Cenap Şahabettin Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda Kübra Sekmen tarafından 29 Ekim 2013 tarihinde açılan konu


  1. Cenap Şahabettin Hakkında Bilgi

    Doğum 21 Mart 1870/Manastır
    Ölümü 12 Şubat 1934/İstanbul
    Meslek Doktor, şair, yazar
    Dönemi Servet-i Fünun

    Servet-i Fünûn Edebiyâtının tanınmış temsilcisinden biri olan Cenap Şahabettin 1870 yılında Manastır’da doğdu. Babası Plevne Savuması‘nda şehit düşmüş bir binbaşıdır. İlk ve orta tahsillerinden sonra 1889 yılında Askerî Tıbbiyeyi bitirerek doktor çıktı. Alanında uzmanlaşmak için gönderildiği Pâris’te (1890-94) yılları arasında dört sene kalarak yurda dönen Cenap Şahabettin muhtelif yerlerde hekimlik yaptıktan sonra 1896 sıhhiye müfettişliği göreviyle Hicaz’a gitti. 1908’den sonra siyâsî hayâta girdi ve 1914’te kendi arzûsuyla emekli olduktan sonra 1922’ye kadar Edebiyat Fakültesinde müderrislik yaptı. Bu arada “Millî mücâdele hareketine karşı çıkması” üzüntüyle karşılandı. Cumhuriyet devrindeki hayâtı edebî yazılar ve çalışmalarla geçti. 13 Şubat 1934’te beyin kanamasından ölerek Bakırköy Mezarlığına gömüldü.

    SANAT HAYATI
    Cenab Şahâbeddîn, başta şiir olmak üzere tenkit ve makâleler, vecizeler, biyoğrafya ile seyâhat ve tiyatro eserleri yazmıştır. Edebiyata ilgi duyan bir ailede dünyaya gelen Cenap Şahabettin’in edebiyat hayatı genç yaşlarda başladı. Daha 14-15 yaşlarındayken dîvân gazellerini taklid ederek şiire başlayan Cenab, İstanbul’da tıbbiye talebesi olduğu yıllarda bu uğraşını geliştirerek devam ettirdi. 2. Tanzimat Döneminin temsilcilerine duyduğu ilgi sebebiyle bu şairlerin tesiri altında kalan Cenap Şahabettin Paris’te kaldığı süre zarfında edebiyat meselelerine ileri düzeyde hakim olmuş bir vaziyette memlekete döndü ve Servet-i Fünun akımının önde gelen temsilcilerinden bi oldu. Şiirlerini içerik açısından sınırlı tutan Cenap Şahabettin konuda var olan unsurlara yer vererek, geri kalanını atmıştır. Cenap Şahabettin için şiirde esas alınması gereken husus biçim olduğu için biçim üzerinde ısrarla durarak muhtevâcı şiir akımı ve anlayışlarına karşı çıkmıştır. Servet-i fünûn şâirlerinin hemen benimseyip uyguladıkları bu özellikleri Paris’te kaldığı yıllarda Fransız şâirlerinden ve edebî akımlardan aldı. Mecazlar konusunda Servet-i Fünûn ana hatlarını çizen Cenâb Şehâbeddîn, Batıdaki misallere özenerek hiç duyulmamış, yeni yeni isim ve sıfat takımları kurdu. O yıllarda da pekçok ağır tenkide mâruz kaldı ve edebiyâtımızda benimsenmedi. Onun bu yabancı, garip ve lügat kitaplarının derinliğindeki kelimelere düşkünlüğü bâzı şiirlerini okunamaz hâle getirmiştir. Bu özellikleri göz önüne alındığında sembolizm ve parnasizmi Türkiye'ye getirdiği görülmektedir.



    Şiirlerinde toplumsal meselelere değinmeyen Cenab Şahabettin için şiirin amacı yalnız güzelliktir. Konularını beşerî aşk, felsefe ve tabiat temalarından seçmiştir. Şiirlerinde de duygu sığ kalır hattâ felsefî şiirlerinde de fikrî bir derinlik bulunmaz. İnanç konularında şüpheci bir tavrı vardır. Siyâsî ihtiras ve şahsî kaygılarla dolu hayâtı eserlerine de aksetti. Kaprisli kişiliği ve muadillerine tepeden bakan tavrı kendisini, pekçok edebî tartışma ve tenkidin hedefi hâline getirdi. Tartışmalarında edebî tenkitten ve makalelerinde bir taraftan seviyeli ve doyurucu olmakla birlikte, karşısındakini küçümsemek ve alaya almaktan vazgeçmedi. Eserleri arasında önemli bir yer tutan Tiryâkî Sözleri, ince ve keskin bir zekânın verimi olan öğütlerden teşekkül eder. Biyografi türündeki tek eseri William Shakspeare‘dir. Tenkit ve makalelerinin bir kısmı Evrâk-ı Eyyâm, Nesr-i Harb,Nesr-i Sulh kitaplarında toplanmıştır.Hac Yolunda, Avrupa Mektupları, Âfâk-ı Irak isimleriyle yayınlanan seyâhat eserlerinden başka, başarısız tiyatro eserleri de vardır. Şiirleri kitap hâlinde toplanmıştır.