazetesini çıkardı.

    5.Cemiyet; Türkleri azınlıklara göre daha güçlü tutmak için şu kararları aldı:

    ¨İşgallere karşı dilenilecektir.

    ¨Basın yayın yoluyla propaganda yapılacaktır

    ¨Bölge dışına göç edilmeyecektir.

    ¨Bilim, iktisat ve din teşkilatları kurulacaktır.



    Milli Cemiyetlerin Özellikleri

    1.Türk halkının Mondros Mütarekesine ilk tepkisidir.

    2.Basın yayın faaliyetlerinin elverişli olmasından, elçiliklerin varlığından ve merkez durumunda olmasından dolayı İstanbulu merkez edindiler

    3.Milli Mücadeleye örgütsel zemin hazırladılar

    4.Halk arasında milli bilinci uyandırdılar

    5.İşgalleri ve azınlıkların bölücü faaliyetlerini önlemeye çalıştılar

    6.Bölgesel niteliklidirler

    7.Mustafa Kemal gibi birleştirici bir liderden yoksun oluşları en büyük eksiklikleridir.

    8.İstanbul hükümetine, bağlı olmadıkları gibi; karşı da değillerdir.

    9.Sivas Kongresinden önceki en büyük eksiklikleri tek elden idare edilmemeleridir.

    10.Milliyetçilik ve vatanseverlik duyguları ile kurulmuşlardır.

    11.Önce basın yayın yoluyla propagandayı ilke edindiyseler de; kanlı işgallerin başlamasıyla silahlı mücadeleyi başlattılar.

    12.Programları, bölgesel kurtuluşa yöneliktir. Bütünü, tüm yurdu kapsayan plan ve programları yoktur.

    13.Sivas Kongresinde Anadolu ve Rumeli Cemiyeti adı altında birleştiler





    İşgaller

    İşgalcilerin İşgallere Hazırladığı Zemin

    1.Mondros Mütarekesine 7 ve 24. maddeler kondu.

    2.Osmanlı ordusu terhis edildi.

    3.Osmanlının savaş araç ve gereçleri kontrol altına alındı.

    4.Haberleşme ve ulaşım kontrol altına alındı.

    5.Osmanlı yönetimi denetim altına alındı.

    6.Boğazlar denetim altına alınarak Anadolu ile Rumelinin bağlantısı kesildi.

    7.Azınlıklar kışkırtıldı.



    İşgaller Mondros Ateşkes Antlaşmasına dayanılarak başlamıştır. 3 Kasım 1918de Musulu işgal ederek İngilizler işgal faaliyetlerini başlattılar. 13 Kasım 1918de ise Yunanlılar da içinde olmak üzere İtilaf donanması İstanbulu filen işgal etti.

    Açıklamalar:

    · İşgallere karşı ilk tepki, 19 Aralık 1918de Hataya bağlı Dörtyolun Karakese Köyünde Mehmet Karanın Fransızlara attığı kurşundur.

    · Batı cephesinde ilk Kuva-yı Milliye direnişi ise Ali Çetinkaya komutasında Ayvalıkta, Yunanlılara karşı, gerçekleştirdi.





    İşgal edilen Yerler:

    İngilizlerin İşgalleri: Çanakkale, Musul, Batum, Antep, Maraş, Konya, Bilecik, Samsun, Merzifon

    Fransızların İşgalleri: Adana, Dörtyol, Mersin, Osmaniye, Afyon, Antep, Maraş, Urfa

    İtalyanların İşgalleri: Antalya, Kuşadası, Fethiye, Marmaris, Bodrum





    İtilaf Devletlerinin İstanbula Gelişi (13 Kasım 1918)

    · Mondros Ateşkesinin imzalanmasından sonra 13 Kasım 1918 günü İtilaf kuvvetleri donanması İstanbula geldi.

    · Donanmanın İstanbula geliş amacı; Osmanlı Hükümetini baskı altına alıp işgalleri kolaylaştırmaktı.

    · İstanbula gelen İtilaf kuvvetleri, önemli yerleri ve devlet kurumlarını işgal ettiler.





    Padişahın ve Osmanlı Devletinin Duruma Bakışı

    · Mondros Ateşkesinden sonra başlayan işgaller karşısında İstanbul Hükümeti, çaresiz kaldı.

    · 8 Ekim 1918de İttihat ve Terakki liderleri ülkeden kaçınca Ahmet İzzet Paşa Hükümeti kuruldu. Fakat bu hükümet, uzun ömürlü olmadı.

    · 11 Kasım 1918de Tevfik Paşa Hükümeti kuruldu. Tevfik Paşa Hükümeti, İngilizlerin baskısıyla meclisi kapattı, bir süre sonra da istifa etti.

    · 4 Mart 1919da Damat Ferit Paşa Hükümeti kuruldu.

    · Damat Ferit Paşa, padişah Vahdettinde ayrı hareket ederek, ülkede iki başlı bir yönetim oluşturdu. İngiliz yanlısı politikalar izledi.





    Mustafa Kemalin İstanbula Gelişi ve

    Duruma Bakışı

    · Birinci Dünya Savaşının son günlerinde Mustafa Kemal, Suriyede VII. Ordu Kumandanıydı.

    · Mondros Ateşkesinden sonra Alman subayı Liman von Sandersin yerine Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirilen Mustafa Kemal, Mondros Ateşkes Antlaşmasının hükümlerine karşı çıkarak işgaller konusunda hükümeti uyardı.

    · Mustafa Kemal, İstanbulun işgal edildiği gün İstanbula geldi (13 Kasım 1918).

    · Boğazda İtilaf donanmasını gören Mustafa Kemal o gün; “Geldikleri gibi giderler! dedi.

    · Mustafa Kemal, İstanbulda yurdun nasıl kurtarılabileceği ile ilgili arayışlar içindeydi. Bu aşamada Padişah Vahdettin ile de görüştü.

    · O, bu görüşmeler sonrasında memleketin içinde bulunduğu durumdan kurtulması için İstanbuldan çıkıp milletin içine girmek ve orada çalışmak olduğuna karar verdi.
     



  5. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    MUSTAFA KEMALİN HAYATI


    Atatürkün Hayatı -Öğrenim Hayatı

    · Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selânik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu.

    · Babası bir gümrük memuru olan Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır.

    · aba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir.



    · Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır.

    · Milis subaylığı, evkaf kâtipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi.

    · Atatürk'ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına kadar yaşadı.



    · Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti.

    · Ancak Mustafa Kemal babasını çok küçük yaşlarda kaybetti (1888).

    · Bu nedenle okuldan ayrılmak zorunda kaldı. Mustafa ve annesi dayıları ile birlikte yaşamak üzere taşraya Rapla Çiftliği'ne gittiler. Onu annesi büyüttü.

    · Mustafa çiftlikte çalışmaya başlamış, ancak annesi okula gitmemesi nedeniyle endişelenmeye başlamıştı. Sonunda, annesinin Selânik'teki kız kardeşi ile birlikte yaşamalarına karar verildi. Böylece Mustafa Selânik'e dönüp okulunu bitirdi.

    · Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne kaydoldu.

    · Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye'ye girdi. Bu okuldaki Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına "Kemal" i ilave etti. Askeri Rüştiyeyi 1895 yılında bitirdikten sonra, Mustafa Kemal, Manastırdaki Askeri İdadiye girdi.

    · 1899 yılında Manastır Askeri İdâdi'sini bitirip, 3 Mart 1899'da İstanbul'da Harbiye'nin hazırlık sınıfına kaydoldu. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu.

    · Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te kurmay yüzbaşı rütbesiyle Akademi'yi tamamladı.



    Özetle Atatürkün Okuduğu Okullar:

    ¨ Mahalle Mektebi,

    ¨ Şemsi Efendi İlkokulu,

    ¨ Mülkiye Rüştiyesi,

    ¨ Selanik Askeri Rüştiyesi,

    ¨ Manastır Askeri İdadisi,

    ¨ İstanbul Harp Okulu

    ¨ Harp Akademisi



    Askerlik Hayatı

    · 1905-1907 yılları arasında Şam'da V. Ordu emrinde görev yaptı.

    · Arkadaşları ile Şam'da "Vatan ve Hürriyet" adında bir dernek kurdu.

    · 1907'de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır'a III. Ordu'ya atandı.

    · 19 Nisan 1909'da İstanbul'a giren Hareket Ordusu'nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı.

    · 1910 yılında Fransa'ya gönderildi. Picardie Manevraları'na katıldı.

    · 1911 yılında İstanbul'da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

    · 1911 yılında İtalyanların Trablusgarp'a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal kendi isteğiyle bir grup arkadaşıyla birlikte Trablus'a gitti; Tobruk ve Derne savunmalarında görev aldı. Mustafa Kemal henüz Libya'da iken Balkan Savaşı başladı.

    · Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır'daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne'nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü.

    · Balkan Savaşında (1912-1914) başarılı bir kumandan olarak hizmet verdi.

    · Balkan Savaşı sonunda, Mustafa Kemal Sofya'ya askeri ataşe olarak atanmıştır.

    · 22 Aralık 1911'de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912'de Derne Komutanlığına getirildi.

    · 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915'te sona erdi. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı başlamış ve Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ'da görevlendirildi.

    · 18 Mart 1915'te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası'na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Arıburnu'na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı'nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi.

    · İngilizler 6-7 Ağustos 1915'te Arıburnu'nda tekrar taarruza geçti. 8 Ağustos 1915 tarihinde Anafartalar Grup Kumandanlığına getirildi.

    · Birinci Dünya Savaşı esnasında, Anafartalar'daki Türk kuvvetlerine kritik bir zamanda kumanda etti. Bu sırada Çanakkale Boğazı'na çıkarma yapılmış ve Mustafa Kemal bu durumu kişisel gayretiyle kurtarmıştır. Savaş esnasında, Mustafa Kemal'in kalbinin üzerine bir şarapnel parçası isabet etmiş, ancak göğüs cebinde bulunan saati onun hayatını kurtarmıştır.

    · Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos'ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos'ta Kireçtepe, 21 Ağustos'ta II. Anafartalar zaferleri takip etti.

    · Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilâf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal'in askerlerine verdiği "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

    · Mustafa Kemal Çanakkale Savaşlarından sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakır'da görev aldı.

    · 1 Nisan 1916'da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis'in geri alınmasını sağladı.

    · Daha sonra Kafkaslarda ve Suriye'de hizmet etti. Şam ve Halep'teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917'de İstanbul'a geldi.

    · Veliaht Vahdettin Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyahatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu.

    · 15 Ağustos 1918'de Halep'e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunmalar yaptı.

    · Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Suriye'de bulunan Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918'de İstanbul'a dönüp Harbiye Nezâreti'nde göreve başladı.

    · Mondros Mütarekesi'nden sonra İtilâf Devletleri'nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı.

    · 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayımladığı genelgeyle "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını" ilân edip Sivas Kongresi'ni toplantıya çağırdı.

    · 23 Temmuz -7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı.

    · 27 Aralık 1919'da Ankara'da heyecanla karşılandı.

    · 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi.

    · Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabûl edip uygulamaya başladı.

    · Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'i işgâli sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 1

    · 0 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması'nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşan Birinci Dünya Savaşı'nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı.

    · Daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâyi Milliye ile ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.



    Siyasi Hayatı

    · Mustafa Kemal, Harp Akademisindeyken siyasi konulara ilgi duydu.

    · Osmanlı Devletinin tarihi ömrünü tamamladığı ve milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurmak gerektiği düşüncesini benimsedi.

    · Şamda görevliyken arkadaşlarıyla Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu.

    · Daha sonra Selanike geçerek İttihat ve Terakki Cemiyetine katıldı. Ancak bir süre sonra görüş ayrığı yaşayarak ayrıldı.

    · Mondros Ateşkesi sonrası, işgaller başlayınca Mustafa Kemal, Anadoluda Kurtuluş Savaşını başlattı. Örgütlenme aşamalarında olan kongrelere başkanlık yaptı.

    · TBMM2nin ilk meclis başkanı, cumhuriyetin ilanından sonra ilk cumhurbaşkanı oldu.



    Atatürkün Kişiliği ve Özellikleri

    Vatan ve Millet Sevgisi

    Atatürk, kendi milletini ve bütün insanları samimî duygularla seven, iyi kalpli bir insandı. Bütün milletleri bir vücut, her milleti de bu vücudun bir organı olarak görürdü. Dünyanın herhangi bir yerinde bir rahatsızlık varsa ilgisiz kalamazdı. "İnsanları mesut edecek tek vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir" derken insanlar için ne kadar iyi duygular beslediğini açıklıyordu.

    Atatürk, çocukları ve gençleri çok sever, onların en iyi şartlarda yetişip yükselmesini isterdi. Çünkü bir milletin ancak iyi nesiller yetiştirebilirse yükseleceği düşüncesini taşıyordu.



    Önder Oluşu

    İşgal günlerinde, toplumu olaylar karşısında yönlendirecek bir öndere ihtiyaç vardı. İşte o karanlık günlerde Atatürk, milletine rehber oldu. Anadolu'ya geçerek kongreler topladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasını sağladı. Millî Mücadele, Atatürk'ün önderliğinde başarıya ulaştı. Türk Milleti'nin her alanda çağdaşlaşmasını hedef alan inkılâplar onun önderliğinde gerçekleşti. O'nun ilke ve inkılâpları, Türk milletine günümüzde de rehber olmaya devam etmektedir. Mustafa Kemal Atatürk, askerî zaferlerini ve başardığı inkılâpları kendisine mal etmemiştir. Büyük eserlerin, ancak büyük milletle başarılabileceğine inanan bir önderdi.



    Çok Yönlülüğü

    Mustafa Kemal Atatürk, çok yönlü ve üstün kişiliği olan bir liderdir. Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Anlaşması'yla ortaya çıkan tehlikeli durumu ilk olarak görüp milletin dikkatini çeken odur. Mustafa Kemal, Amasya Genelgesi'nde, vatanın bütünlüğünün ve milletin istiklâlinin tehlikede olduğunu söyledi. Erzurum Kongresi'nde, millî sınırlar içinde vatanın parçalanmaz bir bütün olduğunu bütün dünyaya ilân etti. Kurtuluş Savaşı'nı bunun için başlattı. Bu konuda hiçbir taviz vermedi. Vatan savunmasını her şeyin üzerinde tuttu. Sakarya Savaşı sırasında "Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz" diyerek bu konudaki kararlılığını gösterdi.



    İleri Görüşlülüğü

    Mustafa Kemal Atatürk, daha Birinci Dünya Savaşı devam ederken Osmanlı Devleti'nin hızla felâkete doğru sürüklendiğini görüp çareler aramaya başlamıştır. Ülkemizin içinde bulunduğu durumu en doğru şekilde tespit etmiş ve ilerisi için en doğru kararları almıştır.

    Atatürk'ün gençlere söylediği "Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lâzımdır" sözü, onun ileri görüşlü bir lider olduğunu açıkça ortaya koymaktadır



    Açık Sözlülüğü

    Mustafa Kemal Atatürk, doğru bildiği şeyleri açıkça söylemekten çekinmezdi. Şu sözleri bunun en güzel örneğidir: "Ben düşündüklerimi sevdiklerime olduğu gibi söylerim. Aynı zamanda lüzumu olmayan bir sırrı kalbimde taşımak iktidarında olmayan bir adamım. Çünkü ben bir halk adamıyım. Ben düşündüklerimi daima halkın huzurunda söylemeliyim".



    Öğreticiliği

    Atatürk, kararlı ve mücadeleci bir liderdi. Güçlükler karşısında yılmayan, ümitsizliğe düşmeyen kişiliği onun Millî Mücadele'nin lideri olmasını sağlamıştır. Samsun'a çıktıktan sonra, Kâzım Karabekir Paşaya çektiği bir telgrafta, o günlerdeki ağır durumu belirttikten sonra "Bununla beraber bütün umutlar kaybolmuş değildir. Memleketi bu durumdan ancak Türk milletinin mukavemet azmi kurtarabilir" diyordu. Eskişehir-Kütahya Savaşları'ndan sonra Yunanlılar, Ankara'ya doğru ilerlemeye başladıkları zaman, Mustafa Kemal, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından başkomutanlık görevine getirilmişti. Başkomutan olarak yaptığı ilk konuşmasındaki "Milletimizi esir etmek isteyen düşmanları, behemehal (ne yapıp edip) yeneceğimize dair güvenim bir dakika olsun sarsılmamıştır" sözleri onun hiçbir zaman ümitsizliğe yer vermediğini ve mücadelesindeki kararlılığı gösteren başka bir örnektir.



    Planlılığı

    Atatürk, bütün çalışmalarını bir plân dahilinde yapardı. Bir işe karar verdiğinde; bu kararı bütün yönleriyle inceler, en iyi sonucu alacak şekilde uygulamaya geçerdi. Mustafa Kemal, yapacağı inkılâpları önceden düşünmüş, kamuoyunu bu değişiklikler konusunda aydınlattıktan sonra inkılâplarını yapmıştır. Kurtuluş Savaşı'nın plânını, İstanbul'dan Anadolu'ya geçmeden önce yapmış ve bunu yakın arkadaşlarıyla tartışmıştı. Zamanı geldikçe düşündüklerini uyguladı. Uygulamaya başladıktan sonra hiç taviz vermedi. Bütün hayatı boyunca metotlu çalışmayı hiç bırakmadı.



    Tarihine Bağlılığı

    Atatürk, tarihte büyük devletler kuran ve yüksek bir medeniyet meydana getirmiş olan Türk Milleti'nin büyüklüğüne inanan ve bununla gurur duyan bir insandı. Atatürk; kahramanlık, vatan sevgisi, çalışkanlık, bilim ve sanata önem verme gibi değerlerin, Türklüğün yüksek vasıflarından olduğunu ifade etmiştir. O, milletinin bu özelliklerini her fırsatta dile getirip insanlık ailesi içinde lâyık olduğu yeri almasına çalıştı. Milletimizin yüksek karakteri, çalışkanlığı, zekâsı ve ilme bağlılığı ile millî birlik ve beraberlik duygusunu geliştirmeyi başlıca ilke kabul etti. Ona göre: "... Türklüğün unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır".



    Birleştirici ve Bütünleştiriciliği

    Atatürk'ün birleştirici ve bütünleştirici özelliği sayesinde, Millî Mücadele başarıya ulaşmıştır. Atatürk, Millî Mücadelenin karanlık günlerinde, değişik fikirlere sahip insanları bir mecliste, kendi etrafında toplamayı başardı. Kısacası, Atatürk'süz Millî Mücadele düşünülemezdi. Atatürk'ün birleştirici gücü, kişisel özelliğinden ve karakterinden geliyordu. O, yalnız askerlerin değil, sivil halkın da güvenini kazanmıştı.



    İnkılapçılığı

    Atatürk, milletimizi çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracak ileri bir zihniyetin yerleşmesi çabasındaydı. Bu yolda birtakım inkılâplar yaptı. İnkılâpların amacı, modern bir devlet, çağdaş bir toplum meydana getirmekti. Atatürk, Türk Milleti'nin çağdaş milletlerin seviyesine çıkartmak için siyasal, toplumsal, ekonomik alanlarda inkılâplar yapmıştır. O'nun şu sözleri inkılâpçı karakterini ortaya koyar:

    "Büyük davamız, en medenî ve en müreffeh millet olarak varlığımızı yükseltmektir. Bu yalnız kurumlarında değil, düşüncelerinde de temelli inkılâp yapmış olan büyük Türk Milleti'nin dinamik idealidir. Bu ideali en kısa zamanda başarmak için, fikir ve hareketi beraber yürütmek mecburiyetindeyiz".



