Hicrete İzin Verilmesi ve Medine'ye Hicret

'Sorularla İslamiyet' forumunda Eylem tarafından 7 Kas 2017 tarihinde açılan konu

  1. Eylem

    Eylem Site Yetkilisi

    Medine'ye Hicret

    İkinci Akabe Bey’ati’nden sonra müşrikler, Müslümanların sığınıp kendilerini koruyacak bir yere hicret edeceklerini öğrenince, yaptıkları güçlükleri büsbütün artırdılar. Müslümanlar bu dayanılmaz işkenceler nedeniyle Mekke’de oturamayacak hale geldikleri için, hallerini Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)'e arz ettiler ve hicret için izin istediler.

    Resul-i ekrem Efendimiz (s.a.v), Allah’ın izni ile Müslümanlara Medine yollarını işaret etti ve şöyle buyurdu:

    “Bundan böyle sizin hicret edeceğiniz şehrin, iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi.” (Buhari, Kefalet, 4)

    Onlara Ensar ile, özetle Medineli Müslüman kardeşleriyle kucaklaşmalarını emretti ve:

    “Allah Azze ve celle sizin için kardeşler ve huzur bulacağınız bir diyar lutfetti!” buyurdu.

    Bundan sonra Müslümanlar, müşriklere hissettirmeden hazırlandılar, birbirlerine yardım ederek gizlice hicret etmeye başladılar.

    Dolayısıyla Müslümanların daha önce hicret edip de hüsn-i kabul gördükleri Habeşistan, cihanşümul bir din için merkez olabilme şartlarını haiz değildi. Medine ise, hem siyasi hem ticari yönünden ve daha birçok yönleriyle İslam’a merkez olabilecek vasıfta bir şehirdi. Bu yüzden topyekun hicret, o mübarek beldeye nasip olacaktı.

    Gerçekten Medine, Müslümanlar için bir barınak ve sığınak ortamı haline geldi ve böylece Mekkeli müşriklerin de korktukları başlarına gelmiş oldu. İslam, Mekke dışına çıkmış ve Medine’de büyük bir itibar kazanmıştı ve bu, müşriklerin, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)'i yurdundan söküp atmak için rahatsız edip durmalarının kendileri için ne kadar büyük bir zarar ve kayıp olduğunu bir türlü anlayamamalarından kaynaklanıyordu. Nitekim bu, onlar için büyük bir kayıptı. Ancak göremiyor, duyamıyor, hissedemiyor, kavrayamıyorlardı.

    Allah Azze ve celle, Resulü’ne buyurdu:

    … وَاِذًا لاَ يَلْبَثُونَ خِلاَفَكَ اِلاَّ قَلِيلاً


    “…Onlar da Sen’den sonra yurtlarında pek az kalabileceklerdir!”
    (el-İsra, 76)

    Zavallı müşrikler, o anki güçlerine ve nefislerinin sultasına aldanarak Müslümanları alay, tehzil, tehdit, el koyma, şiddet ve işkence ile yıldırdıklarını sanıyor, böylece Mekke’deki nüfuzlarını esirgediklerine inanıyorlardı. Ne var ki pek yakın bir zamanda nelere şahit olacaklardır! Kendilerini açık ve çaresiz bir mağlubiyet ve perişanlık bekliyordu…

    Çünkü akın akın Medine’ye giden Müslümanlar, onlardan korktukları için değil, İslam’ın temellerini en mukavim bir şekilde inşa etmek üzere hicret ettiklerinin şuuru içindeydiler.
     
Yükleniyor...