Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir? Hakkında Bilgi

'Biyografi' forumunda HazaN tarafından 18 Aralık 2010 tarihinde açılan konu



  1. Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir? Hakkında Bilgi


    Doğum 4 Ekim 1910/Diyarbakır
    Ölümü 13 Ekim 1956/Viyana
    Meslek Şair, yazar

    EĞİTİM HAYATI VE MESLEK HAYATI
    Diyarbakır’da dünyaya gelen şairimizin babası Diyarbakır'da ticaret ve ziraatla uğraşan köklü Pirinçcizadeler ailesinden Bekir Sıtkı Bey; annesi, babasının amcakızı Arife Hanım'dır. Ailesi ona Hüseyin Cahit adını verir ve aile soyadını babası soyadı kanunu çıktığı sıralarda pirinçten çok zarara uğradığı için değiştirir ve çiftçi anlamına gelen Tarancı soyadını alır. İlk eğitimini Diyarbakır’da aldı ancak lise eğitimi için ailesinde gelenek haline geldiği için Kadıköy Fransız Saint Joseph Lisesi'ne gönderildi. Daha sonra liseye Galatasaray Lisesinde devam eder ve çok iyi derecede Fransızca öğrenir. Dil öğrenimi Baudelaire, Rimbaud, Mallarme’i benimsemesine yardımcı olur. Yakın dostu Ziya Osman ile de lise yıllarında tanışırlar. Lise hayatından sonra Mülkiye Mektebinde okumaya başlar ancak okuldan tasdik name alır ve Yüksek Ticaret Okuluna girer. Memurluk sınavlarını kazanıp Sümerbank’ta çalışmaya başlayınca Ticaret Okulunu da bırakır. Karabük atamasından sonra Cumhuriyet gazetesinde çalışma hayatına atılır ve gazete sahipleri Nadir Nadi tarafından yükseköğrenimini tamamlamak için Paris’e gönderilir. 1938-1940 yılları arasında Sciences Politiques'e devam etti. Paris'teyken Paris Radyosu'nda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı. Paris’te öğrencilik yıllarında Oktay Rıfat ile tanışır.

    İkinci Dünya Savaşı sırasında Paris’in bombalanması nedeniyle eğitimini yarıda bırakarak bisiklet yoluyla yurda geri döner ve askerliğini egenin küçük köylerinde yapmaya başlar. Askerlik yıllarında ailesi İstanbul’a taşınır ve babasının iş yerinde bir süre çalışır ancak bazı sebeplerden babası ile arası bozulur ve Ankara’ya gider. Sırasıyla Anadolu Ajansı'nda, Toprak Mahsulleri Ofisi'nde ve Çalışma Bakanlığı'nda tercüman olarak çalıştı. Çalışma Bakanlığı'ndaki görevi sırasında tanıştığı Cavidan Tınaz ile 4 Temmuz 1951’de evlendi. 1953 yılında geçirdiği bir hastalık sonucu felç kalan Cahit Sıtkı yatağa bağlı kalır ve bilinci yarı açık olarak yaşamaya devam eder. Çeşitli hastanelerde tedavi edilir, bir yıl kadar baba evinde de tedavisi devam eden Cahit Sıtkı devlet tarafından yurt dışına götürülür. Tedavi amaçlı gittiği hastanede zatülcenp hastalığına yakalanarak 12 Ekim 1956’da Viyana'da vefat eder ve cenazesi Ankara’da Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilir.

    SANAT HAYATI
    Şiir yazmaya lise yıllarında başlayan Cahit Sıtkı’nın Fransız okullarında okumuş olmasının etkisiyle ilk şiirlerinde Fransız şairlerin üsluplarıyla benzerlikler görüldü. İlk şiirlerini Galatasaray Lisesinin dergisi olan Akademide ve Servet-i Fünun’da yayımlanır. İlk kitabı olan "Ömrümde Sükût" ise Mülkiye’de okuduğu yıllarda yayımlanır ve Karabük’e atanmasından sonra Cumhuriyet Gazetesinde öyküler yayınlamaya devam eder. Öykülerini yayınlamakta ara vermeden devam eden Cahit Sıtkı okumak için gittiği Paris’ten gazeteye yazılarını yollamaya yine devam eder. Ünlü “Haydi Abbas” şiiri ise askerlik döneminin bir ürünüdür. Yurt genelinde tanınmasına vesile olan CHP Şiir Ödülünü ise meşhur Otuz Beş Yaş şiiri ile 1946 yılında alır. Evliliğinden sonra yazdığı şiirleri "Düşten Güzel" adlı kitapta toplar ve yayımlar. Ona göre şiir, kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır. Sanat için sanat ilkesine her daim bağlı kalır. Vezin ve kafiyeden kopmamış; ama ölçülü veya serbest, her türlü şiirin güzel olabileceği inancını taşımıştır. Açık ve sade bir üslubu vardır. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir. Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur.
     


Yükleniyor...