    Devlet Adamlığı

    İyi bir yönetici, milletinin huzur ve saadetini sağlamak için çalışır. Mustafa Kemal Atatürk, bütün hayatı boyunca bunu yapmaya çalıştı. Milleti için çalışmayı bir görev saydı. "Millete efendilik yoktur. Hadimlik vardır. Bu millete hizmet eden, onun efendisi olur" sözü ile yöneticilerde bulunması gereken özelliği belirtmiştir. Mustafa Kemal, hayatı boyunca Türk devletinin ve milletinin çıkarlarım kendi çıkarlarının üstünde tutan, ender devlet adamlarından birisidir. Savaştaki kahramanlığı kadar, devlet kurup yönetmedeki ustalığı, ileri görüşlülüğü ve barışseverliği ile Atatürk, tarihte eşine az rastlanan bir yöneticidir.



    Sanatseverliği

    Atatürk, Türk milletinin manevî ihtiyaçlarının da karşılanması gerektiğini biliyor ve bu nedenle kültürel kalkınmaya büyük önem veriyordu. Atatürk, Türk kültür ve sanatını dünyaya tanıtmak için çok çalıştı. Bu konuda araştırmalar yapılmasını, sergiler açılmasını ve kültürle ilgili kongreler düzenlenmesini teşvik etti. Sanat ve sanatçılar hakkında takdir ve teşvik edici sözler söyledi. Bunlardan bazıları:

    "Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir."

    "Hepiniz mebus olabilirsiniz, vekil olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz fakat bir sanatkâr olamazsınız." '''

    "Bir millet, sanat ve sanatkârdan mahrum ise tam bir hayata malik olamaz."



    Atatürk, sanatçı yetiştiren kurumlar açtı. Çağdaş Türk sanatını geliştirmek amacıyla Avrupa'ya resim, heykel ve müzik öğrenimi için gençler gönderdi. Bu durum, onun sanata ve sanatçıya ne kadar önem verdiğini gösterir.
     



  6. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    KURTULUŞ SAVAŞI



    Kurtuluş Savaşının Genel Özellikleri:

    1.Halk kongreler yolu ile örgütlenip birleştirilmiştir.

    2.Güneyde Fransız ve Ermenilere karşı Kuva-yı Milliye; Doğu Anadoluda Ermenilere karşı, Osmanlıdan kalan XV. Kolordu; Batı Anadoluda Yunanlılara karşı, TBMMnin kurduğu, düzenli ordu kullanılmıştır.

    3.Ordu taarruz gücüne ulaşana kadar Yunanlılara karşı batı cephesinde savunmada kalınmıştır.

    4.Kurtuluş Savaşında bağımsızlık ve egemenlik birlikte yürütülmüştür.

    5.Kurtuluş Savaşı, Türk milletinin I. Dünya savaşının sonuçlarına bir tepkisidir.

    6.Mondros Mütarekesinin Osmanlı devletini etkisiz duruma getirmesi, kurtuluş mücadelesini halkın yapmasına sebep olmuştur.

    7.Kurtuluş savaşı için ilk adımları milli cemiyetler atmış, kurtuluşu TBMM tamamlamıştır.

    8.İtalyan ve İngilizlerle askeri mücadele olmamasına rağmen; en fazla diplomatik mücadele İngilizlerle olmuştur.

    9.TBMMde ilk bunalım ordu, ikinci bunalım ise hükümet meselesinden dolayı çıkmıştır.



    Kuva-yı Milliyenin Özellikleri

    1.İşgallere tepki olarak ortaya çıktılar.

    2.Bölgesel olarak hareket ettiler.

    3.Düzenli ordu kurulana kadar düşmanı oyaladılar.

    4.Düzenli ordunun temelini oluşturdular.

    5.TBMMye karşı oluşan isyanları bastırdılar.

    6.Desteğini halktan aldılar.

    7.Tutarsız davranışları halk ile Kuva-yı Milliyenin vurucu gücü olan milislerin arasını açtı.

    8.Ortaya çıkışında işgaller ve işgaller karşısında Osmanlı Devletinin tepkisizliği etkili oldu

    9.Milli cemiyetlerin silahlı koludurlar.

    10.Disiplin ve birlikten yoksun oluşları en büyük eksiklikleridir.



    Mustafa Kemalin Samsuna Çıkışı (19 Mayıs 1919)

    · Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesinde Pontus Rum Cemiyetinin çalışmaları sonucunda bölgedeki Rum halkı karışıklıklar çıkarıyor ve olayın sorumlusu olarak da Türk halkı gösteriliyordu. Bu durum karşısında İngilizler, Osmanlı hükümetine bölgede güvenliğin sağlanmasını; aksi takdirde, bölgeyi işgal edeceklerini bildirdiler.

    · Rumların da zaten beklentisi, bölgenin İngilizler tarafından işgal edilerek Rumların işlerinin kolaylaştırılmasıydı.

    · Bölgede güvenliğin sağlanması için İstanbul yönetimi IX. Ordu Müfettişliğine getirerek Mustafa Kemali görevlendirdi. Mustafa Kemal bölgede hareket edebilmek için IX. Ordu Bölgesindeki sivil makamlara da emir verme yetkisini aldı.



    Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919)

    · Samsun bölgesini, İngiliz ve Rumların varlığından dolayı, milli mücadele çalışmalarının başlaması için uygun görmeyen Mustafa Kemal; Samsundan Havzaya hareket etti.

    · Anadoludaki komutanlarla da irtibat kurarak orduların terhis edilmemesini sağlamaya çalışan Mustafa Kemal; Havzada, milli bilincin uyanması ve İtilaf devletlerinin Türk halkının tepkisini görmesi için İzmirin işgalini protesto eden bir miting düzenledi. Bu tür mitinglerin tüm yurtta da yapılmasını istedi.

    · Mustafa Kemal yurdun çeşitli yerlerinde başlayan halk heyecanını ortak bir çizgi üzerinde birleştirmek istiyordu. Ferdi bilinçten ulusal bilince ulaşılmasını istiyordu.

    Açıklamalar:

    · Mustafa Kemal İzmirin işgalini halkın uyarılması ve birleştirilmesi için kullanmak istemiştir.

    · Mustafa Kemalin isteği üzerine bundan sonra mitingler düzenlenmesi, Mustafa Kemalin lider olarak benimseneceğini göstermektedir.

    · Mustafa Kemale Havzadaki faaliyetlerinin sonucu olarak; İngilizlerin baskısıyla, 8 Haziran 1919da İstanbul hükümetinden, kendisini İstanbula geri çağıran bir telgraf geldi.



    Amasya Genelgesi / Tamimi (22 Haziran 1919)

    Sebep:

    Ülkenin içinde bulunduğu durumu millete duyurarak milleti bağımsızlık ve egemenlik için mücadeleye çağırmak.






    Genelgenin Hazırlayıcıları:

    Mustafa Kemal, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Kazım Karabekir (Erzurumda)



    Genelgenin Maddeleri:

    1.Yurdun bütünlüğü ve milletin istiklali tehlikededir.

    Açıklama:

    1.Durum ve Kurtuluş Savaşının gereği ortaya kon-maktadır.

    2.Kurtuluş Savaşının bölgesel değil; bütünsel olduğu vurgulanmıştır.

    3.Bölücülere ve bölgesel kurtuluşu amaçlayanlara bir tepkidir.



    2.İstanbuldaki hükümet baskı altında olduğundan dolayı, üzerine almış olduğu sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.

    Açıklama:

    1.İlk defa İstanbul hükümetine tepki gösterilmiştir.

    2.İstanbul hükümetinin bu tutumu da, durumun bir parçası olarak, belirtilmiştir.

    Uyarı: Mustafa Kemal Milli Mücadele esnasında milli güçte bölünme yaşanmaması için padişaha karşı doğrudan tepki göstermeyip; tepkilerinde İstanbul hükümetini hedef almıştır.



    3.Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

    Açıklama:

    1.Milli egemenlik fikri ilk defa üstü kapalı bir şekilde vurgulandı.

    2.Kurtarıcı olarak, padişah, mandacı ve himayeci devletlerin yerini milletin kendisi aldı.

    3.Kaderine razı olmaya bir karşı çıkış vardır.

    4.İleride milli egemenliğe dayalı devletin kurulacağına dair ilk işaretler verilmiştir.

    5.Mustafa Kemalin Türk milletine güvendiği ve mücadeleyi millete mal etmek istediği anlaşılmaktadır.



    4.Milletin durum ve davranışını göz önünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden kurtulmuş milli bir kurulun varlığı gereklidir.

    Açıklama:

    1.İlk defa Temsil Heyetinin kurulması istenmektedir.

    2.Kurtuluş savaşına, kişisellikten çıkarılarak, ulusal karakter kazandırılmaya çalışılmaktadır.

    3.Genelgenin ihtilalci yönü görülmektedir.



    5.Anadolunun her yönden güvenli yeri olan Sivasta milli bir kongre toplanmalıdır.

    Açıklama:

    1.Ulusal bir kongrenin toplanması istenmiştir.

    2.Milli birlik ve beraberliğin sağlanması amaçlanmıştır.



    6. Kongreye her sancaktan milletin güvenini kazanmış üç delege katılmalıdır. Delegeleri, Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ve belediyeler seçmelidir. Delegelerin kongreye geliş güzergâhları ve zamanları milli bir sır olarak saklanmalıdır.

    Açıklama:

    1.Kararların ulusal olması amaçlanmıştır.

    2.Delegelerin milletin güvenini kazanmış kişilerden olmasının istenmesi kongrede alınacak kararların bütün millet tarafından kabul edilebilmesi içindir.

    3.Delegelerin milli mücadele taraftarı olması için delegelerin Müdafaa-i hukuk cemiyetleri tarafından belirlenmesi istenmiştir.

    4.Delegelerin seçimle belirlenmek istenmesi ileride seçime dayalı bir sistemin olabileceğini de göstermektedir.

    7.Doğu ileri adına 10 Temmuz 1919da Erzurumda bir kongre toplanacaktır. Bu tarihe kadar diğer illerin temsilcileri de Sivasa gelebilirlerse; Erzurum kongresine katılmış olan delegeler Sivasa hareket edecektir.



    Amasya Genelgesinin Önemi:

    1.Kurtuluş Savaşının gereği (ülkenin bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir); amacı (vatanın bütünlüğünün ve milletin bağımsızlık ve egemenliğinin sağlanması) ve yöntemi (mücadeleyi halk yapacaktır)

    2.İşgalciler ve İstanbul hükümetine bir tepkidir.

    3.Milli mücadelenin programıdır.

    4.Mustafa Kemalin millete ilk çağrısıdır.

    5.Türk inkılâbının ihtilal safhası başlamıştır.

    6.Kurtuluşun tek elden yürütülmesi için ortam hazırlanmaya çalışılmıştır.

    7.Milli bağımsızlık hukuki yönden belgelere bağlanmıştır.

    8.Evrensel haklar dile getirilmiştir.

    9.Mustafa Kemal bu genelgeyi yayınlayarak ilk defa İstanbulun verdiği yetkileri aşmıştır.




    Erzurum Kongresi (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919)

    Erzurum Kongresi Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti tarafından Rum ve Ermenilere karşı Doğu Anadolu ve Karadeniz Bölgesinin bütünlüğünün korunması için toplanmıştır.



    Kongrede Alınan Kararlar:

    1.Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez

    Açıklama:

    1.Bu madde Sivas Kongresi ve Misak-ı Milli kararlarının da ilk maddesidir.

    2.Bölgesel amaçlı olarak toplanan kongre bütünü ilgilendiren karar almıştır.

    3.Bütün bölücülere tepki gösterilmiştir.

    2.Her türlü yabancı müdahalesine karşı millet, birlik olarak kendisini müdafaa edecektir.

    3.Vatanın ve istiklalin muhafaza ve teminine İstanbul Hükümeti muktedir olamadığı takdirde; gayeyi temin için Anadoluda geçici bir hükümet kurulacaktır. Hükümeti milli kongre seçecektir. Kongre toplantı halinde değilse; bu işi temsil heyeti yapacaktır.


    Balıkesir Kongresi (26-31 Temmuz 1919)

    Balıkesir Kongresi Yunanlılara karşı Batı Anadolunun bütünlüğü için; Redd-i İlhak Cemiyetinin çalışmaları sonucunda Hacim Muhittin başkanlığında toplanmıştır.

    Alınan Kararlar:

    1.Yunanlılara karşı Kuva-yı Milliyenin güçlendirileceği kararlaştırıldı.

    2.Batı Anadoludaki güçlerin birleştirileceği kararlaştırıldı.

    3.Seferberlik ilan edildi.

    4.Padişaha bağlılık bildirildi.

    Balıkesir Kongresi Amasya Genelgesinin bağımsızlık yönünü kabul etmiştir. Batı Anadolu örgütlenmeye çalışılmıştır.





    Alaşehir Kongresi (16-25 Ağustos 1919)

    Batı Anadolunun Yunanlılara karşı bütünlüğünün korunması için Redd-i İlhak Cemiyetinin çalışmaları sonucunda Hacim Muhittin başkanlığında toplanmıştır.

    Alınan Kararlar:

    1.Erzurum ve Balıkesir Kongresinin kararları görüşüldü

    2.Milli mücadeleyi destekleme kararı alındı

    3.Yunanlılarla savaşma kararı alındı

    4.Gerektiğinde büyük devletlerin yardımının alınabileceği vurgulandı





    Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)

    Bütünlük ve bağımsızlığı korumak için nasıl bir politika izleneceğinin saptanması; saptanan politikanın bütünü kapsayacak şekilde tüm milletçe uygulanması amaçlanmıştır.


    Kongrenin Karşılaştığı Sorunlar:

    1.İstanbul hükümeti ve işgal güçlerinin engellemesi sonucunda kongreye beklenildiği kadar üye katılamadı (38 kişi katıldı.)

    2.Elazığ valisi Ali Galipin kongreyi basacağı şayiası yayıldı (Ali Galip Sivastaki askeri birlikten çekindiği için kongreyi basamadı)

    3.Fransızların Sivası işgal edeceği haberleri yayıldı. (Mustafa Kemal böyle bir şeyin mümkün olmayacağını belirtti)

    4.İlk anda Mustafa Kemal kongreye başkan seçilmek istenmediyse de; uzun tartışmalar sonucunda Mustafa Kemal kongreye başkan seçildi.

    5. Delegelerin büyük bir çoğunluğu ABD mandasını savundu. Fakat Mustafa Kemal, ABD mandasının Türk milleti için uygun olmadığını delegelere anlatıp kabul ettirince; ABD mandası da kesin olarak reddedildi.( ABD Doğu Anadoluda bir Ermeni devletinin kurulmasını istiyor; Osmanlı ülkesinin parçalanmasını öngörüyor; Türkiyenin mandaterliğini ise istemiyordu)

    6.İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal ve kongreye katılanlar için tutuklama kararı çıkardı.

    Açıklama: Erzurum Kongresinin kararları Sivas Kongresinin birinci maddesi olarak kabul edildiği için Sivas Kongresi Erzurum Kongresine göre daha kısa sürmüştür.



    Alınan Kararlar:

    1.Osmanlı hükümeti bir dış baskı karşısında vatanın her hangi parçasını terk ve ihmal etmek zorunda kalırsa; halife ve saltanatın, vatan ve milletin korunmasını sağlayacak her türlü tedbir alınmıştır.

    2.İtilaf devletlerinden haklarımıza saygı gösteren haklı ve adaletli bir karara varmalarını bekleriz

    3.Milli cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti altında toplanmıştır.

    Açıklama:

    1.Birlik sağlanmıştır.

    2.Cemiyetler bölgesel olmaktan çıkarak ulusallaşmıştır.

    3.Kuva-yı Milliye için komuta birliği sağlanmıştır.

    4.Kurtuluş Savaşının tek elden yönetilmesi kolaylaşmıştır.



    4.Mustafa Kemal başkanlığında tüm yurdu temsil edecek şekilde 15 kişiden oluşan temsil heyeti kuruldu.

    5.Ali Fuat Cebesoy batı cephesi Kuva-yı Milliye komutanlığına tayin edildi.




    Damat Ferit Paşa Hükümetinin Tutumu ve Sonuçları

    · 4 Mart 1919da göreve getirilen Damat Ferit Paşa Hükümetleri, Millî Mücadeleye bilinçli olarak karşı çıkmışlardır.

    · Damat Ferit Paşaya göre; Mondros şartlarına uymaktan başka çözüm yoktur. İşgallere karşı çıkmak İtilaf Devletlerini daha çok kızdırır ve işgallerin yayılmasına sebep olabilirdi.

    · Mustafa Kemalin Damat Ferit Paşa Hükümeti ile ilişkilerini kesmesi onu istifaya sürüklemiş, yerine Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruluştur.

    Not: Bu sonuç, Mustafa Kemalin İstanbul Hükümetine karşı ilk siyasi başarısıdır.




    Temsil Heyetinin Ankaraya Gelmesi (27 Aralık 1919)

    Sebepleri:

    1.Ankaranın güvenli olması

    2.Mebusan Meclisi çalışmalarının yakından izlenmek istenmesi

    3.Ankaranın batı cephesine yakın olması

    4.Ankaranın iletişim ve ulaşım yönünden uygun olması.



    Son Osmanlı Mebusan Meclisi

    · İşgal güçleri seçimlerden saltanat yanlılarının çoğunluk olarak çıkacağını zannettiğinden dolayı seçimlere pek müdahale etmediler. Fakat Kasım 1919da yapılan seçimlerden milli mücadele taraftarlarının çoğunluk olarak çıkması işgalcilerin Anadolu hareketini hâlâ anlayamadığını gösterdi.

    · İşgalciler padişahın kontrolünde toplanacak olan bir meclisten kendi aleyhlerine bir kararın çıkmayacağını zannettiklerinden dolayı meclisin açılmasın da karışmadılar.

    · Meclisin Misak-ı Milli kararlarını alması ise işgalcilerin Anadolu hareketini anlayamadığını bir defa daha gösterdi.

    · Padişah meclisin İstanbul dışında toplanmasını, meclisin kendi kontrolünden çıkmasından dolayı, uygun görmüyordu. Meclisin İstanbul dışında toplanmasını anayasaya uygun olmayışı ise padişaha bu konuda dayanak oluyordu.

    · Mustafa Kemal ise işgal altındaki İstanbulda, padişah başkanlığında toplanacak olan bir mecliste milli mücadele adına sağlıklı kararların çıkmayacağını tahmin ediyor ve meclisin Anadoluda toplanmasını istiyordu.

    · Mustafa Kemal, meclisten sağlıklı kararlar çıktığı takdirde milli mücadelenin yasallaşacağına inanıyordu. Fakat her şeye rağmen Mustafa Kemal bu meclisin kurtuluşu gerçekleştiremeyeceğini biliyor ve bu durumu milletin de görmesini istiyordu.

    · Bu açıdan meclisin İstanbulda toplanması ve Misak-ı Milli kararlarından dolayı İstanbulun işgal edilerek meclisin dağıtılması olumlu oldu.

    · Erzurum mebusu seçilen Mustafa Kemal, güvenlik meselesinden dolayı İstanbulda toplanan meclise katılmadı.


    Misak-ı Millinin Önemi:

    1.Milli mücadelenin hedefi kesin olarak belli oldu

    2.Milli sınırlar meclis onayından geçti

    3.Milliyetçilik anlayışının yerleştiği görüldü

    4.Meclis kapitülasyonlara ilk ciddi tepkiyi gösterdi.

    5.Milli mücadele için meclisin desteği alındı

    6.Kurtarılacak vatan belli oldu

    7.Türk halkının temel hakları dile getirildi.

    8.Ulusal devlet anlayışı kabul edildi

    9.Alınan kararlar Turancılığın benimsenmediğini gösterdi

    10.Ümmetçiliğin yerini ulusçuluk aldı

    11.Mustafa Kemalin askerlik hakları iade edildi

    12.Misak-ı Milliyi öfkeyle karşılayan İtilaf Devletleri İstanbulu resmen işgal etti.

