Çaylaklar arasında bir şahin

#1

Çocuğunu dizinin dibinden ayırmak istemeyenler, "uzakta büyük adam olacağına,
yanımda küçük adam olsun" diyenler için Mümin Sekman’ın "Limitsizsiniz" kitabında
yer verdiği Hint Kadim hikáyelerden birini, bir şahinin kendi kanatlarıyla uçma
serüvenini anlatacağım.

Her insan kendi kanatlarıyla uçma isteğiyle doğar ancak zamanla kafası "kafeslenerek" bu
isteği unutturulur. Her çocuk, dozu farklı ölçeklerde de olsa kendi kanatlarıyla uçmak, kendi
yapabildiğinin en iyisini göstermek için çabalar ama zamanla anne-babalar onları "eğiterek"
çocuklarının bu tutkularını köreltirler. Kalile ve Dimne’ye ait bu hikáye yaptığımız yanlışları
göstermesi açısından önemli.

İki şahin severek evlenmişti. Arazinin en yüksek tepesine kurdular yuvalarını. Sonra bir yavruları oldu.
Sürekli onu seyrediyorlardı. Yavru şahin çok hareketliydi. Kendine çok güveniyordu. Sınırları
zorlamaktan çekinmiyordu. Yavru şahin bir an önce "büyük" bir şahin olmak istiyordu.
O, yükseklerde uçmak için doğmuştu. Olduğu yerde duramayanlardandı.

Tüyleri çıktıkça, "Benim de anne-babamdan eksiğim yok" diye düşünüyordu: "Onların yaptığı her
şeyi ben de yapabilirim!" Sık sık soruyordu: "Baba ben ne zaman uçacağım?"

"Boşlukta kanat açmadan uçup uçamayacağını bilemezsin" demişti bir kere babası dalgınlıkla.
Bu söz aklına takıldı yavru şahinin.

O da boşlukta kanat açarsa, kanatlarının anne-babasınınki kadar büyük olduğu ortaya çıkacaktı.
Buna inanmıştı. Güveniyordu kendine.

Çaylaklar arasında bir şahin

O gün, her zamanki gibi anne-babası onu yuvada gizlemiş, karınlarını doyurmak ve ona yiyecek
bulmak için yuvadan uzaklaşmışlardı. Onu sıkı sıkı tembihlemişlerdi: "Yuvada saklandığın yerden
asla çıkma. Sakın ses çıkarma. Kanatlarını açıp kendini gösterme. Sakın uçmaya kalma, düşer ölürsün."

Oysa yapıl(a)mayacaklar listesi hiç de ona göre değildi! Sınırların ötesine uçmak, olamaz denileni
denemek, kendi kanatlarına güvenmek onun "fabrika ayarlarında" vardı.

Anne-babası onu gizlemek istiyordu ama o kendini göstermek istiyordu! O an içinden kabarıp
gelen bir gücün verdiği cesaretle, gizlendiği yerden çıktı. Şöyle sıkı bir gerindi, kanatlarını
esnetti. Korkmuyordu, artık gizlenmeyecekti. Yuvanın kenarına gelip aşağı baktı.
Dev bir uçurum görünüyordu. Gözünü kapattı, kanatlarını açtı...

Küçük şahin özgürlüğe uçtu ama maalesef kanatları hayalleri kadar güçlü değildi. Hava
boşluğunda çırpınmaya başladı. Düşmeye başlayınca daha hızlı çırptı. Hayal gücü ayaklarını
yerden kesmeye yetmişti ama kanat gücü onu hayallerine taşımaya yetmemişti. Anne-babasını
çağırıyordu. Ama yoktular. Şu hayat ne ilginçtir. Hiç kimse kendi çabasıyla çıkmadığı yükseklikte,
kendi çabasıyla kalamıyor. Bu, uçmak için doğan bir kuş olsa bile.

Yavru şahin yere düşerken, ağaç yapraklarının arasına denk gelmişti. Yapraklar onu ellerinde
dolaştırırken, hem düşmenin şiddeti hafiflemiş, hem de tam o sırada yavrularına yiyecek
aramak için dolaşan bir anne çaylak kuşu düşmekte olan yavrunun çıkardığı gürültüyü duymuştu.

