Farklı Bir Hikaye

Mefta olup cehenneme giden bir adam hakkındadır bu öykü.

Melek bu adamı nefis
yemek kokuları gelen bir odaya götürür. Odanın ortasında büyük bir tencere
ve çevresinde oturan insanlar vardır. Bu çok zayıf, bir deri bir kemik
kalmış insanlar acıyla inlemektedir. Cehenneme yeni gelen bu adam tencerenin
çevresindeki insanların ellerinde kepçeye benzer, uzun saplı
kaşıklar görür. kaşıklar ellerine bağlıdır. Kasığı tencereye
daldırabilmekte ama hiçbir şey yiyememektedirler çünkü kasıkların sapı o
kadar uzundur ki, ellerindeki kaşıkları bir türlü ağızlarına
götürememektedirler. ..
Lütfen der adam 'bana bir de cenneti gösterir misin?

Elbette der melek; ''Sonsuzlukta birkaç dakikanın ne önemi var'' der ve
onu cennete götürür.
>
Adam cennete girince hem çok şaşırır hem de kafası karışır. Gördüğü
manzaranın cehennemdekinden hiçbir farkı yoktur. Yalnızca insanlar mutlu ve
sağlıklıdır, kahkahalarla gülmektedirler.

'Anlayamadım der. Herşey aynı, herkesin ellerine bağlı uzun saplı kaşıklar
var ve hepsi de bir tencerenin çevresinde oturuyorlar. Farklı olan nedir?
Neden burası cennet ''Melek adamın sorusunu yanıtlamaz. Tam çıkarken, adam
başını bir kez daha çevirir ve olan biteni anlar. Herkes ellerindeki uzun
saplı kaşıklarla birbirlerini beslemektedir. ....! :)

Sonuç olarak, ''Hepimiz bir bütünün parçasıyız ve hepimizin bir başkasına
gereksinimi var..! Hepimiz birbirimizin tek kanatlı meleğiyiz. Uçabilmemiz
için kucaklaşmamız gerekir''
 
yalnızca kendisini gören ve doyuran kişi aç kalır, başkalarını da düşünüp doyuran kişi onun tarafından da doyurulur, her zaman alan değil veren kazançlıdır
birlik olup kucaklaşmamız dileklerimletşk ler BY_TUAL bu güzel paylaşım için
 
Harikaydı gerçekten ilk kez okudum ve aslında ne kadarda ders çıkarılası bir konu dedim kendi kendime
devir menfaat devri olmuş, el üstünde tutarsan iyisin, yorulup bıraktınmı yere anammmm diye bağırır insanlar
keşke bu yazıyı her sokağa, her caddeye, her ağaca ve reklam panosuna asma imkanımız olsa belki karanlıkta bir mum yakabiliriz böylece
teşekkürler Tual
 
Sevgı Kaşıkları

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece
sözünü edenlerle, onu
yaşayanlar arasinda ne fark vardır?"
"Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden
gönüle indirememiş
olanlari çağirarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi
oturmuşlar yerlerine.
Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve
arkasindan da, derviş
kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.
Ermiş "Bu kaşıkların ucundan tutup şöyle yiyeceksiniz"
diye bir de
şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs
etmisler. Fakat o da
ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp
saçmadan
götüremiyorlar
ağizlarina. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar,
öylece aç
kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi
gerçekten bilenleri çağiralim
yemeğe." Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile
gülümseyen ışıklı insanlar
gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her
biri uzun boylu
kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki
kardeşine uzatarak içmişler
çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve
şükrederek kalkmışlar
sofradan."İşte" demiş ermiş: "Kim ki hayat sofrasında
yalniz kendini görür
ve
doymayi düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini
düşünür de
doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktir.
Şüphesiz şunu da
unutmayın; hayat pazarında alan değil veren
kazançlıdır herzaman...


emeğine sağlık arkadaşım bu da hikayenin değişik bir versiyonu sizinle paylaşmak istedim

iki hikayeninde verdiği ders gerçekten Hazan arkadaşımızın dediği gibi heryere yazılıp unutulmamalı
 
Üst