    13.Tam bağımsızlık ilkesi benimsendi


    Ankarada Büyük Millet Meclisinin Açılması

    Büyük Millet Meclisi Hükümetinin Kurulması

    TBMMnin Açılış Amaçları:

    1.Milli iradeyi egemen kılmak

    2.Ulusal güçleri bir arada tutmak

    3.Bağımsızlığı sağlamak

    4.Bağımsızlı ve egemenliği sağlayacak otorite ve gücü oluşturmak

    TBMMye öncelikle, işgal dolayısıyla İstanbuldan kaçıp gelen mebuslar kabul edilerek; meclis Meclis-i Mebusanın devamı gibi gösterilmiştir.


    TBMMnin Açılmasının Önemi:

    1.Milli egemenlik ilkesi kurumlaştı

    2.Halkçı, ulusçu ve demokratik bir Türk devleti oluştu

    3.Temsil heyetinin görevi sona erdi

    4.Ulusal örgütlenme tamamlandı


    Yeni Türk Devletinin İlk Anayasası (20 Ocak 1921)

    Anayasa: Bir devletin en temel kanunudur.

    Devletin yönetim şeklini, hak ve sorumlukları tespit eder.



    Teşkilat-ı Esasiye Kanunu

    Teşkilat-ı Esasiyenin Yapısı:

    1.Gerekli görüldüğünde Kânun-i Esâsinin uygulanması uygun görülmüştür.

    2.Yasama, yürütme ve yargı meclise aittir.

    3.Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

    4.TBMM süre dolmadan seçimleri yenileyebilir.

    5.Savaşa ve barışa TBMM karar verir.

    6.Şeri hükümlerin yürürlüğünü TBMM yapar.

    7.Bakanlar meclis tarafından seçilir.

    8.Vekiller iki yılda bir seçilir.

    9.TBMM başkanı icra vekilleri heyetinin de başkanıdır.



    Teşkilat-ı Esasiyenin Özellikleri:

    1.Olağan üstü durum için hazırlandığından dolayı geniş kapsamlı değildir.

    2.Milli Egemenliği yansıtan ilk siyasi belgedir.

    3.Temel hak ve hürriyetlere yer verilmemiştir.

    4.23 madde bir ek bölümden oluşur.

    5.Yeni devlete işlerlik kazandırdı.

    6.Laik bir anayasa değildir.

    7.Kuvvet ve yetkinin kaynağı millettir.

    8.Meclisin üstünde güç yoktur.

    9.En önemli değişikliğini cumhuriyetin ilanı ile gördü.

    10.Yeni devletin kurulduğunu belgeledi.

    11.TBMMnin meşruluğunu tanıttı.

    12.Amasya Genelgesinden itibaren oluşan ruh resmi hüviyet kazandı.

    13.Meclis hükümeti sistemi benimsendi.

    14.Milli egemenlik ilkesi yasallaştı.


    Kuva-yı İnzibatiye (Halifelik Ordusu)

    Sebepleri:

    1.İngilizlerin, milli mücadelecileri Boğazlar çevresine yanaştırmak istememesi

    2.İstanbul yönetiminin duyduğu tedirginlikler

    Halifelik ordusu denilen isyancı birliğini Süleyman Şefik İngilizlerin istek ve desteği ile hazırladı. Birliğin oluşturulmasında genellikle Enver Paşanın ordudan tasfiye ettiği eski subaylar kullanıldı.

    Özellikleri:

    1.İsyan Adapazarı civarında başladı

    2.Çerkez Ethem ve Refet Bele tarafından bastırıldı

    3.İsyanın bastırılması sonucunda Kuva-yı İnzibatiye birliğinin çoğu milli mücadele saflarına geçti

    Açıklama: Ahmet Anzavur ve Kuva-yı İnzibatiye İsyanlarının başarısız olması İngilizlere; İstanbul hükümetinin isyan düzenleme konusunda başarısız olduğunu gösterdi ki bundan sonra İngilizler kendileri isyan düzenlettirmeye başladılar.

    Not: 28 Nisan 1920de Anadoluda, padişah adına, asayiş sağlamak için Anadolu Fevkalade Müfettişliği kuruldu.



    Ahmet Anzavur Ayaklanması:

    Sebep:

    1.İngilizlerin, milli mücadelecileri Çanakkale Boğazı çevresine yanaştırmak istemeyişi

    2.İstanbul yönetiminin milli mücadeleden duyduğu tedirginlik.

    Özellikleri:

    1.İsyan Marmaranın güneyinde Susurluk civarında çıkmıştır.

    2.Milli mücadelecilere karşı bölgedeki Çerkezler kışkırtıldı

    3.İsyan TBMM açılmadan önce başladı

    4.Saltanat yanlısı bir isyandır

    5.İsyan önce Çerkez Ethem tarafından bastırıldıysa da; Ahmet Anzavur tekrar isyan çıkardı. Bu isyanı ise Ali Fuat Cebesoy 20 Mayıs 1920de kesin olarak bastırdı.



    2. İstanbul Yönetimi ve İşgalcilerce Çıkarılan İsyanlar

    Bozkır-Zeynelabidin İsyanı (27 Eylül - 4 Ekim 1919)

    1.Milli mücadeleye karşı çıkan ilk isyandır

    2.Padişah taraftarı bir isyandır

    3.Konya havalisinde çıkmıştır.



    Bolu-Düzce Ayaklanması:

    1.12 Nisan 1920de başladı

    2.Çerkez Ethem tarafından bastırıldı



    3.Çapanoğulları İsyanı

    (15 Mayıs-27 Ağustos 1920)

    Özellikleri:

    1.Yozgat, Çorum ve Tokat havalisinde etkili oldu

    2.Bölgedeki Aleviler de kullanılmak istendi

    3.Çerkez Ethem tarafından bastırıldı



    4.Delibaş Mehmet-Konya İsyanı (2 Ekim-15 Kasım 1920)

    Özellikleri:

    1.Halifelik taraftarı bir isyandır

    2.Konya ve Ispartada etkili oldu

    3.İsyanın çıkarılmasında İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar etkili oldu

    4.Milli kuvvetler karşısında tutunamayan Delibaş Mehmet önce Fransızlara sonra Yunanlılara sığınmıştır.



    5.Cemil Çeto İsyanı (17 Haziran 1920):

    Özellikleri:

    1.Kürtçü bir isyandır.

    6.Milli Aşireti İsyanı (8 Haziran 1920):

    Özellikleri:

    1.Kürtçü bir isyandır

    2.Fransızlardan destek almıştır

    7.Koçgiri Ayaklanması:

    Özellikleri:

    1.Kürtçü bir isyandır

    2.Kemah ve Divriğide etkili oldu

    3.Bu isyanı II. İnönü Savaşı döneminde kurulmuş olan merkez ordusu bastırdı



    8.Ali Batı İsyanı (11 Mayıs -18 Ağustos 1919):

    Özelikleri:

    1.Kürtçü bir isyandır

    2.Diyarbakırda etkili oldu

    3.Ali Batı çatışma esnasında öldürüldü



    9.Çopur Musa Ayaklanması:

    Özellikleri:

    1.İsyan Afyonda çıktı

    2.İsyanın çıkmasında Yunanlıların kışkırtmaları da etkili oldu

    3.İsyan Refet Bele tarafından bastırıldı



    3. Kuva-yı Milliyecilerin Çıkardığı Ayaklanmalar

    Demirci Mehmet Efe Ayaklanması:

    Özellikleri:

    1.Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler vermiş olan Mehmet Efe, düzenli ordu kurulurken ilk günlerde düzenli ordunun emrine girmek istemedi

    2.Demirci Mehmet Efe ikna edildi ve efeleriyle birlikte düzenli ordunun emrine alındı.



    Çerkez Ethem Ayaklanması:

    Özellikleri:

    1.Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler veren ve isyanların bastırılmasında büyük katkıları olan Çerkez Ethem düzenli ordunun emrine girmeyerek isyan etmiştir.

    2.Çerkez Ethem, düzenli orduya karşı girdiği mücadelede başarılı olamayınca; 5 Ocak 1921de Yunanlılara sığınmış; Çerkez Etheme bağlı birlikler ise 20 Ocak 1921de düzenli ordunun emrine girmiştir.



    4. Azınlıkların Çıkardığı İsyanlar

    Sebepleri:

    1.Osmanlıdan toprak koparma düşüncesi

    2.Emellerinin olduğu bölgelerde çoğunluk olma düşüncesi ile, Türk milletini yıldırarak, bölgeden kaçırma

    3.İşlerini kolaylaştırma düşüncesi ile işgallere zemin hazırlama

    4.İşgal devletlerinin kışkırtmaları

    Ermeni isyanları Gümrü ve Ankara Antlaşmaları ile bitirilirken; Karadenizdeki Rum isyanları Şubat 1923e kadar devam etti.



    TBMMnin İsyanlara Karşı Aldığı Önlemler:

    1.İstanbul ile ilişkiler kesildi

    2.İstanbul hükümetinin icraatları yok sayıldı

    3.İstanbulun halkı milli mücadelecilere karşı kışkırtmak için yayınladığı fetvalara karşı; Ankara müftüsü Rıfat Börekçi fetva yayınladı

    4.Damat Ferit Paşa vatan haini kabul edildi

    5.29 Nisan 1920de Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı

    6.18 Eylül 1920de İstiklal Mahkemeleri kuruldu

    7.İsyanlara karşı Kuva-yı Milliye, merkez ordusu ve düzenli ordu kullanıldı



    İsyanların Sonuçları:

    1.Anadolu daha fazla işgal altında kaldı

    2.Milli mücadelenin başarıya ulaşması gecikti

    3.Yunanlılar Anadoluda daha fazla ilerledi

    4.Kardeşkanı akıtıldı

    5.Anadolu birliği zedelendi

    6.Ekonomik zayiatlar oldu

    7.İsyanları bastıran TBMMnin otoritesi arttı



    Açıklamalar:

    1.İsyanları kışkırtanlar ve çıkaranlar kutsal değerleri kullandılar

    2.Padişaha bağlılık, milli mücadeleyi halka kötü gösterdi

    3.Asker kaçaklarının bir kısmı isyanların insan gücünü oluşturdu

    4.Yunan ordusu dahî bazı dönemlerde halifelik ordusu olarak tanıtıldı

    5.İsyanların bastırılmasında TBMMnin güçler birliği ilkesi etkili oldu

    6.TBMMye karşı çıkarılan isyanlarda İstanbul yönetimi Milli Egemenliği; İşgalciler Milli Bağımsızlığı hedef almıştır.

    7.Milli Aşireti TBMM açılana kadar milli mücadele taraftarıydı

    8.Mayıs 1919da başlayan isyanlar 1921 yılı sonlarına kadar devam etti.



    Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)

    Antlaşmanın Geç İmzalanmasının Sebepleri:

    1.Mondros Mütarekesinin kalıcı hükümler içermesi.

    2.Osmanlıyı paylaşmak isteyen devletlerin çıkar çatışmasına girmesi

    3.İşgalcilerin iç isyanlar ve Yunan işgalinin sonucunu beklemesi

    4.Kurtuluş Savaşının başlamış olması

    5.Yunanlıların İzmiri işgal etmesinin paylaşım planlarını değiştirmesi.



    · İtilaf devletlerine göre Osmanlı ile imzalanacak olan antlaşma, Türk halkını kısmen rahatlatır ve Mustafa Kemalden koparırdı.



    · Yunan güçleri, 22 Haziran 1920de, imzalanacak olan antlaşmanın kabulüne zemin hazırlamak için, Milne Hattını aşarak; Bursa-Uşak çizgisinde harekete geçti. Yunanlılar 20 Temmuz 1920de Doğu Trakyayı işgal ettiler.

    · 3 Kasım 1919da İngilizler tarafından Yunanlıların güvenliğinin sağlanması ve Yunan işgalinin yerleşmesi için, İzmir, Aydın, Manisanın bir kısmı, Soma ve Ayvalıkın bir kısmını Yunan işgali altında bırakacak şekilde çizilen ve Yunanlıların ve Kuva-yı Milliyenin karşılıklı olarak geçmesi yasaklanan hatta Milne Hattı denilir.

    · Bu gelişmeler üzerine Saltanat Şurası meseleyi görüşmek üzere 22 Temmuz 1920de toplandı. Yapılan şurada Rıza Paşa hariç tüm üyeler Sevr Antlaşmasının imzalanması yönünde kararını bildirdi. Saltanat Şurasının Sevr Antlaşmasını imzalamak istemesinde Bursa ve Doğu Trakyanın işgal edilmesi etkili oldu.

    · Antlaşmanın maddelerini hafifletmek için Damat Ferit Paşa Fransadaki Sevr kasabasına gittiyse de etkili olamadı.

    · Sevr Antlaşmasını imzalamak için Rıza Tevfik, Reşat Halis ve Hadi Paşadan oluşan grup Fransaya gönderildi.

    · İşgalci devletler Sevr Antlaşmasının imzalanması ile Şark Meselesinin hallolacağına inanıyordu.

    · TBMM, Sevr Antlaşmasını tanımadığı gibi; 19 Ağustos 1920de aldığı kararla, antlaşmayı imzalayanları vatan haini kabul etti. Türk milletinin bu antlaşmaya cevabı ise kurtuluş savaşı oldu. Halk bu durum karşısında milli mücadelenin gereğini daha iyi anladı.

    · Padişah, Sevr Antlaşmasının imzalanmasını kabul etmekle hukuka ve milli iradeye aykırı davranmıştır. Çünkü Kânun-i Esâsiye göre bir antlaşmanın imzalanabilmesi için Meclis-i Mebusanın onayının alınması gerekir.

    · Sevr Antlaşması bu yönüyle hukuka aykırı olduğu gibi; Meclis-i Mebusanın aldığı Misak-ı Milli kararları ile çeliştiği için milli iradeye de aykırıdır.

    · Türklerin çoğunlukta olduğu Anadoluyu böldüğü için evrensel beyannamelere de (Fransız İhtilalinin yaydığı fikirler ve Wilson Prensipleri) aykırıdır.



    Sevr Antlaşmasının İçeriği:

    1.Osmanlı ülkesi; Giresun, Ordu, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Sinop, Kastamonu, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Bolu, Zonguldak, Bilecik, İstanbul ve Kayserinin doğusu ile sınırlı kalıyordu.

    2. Boğazlar, her zaman bütün devletlerin gemilerine açık tutulacak; Türklerin hiç bir etkisinin bulunmadığı, kendine has polis gücü, bütçesi ve bayrağı olan bir komisyon tarafından yönetilecek. (İlk defa boğazların yönetimi için komisyon kurulması kararı verilmiştir. Bu madde İstanbulu güvenliksiz hale getirmiştir).

    3.Midye-Büyük Çekmece hattının batısı ve İzmir dâhil Batı Anadolu Yunanistana verilecek

    4.Doğu Anadoluda sınırları Wilson tarafından çizilecek ve Karadeniz ile Akdenize çıkışı olan bir Ermeni devleti kurulacaktır.

    5.Doğu Anadoluda bir Kürt devleti kurulacaktır.

    6.Antalya ve Konya havalisi İç Batı Anadolunun içlerine kadar İtalyanlara verilecektir.

    7.Mardin, Urfa, Antep, Adana, Malatya ve Sivas dolaylarını birleştiren bölge ve Suriye Fransaya verilecektir.

    8.Hicaz hariç olmak üzere Arabistan ve Musul İngiltereye verilecektir.

    9.Rodos ve On İki Ada İtalyaya; Ege Adaları Yunanistana verilecektir.

    10. Brest-Litovsk Antlaşması tanınmayacaktır.

    11.Osmanlı ordusunun mevcudu 50.700ü geçmeyecek; askerlik mecburi olmaktan çıkarılacak, deniz gücü 13 ufak gemiyi geçmeyecek, orduda tank, ağır makineli tüfek, top ve uçak bulunmayacaktır.

    12.Osmanlı maliyesini işgalcilerin oluşturacağı bir komisyon düzenleyecektir.

    13.Kapitülasyonlar genişletilerek bütün devletlere verilecektir.

    14.Azınlık hakları artırılacak; azınlık haklarının garantisi için bir komisyon kurulacaktır.

    15.Osmanlı savaş tazminatı ödeyecektir.


    Antlaşmanın Önemi:

    1.Osmanlı Devleti sömürge durumuna getirildi

    2.İşgalciler şark meselesini hallettiklerine inandı

    3.Halkın direnme gücü kamçılandı

    4.Türk milleti İstanbul yönetimine ve İngilizlerle güvenilemeyeceğini bir defa daha anladı.

    5.Azınlıklar emellerine ulaştığını zannetti.
     



  7. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920)

    1.Ermeniler, Kars, Gümrü ve Sarıkamışı terk edecek.

    2.Aras Nehri ile Çıldır Gölü arası Türk-Ermeni sınırı olacak.

    3.Ermeniler TBMM aleyhine olan antlaşmaları tanımayacaktır.

    4.Göç ettirilmiş olan Ermeniler altı ay içinde Türkiyeye geri dönebilecektir.



    Ermeniler Kars civarından çekilince; Türkiye, Gürcülerle sınır komşusu oldu. Ardahanın bir kısmı, Artvin ve Batum Gürcülerin elindeydi. TBMMnin verdiği ültimatom (kesin uyarı) sonucunda 23 Şubat 1921de Gürcüler, Artvin, Ardahan ve Batumu terk etti (Batum Antlaşması).



    Gümrü Antlaşmasının Önemi:

    1.Mondros Mütarekesi ile belirlenen sınırlar ilk defa aşılmıştır.

    2.TBMMnin ilk askeri ve siyasi başarısı görüldü.

    3.Ermenistan TBMMyi antlaşma imzalayarak tanıyan ilk devlet oldu.

    4.Misak-ı Milli yönünde ilk adım atıldı.

    5.Sevr Antlaşmasına ilk darbe vuruldu.

    6.Doğu sınırının belirlenmesi yönünde ilk adım atıldı.

    7.Doğudaki güçleri batıya kaydırma imkânı oluştu.





    Güney Cephesinde Maraş ve Urfanın Kurtarılması,

    Antep Savunması

    Mondros Mütarekesinden sonra İngilizler, 9 Kasım 1918de İskenderunu, 17 Aralık 1918de Antepi, 22 Şubat 1919da Maraşı ve 24 Mart 1919da Urfayı işgal ettiler.

    Fransızlar ise Mersin, Adana, Hatay ve Osmaniyeyi işgal ettiler.

    İngilizler petrol bölgelerine karşılık Maraş (30 Ekim 1919), Urfa (30 Ekim 1919) ve Antepi (5 Kasım 1919) Fransızlara devrettiler.

    Fransızlar Suriye ve Mısırdan getirdikleri Ermenilere intikam alayları kurdurarak, Ermenileri bölgedeki Türklere karşı kullandılar. Ermeniler Çukurovada devlet kurmak istediklerinden dolayı Türklere karşı saldırıya geçtiler.



    Batı Anadoluda düşmana karşı seçilmiş gerilla güçleri savaş verirken; güney cephesinde kadın, çocuk, ihtiyar olmak üzere halk düşmana karşı topyekûn bir mücadeleye girmiştir.

    Sivas Kongresinde, güney cephesinin, gönderilecek subaylarca düzenlenip halkın düşmana karşı harekete geçirilmesi planlanmıştır.

    Fransızlar ile Türk halkı arasında ilk ciddi çarpışmalar, Sütçü İmamın harekete geçmesi ile Maraşta başlamıştır. Maraş halkı Fransızları 10 Şubat 1920de Maraştan atmayı başardı.

    11 Nisan 1920de ise Urfa halkı Fransızları memleketlerinden atmayı başardı.

    Şahin Bey mücadelesi ile ünlenen Antep ise bütün gayretlerine rağmen Fransızlara teslim olmak zorunda kaldı (Şubat 1921).

    TBMM daha sonraki yıllarda Maraşa kahraman; Urfaya şanlı; Antepe ise gazi unvanını vermiştir.

    Adanada ise mücadeleler 20 Ekim 1921de imzalanan Ankara Antlaşmasına kadar devam etti.

