Çanakkale Savaşı Kompozisyon Örnekleri

'Eğitim Merkezi' forumunda Belinay tarafından 18 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Çanakkale Savaşı Kompozisyon

    Çanakkale Savaşı Kompozisyon Örnekler

    İstiklal Uğrunda Ya İstiklal Ya Ölüm
    Çanakkale ne bir destan ne de bir efsane O bir gerçek. İsimsiz kahramanların toprağı. Bucak bucak yurdun her köşesinde tek bir amaç uğrunda ölemeye gelenlerin vatanı. Bağımsızlığı atardamarı sayanların eşitliğe adalete aşıkların cenneti. Cumhuriyetimin altın anahtarı Çanakkale Çanakkalem

    Çanakkale bir anahtardın ya sen Türklerin istiklaline açılacak ya da düşmanın kolundan teslim olduracak. Ya özgürlüğü tattıracaktın yurduma ya da karartacaktın Dünyamızı büyük kara bulutlarla.

    Dünya savaşı kapımızı çalana kadar rahattı Gelibolun Arıburnun Anafartan. Rahattı Osmanlı rahattı padişahGelipte dayandı mı felaket bir atardamarın kadar yakın o zaman sineye çekildi Osmanlı sineye çekildi padişah. Gelibolu sessiz olacaklarda habersiz halkın tedirgin rahatsız

    Ne zaman gemileri aldı Osmanlı ne zaman gemiler bombaladı Rusya yı ne zaman Osmanlı savaşa girdi işte o zaman torak uyandı ağaç uyandı gök uyandı halk uyandı. Hasta adam savaşa girdi. Şahlandırdı Atatürk özgürlüğün atını Ama bilmiyordu daha dünya Türklerin gücünü. Ata binipte kılıç kuşandıklarında nasıl şahlandıklarını yeri göğü inleten savaş alanlarını bağımsızlık aşklarını bilmiyorlardı. Bilmiyorlardı Türk ün yüzyıllık vatanını bu kadar kolay bırakmayacağını bilmiyorlardı ve Çanakkalenin geçilmez olduğunu

    18 Mart günü dayandığında kapıya yurdun her köşesi doğusu batısı kuzeyi güneyi bir oldu tek yürek tek can tek kılıç koştu Çanakkaleye. İnsan için en önemli varlığı canıdır ya hani onlar o canı Çanakkale nin alacağını bile bile sadece tek düşünce “Vatan Sağ Olsun diye gittiler. Damarında asil Türk kanı taşıyan hiçbir Türk Anadolu da kalmadı. Hepsi Çanakkale ye Mustafa Kemal in yanına bağımsız Türk Cumhuriyetinin kapısına koştular. Üniversiteler boşaldı ev bark boşaldı. Gelibolu Anafartalar Conkbayırı canlandı. Kurtarıcılarını gördükçe canladı. Toprağını havasını suyunu onlara adadı. Laleler açtı. Uzatıp boynunu kana çiçekleri hesaplayamadı bile metrekareye kaç mermi düştüğünü. Üzerine düştü tek tek Ali Ahmet Hasan Mehmet. İsterdiki laleler düşen bedenlere değil O yiğitlerin sevgili saçlarına takılsın Karışmasın kokusu kan kokusunaMektuplarda dolaşsın.

    Yarım kaldı nameler söylenememiş sözler yarım kaldı. Duvaklar kalktı sandığa okul bahçeleri boşaldı. Tınmadılar. Özgürlüğün şiirini okuyacaktı koca vatan bir ağızdan.

    Kana doymayan topraklarda kağnılar ilerliyordu. Üzerinde yattı mermilerle bebeler yan yana. Anaların güçlü kollarında taşındılar. Yürekleri öyle güçlüydü ki anaların düşman değil onun ecdadı gelse ezilirdi altında bu yüreğin.

    Daha nice aslan dokundu savaşın kaderine. Nasıl da kaldırdı o topu gövdesiyle Seyit OnbaşıBaşının üstünde taşıdığı inanç Mehmetçiğin inancı topun ağırlığından baskındı.

    Düşman bilmiyordu nedenini. Anzak anlamıyordu kimlerle ve neden savaştığını şaşkındılar. Önce öğrendiler savaşta onuru Türklerden. öğrendiler aslında hayallerinin onlarla bir olduğunu. Bir sevgili bir yuva çocuklar belki. Hangi ülkede hangi dilde olursa olsun özlemler aynı türkülerdeki yakarışlar aynıydı. Yan yana yatan iki bedenBiri Anzak biri Türk ikisinin de yaşı on beş. İkisinin de sol göğsünde bir mektup yazılmış sevgiliye. Ucu kana bulanmış resmi. Biri Mary biri Ayşe.

