Hammurabi Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda Merve tarafından 14 Haziran 2012 tarihinde açılan konu



  1. Hammurabi


    Hammurabi, I. Babil Hanedanının 6. Kralıdır. Onu meşhur yapan devlet adamı ve teşkilatçılığından ziyade yaptığı kanunlardan gelmektedir. Hammurabi Kanunları mülkiyet, sosyal sınıflar, aile ve ceza hukukundan bahsetmektedir. Akkad dilinde yazılıp, eski kanunların sistemleştirilip, yazılmasından meydana gelen Hammurabi Kanunları, 1902 yılında Fransızlar tarafından Sus şehrinde bulunup, Loure Müzesine taşındı. Dikme taşın ön ve arka yüzlerine çivi yazısıyla yontulan Hammurabi Kanunları, 282 maddeden meydana gelmektedir.

    DÖNEMİNDEKİ GELİŞMELER
    Hammurabi, ülkede merkezi bir idare kurmak için memur sayısını arttırıp, sürekli ve resmi yazışma usulünü başlattı ve kendisini kutsallaştırıp, “Kralların tanrısı” ünvanını aldı. Hammurabi’nin asıl ünü devlet adamı ve teşkilatçılığından ziyade yaptığı kanunlardan gelmektedir. Hammurabi Kanunları mülkiyet, sosyal sınıflar, aile ve ceza hukukundan bahsetmektedir. Akkad dilinde yazılıp, eski kanunların sistemleştirilip, yazılmasından meydana gelen Hammurabi Kanunları, 1902 yılında Fransızlar tarafından Sus şehrinde bulunup, Loure Müzesine taşındı. Dikme taşın ön ve arka yüzlerine çivi yazısıyla yontulan Hammurabi Kanunları, 282 maddeden meydana gelmektedir.

    DEVLETİ KURMA
    Hammurabi (İ.Ö.1728-1686) krallık varisi olmak için mücadele eden koalisyonlardan birinin lideridir. Zamanla hakimiyeti eline alan Hammurabi, komşuları Larsa, Mari ve Asur’a hakimiyetini kabul ettirmek için uzun süre savaştı. İ.Ö. 1770 yılında Babil ülkesinde birliği sağladı ve bütün Mezopotamya'ya hakim olup, Suriye ve Elam bölgelerini içine alan bir imparatorluk kurdu. Hakimiyeti altındaki Babilliler, Amurriler, Akkadlar ve Sümerlileri bir millet haline getirmeye, dil, kültür ve hukuk birliği içinde yoğurmaya çalıştı. Hammurabi, kanunları toplumun hakları ve sorumlulukları açısından üç sınıfa ayırmaktadır. Bunlar avilum (üstün, asil insan), meşkenum (orta sıradan insan) ve vardum (köle) idi. Yaralama olaylarında şiddet avilum’a yönelikse suçlu daha sert bir biçimde, meşkenum’a yönelikse normal, vardum’a yönelikse çok hafif olarak cezalandırılmaktaydı. Suçu işleyen avilum ise daha çok ağır tazminat cezalarına çarptırılır, meşkenum ve vardum ise idam, hapis veya ağır dayak cezalarına maruz kalmaktaydı.