    Açıklama:

    Güney cephesi, Ankara Antlaşması ile kapanmış ve Adana ile Antep savaş yapılmadan Fransızlardan geri alınmıştır.





    Batı Cephesi Muharebeleri

    · Kurtuluş Savaşında Doğu ve Güney cephelerinin dışında asıl ve uzun savaşlar Yunanlılara karşı Batı Cephesinde yapıldı.

    · İzmiri işgal eden Yunanlılara karşı Batı Anadoluda cepheler oluşturuldu.

    · Düzenli ordunun kurulmasından sonra Yunan ordusuna karşı daha yoğun bir mücadele verildi.



    Çerkez Ethem Olayı

    · Birinci Dünya Savaşından sonra ordudan ayrılan Ethem Bey, Yunanlıların İzmiri işgal etmesi üzerine silahlı mücadeleye başladı.

    · Kendisini Salihli Cephesi Komutanı ilan etti.

    · Emri altındaki insanlara maaş bağladı.

    · Milli Mücadeleye ve TBMMye karşı çıkan isyanlarda büyük ölçüde Ethem Beyin birliklerinden faydalanıldı.

    · Fakat zamanla kendine duyduğu aşırı güven ve düzenli orduya katılmama tavrı bir soruna dönüştü.

    · Bağımsız hareket etmeye başlayan Ethem Bey, düzenli ordunun emrine girmedi.

    · Batı Cephesi komutanı olan İsmet Bey, askeri bir harekâtla Ethem Beyi ve birliklerini kontrol altına almaya çalıştı.

    · Taraflar arasında çatışmalar yaşandı.

    · Bir süre sonra Ethem Bey can güvenliği sebebiyle yurdu terk ederken, birlikleri de düzenli orduya katıldı.



    Yunanlıların Anadoluda İlerleme Sebepleri:

    1.Osmanlı ordusunun terhis edilmiş olması

    2.Cephede ilk dönemde disiplin olmaması

    3.İsyanlardan dolayı Anadoluda birliğin geç sağlanması

    4.İngilizlerin Yunanlılara yardım etmesi

    5.Mondros Mütarekesinin taşıdığı ağır maddelerden dolayı Osmanlı Devletinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirememesi



    Paris Konferansında, Türkiyenin mandaterliğinin hiç bir devlet tarafından alınmamasını savunan Fransa; Yunanistanın İzmiri terk etmesini de istiyordu.

    Dünya Müslümanlarından çekinen İngilizler, İstanbulu paylaşım planları içine almamıştır.

    Paris Konferansında Kürtlerin mandaterliğini İngilizler kabul etmiştir.



    Batı Anadoluda Yunanlılara karşı ilk mücadeleyi Kuva-yı Milliye birlikleri verdi. 1921 yılının başlarında oluşan düzenli ordu ise ilk savaşını Çerkez Etheme karşı vermek zorunda kaldı

    8.9 Temmuz 1920de Bursa işgal edilince meclis kürsüsüne siyah bir örtü çekildi. Bu örtü 6 Eylül 1922de kaldırılmıştır.



    Birinci İnönü Savaşı (6-10 Ocak 1921)

    Sebepleri:

    1.Demir yolu hattından dolayı Yunanlılar Eskişehiri ele geçirmek istiyordu.

    2.Yunanlılar, yardım alabilmek için, batılı devletlere güçlerini ispatlamak istiyordu.

    3.Yunanlılar Çerkez Ethemin isyanından faydalanmak istiyordu.

    4.Yunanlılar TBMMye Sevr Antlaşmasını kabul ettirmek istiyordu.



    İsmet İnönü komutasındaki düzenli ordu Yunanlıları durdurmayı başarmıştır.



    Birinci İnönü Zaferinin Önemi:

    1.Düzenli ordu ilk zaferini kazandı.

    2.İtilaf devletleri arasında anlaşmazlık yaşandı.

    3.İsmet İnönü tuğgeneral rütbesi aldı.

    4.TBMMnin içte ve dışta saygınlığı arttı.

    5.Çerkez Ethem isyanı bastırıldı.

    6.Afganistan ve SSCB ile dostluk anlaşması imzalandı.

    7.İstiklal Marşımız kabul edildi (12 Mart 1921).

    8.Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi.

    9.Halkın orduya ve TBMMye karşı güveni arttı.

    10.Asker toplama işi kolaylaştı.

    11.İstanbul hükümeti ve TBMM Londra Konferansına davet edildi.





    İstiklal Marşının Kabulü (12 Mart 1921)

    · 1920 yılında Erkân-ı Harbiye (Genel Kurmay Başkanlığı) tarafından ifade edildi.

    · 1921 yılı başında Maarif Vekâleti (Milli Eğitim Bakanlığı) Türk milletinin ruhuna uygun mili bir marş yarışması açtı.

    · Yarışamaya 724 şair başvurdu, ancak birinciliğe lâyık eser bulunamadı.

    · Para ödüllü olduğu için yarışmaya katılmayan Mehmet Akife, bir şiir yazması için teklif götürüldü. Ödül kaldırıldı.

    · Mehmet Akifin yazdığı şiir, 12 Mart 1921 tarihinde TBMMnde coşkuyla kabul edildi.

    · Birincilik ödülünü kabul etmeyen Mehmet Akif, parayı Dârülacezeye bağışlamıştır.





    Londra Konferansı (23 Şubat-12 Mart 1921)

    Sebepleri:

    1.Düzenli ordunun I. İnönü Savaşındaki başarısı.

    2.İtilaflar arasındaki anlaşmazlıklara çözüm aramak.

    3.Rusya ile TBMMnin yaklaşmaya başlaması.

    4.TBMMye Sevr Antlaşmasının kabul ettirilmek istenmesi.

    5.Yunan ordusuna zaman kazandırma düşüncesi.

    6.TBMMnin Gümrü başarısı.

    7.Güneyde Fransızlara karşı başarılı mücadeleler verilmesi.

    Konferansa İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Osmanlı Devleti ve TBMM katıldı.



    TBMMyi hukuken tanımak istemeyen İngilizler, TBMMyi konferansa direkt olarak davet etmeyip Londra Konferansına Türkiyeden öncelikle İstanbul hükümetini çağırmıştır. İngilizler, konferansta ikilik çıkarmak amacıyla ve TBMMye Sevr Antlaşmasını kabul ettirmek için İstanbul hükümetinden TBMM adına Mustafa Kemalin uygun göreceği bir temsilci getirmesini istemiştir.



    Mustafa Kemal, konferansa direkt olarak davet edilmedikçe TBMMnin katılamayacağını bildirince; TBMM de İtalya aracılığı ile konferansa direkt olarak davet edildi.



    Konferansa, TBMM adına Bekir Sami Bey; İstanbul hükümeti adına ise Tevfik Paşa katıldı. Konferansta Türk delegeleri arasında ikilik çıkarmak isteyen İtilaf Devletleri ilk konuşma hakkını Tevfik Paşaya verdiler. İtilaf devletlerinin oyununu bozmak isteyen Tevfik Paşa “Söz milletimin asıl temsilcilerinindir, sözün Anadolu Kuruluna verilmesini rica ederim der.



    TBMMnin Konferansa Katılma Sebepleri:

    1.Türklerin haklı davasını ve misak-ı millisini dünyaya duyurmak.

    2.İşgalcilerin “Türk milleti barışa yanaşmıyor tezini çürütmek.

    3.Yeni kurulan orduya zaman kazandırmak.

    4.TBMMyi hukuken tanıtmak.



    Konferansta işgalciler Türklere sürekli olarak Sevr Antlaşmasını kabul ettirmeye çalışmıştır. Sadece Sevr Antlaşmasında belirlenen asker sayısının bir miktar artırılabileceği söylenmiştir.



    Bekir Sami Bey, Fransa, İngiltere ve İtalya ile esir mübadelesine ve ekonomiye yönelik antlaşmalar imzalamıştır. Bekir Sami Bey, bu antlaşmalarda eşitlik ilkesini gözetmemiştir. İtalya ve Fransaya ekonomik tavizler verirken; İngilizlerle yaptığı esir mübadelesi antlaşmasına göre İngilizlerin sadece Maltadaki esirleri serbest bırakmasını; diğerlerini ise değişim dışı tutmasını kabul etmiştir. Bekir Sami Beyin yaptığı bu antlaşmaları TBMM eşitlik ilkesine uymadığı için kabul etmediği gibi; Bekir Sami Beyi de Dışişleri Bakanlığından almıştır. Bu antlaşmalar, TBMMnin antlaşma imzalanabilecek diplomatik saygınlığa ulaştığını göstermiştir.



    Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)

    Türk-Rus Yakınlaşmasının Sebepleri:

    1.TBMMnin Gümrü başarısı

    2.I. İnönü Zaferinin kazanılması

    3.TBMMnin güvenilir dost imajı vermesi

    4.SSCBnin dost arayışı

    5.TBMMnin İtilaf devletleri ile yaklaşıyor olması

    6.Boğazların açık halde oluşunun SSCByi kendi adına endişelendirmesi

    7.Güneyde Fransızlara karşı başarılar kazanılması

    8.Mustafa Kemalin diplomatik çabaları

    9.Her iki ülkenin de ortak düşmanının olması

    10.Rusyanın Anadolu mücadelesini kendi rejimine dönüştürmek istemesi



    Antlaşmanın Maddeleri:

    1.Liman hizmetlerinden Türkiyenin faydalanması şartıyla, Batum, Gürcistana bırakılacaktır.

    2.Ermeni ve Gürcüler ile yapılan antlaşmalar kabul edilecektir.

    3.Boğazların yönetimi, Türkiyenin egemenlik hakları korunmak şartıyla Karadenize kıyısı olan devletlerce düzenlenecektir.

    4.Birinin tanımadığı uluslararası antlaşmayı diğeri de tanımayacaktır.

    5.Osmanlı Devleti ile Rus Çarlığının yaptığı antlaşmalar geçersiz sayılacaktır.

    6.Artvin ve Ardahan TBMMde kalacaktır.

    7.Gerekli durumlarda karşılıklı yardımlaşılacaktır.



    Antlaşmanın Önemi:

    1.İlk defa Avrupalı bir devlet, antlaşma imzalayarak TBMMyi ve Misak-ı Milliyi tanıdı

    2.Rusya, Sevr Antlaşmasını geçersiz saydı

    3.Batumun Gürcistana bırakılması ile Misak-ı Milliden ilk taviz verildi

    4.Rusya kapitülasyonları kaldıran ilk devlet oldu

    5.TBMM ile SSCB arasında ilk antlaşma imzalandı

    6.Doğu cephesinin güvenliği pekiştirildi.

    7.TBMM diplomatik bir zafer elde etti.

    8.İşgalci devletlere karşı denge politikası izlenebilmesi için önemli bir koz elde edildi.

    9.İki devlet karşılıklı olarak birbirinin rejimini tanıdı.

    Not: Rusya ile ilişkiler Mayıs 1920de başlamıştır. Haziran 1920de ise Rusya Misak-ı Milliyi tanımıştır.



    İkinci İnönü Muharebesi (23 Mart-31 Mart 1921)

    Sebepleri:

    1.Londra Konferansında TBMMnin Sevr Antlaşmasını kabul etmemesi.

    2.Yunanlıların Eskişehiri ele geçirmek istemesi

    3.Yunanlıların güçlerini Avrupalı devletlere göstererek, onlardan yardım almak istemesi.

    İsmet Paşa komutasındaki Türk ordusu Yunanlıları ikinci defa durdurmayı başarmıştır.



    Mustafa Kemal, İsmet Paşaya çektiği telgrafta “Siz orada yalnız düşmanı değil; milletin makûs talihini de yendiniz“ demiştir.



    Zaferin Önemi:

    1.I. İnönü Zaferinin rastlantı olmadığı görüldü

    2.Ordunun taarruza hazır olmadığı görüldü

    Not: 8 Nisan 1921de Türk ordusu Aslıhanlarda karşı taarruza geçtiyse de başarılı olamadı.

    3.Cephenin güneyi de Refet Beleden alınarak İsmet Paşanın komutasına verildi.

    4.İtilaf bloğundaki ayrılık düşüncesi güçlendi.



    Eskişehir-Kütahya Muharebeleri (10-24 Temmuz 1921)

    Türk ordusunun daha fazla güçlenmeden imha edilmesi gerektiğine inanan Yunanlılar, 10 Temmuzda tekrar harekete geçmiştir. Zaferden emin olan Yunan kralı bu savaş öncesinde İzmire gelmiştir.



    Yunanlılar karşısında Türk ordusu tutunamayınca; Türk ordusunun yok olmasını önlemek isteyen Mustafa Kemal, İsmet Paşadan Türk ordusunu Sakaryanın doğusuna çekmesini istedi. Yunanlılar Sakaryanın doğusunu hem tam olarak bilmiyorlar; hem de Yunanlıların bu bölgeye ait savaş planları yoktu.



    Önemi:

    1.Türk ordusu Kurtuluş Savaşı esnasında ilk ve tek mağlubiyetini almıştır.

    2.Afyon, Kütahya ve Eskişehir, Yunanlıların eline geçmiştir.

    3.Mecliste tartışmalar başlamıştır.

    4.Fransızlar barış yapmaktan vazgeçti.



    Mustafa Kemalin Başkomutan Seçilmesi (5 Ağustos 1921)

    Kanunun Çıkarılma Sebebi:

    Olağan üstü durumdan dolayı kararların hızlı alınıp; hızlı uygulanması gerekiyordu.

    Mustafa Kemal, millî iradeye olan saygısından dolayı başkomutanlık yetkisini meclisten sadece üç aylık kısa bir süre için istemiştir. Başkomutanlık yetkisi daha sonradan, Büyük Taarruz öncesinde süresiz olmak üzere (20 Temmuz 1922), iki defa uzatıldıysa da Cumhuriyetin ilanı ile sona ermiştir.




    Tekâlif-İ Milliye Emirleri (7-8 Ağustos 1921)

    Kanunun Çıkarılış Sebebi:

    Türk ordusunun taarruz gücüne ulaşabilmesi için Türk milleti topyekûn seferber edilmek istenmiştir.

    Maddeleri:

    1.Her ilçede bir Tekâlif-i Milliye Komisyonu kurulacaktır.

    2.Kanunun uygulanması için İstiklal Mahkemeleri çalışacaktır

    3.Her aile bir giyimlik elbise; bir çift çorap; bir çift çarık verecektir.

    4.Bedeli sonradan ödenmek üzere; halk ve esnafın elinde bulunan yiyecek, giyecek gibi her türlü temel gereksinim maddeleri ve teknik araç gereçlerle ulaşım araç gereçlerinin %40ına el konulacaktır.

    5.Halk elinde bulunan ulaşım araçları ile her ay Milli Mücadele adına 100 kilometre taşıma yapacaktır.

    6.Gerekirse sahipsiz mallara el konulacaktır.

    7.Halk elinde bulunan silah ve cephanenin tümünü teslim edecektir.

    8.Gerektiğinde, zanaat erbabı orduya katılacaktır.


    Sakarya Meydan Savaşı (23 Ağustos-12 Eylül 1921)

    Yunanlılar, Ankaraya kadar ilerleyerek savaşı kesin olarak sonuçlandırmak için harekete geçmiştir.

    Yüz kilometrelik bir alana yayılmış olan Türk ordusu düşman karşısında dağılma emareleri gösterdiyse de; Mustafa Kemalin “Hattı müdafaa yoktur. Sathı müdafaa vardır. O satıh tüm vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz sözü Türk askerinin savunma azmini artırmıştır.



    10 Eylülden itibaren kendisini toparlayan Türk ordusu, Yunanlıları, durdurduğu gibi; Sakarya Nehrinin batısına atmayı da başarmıştır. Ordunun taarruz gücü olmadığı için savaşa devam etmemiştir.

    İngilizler, Yunanlılara zaman kazandırmak için ateşkes teklifinde bulundular:

    1.Savaş durdurulacak.

    2.İki tarafın kuvvetleri denetlenecek.

    3.Kuvvetler artırılmayacak.

    4.Askersiz ara bölge oluşturulacak.

    5.İtilaflar her iki tarafın askeri gücünü denetleyebilecek.



    Bağımsızlık olgusu ile bağdaşmayan bu ateşkes önerisi ilke olarak kabul edildiyse de; TBMM bu ateşkesin şartlarını bütün olarak kabul etmedi.



    TBMM ateşkesin tam olarak kabul edilebilmesi için Yunanlıların Anadoluyu terk etmesini istemiştir. Fakat asıl amaçları Yunanlılara zaman kazandırmak olan işgal devletleri bu öneriyi kabul etmemiştir.


    Sakarya Zaferinin Önemi:

    1.Türk ordusunun II. Viyana Bozgunundan beri devam eden geri çekilişi ve savunması sona erip; taarruz dönemi başladı.

    2.İtilaf bloğu dağıldı.

    3.İtalyanlar, Anadoluyu terk etti.

    4.Fransa ile TBMM arasında Ankara Antlaşması imzalandı

    5.İngiltere ile 22 Ekim 1921de TBMM esir mübadelesi antlaşması imzaladı

    6.Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ile TBMM arasında Kars Antlaşması imzalandı.

    7.2 Ocak 1922de TBMM ile Ukrayna arasında dostluk antlaşması imzalandı

    8.İngilizler, TBMMye ateşkes teklifinde bulundu.

    9.Yunanlıların taarruz gücü kırıldı.

    10.Mustafa Kemale gazilik unvanı ve mareşallik rütbesi verildi (19 Eylül 1921).

    11.Yunanlılar Doğu Trakya üzerinden İstanbula yapmak istedikleri saldırıdan vazgeçtiler.



    Kars Antlaşması (13 Ekim 1921)

    Sakarya Zaferi Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistanı Rusyanın da teşviki ile TBMM ile antlaşma imzalamaya yönlendirdi.

    TBMM ile üç Sovyet cumhuriyeti arasındaki antlaşma Türkiyenin doğu sınırına son halini verdi. (Türkiyenin Batumun liman hizmetlerinden faydalanma hakkı da sona erdi.)



    Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)

    Sebepleri:

    1.TBMMni Sakarya Zaferi kazanması.

    2.Fransızların Yunan zaferinden ümidini kesmesi

    3.İngilterenin Almanyaya yaklaşmaya başlaması

    4.Türklerin her türlü bölücü harekete karşı olması ve bu tür pürüzleri gidermek için mücadeleyi göze alması

    Açıklama:

    Fransa ile TBMM arasında Eskişehir-Kütahya Savaşlarından önce barış görüşmeleri başlamış; fakat Türk ordusunun bu savaştaki başarısızlığı Fransızları ümitlendirmiş ve Fransızlar Yunanistan ile Türkler arasındaki mücadelenin kesin sonucunu beklemeye başlamıştır.



    Antlaşmanın İçeriği:

    1.Fransa işgali altında bulunan Adana ve Antepi terk edecektir.

    2.Hatay ve İskenderun Fransanın mandaterliği altında bulunan Suriyede kalacaktır.

    3.Fransa Hatayın nüfusuna ve kültürüne müdahale etmeyecektir.

    4.Fransa bölgeden çekilmek zorunda kalırsa; Hatay ve civarını Suriyeye bırakmayacaktır.

    Açıklama:

    Bu madde Mustafa Kemalin ileri görüşlülüğünü gösterir. Çünkü Fransa 1936da bölgeyi terk edecek ve bölgedeki statünün yeniden belirlenmesi gerekecektir.



    Önemi:

    1.Güney cephesi kapanmıştır.

    2.Misak-ı milliden taviz verilmiştir.

    3.Dış politikada başarılı ve sözü geçer olmanın şartının iç politikada da başarılı olmaktan geçtiği görülmüştür.

    4.Güney sınırı ilk haliyle çizilmiştir.

    5.İtilaf bloğu parçalanmıştır.

    6.Adana ve Antep kurtarıldı.

    7.Hatay, Misak-ı Milli sınırlarının dışında kaldı.