    İşte böyle yazıldı. O ne bir destan ne bir şiir ne bir öyküydüO bir inanç o bir gurur o bir haykırış bir çığlıktıUçurum kenarında yankılandı büyüdü büyüdü Çanakkaleden Ulusa Ulus tan tüm Cihan a haykırdı.

    Ben Türküm. Onurum üstünde oturduğum topraktır. Dünya var oldukça gözlerde ışıklanan kalplerde şavkı istiklalin dudaklarımızda adı Mustafa Kemal in haykıracağım. Ne mutlu bu millete ne mutlu Türküm diyene!...

    Çanakkale Savaşı Kompozisyon Örneği

    Çanakkale ne bir destan ne de bir efsane O bir gerçek. İsimsiz kahramanların toprağı. Bucak bucak yurdun her köşesinde tek bir amaç uğrunda ölemeye gelenlerin vatanı. Bağımsızlığı atardamarı sayanların eşitliğe adalete aşıkların cenneti. Cumhuriyetimin altın anahtarı Çanakkale Çanakkalem

    Çanakkale bir anahtardın ya sen Türklerin istiklaline açılacak ya da düşmanın kolundan teslim olduracak. Ya özgürlüğü tattıracaktın yurduma ya da karartacaktın Dünyamızı büyük kara bulutlarla.

    Dünya savaşı kapımızı çalana kadar rahattı Gelibolun Arıburnun Anafartan. Rahattı Osmanlı rahattı padişahGelipte dayandı mı felaket bir atardamarın kadar yakın o zaman sineye çekildi Osmanlı sineye çekildi padişah. Gelibolu sessiz olacaklarda habersiz halkın tedirgin rahatsız

    Ne zaman gemileri aldı Osmanlı ne zaman gemiler bombaladı Rusya yı ne zaman Osmanlı savaşa girdi işte o zaman torak uyandı ağaç uyandı gök uyandı halk uyandı. Hasta adam savaşa girdi. Şahlandırdı Atatürk özgürlüğün atını Ama bilmiyordu daha dünya Türklerin gücünü. Ata binipte kılıç kuşandıklarında nasıl şahlandıklarını yeri göğü inleten savaş alanlarını bağımsızlık aşklarını bilmiyorlardı. Bilmiyorlardı Türk ün yüzyıllık vatanını bu kadar kolay bırakmayacağını bilmiyorlardı ve Çanakkalenin geçilmez olduğunu

    18 Mart günü dayandığında kapıya yurdun her köşesi doğusu batısı kuzeyi güneyi bir oldu tek yürek tek can tek kılıç koştu Çanakkaleye. İnsan için en önemli varlığı canıdır ya hani onlar o canı Çanakkale nin alacağını bile bile sadece tek düşünce “Vatan Sağ Olsun diye gittiler. Damarında asil Türk kanı taşıyan hiçbir Türk Anadolu da kalmadı. Hepsi Çanakkale ye Mustafa Kemal in yanına bağımsız Türk Cumhuriyetinin kapısına koştular. Üniversiteler boşaldı ev bark boşaldı. Gelibolu Anafartalar Conkbayırı canlandı. Kurtarıcılarını gördükçe canladı. Toprağını havasını suyunu onlara adadı. Laleler açtı. Uzatıp boynunu kana çiçekleri hesaplayamadı bile metrekareye kaç mermi düştüğünü. Üzerine düştü tek tek Ali Ahmet Hasan Mehmet. İsterdiki laleler düşen bedenlere değil O yiğitlerin sevgili saçlarına takılsın Karışmasın kokusu kan kokusunaMektuplarda dolaşsın.

    Yarım kaldı nameler söylenememiş sözler yarım kaldı. Duvaklar kalktı sandığa okul bahçeleri boşaldı. Tınmadılar. Özgürlüğün şiirini okuyacaktı koca vatan bir ağızdan.

    Kana doymayan topraklarda kağnılar ilerliyordu. Üzerinde yattı mermilerle bebeler yan yana. Anaların güçlü kollarında taşındılar. Yürekleri öyle güçlüydü ki anaların düşman değil onun ecdadı gelse ezilirdi altında bu yüreğin.

    Daha nice aslan dokundu savaşın kaderine. Nasıl da kaldırdı o topu gövdesiyle Seyit OnbaşıBaşının üstünde taşıdığı inanç Mehmetçiğin inancı topun ağırlığından baskındı.

