Fabl Nedir? Fabl Örnekleri Ve Özellikleri Hakkında Bilgi

'Sorun Cevaplayalım' forumunda ZeuS tarafından 24 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. FABL NEDİR?

    Hayvanlar ya da cansız varlıklar arasında geçen bir olayı, çoklukla manzum olarak anlatan ve öğüt veren yazılara fabl denir.
    Fabl türü eğitim ve öğretimde çokça kullanılır. Konu oldukça kısadır. Kahramanlar insan karakter ve davranışlarına sahip hayvan, bitki ve cansız varlıklardır.
    Eski Türk Edebiyatında kıssadan hisse adı verilen bu türün örneklerine Sadi’nin Bostan ve Gülistan ve Mevlana’nın Mesnevisinde de çokça rastlanır.
    Eski Edebiyatımızda fabl türünün en bilinen eseri 15. Yüzyıl şairi Şeyhî’nin Harname isimli eseridir.
    Dünya Edebiyatında bu türün tanınmış isimleri Ezop ve Lafonten’dir (La Fontaine).
    Hint yazarı Beydaba’nın fabl türündeki önemli ve tanınmış eseri Kelile ve Dimne’dir.
    Edebiyatımızda Tanzimat döneminde Şinasi önce Lafonten’den tercümeler yapmış sonra kendisi de fabl türü eserler ortaya koymuştur. Orhan Veli Kanık ve Sabahattin Eyüboğlu’nun Lafonten’den yaptığı tercümeler de önemlidir.
    Günümüzde özellikle çocuklara yönelik eser veren yazar ve şairlerimiz fabl türüyle birbirinden güzel ürünler ortaya koymaktadırlar.
    Sitemizde fabl türü ile ilgili örnekleri okuyabilirsiniz.
    M.R.Selimoğlu


    ÖRNEK FABL
    LEYLEĞİN AKLI
    Güvercinin biri yüksek bir hurma ağacına yuva yapmıştı. Orada yumurtluyor, yavrularını orada besliyordu. Güvercinin böyle yüksek bir ağaçta yavru beslemesi çok zor oluyordu.
    Hayvancağız yavrular yavrulamaz bir tilki geliyor, güvercini korkutuyordu:
    -Ya yavrularını aşağı at ya da ağaca tırmanıp hepsini yok edeceğim, diyordu.
    Güvercin korkudan tir tir titriyor, yavrularını aşağı atıyordu. Tilki de afiyetle onları yiyordu.
    Güvercin yine yumurtlamış, korku içinde yuvasında büzülüp kalmıştı. O sırada bir leylek gelerek güvercine selam verdi, hatırını sordu. Üzüntülü olduğunu görünce, bunun sebebini sordu. Güvercin olanları aynen anlattı. Bunun üzerine leylek:
    -Bak sana bir akıl öğreteyim. Tilki yine gelirse dersin ki, ben artık sana yavrularımı atmayacağım. Çıkabilirsen çık al. Beni ele geçiremezsin. Ben uçar kurtulurum, ancak yavrularımı alabilirsin.
    Bu sözleri söyledikten sonra leylek uçup gitti. Bir su kıyısına kondu. Tilki yeniden hurma ağacının altına geldi. Bağırıp çağırdı. Güvercinden yavrularını istemeye kalkıştı. Güvercin leyleğin kendisine söylediği sözleri tilkiye söyledi...
    Tilki:
    -İyi ama, dedi, bu aklı sana kim öğretti?
    Güvercin:
    -Kim olacak, leylek.
    -Ben ona şimdi kim olduğumu göstereyim de anlasın, dedi.
    Irmak kıyısına koştu. Leyleği görünce ona yaklaştı.
    -Leylek, dedi. Söyle bakayım, rüzgâr sağdan eserse ne yaparsın, soldan eserse ne yaparsın, başını hangi yöne çevirirsin?
    Leylek:
    -Sağdan eserse başımı sola, soldan eserse sağa çeviririm.
    Tilki:
    -Ya dört yönden rüzgâr eserse?
    Leylek:
    -O zaman başımı kanatlarımın arasına alırım.
    Tilki:
    -Bu işi nasıl yaparsın? İnanmam doğrusu. Böylesini hiç görmedim. Siz kuşlar öteki hayvanlardan daha akıllısınız herhalde...
    Leylek, tilkinin bu konuşmasından çok memnun kalmıştı.
    -Bak yapayım da, bir kere de sen gör.
    Leylek başını kanatlarının arasına aldı. Tilki hemen leyleğin üzerine atıldı. Leyleği boğdu.
    Tilki:
    -Ey kendinin düşmanı, dedi. Güvercine akıl veriyorsun da, kendin neden akıllı olmuyorsun? Bak düşmanın seni avladı.
    R.Selimoğlu
     


Yükleniyor...