    8.Güneydeki Ermeni sorunu kapandı.



    Büyük Taarruz (26 Ağustos 1922)

    Taarruz İçin Yapılan Hazırlıklar:

    1.Mustafa Kemalin başkomutanlık süresi uzatıldı.

    2.Rusyadan ve bazı doğulu ülkelerden yardım sağlandı.

    3.Doğu ve güney cephesinde tam güvenlik sağlandı.

    4.İstanbuldan silah ve cephane kaçırıldı.

    5.Kamuoyu oluşturmak için Avrupaya diplomatlar gönderildi.

    6.Fransa ve İtalyanın bıraktığı silahlar toplandı.

    7.Fransa ve İtalyadan silah satın alındı.

    8.Tekâlif-i Milliye emirleri uygulandı.

    9.Ordu yoğun bir eğitime tabi tutuldu.

    · Türk ordusu, 26 Ağustos 1922de taarruza geçti.



    Başkomutan Meydan Muharebesi ve Anadolunun Düşmandan Temizlenmesi

    · 30 Ağustos 1922de ise Dumlupınarda Yunan ordusu ile Türk ordusu arasında Başkomutan Meydan Muharebesi oldu.

    · Başkomutan Meydan Muharebesinde Türk ordusu karşısında mağlup olan Yunan ordusu batı yönünde kaçmaya başladı.

    · Mustafa Kemal, Türk ordusunun bu zaferi üzerine Yunanlıların ülkeden tamamen atılması için orduya “Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir İleri! emrini verdi.

    · 9 Eylülde Yunanlılar, İzmirden atılırken son Yunan kalıntıları ise 18 Eylülde Kapıdağ Yarımadasından atıldı.

    · Türk ordusu, 18 Eylülden itibaren Marmaraya yönelince; İngilizler ile karşı karşıya geldi. İngilizler bu durum karşısında TBMMye ateşkes teklifinde bulundular. İngilizler Türk ordusu Marmaraya girdiği takdirde Türk ordusuna karşı savaşabileceklerini bildirdiler.

    · SSCB kozunu İngilizlere karşı çok iyi kullanan Mustafa Kemal ise Doğu Rumeli, Yunanlılar tarafından boşaltılmadığı takdirde Türk ordusunun savaşa devam edeceğini bildirdi. İngilizler, Yunanlıların Doğu Rumeliyi boşaltması şartını kabul ederek mütareke yapılmasın istediler.



    Büyük Taarruzun Önemi:

    1.Yunanlılar Anadoludan atıldı.

    2.TBMM eşit devletler konumuna geldi.

    3.İngilizler ile Türk ordusunun savaşma ihtimali oluştu.

    4.Mudanya Mütarekesine zemin oluştu.

    5.Yunan başkomutanı esir alındı.



    Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922)

    Sebepleri:

    1.Yunanlıların kesin olarak mağlup olması

    2.İngilterenin politik yalnızlığa düşmesi.

    3.İngiliz dominyonlarının bıkkınlık göstermesi.

    4.Lloyd George hükümetinin sert eleştirilere maruz kalması

    5.Mustafa Kemalin SSCB ile yardımlaşma manevralarına girmesi.

    TBMM, İngiltere, Fransa, İtalyanın doğrudan katıldığı ve Yunanlıların Mudanya açıklarından bir gemiden dolaylı olarak takip ettiği Mudanya Mütarekesi görüşmeleri 3 Ekim 1922de başladı.



    Ateşkesin Şartları

    1.Yunanlılar, Doğu Trakyayı 15 gün içinde Meriçe kadar boşaltacak; bölgede Türk yönetimi 30 gün sonra başlayacaktır.

    2.İstanbul ve çevresinin yönetimi TBMMye bırakılacaktır.

    3.Türk ordusu barış imzalanana kadar; Çanakkale ve Kocaeli Yarımadasında belirlenen çizgide duracaktır.

    4.Türkiye barış imzalanana kadar Doğu Trakyada 8000 jandarmadan daha fazla güç bulundurmayacaktır.

    5.Boğazların durumu yapılacak olan antlaşma ile belirlenecektir.



    Ateşkesin Önemi:

    1.Savaşın silahlı mücadele dönemi sona erip; diplomatik mücadele dönemi başladı.

    2.Lloyd George hükümeti istifa etti.

    3.İsmet Paşa diplomatik başarısını ispat etti.

    4.Doğu Trakya savaş yapılmadan kurtarıldı.

    5.Osmanlı yönetimi mütarekeye çağrılmamakla ve İstanbul ve çevresinin yönetimi TBMMye bırakılmakla Osmanlı Devletinin hukuken sona erdiği kabul edildi.

    6.İngiltere TBMMnin meşruluğunu tanıdı.



    Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

    Sebepleri:

    1.İstanbul hükümeti de İtilaf devletleri tarafından Lozan Görüşmelerine çağrıldı. Bu durum, TBMM ile İstanbul hükümeti arasında ikilik oluşturabilirdi.

    2.Saltanatın milli egemenlik ilkesine aykırı olması.

    3.Bazı çevrelerin hâlâ saltanat yönetimini istemesi



    Saltanatın Kaldırılmasının Önemi:

    1.Lozanda ikilik çıkması önlendi.

    2.Milli egemenlik ilkesi güçlendirildi.

    3.Osmanlıların siyasi varlığı sona erdi.

    4.Devlet başkanı sorunu ortaya çıktı.

    5.Siyasi yetki ile dini yetkinin birbirinden ayrılması ile laiklik yönünde ilk adım atılmış oldu.




    Lozan Konferansı (24 Temmuz 1923)

    Mustafa Kemal; Yunanlıların İzmirde yaptığı tahribatın görülerek, Yunanistandan daha fazla savaş tazminatı alınması ve görüşmeleri daha yakından takip edebilmek için barış görüşmelerinin İzmirde olmasını istemiştir. Görüşmelerin tarafsız bir ülkede olmasını isteyen Avrupalı devletler ise görüşmelerin İsviçrenin Lozan kentinde olmasına karar vermiştir.



    Rauf Orbay, Bakanlar Kurulu başkanı olduğu için görüşmelere katılmak istemiş; fakat görüşmelere Mondros Mütarekesini imzalayan bir kişinin gidemeyeceğini savunan Mustafa Kemal; barış görüşmelerine İsmet Paşanın gitmesini uygun bulmuştur.

    Görüşmelere TBMM adına baş delege olarak İsmet İnönü, Rıza Nur ve Hasan Saka katılmıştır.

    Mustafa Kemal, TBMM delegelerinden; barış görüşmeleri esnasında kapitülasyonlar ve Ermeni meselesi hakkında taviz verilmemesini istemiştir.



    Görüşmelere Katılan Devletler:

    Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Japonya, Romanya, Yugoslavya.

    Sovyet Rusya, Bulgaristan (Boğazlar konusunda katıldı.)



    Görüşülen Konular:

    · Türk-Yunan barışının esasları

    · Türkiyenin tanınması.

    · Kapitülasyonların tanınması.

    · Azınlıkların durumu.

    · Dış borçlar ve ödeme şartları.

    · Türkiyenin Irak, Suriye ve Batı sınırları



    Lozanda barış görüşmeleri 20 Kasım 1922de başladı. Borçlar, Irak sınırı, kapitülasyonlar, Boğazlar ve İstanbulun boşaltılması meselesinden dolayı görüşmeler 4 Şubat 1923de kesildi.



    Yahudi cemaati lideri Haim Naim Efendinin arabuluculuğu sonucunda görüşmeler 23 Nisan 1923de tekrar başlayıp, 24 Temmuz 1923de sonuçlandı.



    Lozan Antlaşmasının Maddeleri:

    Sınırlar:

    1.Doğu Sınırı: Kars Antlaşması ile belirlenen sınır ölçü alındı.

    2.Irak Sınırı: Musul petrol bölgesini Türkiyeye bırakmak istemeyen İngiltere Irak sınırının çizilmesinde sorun çıkardı. Görüşmelerde vakit kaybedilmek istenmediğinden dolayı, Irak sınırı meselesinin, Lozan Görüşmelerinden sonra Türkiye ile İngiltere arasındaki ikili görüşmelerle halledilmesi kararlaştırıldı.

    Açıklama: Irak sınırının çizilmesi, Lozanda çözüme kavuşturulamayan tek meseledir.



    3.Suriye Sınırı: Ankara Antlaşması ile belirlenen sınır ölçü alındı.



    Oniki Ada: İtalyaya bırakıldı.



    Ege Adaları: Bozcaada ve Gökçeada dışındaki diğer adaların Yunanistana, silahlandırmamak şartıyla bırakılmasına karar verildi.



    Boğazlar: Boğazlar başkanlığını Türk delegenin yapacağı şekilde bir komisyon tarafından yönetilecektir. Bu komisyon milletler cemiyeti tarafından denetlenecek ve statü milletler cemiyetinin garantisinde olacaktır. Boğazlardan serbest geçiş olacaktır. Ticaret gemilerinin geçişi serbest olacak; fakat savaş gemileri tonaja tabi tutulacaktır. Türk askeri olağanüstü durumlar hariç boğazlar bölgesinin 20 km gerisinde duracaktır.

    Açıklama: Türkiye açısından Lozan Antlaşmasının en sakat maddesi boğazlarla ilgili maddesi olmuştur. Bu madde adeta Türkiyeyi mağlup durumuna düşürerek, Türkiyenin egemenlik haklarını kısıtlamıştır.



    İstanbulun Boşaltılması: Antlaşmanın imzalanma-sından 6 hafta sonra İstanbul boşaltılacaktır.

    Açıklama: İşgalciler 2 Ekim 1923de İstanbulu terk etti.



    Kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye:

    Kapitülasyonlar ve Düyun-ı Umumiye kaldırıldı.



    Borçlar: Osmanlının en fazla Fransaya borcu olduğundan dolayı, borçlar en fazla Fransa ile tartışıldı. Borçların Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlıdan ayrılan devletlerle TBMM arasında paylaştırılarak ödenmesine ve TBMMnin üzerine düşen borcu taksitler halinde ödemesine karar verildi.



    Ermeni Meselesi: Kapandı.



    Azınlıklar: TBMM, azınlıklar bahane edilerek iç işlerine karışılmaması için bütün azınlıkları Türk vatandaşı kabul etti. İstanbuldaki Rumlar ile Batı Trakyadaki Türkler hariç; diğer azınlıkların ve dışarıdaki Türklerin ülkelerine dönebileceği kabul edildi.



    Yabancı Okullar: Yabancı okulları iç meselesi sayan TBMM, Lozan görüşmelerinde yabancı okulları tartışma konusu yaptırmadı.



    Savaş Tazminatı: Yunanistan, Karaağaç bölgesini savaş tazminatı olarak Türkiyeye verecektir.

    Açıklama: Bu madde, Trakyanın Birinci Dünya Savaşı öncesindeki sınırını değiştirmiştir.



    Patrikhane: Patrikhane İstanbulda kalacaktır. Patrik seçimini, başka devletleri iç işlerine karıştırmak istemeyen Türkiye yapacaktır. Türkiye, Ortodoks din adamlarının belirlediği üç adaydan birini patrik olarak tayin edecektir. Patriğin siyasal yetkileri olmayacaktır.



    Kıbrıs: İngiltere kendi toprağı saydığı Kıbrısı görüşmeler esnasında tartışma konusu yaptırmadı.



    Lozan Antlaşmasının Önemi:

    1.Türkiye Devleti tanındı.

    2.Osmanlı devletinin sona erdiği kabul edildi.

    3.Türk devletinin tam bağımsızlığı kabul edildi.

    4.Osmanlının bıraktığı asırlık sorunlar kapandı.

    5.Devrimler için ortam hazırlandı.

    6.Sevr Antlaşması yürürlükten kalktı.

    7.Sömürge altında yaşayan milletlere örnek oldu.

    Lozan Antlaşmasının Eleştirilen Yönleri:

    1.Batı Trakya ve Ege Adalarının geri alınamaması

    2.Patrikhanenin İstanbulda kalması

    3.Musulun alınamaması

    4.Boğazların statüsü
     



  8. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM CUMHURİYET DÖNEMİ


    Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)

    · TBMMnin açılması ile cumhuriyete dayalı bir devlet kurulmuş fakat ortamın müsait olmamasından dolayı kurulan sistemin adı açıkça söylenememiştir.

    · İtilaf Devletlerinin İstanbulu boşaltması ile devlet merkezinin neresi olacağı sorunu ortaya çıkmış; 13 Ekim 1923de Ankaranın başkent ilan edilmesi ile bu sorun ortadan kalkmıştır.

    · Ekim 1923de Meclis Başkanı Yardımcısı ve İçişleri Bakanı seçilmesi gerekiyor, fakat meclis bu seçim işinde anlaşma sağlayamıyordu.

    · Meclisin çalışamaz hale gelmesi ise hükümet bunalımını oluşturdu. Bunun üzerine Ali Fethi Okyar hükümeti istifa etti (27 Ekim).

    · Yeni hükümetin kurulması konusunda da problemler çıktı. Bu aksaklıklar meclis hükümeti sisteminden kaynaklanıyordu. Bu sisteme göre bakanlar, meclisten tek tek seçiliyordu.

    · Mustafa Kemal, mecliste oluşan bunalımın rejimden kaynaklandığını ve bu bunalımın kabine sistemi ile aşılacağını belirterek cumhuriyetin ilan edilmesine karar verdi.

    · Kabine sistemine göre meclis, Cumhurbaşkanını seçecek, Cumhurbaşkanı Başbakanı tayin edecek; Başbakan da meclisten uyumlu çalışabileceği kişileri Bakan olarak belirleyerek kabineyi kuracaktır.

    · Mustafa Kemal, ilk Cumhurbaşkanı,

    · İsmet İnönü ilk Başbakan,

    · Ali Fethi Okyar ilk Meclis Başkanı oldu.



    Cumhuriyetin İlanının Önemi:

    1.Rejimin ve devletin adı belli oldu.

    2.Devlet başkanlığı sorunu çözüldü.

    3.Kabine sistemine geçildi.

    4.1921 Anayasasında ilk önemli değişiklik yapıldı.

    5.Daha uyumlu ve yürütmeyi aksatmayacak hükümetlerin oluşması için zemin hazırlandı.

    6.Meclis başkanlığı ile hükümet başkanlığı birbirinden ayrıldı.

    Not: Yasama ve yürütme görevlerinin TBMMnin açıldığı zaman TBMMye verilmesi cumhuriyet sisteminin oluşacağının habercisiydi.



    Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

    Sebepleri:

    1.Halife Abdülmecitin TBMMnin belirlediği kurallara uymaması.

    2.Halifeliğin laiklikle bağdaşmaması.

    3.Halifeliğin cumhuriyet rejimi ile çelişki içinde olması

    4.Halifelik makamının cumhuriyet karşıtları için sığınak haline gelmesi.

    5.Halifelik makamının yapılacak inkılâplar için engel görülmesi.

    6.İslam ülkelerinde sömürgeleri olan Avrupalı devletlerin halifeliği temsil eden Türkiyeyi kendileri için potansiyel tehlike olarak görmesinin Türkiyenin dışişlerini olumsuz etkilemesi.



    Halifeliğin Kaldırıldığı Gün;

    1.Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.

    2.Şeriyye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu.

    3.Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığının yetkilerini bünyesinde bulunduran Erkan-ı Harbiye Vekâleti kaldırılarak; yerine Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı oluşturuldu. Böylece askeri yetki ile siyasi yetki birbirinden ayrılmış oldu.

    Açıklama: 19 Aralık 1924de komutanlık ile milletvekilliği birbirinden ayrıldı. Olağanüstü durumdan dolayı Kurtuluş Savaşı yıllarında komutanlardan bir kısmı aynı zamanda milletvekiliydi.



    4.Osmanlı hanedanı mensuplarının yurt dışına çıkarılmasına karar verildi.

    Açıklama: 1921 Anayasası şerî hükümlerin yürürlüğünü TBMMye vermekle halifeliği yetkisiz ve sembolik duruma getirmiştir.



    Halifeliğin Kaldırılmasının Önemi:

    1.Laikliğe geçişin en önemli aşması oldu.

    2.Cumhuriyetin karakteri tam olarak belli oldu.

    3.Ümmetçilik en önemli dayanağını kaybetti.

    4.Ulusal egemenlik pekiştirildi.

    5.İnkılâp süreci hızlandı

    6.Dış ilişkilere yönelik soğukluk ortadan kalktı.

    7.Ümmetçilikten milliyetçiliğe geçişte önemli bir adım daha atıldı.



    Partiler ve Çok Partili Döneme Geçiş Denemeleri

    · 23 Nisan 1920de açılan ilk TBMMde siyasi partiler yoktur. Bütün vekiller Misak-ı Milliyi gerçekleştirme fikri etrafında birleşmişti.

    · İlk anayasa hazırlanırken; mecliste Tesanüt, İstiklal, Islahat ve Halk Zümresi gibi gruplar oluştu. Mustafa Kemal bu zor durumun aşılabilmesi için meclis de 1. Grup da denilen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubunu kurdu.

    · Mustafa Kemal, yapacağı işleri bu grupla beraber yapmaya çalıştı. Bu grubun karşısında olanların tümüne birden 2. Grup ya da Muhafaza-i Mukaddesat Grubu dendi.

    · Lozan görüşmelerinin olduğu dönemde, devletin yönetim şekli ve barıştan sonra izlenecek iç siyaset konusunda mecliste görüş ayrılıkları ortaya çıktı. Bu durum karşısında meclis, 1 Nisan 1923de seçimlerin yeniden yapılarak meclisin yenilenmesi kararını alarak dağıldı.

    · Mustafa Kemal yeni meclis için yapılan seçimlere inkılâpçı kişilerin aday olmasını sağladı.

    · Seçimler, 23 Nisan 1923de yapıldı ve II. Meclis 11 Ağustos 1923de çalışmaya başladı. Lozan Antlaşmasının onaylanması, Ankaranın başkent ilan edilmesi ve cumhuriyetin ilan edilmesi gibi birçok iş II. Meclis tarafından yapıldı.

    · 1923.1927 arasındaki büyük inkılâpları yaptığından dolayı II. Meclise inkılâpçı meclis de denilir.



    Cumhuriyet Halk Fırkası

    · Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu, 9 Eylül 1923de Halk Fırkasına dönüştü. Mustafa Kemal, gerçekleştirmeyi düşündüğü inkılâpları parti programına koymuş ve bu partiyi her hangi bir toplumsal sınıfın değil; bütün halkın partisi yapmaya çalışmıştır. Mustafa Kemal bu şekilde inkılâpları halka mal etmek istiyordu.

    · Halk Fırkası, 1924de Cumhuriyet Halk Fırkası (CHF);

    · 1935de ise Cumhuriyet Halk Partisi adını almıştır. Bu partinin başkanlığını ve cumhurbaşkanlığını 1938e kadar Mustafa Kemal yürüttü.

    · 1938 ile 1950 arasında İsmet İnönü, CHPnin başkanlığını yürüttü. Parti, 1980de kapatıldı.

    · CHF, devletçilik ilkesini benimsemiş olmasından dolayı kendisinden sonra kurulan partilerden ayrılır.

    Açıklama:

    · Halkın istek ve şikâyetlerinin meclise daha iyi yansıması için çok partili hayat denendi. Fakat gerek halk buna hazır olmadığından gerekse inkılâplar tam olarak oturmadığından dolayı çok partili hayatın uygulanması sonraya bırakıldı.

    · Tek Parti Sistemi, hükümetin denetlenmesini ve eleştirilmesini güçlendirmekteydi.



    Terakkiperver (İlerici) Cumhuriyet Fırkası

    · Milletvekilleri arasında saltanatın kaldırılması, halifeliğin kaldırılması ve cumhuriyetin ilanı sonucunda görüş ayrılıkları ortaya çıktı.

    · Halk Fırkası içinde en fazla karşı çıkılan konular devletçilik ve inkılâpçılık oldu.

