Farabi Hayatı ve Eserleri

'Biyografi' forumunda Aysell tarafından 23 Haziran 2012 tarihinde açılan konu



  1. Farabi Hayatı ve Eserleri


    HAYATI
    871 yılında Türkistan’da doğan Farabi’nin babasının kumandan olduğu dışında ailesi hakkında bilgi yoktur. Doğduğu şehir olan Farab’da dini eğitimini tamamladıktan sonra bir süre kadılık yaptı. Ancak ilm öğrenme arzusu onu şehrinden çıkarttı ve hayatı boyunca seyahat ederek önce Buhara sonra Semerkant, ardından Merv, Belh, Bağdat ve İran gibi bölgeler de kültür seviyesini yükseltti. Bağdat’a vardığında 40 yaşını geçmiş olan Farabi burada mantık ve felsefe ilmini öğrendi. 20 yıl kadar burada yaşayan Farabi eserlerinin çoğunu da burada kaleme aldı ve 941 yılında Dımaşk’a gitti. İlerlemiş yaşına rağmen 948 yılında Mısır’a gitti ve 2 yıl sonra 950 yılında 80 yaşlarındayken hayatını kaybetti.

    ŞAHSİYETİ
    Maddiyata önem vermeyen, şöhret ve gösterişten nefret eden Farabi, ruhun ve ahlakın temizliğinin her şeyden üstün olduğunu düşünmektedir. İlim ve sanat adamlarına büyük değer verirdi. Hayatı boyunca münzevi bir hayat yaşadı, hiç evlenmedi ve mal mülk edinmedi.

    Şöhretten nefret etse de yaşarken büyük bir şöhrete kavuşmuş olan Farabi ‘’Muallim-i Sani’’ sıfatı ile anılmaktaydı. Her zaman mütevazi bir kişilik sergileyen Farabi, ona ‘’Sen mi daha bilginsin, Aristo mu?’’ diye sorulunca ‘’Eğer Aristo’ya yetişseydim onun en seçkin talebelerinden olurdum.’’ Diyerek bunu kanıtlamaktadır.

    İLMİ BİRİKİMLERİ
    Yaşadığı dönemde ilimlerin tasnifini yapmış ve her ilmin tanımını, teorik ve pratik açıdan değerini belirtmiştir. İlimleri başlıklandıran filazof; dil, mantık, matematik, fizik ve metafizik, son olarak medeni ilimler adları altında bilgilerini açıklamıştır. Ayrıca ilim ve sanatları taşıdıkları değer açısından da sınıflandırmıştır. En büyük başarısını Mantık’da gösteren Farabi, dil ile mantık arasında sıkı bir ilişki kurmuştur. Ona göre dil bilgisi hatasız konuşmanın, mantık da doğru düşünmenin kurallarını vermektedir.

    Felsefedeki düşüncesi ise varlık olarak varlığın bilgisidir. Yani tüm kainatı kaplayan bir ilimdir. Zaten Farabi, ‘’Filozof’un yapması gereken şey kendi gücü ölçüsünde Allah’a benzemektir.’’ diyerek filozofun fikren aydınlanarak Allah’ın varlığının evrensel bilgisine sahip olmasını kastediyordu.

    Filozof varlıkları şu şekilde sınıflandırmıştır. Onkoloji, Külli-Cüz-i, Vacib-Mümkin ve Sudur Teorisi.. Farabi’nin fizik anlayışı ise basit olsun birleşik olsun tabii cisimlerin ilkelerini, özelliklerini ve onlardaki değişimi sağlayan prensipleri içinde barındıran bir ilimdi.

    Farabi doğustan bilgi teorisini reddederek, yeni doğmuş bir çocuğun zihninin bomboş olduğunu savunur. Akıl kavramını birçok farklı eserinde tüm boyutları ile incelemiş olan Farabi, aklı ameli ve nazari olmak üzere ikiye ayırır.

    Bunun dışında filozof erdemli bir hayatın ancak ideal bir toplumla gerçekleşebileceğini savunur. Bu savında Eflatunun ütopik devletinin izleri okunmaktadır.

    DİN FELSEFESİ
    Farabi, din felsefesinin temel meselelerini şu şekilde sıralar;

    Uluhiyyet, insan aklının ulaşabildiği en genel kavram varlık, en kutsal kavram ise Allah’tır.

    Nübüvvet, bütüm semavi dinler vahye dayanır. Peygamber, Allah tarafından üstün yetenekler ile donatılmış, onun emir ve iradesinin insanlara ulaştırmakta görevlendirilmiş üstün bir şahsiyet olarak kabul edilir.

    Mead, insanın yapısında var olan ebediyet duygusu, onu ruhun ölümsüzlüğü fikrine ve ölümden sonraki ikinci bir hayatın varlığı üzerinde düşünmeye sevketmesidir.

    ESERLERİ
    100’den fazla eser yazmış olan düşünürün çoğu eseri başka dillere de tercüme edilmiştir. Başlıca eserlerine bakacak olursak; El-Medinetü’l-fazıla, Es-Siyasetü’l-medeniyye, Kitabü’l-Mille, Et-Tenbih Sebili’s Saade, Fusülü’l-Medeni, El-Cem Beyne reyeyi’l-hakimeyn, Risale Fima yenbagi en yükaddem kable teailümü’l-felsefe, Fususü’l-hikem, Risaletü Zinnuni’l-Kebir..
     


Yükleniyor...