    Düşman bilmiyordu nedenini. Anzak anlamıyordu kimlerle ve neden savaştığını şaşkındılar. Önce öğrendiler savaşta onuru Türklerden. öğrendiler aslında hayallerinin onlarla bir olduğunu. Bir sevgili bir yuva çocuklar belki. Hangi ülkede hangi dilde olursa olsun özlemler aynı türkülerdeki yakarışlar aynıydı. Yan yana yatan iki bedenBiri Anzak biri Türk ikisinin de yaşı on beş. İkisinin de sol göğsünde bir mektup yazılmış sevgiliye. Ucu kana bulanmış resmi. Biri Mary biri Ayşe.

    İşte böyle yazıldı. O ne bir destan ne bir şiir ne bir öyküydüO bir inanç o bir gurur o bir haykırış bir çığlıktıUçurum kenarında yankılandı büyüdü büyüdü Çanakkaleden Ulusa Ulus tan tüm Cihan a haykırdı.

    Ben Türküm. Onurum üstünde oturduğum topraktır. Dünya var oldukça gözlerde ışıklanan kalplerde şavkı istiklalin dudaklarımızda adı Mustafa Kemal in haykıracağım. Ne mutlu bu millete ne mutlu Türküm diyene!...


    Siz hiç Çanakkale ye gittiniz mi? Denizin o kan kokan kırmızısına dalıp o maviliğe kırmızı hüznü salan şehitlerimizi düşündünüz mü? Ya da gecenin bir yarısında Karanlığın içinden gelen vatanı uğruna hayatını veren insanların sesini duydunuz mu? Ben duydum. İçinizde öyle derin fırtınalar kopuyor ki; gözlerinize anlamını bilmediğiniz çiğ taneleri düşüyor. Belki ağlıyor belki kahroluyorsunuz ama o her adım atışında üstlerine bombalar kurşunlar şarapnel parçaları yağan şehitleri düşündüğünüzde yüreğiniz bir parça daha eriyor.
    Neden bu kadar acı sözler düşüyor dudağımdan kalemime? Eğer o savaşta o yiğitler göğüs gerip o kurşunlara yüreklerinden kocaman surlar örüp kazanmasalardı o savaşı o zaman işte o zaman bizde olmazdık. Belki ayrı ayrı devletlerin himayeleri altına girip bu günkü hürriyet özgürlüğü yakalayamazdık; çünkü Çanakkale Türkiye nin geçiş noktası. Çanakkalenin elimizden alındığını bir düşünsenize! Tanımadığımız insanların Türk topraklarını kazanması ve özgürce “ burası benim dediğini. Onlarca Türk ün dedelerimizin atalarımızın ve sırtında kurşun taşıyan eşlerine yavrularına ve en önemlisi vatanına bir parça yardımı bulunmasını isteyen o analarımızın kanlarıyla sulanmış topraklarımızın bir başkasına ait olmasını düşünmesi bile korkunç! İnsanın içine en derinden kurşunlar yağıyor sanki. Yüreğim bir nebze daha parçalanıyor içimde. Kendi kendime diyorum ki: “ O savaşta mağlup olsaydık şimdi bu bağımsız topraklar bizim olur muydu? Kendi vatanımıza emanet toprakların üstünde yürümez miydik? Düşmanlarımız önce Çanakkaleyi sonra İstanbul u ve sonra O kadar ağır bir savaştan belki tüm TürkiyeAma Türk Askeriydi onlar! Verir miydiler bu vatanı el oğluna? Hayır Allah Allah diye inliyen sesleriyle savundular bu toprakları

    İşte böyle düşündükçe Çanakkale yi; acaba kırmızıya çalmasaydı deniz bu kadar hüzünlü dans etmeseydi yapraklar rüzgarla ve kanla sulanmasaydı bu toprak değerini bilir miydik? Titremezdik sanki sıradan bir yermiş gibi gelirdi. Aslında Türkiye nin her yeri gurur kokan topraklarla örtülü değil mi? Dünden bu güne onlarca savaş olmadı mı? Vatan uğruna bu topraklar kanla sulanmadı mı? Doğudan batıya onca insan şehit olmadı mı?

    Onlar öyle onurlu ve gururluydular ki yüreklerinin tam ortasında demirden ateş topları saplansa bile yüzlerinde vatanı uğruna can vermenin sevincini taşıyorlardı. Ey Türk Askeri! Sen ki cephenin ardında nasır tutan elerinle savaşırken onlar neden savaştıkların bile bilmiyorlardı. Çanakkale yakılıp yıkılırken ve üstümüze bombalar yağarken düşmana inat kadere inat ve gözlerini kaparken kırmızı yağmurlar altında ölüme inat yeni bir zafer kazanmanın sevinciyle dört elle sarıldın toprağına. İçine çekerken deniz kokusunu gözlerin doldu. Belki alınyazından belki yeni doğmuş bebeğinin hayalindenAma baş eğmedin.