    · Görüş ayrılıklarının giderek artması sonucunda CHFden ayrılan milletvekilleri ile ordudaki görevlerinden ayrılan milletvekilleri, 17 Kasım 1924de Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurdular.

    · Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy ve Adnan Adıvar partinin ileri gelenleridir.

    · TCF, devletçilik ile inkılâpların hızlı ve köktenci olmasına karşıydı.

    · Ekonomide liberalizmi benimsiyordu.

    · Partinin dini inançlara saygılı olduğunu slogan haline getirmesi, eski düzeni isteyenleri bu partide topladı.

    · TCF, Şeyh Sait İsyanı sonucunda Bakanlar Kurulu kararıyla kapatıldı.

    Açıklama:

    · TCF ilk muhalefet partisidir.

    · Rejimin yeniliğinden dolayı bu partinin kurulması aceleciliktir.



    Şeyh Sait Ayaklanması

    Sebepleri:

    1.Yenilik hareketlerinin istenmemesi.

    2.Toprak ağalarının yeni devleti çıkarlarına uygun bulmaması.

    3.Musulu Türkiyeye vermek istemeyen İngilterenin Irak ile Türkiye arasına tampon vazifesi görecek olan Kürt Devleti kurdurmak istemesi.

    4.Doğu Anadolunun yıllarca ihmal edilmiş olması.

    5.TCFnin inkılâplara karşı çıkanlarca ümit verici tutumu



    · 13 Şubat 1925de Diyarbakırda başlayan isyan Genç, Erzurum, Elazığ, Muş ve Bitliste etkili oldu.

    · Bu bunalımlı dönemde Ali Fethi Okyar hükümeti istifa etti.

    · Yeni hükümeti oluşturan İsmet İnönü isyana karşı şu önlemleri aldı:

    1.Bölgede sıkıyönetim ilan edildi.

    2.Bölgeye ordu sevk edildi.

    3.Hıyanet-i Vataniye Kanununu tamamlar nitelikte olan ve rejimin tartışılmasını yasaklayan Takrir-i Sükûn Kanunu ilan edildi. (4 Mart 1925den 2 Mart 1927ye kadar yürürlükte kalan bu kanun inkılâpların kabul edilmesini kolaylaştırdı.)

    4.İstiklal Mahkemeleri yeniden kuruldu.

    İsyan 15 Nisan 1925de tamamen bastırıldı ve suçlular cezalandırıldı.



    Şeyh Sait İsyanının Sonuçları:

    1.İstiklal Mahkemeleri tekrar kuruldu.

    2.Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarıldı.

    3.TCF kapatıldı.

    4.İlk çok partili hayat denemesi başarısız sonuçlandı.

    5.Musul meselesi İngiltere lehine sonuçlandı.

    6.Devrimler konusunda dikkatli olunması gerektiği görüldü.

    Not: Bu isyan laikliğe ve devrimlere karşı oluşan ilk ciddi isyandır.



    Mustafa Kemale Suikast Girişimi (16 Haziran 1926)

    Sebepleri:

    1.Bazı grupların Mustafa Kemali ortadan kaldırarak amacına ulaşmak istemesi.

    2.Rejimi değiştirmek isteyen çevrelerin düşünceleri.

    Bu girişimden Giritli Şevki denilen kayıkçı sayesinde devletin haberi oldu ve suikast gerçekleşmedi.



    Önemi:

    1.İttihatçılar tamamen tasfiye edildi.

    2.Muhalifler sindirildi.

    3.TCFnin kapatılması haklılığı daha iyi anlaşıldı.

    4.Mustafa Kemal “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır diyerek Türkiye Cumhuriyetinin varlığının devamının kendi sağlığına bağlı olmadığını; bu devletin sağlam temeller üzerine bina edildiğini vurgulamıştır.





    Serbest Cumhuriyet Fırkası (12 Ağustos 1930)

    Kurulma Sebepleri:

    1.1929da meydana gelen dünya ekonomik bunalımının Türkiyeyi de olumsuz etkilemesinden dolayı mecliste bunalımlar meydana gelmiştir. Mustafa Kemal bu bunalımın yeni bir partinin kurulması ile aşılacağına inanmaktadır.

    2.Meclise demokrasinin gereği olan çok sesliliği getirmek.

    3.Ülkenin çok partili hayata hazır hale geldiğinin tahmin edilmesi.

    · Mustafa Kemal, arkadaşı olan Ali Fethi Okyara Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurdurmuştur.

    · Serbest Cumhuriyet Fırkası ekonomide devletçilik yerine liberal ekonomiyi savunmuştur.

    · Parti inkılâplar ve Mustafa Kemale saygılıydı.

    · Mustafa Kemal, başkanı olduğu CHF ile SCF arasında tarafsız olacağına dair, Ali Fethi Okyara söz vermiştir.

    · Bir kaç ay sonra eski sistemi savunanların SCFde toplanması Ali Fethi Okyarı kuşkulandırdığı için; Ali Fethi Okyar, 17 Kasım 1930da SCFyi kapattı.



    Menemen Olayı (23 Aralık 1930)

    · Derviş Mehmet denilen bir isyancı, Menemen halkını isyana çağırdı.

    · İsyanı önlemeye çalışan asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay, isyancılar tarafından öldürüldü.

    · Bölgeye gelen askeri birlikler isyanı bastırdı.



    Önemi:

    1.Çok partili hayat için ortam oluşmadığı görüldü.

    2.Rejimin yerleşmesi için daha dikkatli olunması gerektiği görüldü.

    3.SCFnin kendi kendini kapatmasının haklılığı anlaşıldı.

    Not: İnkılâpların yerleşmesi için 1945 yılına kadar bir daha çok partili hayat denenmedi.





    Demokrat Parti (1946)

    Kuruluş Sebepleri:

    1.CHPde parti içi muhalefetin artması.

    2.II. Dünya Savaşını demokrat devletlerin kazanması.

    3.Türkiyenin çok partili hayata hazır hale gelmesi.

    · Demokrat Parti, CHPden ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan öncülüğünde kuruldu.

    · 1946 yılında yapılan seçimleri, açık oy gizli tasnif esasına göre olduğundan dolayı, CHP kazandı.

    · 1950 seçimlerini, gizli oy açık tasnif esasına göre, DP ezici bir çoğunlukla kazandı ve ilk defa Türkiyede CHP dışında başka bir parti yönetime geldi.

    · DP iktidarı 27 Mayıs 1960 askeri darbesine kadar devam etti.

    · 17 Eylül 1961de devrin başbakanı Adnan Menderes idam edildi.





    İnkılâbın Gelişimi,

    Devlet ve Toplum Kurumlarının Laikleşmesi

    Osmanlı Devletinde Hukuk

    Osmanlı Hukukunun Özellikleri:

    1.Şerî ve örfî olmak üzere ikiye ayrılır.

    2.Din, mezhep farkları ve kapitülasyonlar mezhep birliğini engellemiştir.

    3.Tanzimat döneminden itibaren batı hukuku taklit edilmeye başladı.

    4.Kadın hakları kısıtlıdır.

    5.Mahkemelerde tek yargıç vardır.

    6.Avukatlık, son döneme kadar yoktur.

    7.Laik değildir.



    Türk Medeni Kanunun Kabulü (17 Şubat 1926)

    Sebepleri:

    1.Osmanlının son döneminde hazırlanmış olan Mecellenin halkın medeni hukuka dair ihtiyaçlarını tam karşılayamaması.

    2.Mecellenin sadece Hanefi mezhebini ölçü alması.

    3.Bütün vatandaşlarını eşit kabul eden Türkiye Cumhuriyetinin yapısına Osmanlı zamanından kalan hukukun uymaması.

    4.Hazırlayanlar; Mecellenin, değişen şartlara göre değişebileceğini belirttiyse de; değişen şartlara göre değiştirilmemesi.



    İsviçre Medeni Kanununun Türk Medeni Kanunu Olarak Kabul Edilmesinin Sebepleri:

    1.Mevcut kanunların en yenisi olması

    2.Demokratik olması.

    3.Akılcı ve pratik olması.

    4.Kadın ve erkek eşitliğine uygun olması.



    Medeni Kanunun Getirdiği Yenilikler:

    1.Hukuk birliği ve düzeni sağlandı.

    2.Vatandaşlar arasında hak ve ödevler bakımından eşitlik sağlandı.

    3.Mirasta kadın erkek eşitliği sağlandı.

    4.Toplumsal alanda kadın erkek eşitliği sağlandı.

    5.Hukukta din ve mezhep farkı kaldırıldı.

    6.Patrikhanenin din işleri dışındaki yetkileri kaldırıldı.

    7.Boşanma hakkı kadına da erildi.

    8.Boşanma durumunda kadın ve çocukların hakları güvence altına alındı.

    9.Patrikhane ve konsoloslukların mahkeme kurma hakkı ellerinden alındı.

    10.Hukuk düzeni laikleşti.

    11.Modern Türk ailesi oluştu.

    12.Aile hayatında eşitlik sağlandı.

    13.Kadına meslek seçme özgürlüğü verildi.

    14.Lozan Antlaşmasının 48nci maddesine göre azınlıklar kendi medeni meselelerini kendi mahkemelerinde halledecekti. Medeni kanunun kabulü ile azınlıkların bu hakkı kaldırıldı.

    15.Azınlıkların hukuk özerkliği kesin olarak bitti.

    16.Millet bilincinin oluşması için önemli bir adım atıldı.

    17.Kadın ve erkek için tek eşle evlilik benimsendi.

    18.Evlenme devlet kontrolüne alındı.



    Açıklamalar:

    1.Kapitülasyonlar, yabancı uyruklu kişilerin Osmanlı hukukuna uymasını engelliyordu.

    2.Medeni Kanun kadınlara siyasal haklar vermemiştir.

    3.Devlet yapısının laikleşmesi 1928de tamamlandı.

    4.1922.1928 arası laikleşmenin hızlı olduğu dönemdir.

    5.1923.1933 çağdaşlaşmanın hızlı olduğu dönemdir.



    Din-Devlet ilişkisi ve Laikliğin Aşamaları

    1.Saltanatın kaldırılması

    2.Halifeliğin kaldırılması

    3.Şeriyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması.

    4.Tevhid-i Tedrisat Kanununun çıkarılması.

    5.Tekke, zaviye, dergâh ve türbelerin kapatılması.

    6.Kılık kıyafet devrimi

    7.Medeni Hukukun kabulü

    8.Anayasadan “devletin dini İslâmdır maddesinin çıkarılması.

    9.1937de Laikliğin anayasaya alınması.

    Not: Hukukta laikliğin benimsenmesi; Avrupalıların, ülkemizde yaşayan Hıristiyanların haklarını bahane ederek, iç işlerimize karışmasını önledi.





    Eğitim ve Kültür Alanında İnkılâp Hareketleri

    Eğitim Alanında Yapılan İnkılâpların Sebepleri:

    1.Eğitimi çağdaşlaştırmak.

    2.Milli demokratik ve laik bir toplum oluşturmak.

    3.Eğitimi birleştirmek.

    4.Eğitimdeki ikilik ve karışıklığı önlemek.

    5.Cumhuriyet rejimini güçlendirecek eğitim sistemini oluşturmak.

    6.Kültür ikiliği ve çatışmasını önlemek.



    Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)

    1.Eğitim ve öğretimde birlik sağlandı.

    2.Bütün okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı.

    3.Eğitim devletçi, milliyetçi ve laik bir karakter kazandı.

    4.Azınlık okullarının zararlı faaliyetleri durduruldu.

    5.Yabancı okullara Türkçe dersleri kondu.

    6.Medreseler kapatıldı.

    7.İlköğretim zorunlu ve parasız duruma getirildi.

    8.Eğitimde eşitlik sağlandı.



    Medreselerin Kapatılmasının Sebepleri:

    1.Yeni rejim karşıtlarının yetişmesini önlemek

    2.Kültür ikiliğini önemek

    3.Din bilginine pek ihtiyaç olmaması

    4.Medreselerin çağa ayak uyduramaması

    Din adamı ihtiyacını karşılamak için İmam Hatip Liseleri ve İlahiyat Fakülteleri açılmıştır.

    2 Mart 1926da Maarif Teşkilatı Kanunu çıkarıldı.



    Türk Harflerinin Kabulü (1 Kasım 1928)

    Sebepleri:

    1.Arap harflerinin okuma ve yazmayı zorlaştırması.

    2.Avrupa ile ilişkilerin kolaylaştırılmak istenmesi

    3.Halkı çağdaşlaştırmak

    4.Türkçeyi yeniden canlandırmak

    5.Okuma yazma oranını artırmak

    6.Arap alfabesinin Türkçenin yapısına uymaması.

    Not:1928 yılında Millet Mektepleri açılarak eğitim seferberliği başlatılmıştır. Mustafa Kemal bu mekteplerde 24 Kasım 1928de ders verdiği için, kendisine başöğretmen denilmiştir.

    1933de Darülfünûnun yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu.



    Cumhuriyetin İlk Yıllarında Eğitimin Durumu

    · 1923-1924 öğretim yılında Türkiyenin nüfusu 11-12 milyon kadardı. Bu nüfusun % 10u okur-yazardı.

    · Öğretmenlerin çoğu, meslekî eğitimden geçmemişti.

    · Bilimsel eğitim ve öğretim yöntemleri bilinmiyordu.

    · Okul binaları eğitime elverişli değildi.

    · Ders araç ve gereçleri yetersizdi.

    · 1923-1938 yılları arasında görülen aksaklıklar giderilmeye çalışılmış ve bugünkü eğitim sistemimizin temeli atılmıştır.



    Eğitim ve Öğretim Alanında Cumhuriyetten Sonra Yapılan Yenilikler

    · İlköğretim Yasası ile ilköğretim parasız ve zorunlu hale getirilmiştir.

    · Okullar yapılmış ve öğretmen okulları açılmıştır.

    · Orta öğretim teşvik edildi.

    · Mesleki ve teknik eğitim veren okullar açıldı.

    · Ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda nitelikli insan yetiştirmek amacıyla üniversiteler açıldı.





    Türk Tarih Kurumunun Kurulması (15 Nisan 1931)

    TTKnın Kurulmasının Sebepleri:

    1.Türk vatanının bütünlüğüne karşı girişilecek tertipleri tarihi kanıtlarla etkisiz hale getirmek.

    2.Türklerin üstün medeni kabiliyetini ve dünya medeniyetine yaptığı hizmetleri gözler önüne sermek.

    3.Türk milletine atılan iftiraları cevaplandırmak.

    4.Türk Tarihinin derinliklerini araştırmak.

    5.Ortak tarih bilinci oluşturulacak

    6.Anadolunun eski halkını araştırmak.

    Açıklama:

    1.Türk Tarih Kurumunun kurulması ulusçulukla ilgilidir.

    2.Osmanlı Devletinde Tanzimat Dönemine kadar İslam Tarihi; Tanzimat Döneminde Osmanlı Tarihi; II. Meşrutiyet Döneminde ise Türk Tarihi ağırlıklı olarak okutuldu.

    3.1932de Türk Tarih Tezi ortaya atıldı.



    Türk Dil Kurumunun Kurulması (12 Temmuz 1932)

    TDKnın Kurulma Sebepleri:

    1.Türkçeyi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak.

    2.Türkçenin kökenlerini araştırmak.

    3.Türkçeyi zenginleştirmek.

    4.Türkçeyi bilim dili haline getirmek.

    5.Türkçeyi halkın anlayacağı şekle getirmek.

    6.Dil çalışmalarını planlı hale getirmek

    7.Türkçenin zenginliğini ortaya koymak

    8.Türk dilini öz benliğine kavuşturmak.

    9.Konuşma dili, yazı dili ve bilim dili arasındaki farkları gidermek.

    10.Dildeki Osmanlıcılığı bitirmek

    11.Halk ile aydınlar arasında dil uzlaşması sağlamak

    12.Resmi dil ile halk dili arasındaki farkları gidermek.

    Açıklamalar:

    1.TDK nın kurulması ulusçuluk ile ilgilidir.

    2.1932de Halk Evleri açıldı.







    Toplumsal Yaşayışın Düzenlenmesi

    Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması

    (30 Kasım 1925)

    Önemi:

    1.Türk halkının bilime, akılcılığa ve laik düşünceye yönelmesi açısından önemli bir adım atıldı.

    2.Birlik beraberliğin sağlanması yönünde önemli bir adım atıldı.

    3.Türkiyenin falcılar, şeyhler, dervişler ve büyücüler ülkesi olamayacağı ispatlandı.

    Açıklamalar:

    · Aynı gün şeyh, derviş, mürit gibi unvanların kullanılması ve kurumlarla ilgili elbiselerin giyilmesi ve muskacılık yasaklandı.

    · Türbeler kapatılırken Yavuz ve Fatih gibi Türk büyüklerinin türbelerinin kapatılmaması; Türk İnkılâbının tarihi kökleri koparmaya yönelik olmadığını gösterdi.



    Kılık-Kıyafetin Düzenlenmesi (25 Kasım 1925)

    Sebepleri:

    1.Türk halkının görünümünü çağdaşlaştırmak

    2.Ayrılık ifade eden giysilerin giyimini durdurmak.

    3.Çağdaşlaşmayı ve birliği sağlamak.

    Açıklamalar:

    1.Şapka devrimi Kastamonudan başlatılmıştır.

    2.Fes geri kalmışlığın sebebi değil; anısıydı.

    3.Kadınların giyimi konusunda kanun çıkarılmayıp; bu durum doğal haline bırakıldı.

    4.3 Arlık 1934de çıkarılan bir kanunla din adamlarının ibadet yerlerinin dışında dini kıyafet giymeleri yasaklandı. (Diyanet İşleri Başkanı, Patrik ve Hahambaşı bu kuralın dışında tutuldu.)



    Soyadı Kanununun Kabulü (21 Haziran 1934)

    Sebepleri:

    1.Medeni Kanunun uygulanmasından doğan aksaklıkları gidermek.

    2.Toplumda ayrılık ifade eden lakapları kaldırarak birliği güçlendirmek.

    3.Eşitlik ilkesini güçlendirmek.

    Açıklamalar:

    1.Aynı gün ağa, hoca, molla, paşa ve bey gibi unvanların kullanımı yasaklandı.

    2.Osmanlıdan kalan madalyaların taşınması yasaklandı.

    3.Meclis Mustafa Kemale Atatürk soyadını verdi ve bu soyadı başkalarının kullanmasını yasakladı.



    Ölçüler, Saat ve Takvimde Değişiklik (26 Aralık 1925)

    Sebepleri:

    1.Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkileri kolaylaştırmak

    Açıklama:

    1.Aynı gün Avrupanın saat ölçüsü kabul edildi.

    2.1931de Avrupaî tarz ağırlık ve uzunluk ölçüleri kabul edildi.

    3.1935de haftalık tatil Cumadan Pazara alındı.

    4.1928de uluslararası rakamlar kabul edildi.

    5.Uzunluk ve ağırlık alanındaki değişiklikler ve hafta tatilinin değiştirilmesi Avrupa ile ticari ilişkileri kolaylaştırmaya yöneliktir.





    Kadın Haklarının Kabulü ve Kadının Toplumdaki Yeri

    Sosyal Haklar

    · Medeni Kanunun kabulü ile kadın erkek eşitsizliği giderildi.

    · Türk kadını, resmî nikâh, boşanma, çocukların vesayeti, mirasta eşitlik, meslekte çalışma haklarına kavuştu.



    Siyasal Haklar

    · Kadınlara 3 Nisan 1930da belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı;

    · 29 Ekim 1933de muhtar seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı;

    · 5 Aralık 1934de ise milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verildi.



    Kadınlara Siyasal Hakların Verilmesinin Önemi:

    1.Kadın, siyasal alanda erkeğe eşit hale geldi.

    2.Ulusal irade meclise tam olarak yansıdı.

    3.Milli Egemenlik ve Halkçılık pekişti.