Anne çaylak gidip, yavru şahinin düşeceği yerde durdu, bekledi, tam düşeceği sırada düşenin
bir yavru olduğunu anlayıp, kanatlarını açarak onu kanatlarının üzerine aldı. Bir yırtıcı kuşun
yavrusu kollarına düşmüştü. Onu öldürüp çocuklarıyla yiyebilirdi ama o farklı bir şey yaptı.
Onu da diğer çocuklarıyla beraber, onlardan ayırmadan büyütmeye karar verdi. O artık
çaylaklar arasında yaşayan bir şahindi! Cesur şahin, artık "çaylak" şahindi. Yavru şahin
büyüdükçe, kendisinin kardeşlerinden farklı olduğunu düşünmeye başladı. Anne çaylak,
ona gerçeği söylememişti, çünkü onu kaybetmekten korkuyordu.

Sınırları zorlamak

Bir insanı sevdiği için onu sınırlamak, onu kaybetmemek için onun kendisini bulmasına engel olmak...
Kaç anne, baba, sevgili, karı, koca yapıyor bunu?

İçinde bir huzursuzluk ve "ait olduğum yerde değilim!" diyen bir ses vardı. Bizim özgür ve özgün
ruhlu şahin kararından dönmedi ve yuvasından ayrıldı.

Kalile ve Dimne’ye göre hikáyenin sonunda, bir gün bizim şahin bir kral görür. Kral doğanıyla ava
çıkmıştır. Bir kuşu yakalaması için doğanını serbest bırakır. Bizim şahin doğandan atik davranıp,
ondan önce kuşu yakalar. Bunun üzerine kral himayesindeki şahinlerden birini ona gönderir,
yeteneğini takdir ettiğini, gelip sarayında yaşaması için davet ettiğini söyler. Şahin daveti
kabul eder ve saraylı şahin olur. Kral onu çok sever. Sarayın en gözde şahini olur.

Her şey sınırlarını zorlamakla başlamıştır. Hayal ettiğinden fazlasını hayatında görmekle devam
etmiştir. Kadim Hint öyküsü böyle biter. Çocuğunuzun limitleriyle ilgili daha fazla bilgi için kişisel
gelişim uzmanı Mümin Sekman’ın "Limitsizsiniz" kitabını birlikte okumanızı öneririm. Biz Nehir’le
birlikte okuduk bile...

Nilüfer KAS
 
#2

Gerçekten harika bir hikayeydi şimdi bu kitabı okumayı daha çok istiyorum...
Ayrıca bir çocuğun tamamen ayakları üzerinde durmayı öğrenmesinin şart olduğunu inananlardanım malesef ben anneanne yanında büyümüş ve hep yanımda birilerinin olmasına alıştırılmış biri olarak bunun eksikliğini çok fazla yaşadım ama aynı hatayı ben evladımda yapmayacağım o bana güvendiği kadar kendisine güvenecek ben yanında yokkende ben varmışım gibi hareket etmeyi öğrenecek bunun doğruluğuna inanıyorum
 
#3

Kitapçıdan saatlerce çıkamıyordum çok güzel oldu bu
Şimdi ne alacağımı bilerek gideceğim zamanda kazançlıyım
Teşekkürler Renkdaşım.
 
#4
sevgili öylesine bu sadce çocuklar için değil galiba gençeler hatta bizm için bile geçerli kendi kanatlarımızla uçmak herşeye rağmen kendi ayaklarımızn üzerinde durmak paylaşıma tşk ben nerden nereye geldim:)
 
#5
çok güzel bir hikaye idi çocuklara kendi ayaklarının üzerinde durabilmeyi öğretebilmeliyiz ve onlara güvenmeliyiz her konuda emeğine sağlık ÖYLESİNE
 
#7
şahin çok şanslıymış,çaylak onu parçalamamış,hayallerine kavuşamadan çoktan ölmüş olabilirdi,şans faktörü,çok de önemli tabiiki,önce inanmak,başlamak,çalışmak ve birazzcık şans çok doğru hayallerimiz
hedeflerimizdirr
 
#8
Kitaba olan ilgim daha da arttı şimdi. Her insanın büyük ya da küçük hayalleri vardır tabiki. Bunların gerçekleşmesi için şartları zorlamak gerekir.Korkmak cesaretsizliktir.Ama cesaretliyim diye de olmayacak şeyleri zorlamak hayal kırıklığına yok açar.Yavru şahin için acaba anne ve babasının onun yokluğunun verdiği üzüntüyü düşündüğünde onun başarısındaki rolü ne oldu.Bunu da göz ardı edemeyiz diye düşünüyorum. Bunu biraz da çaresizseniz çare Sizsinize benzettim.Kitabi mutlaka okumak istiyorum.
 
Üst