Haramdan Sakınmak Önce Gelir

'Dini Bilgiler' forumunda Semerkand tarafından 8 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Haramdan Sakınmak Önce Gelir
    Haramdan korunmak
    Allah Tealâ ayet-i kerimede: “Ey iman edenler! Allaha ittika edin ve Ona yaklaşmaya vesile arayın ve Onun yolunda mücahede edin ki felaha eresiniz. (Maide, 35) buyuruyor.

    Bu ayet-i celilede ihtimam göstermemiz, dikkatle üzerinde durmamız gereken üç şey var:

    Bunlardan birincisi Allaha ittikadır. Yani Allahın cezasından, azabından korkup, haramdan, günahtan, çirkin işlerden sakınmak; şayet bir günaha düşüldüyse hemen tevbe etmektir. Haram nedir? Allah Tealânın “yapmayın diye emrettikleridir. İçki içmeyin, gibi. “Yapın diye emrettiklerini yapmamak da haramdır. Namaz kılmak gibi. Yani haram, yapılması veya yapılmaması kesin olarak yasak olan işlerdir.

    Ayet-i celilede dikkat çekilen ikinci husus ise, Allaha yaklaşmaya vesile aramaktır. Yani sadece, ben iman ettim ve Allahtan korkarım, demekle yetinmeyip, Ona yaklaşmayı mümkün kılan bütün fırsat, yol, sebep ve vasıtalara tevessül etmek, sıkı sıkıya sarılmaktır.

    Üçüncüsü mücahede etmektir ki, nefs, şeytan, insanlar ve dünya hayatından kaynaklanan iç ve dış bütün engel ve zorluklara göğüs germektir. Bir zorlukla karşılaşılsa bile Allaha kulluktan geri kalmamaktır.

    Ayet-i celilenin sonunda da, bunları yapanlara Allah Tealâ felaha ermeyi, yani kurtuluşu, bitmek-tükenmek bilmeyen saadeti vaad ediyor. Ne mutlu bize ki, müslüman olmak nasip olmuş, bunlardan haberdar olmuşuz.

    Öyleyse bu büyük nimetin kıymetini bilmeye çalışalım. Habersizler, bir şey bilmeyenler gibi davranmayalım. Allah Tealânın lütfu keremiyle, büyüklerin himmetiyle ittika edelim, Allahtan korkup haramdan, günahtan uzak duralım.

    Dinimizde haram helal bellidir. Öncelik de haramdan sakınmaya aittir. Denilmiştir ki: “Def-i mazarrat celb-i menfaate râcihtir. Yani zararı, ziyanı olan şeyden korunmak, faydalı olan şeyi elde etmekten önce gelir.

    Mesela nafile oruç tutmak faydalıdır, sevaba vesile olur. Fakat gıybet edersen, yalan söylersen, gözünü harama diker, mâlâyani konuşur, boş işlerle uğraşırsan orucunun faziletine zarar verirsin; deftere oruç yazılır ama sevabı kalmaz.

    Haramı işlememeye sabretmek büyük bir iştir. Binlerce nafile ibadetten evladır. Mesela gıybet etmemek, nafile oruç tumaktan efdaldir. Bunun için, mazarratı def etmek, yani harama yönelmemek, gıybete girmemek, caddede, çarşıda harama bakarak göz zinası etmemek, namuslu müminin iffetine, namusuna ilişmemek gibi insanın karşısına çıkabilecek bütün günahlara karşı uyanık olmak icap eder.

    Maide Suresindeki ayet-i celilede, Allah Tealânın beyan ettiği mübarek kelama göre yasaklanmış olanları terk, yapılması emredilmiş olanları işlemekle aynı sırada olduğundan, önce günahları terk etmedikçe emirleri yapmak fayda vermez. Kemalât artmaz, yerinde sayar. İnsanın o kadar emek harcadığı şeyi bir anda kaybetmesi ne kadar üzücüdür! Böyle bir durumdan Allaha sığınırız.

    Günahları önce tevbe ederek terk ederiz. Bir daha yapmamaya azmederiz. Günaha çağıran nefs ve şeytanlara kulaklarımızı tıkayıp, hayatımızı Allah Tealânın emirlerine göre tanzim ederiz.

    Fakat asrımız günahları aşikâr edip yaygınlaştırdı ve günahkâr olmaya sürekli bir teşvik var. Böyle bir ortamda tekrar günaha dönmemek için kâmil bir mürşidin elinden tutup eteğine sarılmak, Allah yolunda mücahede ederken daima onun manevi yardımına sığınmak ve bir daha günahlara dönmeyecek duruma, kemalâta talip olmak gerekir.

    Sahabe-i Kiram (Allah onlardan razı olsun), Rasulullah s.a.v.e biat edip Onun elinde tevbe ettiler. Onu mürşit, rehber, peygamber görerek, doğruluğuna, güvenilirliğine inanarak bağlanıp teslim oldular. Allah Rasulü de onları terbiye etti, olgunlaşmalarını, kemale ermelerini sağladı. Öyle ki Allah Rasulünün elinde yetişen, terbiye gören en küçük makamdaki Vahşi r.a., Gavs Geylanî k.s. Hazretlerinden üstün oldu. Çünkü öğreticisi, eğiticisi Hz. Peygamber idi.

    Asr-ı Saadetten sonra da terbiye edicilere hep ihtiyaç oldu. Bu işİ Allah Rasulünün manevi mirasçısı kâmil mürşitler yaptılar. Haramlardan sakınıp Allaha yakınlaşmaya büyük vesile oldular.

    Allahın yasaklarından sakınmak, vesileye sarılıp mücahede etmekle inşallah felaha ereceğiz.

    Bırakalım şeytanların sofrasındaki acı ikram kendilerinin olsun.


    Mehmet ILDIRAR/ semerkand dergisi
     


Yükleniyor...