    4.Türk kadını Avrupa ülkelerinde kadınlara verilmiş olan haklardan daha fazla hakka sahip oldu.

    Not: 1935 seçimlerinde 18 kadın milletvekili meclise girmiştir.



    Ekonomik Alanda Gelişme

    Milli Ekonominin Kurulması

    1 Mart 1922de TBMM Ekonomi Çalışmalarının Başlıca Noktalarını Şöyle Belirlemiştir:

    1.Sanayii canlandırmak ve modern araçlara sahip olmak

    2.Ormanları iyi hale getirmek

    3.Toplum menfaatini doğrudan ilgilendiren kuruluşları ve iktisadi girişimleri gücümüz oranında devletleştirmek.

    4.Madenlerimizi işletmek ve bu alana yönelen sermayeyi himaye etmek

    5.Ekonomik bağımsızlığın korunabilmesi için bütçeyi ekonomik yapı ile uygun tutmak



    İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat-4 Mart 1923)

    Kongrenin Toplanma Sebepleri:

    1.Milli ekonominin amaçlarını ve amaçlara ulaşmak için izlenecek yöntemi belirlemek

    2.Ekonomik bağımsızlığın yöntemini belirlemek

    3.Milli ekonominin temellerini atmak



    Kongrede Alınan Bazı Kararlar:

    1.Anonim şirketlerin kuruluşunu kolaylaştırmak

    2.Milli bankalar kurmak

    3.Demir yolları inşaatının hükümetçe bir programa bağlanması

    4.Sanayii teşvik etmek

    5.Yerli malının kullanımına önem vermek

    6.Teknik eleman yetiştirecek okullar açmak

    7.Sanayi mallarının gümrük vergileri ile korunması

    8.Ulaşım sorunlarının çözülmesi

    9.Tüketim mallarının üretimine öncelik vermek

    10.Yabancı kurumları millileştirmek

    Açıklamalar:

    1.Bağımsız ekonomi için ilk adım Lozanda kapitülasyonların kaldırılması ile atıldı.

    2.İzmir İktisat Kongresi bağımsız, liberal ve milli ekonomiyi benimsedi.

    3.1930da Merkez Bankasının kurulması Türk parasını yabancı sermayenin elinden kurtardı.

    4.İzmir İktisat Kongresinde Misak-ı İktisadi kabul edildi.



    Cumhuriyetin İlk Yıllarında Özel Girişimin, Desteklenmesine Rağmen, Beklenen Verimi Gösterememesinin Sebepleri:

    1.Özel sermayenin yetersizliği

    2.Yetişmiş iş gücünün yetersizliği

    3.Deneyim ve bilgi eksikliği

    4.1929da dünya ekonomik bunalımının çıkması



    Devletçi Ekonomiye Geçişin Sebepleri:

    1.Özel girişimin üzerine düşen görevi yerine getirememesi. Özel teşebbüsün desteklenmesi için 1924de İş Bankası kuruldu. 1927de Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarıldı.

    2.Devletin gelişebilmesi için vakit kaybetmeden büyük sanayi atılımlarının yapılmasının gerekmesi.

    1933 yılında I. Beş Yıllık Kalkınma Planı Hazırlandı.



    Önemi:

    1.İlk defa planlı ekonomi dönemi başladı.

    2.Ekonomi devletçi (Karma Ekonomi: Büyük atılımları devlet yapsa da; özel teşebbüse de iş imkânı tanınır) bir özellik kazandı.

    3.İlk büyük atlımlar bu dönemde yapıldı.

    4.Toprak reformu tam olarak gerçekleştirilemedi.

    1937de II. Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlandıysa da; II. Dünya Savaşının başlamasından dolayı uygulanamadı.



    Tarım

    Tarımın Geliştirilmesi İçin Alınan Önlemler

    1.Aşar kaldırıldı (17 Şubat 1925)

    Açıklama:

    Vergi gelirlerinin %40ını oluşturan aşarın kaldırılması ilk bütçe açığını oluşturdu. TBMMnin bu kararı tarıma verilen önemi gösterir.



    2.Ziraat Bankası kuruldu.

    3.Kooperatifler kuruldu (1929).

    4.Yüksek Ziraat Enstitüsü kuruldu.

    5.Tohum ıslah istasyonları ve numune çiftlikleri kuruldu.

    6.Toprak reformu için 1926dan itibaren teşebbüsler yapıldı.



    Ticari Hayatın Düzenlenmesi

    1.Lozan Antlaşması ile Kapitülasyonlar kaldırıldı.

    2.Ticareti koruyan kanunlar çıkarıldı.

    3.İş Bankası kuruldu (1924).

    4.1926da çıkarılan Kabotaj Kanunu ile Türk denizlerinde yük ve yolcu taşıma işleri Türk gemicilerine verildi.



    Sanayi ve Madencilik

    1.Milli sanayinin korunması ve gelişmesi için kapitülasyonlar kaldırıldı.

    2.Büyük yatırımlar devlet tarafından yapıldı.

    3.Özel teşebbüs desteklendi.

    4.1925de Sanayi ve Maden Bankası kuruldu.

    5.28 Mayıs 1927de Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarıldı.

    6.Planlı Ekonomi uygulanarak ilk büyük fabrikalar kuruldu.

    7.1933de Sümer Bank kuruldu.

    8.1935de Etibank ve MTA kuruldu.

    9.Kayseri, Ereğli, Nazilli, Malatya ve Bursa merinos dokuma fabrikaları; İzmit selüloz ve kâğıt; Beykoz deri ve kundura; Paşabahçe cam; Karabük demir-çelik fabrikaları açıldı.

    Not: Uşak Şeker Fabrikası, Teşvik-i Sanayi Kanunu sonucunda kurulmuştur.



    Bayındırlık Alanında Gelişme

    1.1927de Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü kuruldu.

    2.1933de Milli Hava Ulaştırma Teşkilatı kuruldu.

    3.1923de Türkiye Seyrüsefâin İdaresi kuruldu.



    Sağlık ve Tıp Alanında Gelişme

    1.Sağlık bakanlığı kuruldu.

    2.1923te sağlık hizmetleri ülke genelinde yaygınlaştırıldı.

    3.Ankara, İstanbul, Sivas, Erzurum, Trabzon ve Diyarbakırda örnek hastaneler yapıldı.

    4.1930da umumi Hıfzıssıhha kanunu çıkarıldı. Bulaşıcı hastalıklara karşı mücadele edildi.
     



  9. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    ALTINCI BÖLÜM


    TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN DIŞ SİYASETİ


    Millî Dış Politikamızın İlkeleri:

    · Milli sınırlarımız içinde varlığımızı korumak

    · Gerçekleşmeyecek emeller peşinde koşmamak

    · Medeni ve insanca davranarak bunun karşılığında destek beklemek

    · Diğer devletlerin iç politikalarından ve rejimlerinden etkilenmemek

    · Hiçbir ülkenin iç işlerine karışmamak, kendi iç işlerimize de dış devletleri karıştırmamak

    · Milli politikayı uygularken kamuoyunu dikkate almak

    · Dürüst, açık ve tutarlı olmak

    · Dünyadaki gelişmeleri takip etmek

    · Barış içinde hakka ve hukuka uygun bir şekilde sorunları çözmek



    Bu doğrultuda;

    1.İç ve dış politika ilkesi olarak “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ilkesi benimsendi.

    2.Savaş korunma amacı olarak görüldü. Başak bir devletin topraklarını almak için politika izlenmedi.

    3.Milli Egemenlik ve milli menfaatler ön planda tutuldu.

    4.İlk yıllarda Misak-ı Milli gerçekleştirilmeye çalışıldı.

    5.1920-1936 yılları arasında batıya karşı SSCBnin dostluğu devam ettirildi.

    6.1936.1945 yılları arasında İtalyanın saldırgan tutumuna karşı ve batı ile ilişkileri yumuşatmak için İngiltere ile dost geçinildi.

    7.1945den sonra SSCB tehdidine karşı ABD ile dost geçinildi.

    8.1928de Afganistan ile dostluk antlaşması imzalandı

    9.1930a kadar Lozandan kalan problemler halledildi.

    10.1925de SSCB ile saldırmazlık antlaşması imzalandı.

    11.1928de İtalya ile tarafsızlık ve uzlaşma antlaşması imzalandı.

    12.1935.1938 arasında Avrupanın bloklaşma durumundan dolayı Avrupalı devletlere karşı çok yönlü bir politika izlendi ki bu da Montrö Antlaşmasının imzalanmasında etkili oldu.

    13.1919.1920 arası Türkiyenin dost arayışı dönemidir.

    14.1920 sonrasında bir yandan SSCB ile iyi geçinilirken; bir yandan da işgalciler arasındaki ayrılıklardan faydalanmanın yolu arandı.

    15.1923.1930 arasında Lozandan kalan problemler halledildi.

    16.Milli çıkarların korunmasına, devletlerin eşitliği ilkesine uyulmasına ve ittifaklar kurulmasına önem verildi.



    Nüfus Mübadelesi (Değiş-Tokuş)

    · Nüfus sorunu, Lozan görüşmelerinde halledildiği halde uygulanma safhasında Yunanistan problem çıkarmıştır.

    · Yunanistan İstanbulda daha fazla Rum kalmasını istiyor; Türkiye ise yasalar çerçevesinde bu işi halletmek istiyordu.

    · Nüfus mübadelesi sorunu, Yunan başbakanı ile Mustafa Kemal arasında 1930 yılında görüşülerek 10 Haziran 1930da imzalanan Ankara Antlaşması ile halledildi. Bu antlaşmadan sonra Türk-Yunan ilişkileri düzelmiştir.

    · Türkiye ile Yunanistan arasındaki dostluk ilişkileri 1954 yılında meydana gelen Kıbrıs sorununa kadar devam etmiştir.



    Yabancı Okullar Sorunu

    · Lozan Antlaşmasına göre yabancı okulları Türkiyenin belirleyeceği şartlara uyacaktı.

    · Türkiye 1924 yılında okullarda dini ayin yapılması için bulundurulan salonların kapatılmasına;

    · 1925 ve 1926 yıllarında ise yabancı okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya gibi derslerin Türk öğretmenler tarafından okutulmasına; derslerde Türklük aleyhine bilgiler olmamasına ve okulların Türk müfettişler tarafından denetlenmesine dair kanunlar çıkardı.

    · Fransa ve Papalık başta olmak üzere, Avrupalı devletler Türkiyenin yabancı okullar konusundaki uygulamalarına karşı çıktı. Fakat okullar meselesini iç meselesi sayan Türkiye yabancı devletleri iç işlerine karıştırmadı.



    Dış Borçlar Meselesi

    · 1928li yıllarda görülen dünya ekonomik bunalımı, Türkiyeyi de olumsuz etkiledi ve Türkiye, Fransaya olan borcunu gerektiği gibi ödeyemez hale geldi. Bu durumdan dolayı Fransa ile bir müddet gerginlik yaşandıysa da; sorun 1930 yılında karşılıklı görüşmeler sonucunda çözüldü.

    Not: 1954 yılında, borçların anaparasının ödenmesi; 1984 yılında ise faizinin ödenmesi tamamlandı.



    Irak Sınırı ve Musul Meselesi

    · Musul meselesi, Lozanın bıraktığı problemlerden biriydi. İngiltere zengin petrol yataklarına sahip olmasından dolayı Musulu Türkiyeye bırakmak istemiyor ve sömürgeci düşünce ve ahlakı doğrultusunda bu konuyu kendi lehine çözümleyebilmek için her problemi çıkarıyordu.

    · Musul meselesinin çözümü için Türkiye ile İngiltere arasında görüşmeler 19 Mayıs 1924de başladı. Fakat İngiltere Hakkâriyi de tartışmalı bölgeden görmek isteyince görüşmeler kesildi.

    · Bundan sonra mesele önce Milletler Cemiyetine, sonra Lahey Adalet Divanına gitti. Meselenin kendi konusu olmadığını ileri söyleyen Adalet Divanı meseleyi tekrar Milletler Cemiyetine havale etti.

    · Meselenin bu şekilde uzatılması; İngilterenin zaman kazanarak Musul ve civarında olaylar çıkarıp meseleyi lehine çözümleyebilmek isteyişinin bir sonucudur.



    5 Haziran 1926da imzalanan Ankara Antlaşması ile

    1.Musul ve çevresi İngiliz mandaterliği altında bulunan Iraka bırakıldı.

    2.Irak hükümeti Musul petrol gelirlerinin vergisinin %10unu 25 yıl süre ile Türkiyeye vermeyi kabul etti. (Türkiye bu gelirden bir defaya mahsus olmak üzere 500.000 sterlin aldı.)



    Önemi:

    1.Bugünkü Türkiye-Irak sınırı çizildi.

    2.Türk-İngiliz ilişkileri düzelmeye başladı.

    3.Misak-ı Milliden taviz verildi.



    Milletler Cemiyeti ve Milletler Cemiyetine Girişimiz

    · Milletler Cemiyeti, 10 Ocak 1920de Cenevrede kurulmuştur.

    · Musul Meselesinde İngilterenin çıkarlarına hizmet etmiş olduğundan dolayı; Türkiye, Milletler Cemiyetine uzun bir süre güven duymadı.

    · Türkiyenin Avrupaya çok yakınlaşmak istemeyişinde SSCByi küstürmeme düşüncesi de vardır.

    · Türkiyenin Milletler Cemiyetine girmek gibi bir amacı yoktu. Lozandan sonra Türkiyenin barış yolunda gösterdiği çabalar ve Musulu Iraka bırakmasından dolayı Türkiyeye karşı sıcak davranmaya başlayan İngiltere, Türkiyeyi Milletler Cemiyeti üyeliğine davet edince; uluslararası barışa katkıda bulunmak istediğini göstermek isteyen Türkiye, Milletler Cemiyetine 18 Temmuz 1932de üye oldu.

    · Not: 1934de SSCB de Miletler Cemiyetine üye oldu.



    Balkan Antantı (9 Şubat 1934)

    Antantın Oluşmasının Sebebi:

    · 1933den sonra İtalyanın hızlı bir şekilde silahlanarak Balkanlara yönelik politikalar üretmesi Balkan devletlerini ve Türkiyeyi endişelendirmiştir.



    Antantı Oluşturan Devletler:

    · Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya

    · Bu antant devletlerin toprak bütünlüğüne saygı gösterme ve iç işlerine karışmama esasına dayanıyordu.



    Önemi:

    1.Türkiye Yunan sınırını güvence altına aldı.

    2.Türkiye bölgede lider konumunda olduğunu gösterdi.

    3.Türkiye uluslararası barışa katkıda bulunmak istediğini gösterdi.

    4.Montrö Antlaşması için Türkiye taraftar buldu.

    Not: Balkan Antantı İkinci Dünya Savaşının başlaması ile dağıldı.



    Montrö Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)

    · Türkiye Lozanda Boğazlar ile ilgili hükümleri, güvenlik konusunda Milletler Cemiyetinin etkili olacağı ve Avrupada silahsızlanmanın gerçekleşeceği ümidi ile kabul etmiştir.

    · 1933 yılından itibaren Almanya ve İtalyanın hızlı bir şekilde silahlanması ve MCni bu duruma bir çare bulamaması Türkiyeyi Boğazların güvenliği konusunda endişelendirdi.

    · Lozan Antlaşmasının Türkiyeyi Boğazlar konusunda kısıtlayan hükümlerinin kaldırılması için Türkiye, 10 Nisan 1936da Lozanı imzalayan devletlere birer nota gönderdi.

    · Antlaşmaların hiçe sayıldığı ve devletlerin dost arayışı içinde olduğu bir dönemde Türkiyenin istekleri olumlu karşılandı ve Boğazların statüsü İsviçrenin Montrö kentinde tekrar görüşüldü.



    Montrö Sözleşmesinin İçeriği:

    1.Boğazlar komisyonu kaldırılarak görevleri Türk devletine devredildi.

    2.Boğazlara Türkiyenin asker sokması kabul edildi.

    3.Ticaret gemilerinin Boğazlardan serbest geçişi kabul edildi.

    4.Savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine sınırlama getirildi.

    5.Savaş zamanında Türkiyeye Boğazları kapatma hakkı tanındı.



    Önemi:

    1.Misak-ı Milli yönünde önemli bir adım atıldı.

    2.Türkiyenin uluslararası güç dengesinde önemi arttı.

    3.SSCB, kendisini Karadenizde güvende hissetti.

    4.Türkiyenin Doğu Akdenizdeki durumu güçlendi.

    Açıklamalar:

    1.İtalya sözleşmeyi daha sonra imzaladı. (İtalya Habeşistana saldırdığı zaman Milletler Cemiyetinde olan Türkiye de İtalyanın bu davranışını kınamak zorunda kalmıştı.)

    2.İngiltere Türkiyenin Doğu Akdenizde güçlü olmasını istiyordu.

    3.SSCB, Lozanın oluşturduğu Boğazlar rejimini beğenmiyordu.

    4.Japonya, İkinci Dünya Savaşından sonra görüşmeden çekildi.



    Sâdâbat Paktı (9 Temmuz 1937)

    Sebebi:

    · İtalyanın Akdeniz Havzası ve Ortadoğuya yönelik saldırgan tutumu.

    Katılan Devletler:

    · Türkiye, İran, Afganistan ve Irak



    Önemi:

    1.Türkiye İran ve Irak sınırını güvence altına aldı.

    2.İtalyaya karşı Balkanlarda önemli bir caydırıcılık rolü üstlenmiş olan Türkiye Sâdâbat Paktı ile de tavrını devam ettirerek dünya barışına katkıda bulunma istediğini göstermiştir.

    3.Türkiye bölgede öncü durumda olduğunu göstermiştir.

    Not: İkinci Dünya Savaşı başlayınca pakt dağılmıştır.



    Hatay Sorunu ve Sonucu

    · Fransa, 1936 yılında Hataydan çekilerek, bölgeyi Suriyeye bırakmak isteyince; bu durumun Ankara Antlaşmasına uymadığını ileri süren Türkiye Milletler Cemiyetine başvurdu.

    · İkinci Dünya Savaşının belirtileri oluştuğundan dolayı Fransa, Hatay meselesinde Türkiyeyi pek uğraştırmadı.

    · 3 Temmuz 1938de Hatay meselesi çözümlendi.

    · Bu çözüm doğrultusunda; 5 Temmuz 1938de Türk askeri Hataya girdi.

    · 2 Eylül 1938de Hatay Meclisi açıldı. Tayfur Sökmen devlet başkanı, Abdurrahman Melek başbakan oldu.

    · Hatay Meclisinin verdiği kararla Hatay, 29 Haziran 1939da Türkiyeye katıldı.



    Önemi:

    1.Misak-ı Milli yönünde son adım atıldı.

    2.Güney sınırı son halini aldı.

    3.Mustafa Kemal, İkinci Dünya Savaşı öncesi gelişmelerini Türkiyenin lehine kullanarak doğru bir siyaset izlediğini gösterdi.

    Not: Hatay Türkiyeye katılan son toprak parçasıdır.
     



  10. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ VE ATATÜRK İLKELERİ


    Atatürkçülük ve Türk İnkılâbının Özellikleri

    1.Uyum içinde işleyen düşünce ve ilkelerden oluşan bir bütündür.

    2.Milletin ihtiyaçlarından doğmuştur.

    3.Milli bir düşünce sistemidir.

    4.İlerleme ve yenileşmeye açıktır.

    5.Temelinde insanlığın binlerce yıldır işlediği evrensel değerler vardır.

    6.Dışarıdan alınmış bir ideoloji değildir.

    7.Doğmasının en önemli sebebi kişisel devlet yönetiminin hiç bir kesimin istek ve ihtiyaçlarını karşılayamamasıdır.

    8.Türk İnkılâbında Fransız ve Rus İhtilalinden farklı olarak; fikri ve ideolojik hazırlık safhası yoktur.

    9.Bağımsızlık ve egemenlik birlikte yürütülmüştür.