    Ey Anadolu nun her tarafından gelip bu topraklarda yatanlar gözünüz arkada kalmasın. Biz bu aziz vatanı ister gecenin kör karanlığında ister alaca şafakta olsun kimselere bırakmayacağız. Çanakkale aslımızdır ve biz aslımızı unutmayacağız.

    Soğuk gece... Deniz rüzgarları altında toprak soluklanıyor. Kan alıyor gam veriyor... Kızıl olmuş deniz ahal coşkun... Yabancı gemileri koynuna almış Çanakkale mahçup.. Dalgalar şahlanmada. Zaman geleceğin getireceklerinden korkarak yürüyor. Gün ağarıyor gün batıyor. Çanakkale bizim.
    Uzakta küçük bir köy düşman postallarının çiğneyemediği temiz bir köy...Bir ihtiyar dua ediyor. Oğullarını torunun kardeini verdiği umudum canım namusun dediği Çanakkale için Çanakkaleye gitmek için...
    Karlı yollarda bir kağnı. Arkasında bir kadın. Sıcak yüreğinde soğuk savaşı ağırlamış. Kağnısında battaniyelere sarılı top mermileri cepheye götürülecek... Cephe uzak ölüm yakın ve Çanakkale bizim.
    Düşman dört bir yandan saldırmış. Bir kol kalmış son umut. Altı asırlık devletin son çığlığı. Milletin hep beraber haykırdığı özgürlük yemini tek şahidi Çanakkale.
    Temiz dudaklar yudum yudum içerken şehitlik şerbetini ölüm getiren bombalar atıyor düşman. Düştüğü yere ölüm saçan kara tabutlar toprağı delik deşik ediyor. Çanakkale hala bizim.
    Silah sesleri kan kol bacak... Kıyamet kopuyor... Çanakkale mahşer gün uyuyor düşman uyanık iki yakalı Çanakkale birbirine hasret. Kan dolmuş yüreğine Çanakkalenin yine de bizim kalacak...
    Süngülerin ucuna yürek takıldı mı dünya gelse ne fayda. Çanakkalede bir millet var var olma mücadelesi veriyor. Ve Çanakkale taşıyla toprağıyla mücadeleye yardım ediyor.
    Nusret Mayın Gemisi yırta yırta boğazın sularını ilerliyo. Çanakkale bu kez açıyor sularını Nusretin önünde... Çanakkale bir kedi uysallığıyla saklıyor mayınları. Çanakkale bizim kalıyor.
    Elazığlı Ahmet Yemenli Ali Trabzonlu Hasan Manisalı Orhan ve bir çok aslan. Anadoludan Afrikadan Iraktan. Her şeyini almış canını almış da gelmiş. Çanakkale bizim kalsın diye.
    Seyid Onbaşı kaldırırken bombayı Uyvar önünde Türk kadar güçlüydü. Değil bombayı üzerinde bulunduğu Çanakkale toprağını kaldırması gerekse bunu da yapardı. Kaldırır atırdı Çanakkale bizim kalsın diye.
    Ve Anafartanın dünyaya ışık saçan sarı çiçeği. Ölmeyi emreden kumandan...O ki ölümü mavi gözleriyle korkutan kumandan. Attığı her adımda Çanakkale titriyor... Mustafa Kemal Paşa “ÇANAKKALE BİZİM diyor...
    Yabancı bir asker esir düşmüş titriyor... Osmanlıyı barbar demişler. Onu barbar sanıyor. Vurulmuş bacağından Çanakkale toprağında. Geliyor Türk askeri. O geldikçe beriki titriyor. Türk askeri gelir gelmez vuruluyor bir anda. Gömleğini yırtıyor Türk askeri koyuyor Anzakın yarasına. Anzak şaşkın. Asker kendi yarasına da toprak basıyor. Onca yıldır barbar bildiği Türk askeri hak ettiği değeri buluyor. Ve Anzak da anlıyor gerçek kahramanın kim olduğunu.
    Bir kısmı anıtlara alınmış öbür kısmı toprağa taşmış askerler artık yok. Deniz dalgalarıyla geçmişi alıp kıyıya ümitleri vuruyor. Varsın deniz kızıl olmasın yere bomba düşmesin.. . Yer gök gerçekelri unutmayarak susmuyor haykırıyor. Tarihe sığmayan kahramanlar. Onlar kanlarının bedelini destanlaşan kahramanlıklarını tarihten zafer olarak aldılar...
    ÇANAKKALE... O BİZE AİT VE EBEDİYEN DE ÖYLE KALACAK...