Dürüstlüğün güzellik uykusu

#1
Dürüstlüğün güzellik uykusu!


Modern iş dünyasının son akımı "Bugün yorganın altında uyumak istiyorum"
diyerek işe gelmemek.

İşyerinden gelen cevap da "Keyfine bak, yarın görüşürüz" oluyor!


Selahattin Duman dün konu etti: bizde böyle durumlarda "Uyumak istiyorum"
yerine, bir akraba -temsilen- öldürülür.

İşe gelmemenin başka bahanesi olamazmış gibi...

Oysa yabancının yaklaşımı bizimkinden daha iyi sonuç veriyor, o uygulamanın
temelinde bir yaşam tarzı, dünyaya bakış ve algılayış yöntemi yatıyor.



Bu sistemde tanışışım, Amerika'da (Texas Üniversitesi) ilk asistanlık
aylarına denk gidiyor... Öğrenci geldi, "Ben sabah uyuyakaldım, imtihanı
kaçırdım. İsterseniz şimdi imtihan olabilirim" dedi. Haydaaa.... Alışmışız
bizim sisteme, "İmtihanı kaçırırsan kalırsın ikmale kardeşim. Bir de sana
özel imtihan mı yapacağız?" diye düşünüyorum. Ama talebe o kadar rahat
ki...
Profesöre, "Öğrencinin biri uyuyakalmış imtihanı kaçırmış, ne yapacağız"
dedim.


"Bir make-up (telafi sınavı) yapıver, aynı testi verme, konu ver,
kompozisyon yazsın" cevabını verdi. Öğrencinin kağıdı "A" aldı, meğer
çalışırken sabahlamış, masa başında uyuyakalmış. Aslında diskoda
sabahlasaydı da olurdu ya yine sınava girecekti... "Uyuyakaldım" demesi
cezalandırılmıyor, doğruyu söylüyor, sistem anında bir imkan daha tanıyor.
Insanı dürüstlükten şaşmaya davet etmiyorlar! Meşhur hikayedir, iki öğrenci
sınavı kaçırır, hocaya "Beraber arabayla geliyorduk, lastik patladı, sınava
yetişemedik" derler. Hoca ikisini ayrı ayrı odalarda sınava alır, soru iki
kelimedir: "Hangi lastik?"

Sistemi aldatmadıkça sistem sana hak tanıyor, sistemle oynamaya başlarsan
sistem de sana karşı tavır alıyor. Sistemin temelinde dürüstlük var. Başka
yerde insanın sadece bedenini değil ruhunu da ciddiye alıyor, öyle
davranıyorlar. Bizde canının işe gitmek istememesi gibi bir ruh hali
sözkonusu olamıyor. İlle de bedeni bir şey olacak, ya grip olacaksın, veya
çok yakının birine fiziki bir şey olacak. Hele ölürse, izin garanti!



Adamların mantığı farklı... "Canım bugün işe gelmek istemedi" dediğinde
"Bak keyfine" diye cevap veren işyerinde çalışmak istiyorsun! Adamlar bunun
farkında. Denklemi -bizim gibi- ters kurunca, sağlıklı olduğun sürece karşı
tarafın seni hayattan bezdirme hakkı doğuyor. Şükrü Kızılot konu etmiş,
bazı bankalar SSK emeklilerine maaş ödemek için sağ olduklarını ispat eden
belgeyi altı ayda bir getirme şartı koymuşlar. Ya öleceksin ya da ıstırapla
yaşayacaksın formülü!



İnsanı insan yerine koymak, kişinin hatasını kabullenmesi, hatayı yapana
bir şans daha verilmesi, ruha hitap... Bunlar hep kaliteli toplumsal yaşam
emareleri. Bizde de yerleşiyor, umut yok değil... Bir ara ne çok vardı
"Satılan mal geri alınmaz"! Tercümesi "Kazıkladım gitti!" Şimdi iade
sistemi, bizde de yerleşti, 20 yıl önce yoktu... Arkadaşım Altan,
Dallas'tan
-dayanamadı- bir tenis raketi aldı, sonra verdiği paraya acıdı.. "Gel iade
edelim" dedi, beraber gittik.. Bir de baktım ki Altan elini bandaja sarmış.
İade ederken satıcı kız, "İade nedeniniz" diye sorduğunda "Elimi
sakatladım, kullanamıyorum maalesef" dedi. Tezgahtar kız not etti, raketi
geri aldı, parasını Altan'ın sağlam (!) eline saydı.



Kıza, "Arkadaşım 'Eve gidince rengini beğenmedim' deseydi, geri almayacak
mıydınız?" diye sordum. Tezgahtar, "Sadece istatistik için araştırma
departmanına verdi diye bu soruyu soruyoruz, bir hafta içinde geri getiren
her şartta parasını geri alır" dedi.

Sahte bandaj sahibi ne komik! Sistem sağlıklıysa sahte hastalıklara gerek
kalmıyor. Öbür türlü sistem, adamı hasta ediyor!



Esnek çalışma saatleri... "Kravatsız Cuma"lar... Yorgan günleri... Hepsi
daha verimli olunması için! Yoksa aklın başka yerde, gelmişsin işe...
Koltukta oturuyorsun ama önündeki bilgisayarda fal bakıyor, kendince
İntikam alıyorsun... Patronun koyduğu kameraya da çalışır görünüyorsun...


"Yalandan kim ölmüş" ne de olsa bir Türk atasözü!
 
Üst