    Türk İnkılâbının Evrenselliğinin Kanıtları:

    1.Tüm dünyada etkili olmuştur

    2.Sömürülen milletlere örnek olmuştur.

    3.Günümüz meseleleri için ve başka milletler için çözümler içermesi



    Türk İnkılâbını Osmanlı Islahatlarından Ayıran Farklar:

    1.Kapsamlı, değişimci ve köklüdür.

    2.Sadece devleti ve kurumları değil halkı da yüceltmeyi amaçlamıştır.

    3.Islahatlar tereddütlü; inkılâplar kararlıdır.

    4.İnkılâplarda dış baskı yoktur.

    5.Sıra izlendi: Önce çağdaşlaşmayı engelleyen kurumlar kaldırıldı; sonra yenilik yapıldı.

    Açıklama: Faşizmde seçimle iş başına gelenler yönetimden ayrılmak istemez; Bolşevizm de ise millet egemenliği reddedilip sınıf egemenliği ön planda tutulur.



    İlkeler

    Cumhuriyetçilik

    1.Devletin rejim şeklidir.

    2.Halk egemenliğini esas alır

    3.Demokratiktir.

    4.Seçme ve seçilme hakkı tüm vatandaşlara verilir.

    5.Hükümet ile millet arasında kopukluk yoktur.

    6.Anayasanın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez maddesidir.

    7.Mustafa Kemalin parti tartışmalarının dışında tuttuğu bir ilkedir.

    8.Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanı, Halifeliğin kaldırılması Cumhuriyetçilik yolunda yapılmış devrimlerdir.



    Milliyetçilik

    1.Kurtuluş Savaşının yapılmasında ve Türk Devle-tinin kurulmasında temel ilke oldu.

    2.Bu ilke fedakârlık ve dayanışmayı gerektirir.

    3.Irkçılık ve ümmetçiliği ret eder.

    4.Türkiye Cumhuriyetinin benimseyen ve “Türküm diyen herkes Türktür.

    5.Milli birlik ve beraberlik esastır.

    6.Benimsediği eşitlik ilkesi ile Faşizm ve Nazizmden ayrılır.

    7.TBMMnin açılması, Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyet yönetiminin kurulması, Halifeliğin kaldırılması, Tevhid-i Tedrisat Kanununun çıkarılması, Türk Harflerinin kabulü, TTK ve TDKnın kurulması bu ilke ile ilgilidir.



    Halkçılık

    1.Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilikin doğal sonucudur.

    2.Halkın eşitliği esastır.

    3.Halkın menfaatleri ön plandadır.

    4.Sınıf mücadelesi değil; sosyal dayanışma esastır.

    5.Sınıfçılık olmadığı için Komünizmden ayrılır.



    Halkçı Devrimler:

    1.TBMMnin açılması

    2.Saltanatın kaldırılması

    3.Cumhuriyetin ilanı

    4.Halifeliğin kaldırılması

    5.Türk Medeni Kanununun kabulü

    6.Aşarın kaldırılması

    7.Kılık-kıyafet devrimi

    8.Soyadı Kanunu

    9.Kadınlara siyasal hakların verilmesi

    10.Türk Harflerinin kabulü



    Devletçilik

    1.Devletçilik; devletin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda daha hızlı bir gelişme sağlamak amacıyla yaptığı uygulamalardır.

    2.Bu ilke halkçılığın tamamlayıcısıdır.

    3.Ekonomide planlı kalkınma hedeflenmiştir.

    4.Karma ekonomiyi esas alan devletçilik ilkesinde özel mülkiyetin olması, devletçiliği komünizmden ayırır.

    5.Müdahalecidir; katı değildir.

    6.Zamanın şartlarına göre değişmiştir.



    İnkılâpçılık

    1.Çağın değişen şartlarına göre değişimi ve modernleşmeyi esas alır.

    2.TBMMnin açılması ile başlayan Türk İnkılâbının devam ettiğini gösterir.

    3.Durağan değildir.



    Laiklik

    1.Din-devlet işlerinin ayrılmasını ve vicdan hürriyetini esas alır.

    2.Mustafa Kemalin parti tartışmalarının dışında tuttuğu ve taviz vermediği bir ilkedir.

    3.Devlet vatandaşların inanma ve inanmama hakkını anayasa ile güvence altına almıştır.

    4.Osmanlı din devleti olmasının gereği olarak dini müesseseleşmesine yansıttığı için Laik Türk Devleti inkılâplar döneminde bütün müesseselere müdahale etme gereği duymuştur.

    5.Din egemenliği değil; millet egemenliği esastır.

    6.Hukuk birliği ve hukukun dinden bağımsız olması esastır.

    7.Dış devletlerin azınlıkların haklarını bahane ederek Türk Devletinin iç işlerine karışmasını önlemiştir.

    8.Milli birlik ve beraberlik için önemlidir.



    Açıklamalar:

    1.1928de anayasadan “devletin dini İslamdır maddesi çıkarıldı.

    2.1928de milletvekillerinin yemin şekli bu günkü haline getirildi.

    3.1937de 6 ilke anayasaya alındı.

    4.Türk Milleti için dini dış politikada kullanma dönemi Birinci Dünya Savaşı ile bitti.

    5.Kurtuluş Savaşı ümmet ideolojisi yerine millet ideolojisini getirdi.



    Bütünleyici İlkeler

    Ulusal Egemenlik: Cumhuriyetçiliği bütünler

    Milli Birlik ve Beraberlik: Milliyetçiliği ve Halkçılıkı bütünler

    Milli Bağımsızlık: Dış politika ilkesidir.

    Yurtta Sulh Cihanda Sulh: İç ve dış politika il-kesidir. Sınıf mücadelesine ve dış politikada saldırganlığa karşıdır. Milliyetçilik ve Halkçılıkın bir sonucudur.

    Akılcılık ve Bilimsellik: Laiklik ve İnkılâpçılıkı bütünler

    İnsan ve İnsanlık Sevgisi: İnsanları eşit görmeyi ve sevmeyi hedefler. Milliyetçilik ve Halkçılıkı bütünler.

    Çağdaşlaşmak ve Batılılaşmak: İnkılâpçılıkı bütünler.
     



  11. Cevap: İnkılap Tarihi Ders Notları Özet

    ATATÜRKÜN ÖLÜMÜ VE İSMET İNÖNÜNÜN CUMHURBAŞKANI SEÇİLMESİ



    Atatürkün Ölümü

    · Mustafa Kemal, 1937de tespit edilen siroz hastalığını atlatamamış ve 10 Kasım 1938de öldü.

    · 21 Kasımda geçici olarak Ankara Etnografya Müzesine konuldu.

    · 10 Kasım 1953te Anıtkabire taşındı.

    · 1937 yılında çiftliklerini hazineye, bazı taşınmazlarını Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı.

    · Mirasından Türk Tarih Kurumuna ve Türk Dil Kurumuna pay ayırdı.



    Atatürk'ün Ardından Söylenenler

    “Atatürk bu yüzyılın büyük insanlarından birinin tarihi başarılarını, Türk halkına ilham veren liderliğini, modern dünyanın ileri görüşlü anlayışını ve bir askeri lider olarak kudret ve yüksek cesaretini hatırlatmaktadır. Çöküntü halinde bulunan bir imparatorluktan özgür Türkiye' nin doğması, yeni Türkiye' nin özgürlük ve bağımsızlığını şerefli bir şekilde ilan etmesi ve o zamandan beri koruması, Atatürk' ün Türk halkının işidir. Şüphesiz ki, Türkiye' de giriştiği derin ve geniş inkılaplar kadar bir kitlenin kendisine olan güvenini daha başarı ile gösteren bir örnek yoktur.

    John F. KENNEDY (A.B.D. Başkanı, 10 Kasım 1963)


    “Asker-devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi, Türkiye' nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.

    General Mc ARTHUR



    “Atatürk Türkiye'yi tek düşman kalmaksızın bırakmıştır. Bu zamanımızın hiçbir devlet şefinin başaramadığıdır.

    Alman Volkischer Beobachter Gazetesi


    “Almanya, ATATÜRK' ün eserine ve mücadelesine hayrandır. Onda, tarihi eseri, özgürlüğü seven bütün milletler için bir sembol olarak kalacak kudretli bir kişilik görmektedir.

    Berlin, Alman Ajansı


    “Atatürk öldü. Barış kubbesinin Doğu sütunu yıkıldı. Artık evrende barışı kimse garanti edemez. Nitekim Avrupalı devlet adamları; O' nun 1930'da yaptığı uyarı ve tavsiyeleri dinlememiş ve dünyayı 1939 yılında ikinci büyük savaş felaketinin içine sürüklemişlerdir.

    Sanerwın Gazetesi



    “Avrupa, savaştan sonra belirmiş az sayıdaki yapıcı devlet adamlarından birini kaybetti.

    Spectator

    Savaş Türkiye' yi kurtaran, Savaştan sonra da Türk Milletini yeniden dirilten Atatürk' ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf halkın O' nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahraman ve modern Türkiye'nin Ata' sına değer bir görünümden başka bir şey değildir.

    Winston Churchill İngiltere Başbakanı


    “O büyük insan yalnız Türkiye için değil, bütün doğu milletleri için de en büyük önderdi.

    Emanullah HAN Afgan Kralı


    “Atatürk yalnız kahraman milletinin büyük bir Şef'i olmakla kalmamıştır. O, aynı zamanda insanlığın da en büyük evladı olmuştur.

    Iran Gazetesi


    İsmet İnönünün Cumhurbaşkanı Seçilmesi

    · TBMM, Atatürkün ölümünden sonra onunla aynı görüşleri paylaşan İsmet İnönüyü 2. Cumhurbaşkanı olarak seçti.

    · İnönü, 1950 yılına kadar Cumhurbaşkanlığını sürdürmüştür.



    İsmet İnönünün Kişiliği ve Devlet Adamlığı

    · İsmet İnönü, 1906'da Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni birincilikle bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesiyle Edirne'deki 2. Ordu'nun 8. Alay'ında bölük komutanlığına atandı.

    · 1908'de kolağası oldu ve 31 Mart Olayı (13 Nisan 1909) olarak bilinen ayaklanmayı Selanik'ten gelerek bastıran Hareket Ordusu'nda görev aldı.

    · 1910-1913 yılları arasında Yemen İsyanı'nın bastırılması harekâtına katıldı.

    · Milli Mücadele sırasında Atatürk'ün en yakın silâh arkadaşı olarak çalıştı.

    · 23 Nisan 1920'de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Edirne milletvekili olarak katılan İsmet Bey, 3 Mayıs'ta İcra Vekilleri Heyeti'nde Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili oldu.

    · Albay İsmet Bey, mebusluk ve bakanlık da uhdesinde kalarak Batı Cephesi Komutanlığı görevine getirildi.

    · Kuruluş aşamasındaki düzenli ordu ile Ethem Bey ayaklanmasının ve iç isyanların bastırılmasında etkin rol oynadı. Ocak ve Nisan 1921'de I. ve II. İnönü savaşlarında Yunan ilerlemesini durdurdu.

    · Birinci İnönü Savaşı sonunda tuğgeneral rütbesine yükseldi.

    · Sakarya Meydan Savaşı ve Büyük Taarruz'dan sonra kazanılan zafer üzerine Mudanya Ateşkes toplantısında Büyük Millet Meclisi'ni temsil etti.

    · Lozan Barış Konferansı'na Dışişleri Bakanı ve Türk heyeti başkanı olarak katıldı.

    · Cumhuriyetin ilânından sonra 1923-1924 yıllarında ilk hükümette Başbakan olarak görev aldı, aynı zamanda Halk Fırkası Genel Başkan Vekilliği'ni üstlendi. 1934'te Soyadı Yasası çıktığında Atatürk'ün verdiği İnönü soyadını alan İsmet Paşa, Başbakanlık görevini 1924-1937 yılları arasında da sürdürdü.

    · İnönü, Atatürk devrimlerinin gerçekleştirilmesinde ve Türkiye Cumhuriyeti'nin sağlam temeller üzerine oturtulmasında Atatürk'ün en yakın çalışma arkadaşıydı.

    · Atatürk'ün ölümünden sonra 1938 yılında, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Türkiye'nin ikinci Cumhurbaşkanı olarak seçildi. Cumhurbaşkanlığı'nın yanı sıra CHP Genel Başkanlığı'na da getirildi. CHP'nin 26 Aralık 1938'de toplanan I. Olağanüstü Kurultay'ında partinin "değişmez genel başkan"ı seçildi. Ayrıca kendisine "Milli Şef" sıfatı verildi.

    · İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'yi savaş felâketinin dışında tutmayı başardı.

    · Savaştan sonra çok partili siyasi rejime geçilmesinde en büyük destek oldu.

    · 1950 genel seçimlerinden sonra CHP iktidarı Demokrat Parti'ye bırakırken, İsmet İnönü de Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldı ve 1960 yılına kadar partisinin Genel Başkanı olarak siyasi yaşamını sürdürdü.

    · 27 Mayıs harekâtından sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi ve 10 Kasım 1961 tarihinde Başbakanlığa atandı. 1965 yılında bu görevden ayrıldıktan sonra milletvekili olarak siyasi yaşamını sürdürdü. 1972'de Parti Genel Başkanlığı ve milletvekilliğinden istifa ederek, 25 Aralık 1973'de ölünceye kadar Anayasa gereğince Cumhuriyet Senatosu tabii üyeliği görevinde bulundu.

    · 1916 yılında Mevhibe Hanım'la evlenen İsmet İnönü üç çocuk babasıydı.

    · 25 Aralık 1973'te ölen İnönü 27 Aralık'ta devlet töreni ile Anıtkabir'de toprağa verildi.







    İkinci Dünya Savaşı (1939 -1945)

    I. Dünya Savaşından Sonra Barışı Koruma Çabaları

    1.Milletler Cemiyeti kuruldu.

    2.Çekoslovakya, Romanya ve Yugoslavya arasında Küçük Antant kuruldu.

    3.Fransa ile Almanya 1925de Locarno Antlaşmasını imzaladı.

    4.Anlaşmazlıklara çözüm bulmak için Fransa ile ABD 1928de Kellog Paktını kurdu. ( Bu pakta Türkiye 1929da katıldı.)

    5.Balkan Antantı, Sâdâbat Paktı ve Montrö Sözleşmesi yapıldı.



    · Savaşın başlamasında Almanya ve İtalyanın saldırgan tutumu etkili oldu.

    · Almanya ile İtalyanın 1936da kurduğu Mihver Devletler Grubuna 1937de Japonya da katıldı.

    · Mihver Devletler karşısında İngiltere ile Fransa Müttefik Devletler Grubunu oluşturdu.

    · 1936da Habeşistana saldıran İtalya daha sonra ise Arnavutluku ele geçirdi.

    · Hitler, 1938de Avusturyayı Almanyaya bağladı.

    · Almanlar 1939da Çekoslovakyayı işgal etti. Almanya ve Rusya aynı dönemde Polonyayı işgal edince Fransa ve İngiltere olaya müdahale etti ve İkinci Dünya Savaşı başladı.

    · Almanya, Rusyaya da savaş ilan edince Ruslar, İngiltere tarafına geçti (1941).

    · Japonya, ABDnin deniz üslerine ve Çine saldırınca; ABD ve Çin Japonyaya karşı savaşa girdi.

    · 1942de rejim değişikliği yaşayan İtalya İngiltere tarafında geçti.

    · ABD, İngiltere ve Fransanın yaptığı Normandiya Çıkarması sonucunda Almanya teslim oldu.

    · ABDnin Japonyanın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atom bombası atması sonucunda Japonya da savaştan çekildi.



    · Türkiye; savaş esnasında İngiltere ve Rusya tarafından savaşa girmesi yolunda zorlandıysa da, tarafsız kalmayı başardı. Almanya, Bulgaristana girince; Almanya ile Türkiye arasında 1941de saldırmazlık antlaşması imzalandı. Türkiye savaşın bitmesine az bir zaman kala 1945de Almanya ile Japonyaya savaş ilan etmiş fakat savaşa fiilen girmemiştir.

    Not: Türkiyenin bu tutumunda BMye girme arzusu vardır.

    Not: Kuzey Afrika Savaşları, Almanya ve İtalyanın karşısında İngilterenin üstünlüğü ile sonuçlandı.



    II. Dünya Savaşının Sonuçları:

    1.Almanya doğu-batı olmak üzere ikiye ayrıldı. Doğu Almanya sosyalizme kaydı.

    2.ABD ve SSCB süper güç haline geldi.

    3.Orta ve Doğu Avrupa SSCBnin kontrolüne girdi.

    4.ABD ile SSCB arasında soğuk savaş dönemi başladı.

    5.Hindistan, Pakistan, Mısır, Cezayir, Tunus ve Libya bağımsız oldu.

    6.1948de İsrail Devleti kuruldu.

    7.Sömürgecilik hız kaybetti.

    8.Çinde komünizm yayıldı.

    9.Milletler Cemiyeti, Birleşmiş Milletlere dönüştü.

    10.TC-ABD ilişkileri gelişmeye başladı.

    11.Filistin bağımsızlaştı

    12.NATO ve Varşova paktları kuruldu.

    13.Türkiyede çok partili hayat başladı.

    14.Yalta Konferansında dengeler kuruldu.

    15.Paris Konferansında antlaşmalar görüşüldü.



    II. Dünya Savaşından Sonra Barışı Koruma Çabaları

    1.Birleşmiş Milletler Teşkilatı kuruldu.

    2.NATO kuruldu.

    3.Balkan Paktı kuruldu.

    4.Bağdat Paktı kuruldu.



    Birleşmiş Milletler

    BM Teşkilatının Yapısı ve Özellikleri:

    1.Genel Kurul: Teşkilattaki devletlerin üyeleri bu kuruldadır.

    2.Güvenlik Konseyi: 15 üyesi vardır. Bu üyelerden ABD, İngiltere, Çin, Fransa ve Rusya veto hakkına sahiptir.

    3.Ekonomik ve Sosyal Konsey: Savaşlara sebep olabilecek sosyal ve ekonomik faktörleri ortadan kaldırmaya çalışır.

    4.Vesayet Konseyi: Kendi kendini idare edemeyecek devletleri idare etmek için kurulan bu birim günümüzde önemini kaybetmiştir.

    5.Milletlerarası Adalet Divanı: BMnin yargı organıdır.

    6.Sekreterlik: Personelden oluşur.

    Not: Türkiye de BMnin kurucularındandır.



    Nato ve Özellikleri

    1.Brüksel merkez olmak üzere 1948de kuruldu.

    2.Uluslararası barışın korunması ve komünizme karşı korunum amaçlandı.

    3.ABD, Kanada, İngiltere, Fransa, Hollanda, Lüksemburg, Belçika, Danimarka, İzlanda, İtalya, Norveç, Portekiz, Yunanistan, Almanya, İspanya ve Türkiye teşkilatın üyesidir.

    Açıklama:

    Kore Savaşına asker göndermesi Türkiyenin NATOya girmesinde etkili oldu (1952).



    Varşova Paktı

    Rusyanın öncülüğünde Avrupanın sosyalist ülkelerinin bir araya gelmesi ile kuruldu. Komünizmin önemini kaybetmesi ile teşkilat dağıldı.



    Balkan Paktı (1954)

    Kuruluş Sebebi:

    SSCBnin Balkanlara yönelik saldırgan tutumu

    Kurucu Üyeleri:

    Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan

    Açıklama:

    Yugoslavyanın SSCBye yaklaşması ve Kıbrıs Mesel sinden dolayı pakt kurulduğu yıl dağıldı.





    Bağdat Paktı (1955)

    Kuruluş Sebebi:

    SSCBnin Orta Doğuya yönelik saldırgan tutumu

    Kurucu Üyeleri:

    Türkiye, Pakistan, İran ve Irak

    1958de Irak pakttan ayrılınca; paktı İngiltere dıştan desteklemeye başladı ki paktın bu haline CENTO denilir.

    Kaynak
     


Yükleniyor...