Edirne Muradiye Camii Tarihi ve Özellikleri

'Eğitim Merkezi' forumunda Merve tarafından 22 Şubat 2012 tarihinde açılan konu



  1. Edirne Muradiye Camii

    Yapılış Tarihi 1436
    Edirne’de 1436 tarihinde inşa edilmiş olan bir külliye yapısıdır. Yapının mimarı kesin olarak bilinmemektedir yalnız mimar Şehabeddin tarafından yapılmış olduğu düşünülmektedir. Külliye camii dışında mevlevihane, imaret, çeşme ve mektepten oluşmaktadır yalnız bugün camii ve hazire bölümü günümüze sağlam olarak gelebilmiştir.

    MİMARİ ÖZELLİKLERİ
    Camii zaviyeli planda olup düzgün kesme taştan inşa edilmiştir. Güney-kuzey istikametinde arka arkaya iki kubbe yanlarında ise birer kubbe ile kuzeyinde beş gözlü son cemaat yeri ve kuzeybatısında tek şerefeli bir minareden meydana gelmektedir. Son cemaat yeri tuğla malzemeyle yapılmış olup, üzeri kubbeyle örtülü olan orta bölüm yüksek tutulmuş, yanlar ise aynalı çarpraz tonozla örtülmüştür. Camiye giriş ise bu yüksek tutulan gözden sağlanmış, basık kemerli, mukarnaslı mermer bir taç kapıyla sağlanmıştır. Yapının yanlarında bulunan küçük ve alçak tutulmuş tabhane odaları yer almaktadır. Bu odalarda bir ocak, dört tane duvar nişi görülmektedir. Yapı dıştan sade olarak tasarlanmış olsa da içten oldukça süslü ve görkemlidir. Kaliteli ve zengin çini kullanımının yanı sıra usta kalem işleri dikkat çekmektedir. Camiinin mihrabı tamamen çini ile kaplı olup, sır altı tekniğinde beyaz zemin üzerine mavi, birbirinden farklı bitkisel ve geometrik motifler ile süslenmiştir. Ayrıca II. Murad’ın adı ile üç satır sülüs ve iki satır kufi hat ile yazılmış Al-i İmran suresinden ayetler yer almaktadır. Çinili duvarların üst kısımlarında kabartmalar, bezemeli palmet frizleri yer almaktadır. İznik üslubu olan mavi-beyaz seramiklerinin kalitesini gösteren bu çiniler Edirne’de orijinal bir anlayışın olduğunu göstermektedir. Yalnız ne yazık ki 2001 yılında bu çinilerin bir çoğu zarar görmüştür. Günümüzde çini restorasyonu ile zarar gören parçalar tamamlanmış, çalınan çinilerin yerleri ise alçı sıva ile kaplanarak boş bırakılmıştır. Camii içinde farklı dönemlere ait kalem işleri de bulunmaktadır. Bu kalem işlerinden çoğu günümüze ulaşamasa da bugün görülebildiği kadarıyla bu işler zamanında oldukça başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Cami içindeki en eski tabaka kırmızı zemin üzerine siyah tahrirli beyaz, sarı ve lacivert bezemelerden oluşmaktadır.

    Yapı yalnızca çinileri ile değil ahşap işçiliği ile de öne çıkmaktadır. Meandır motifini andıran geometrik süslemeli pencere kapakları ile korkulukları, şebekeli ahşap minberi ve vaaz kürsüsü bu dönemin öne çıkan ahşap sanatına örnek oluşturmaktadır. Yapının önemi içte bulunan geometrik ve bitkisel motifli firuze, sarı, lacivert, açık yeşil renkteki bu levha çiniler teknik ve üslup açısından Bursa Yeşil Camii’den sonra gelen en güzel örnekleri oluşturmaktadır. Ayrıca mihrabın batısında üstte çerçeve içinde yer alan taşın halk tarafından Kabe taşı olarak tanımlanmasından dolayı yapı Edirne Eski Camii’den sonra ikinci önemli ziyaret yeri olmuştur. Son cemaat yerinin ve taçkapının üzerinde bulunan Mevlevi Sikkesi biçimindeki motif, tasavvufla ilgili olduğu için önem taşımaktadır.