Bugünün Saraylısı Kitap Özeti

'Ders notları' forumunda Merve tarafından 7 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. Bugünün Saraylısı romanının özeti

    Konusu:

    Kitapta genç ve çok güzel bir kızın babasının işleri nedeniyle dayısına gönderilmesi ve dayısının yanında başına gelenler anlatılıyor.

    Özeti:

    Postacının pek seyrek uğradığı evlerden Ata Efendinin evine bir mektup gelir. Mektup dayısının oğlu Yaşardan gelmiştir. Mektupta Yaşarın işi çıktığından dolayı kızını Düzceden trenle İstanbula gönderdiği yazılıdır ve Atadan onu gardan alıp ilgilenmesini istemektedir. Zarfta ona yardımcı olması için bir miktar para da vardır. Evdekileri endişe sarar, acaba kız kaç yaşındadır diye düşünmeye başlarlar.

    Yaşar üç kere evlenmişti. Eğer kızı ilk karısındansa 18 yaşında bir kız gelecektir ve bu kızı nasıl rahat ettireceklerini düşünmektedirler, çünkü evleri çok büyük değildir. Ayrıca damatlarından da çekinmektedirler. Damatları, devamlı işyerinde kızlarla takılan biraz serseri birisidir. Ama kız son karısından ise 8 yaşında bir kız geleceğini ve onun daha iyi olacağını düşünürler.

    Ata Bey gün geldiğinde kızı almaya gara gider. Fakat tanımadığından garın boşalmasını ve en son kalan kişinin de kız olacağını düşünür. Öyle de olur. Garda kimse kalmadığında ona Ata Dayı diye seslenen genç bir kız sesi duyar. Kız 18 yaşında, uzun boylu, ince bir kızdır. Üzerinde siyah bir palto vardır ve başörtülü bir kızdır. Ama Ata onun çok güzel olduğunu düşünmüştür.



    Sarı kaşları, bakır rengini andıran gözleri, uzun kirpikleri ve bembeyaz teni vardır. Garda kısa bir konuşmadan sonra vapur yolunu tutarlar. Ata şimdi eve gidince karısı Üftadeye ne diyeceğini düşünmektedir. Çünkü onlar evde eğer genç biri gelirse geri göndermeyi kararlaştırmışlardır. Fakat Ata Bey onunla çok kısa bir konuşmadan sonra onun duygusal olduğunu anlamış, adını sorarken bile ağlaması onu çok etkilemiştir. Adı Ayşendir ama Yaşar ona hep Ayşe dermiş.



    Kızı eve götürür. Üftade çok şaşırır. Kızı Feride ve oğlu Çetin de çok şaşırır. Ama herkes güler yüzlülükle karşılar. Kız banyosunu yapar ve yemeğe gelir. Ata gözlerine inanamaz. Çünkü kız çok güzeldir. İyi ki onu trene koyup göndermedim diye sevinir ama bunu belli edemez. Çünkü Üftade hiç memnun değildir.


    Yemekte kız hediyelerden ve babasının ona Alımsızoğulları ticarethanesi vasıtasıyla para göndereceğinden bahseder ve Üftade daha memnun olur. Bu onun memnuniyetsizliğini biraz bastırmaya yetmiştir.

    Kız gün geçtikçe İstanbula alışmakta, babasının verdiği paralarla iyice süslüleşmiştir. Hayranları artmıştır. Atanın sevgisi gittikçe artmaktadır. Birgün plaja giderler. Ata onların denize girme taraftarı değildir. Çünkü damadı Ayşeni çıplak görecektir. Bundan hoşnut değildir. Fakat mayolarını giyerler ve denize girerler. Ata Üftade ile gazinoda oturur, onları beklerler.

    Bu sırada Atanın çalıştığı ambarın patronunun oğlu Rüştü onların masasına gelir. Maksadı bellidir. Ayşeni Atanın yanında görmüştür ve tanışmak istemektedir. Biraz konuşurlar, Rüştü kardeşi Serini alıp geleceğini söyler. O gittiğinde Ayşen, kızı, damadı masalarına gelirler. Az sonra Rüştü de kız kardeşiyle gelir. Rüştü çok ağır başlı davranmaktadır. Amacı Ayşeni etkilemektir. Akşam olduğunda onları arabasıyla evlerine götürür.


    Sonraki günlerde Rüştü Ataya iyice yakınlaşır. Taksimde, Beyoğlunda, Park Otelde eğlencelere Atayı ve ambarda çalışan İsmail Bey, karısı, baldızı, kızı ile eğlenmeye götürür. Ata, baldız Berinden çok hoşlanır ve durumdan memnundur. Bir gün İsmail, Atayı ve ailesini evine davet eder. Ayşen burada Berinle çok iyi anlaşır. Moda konusunda ondan destek alır. Onun önerdiği terzilere, kuaförlere gider. Ayşen gittikçe değişmeye başlar.



    Daha altı yedi ay önce Düzceden gelen kız büyük yol katetmiştir. Aylar böyle geçer Ayşene hayran birçok kişi çıkar. Adı Taksimde Sarı Kıza çıkar. Onu herkes tanır. Evlenmek isteyen de çoktur. Başta Rüştü , sonra bir elçi Faruk Senayi Bey , Amerikalı bir subay Mister Tomas.

    Yaşar bir zaman sonra İstanbula uğramış , Ayşene bir ev tutmuştur. Ata ve karısı ona dadılık gibi birşey yapmaktadır. Atanın damadı Yaşarın sayesinde tüccarlığa başlamış ve bir ev almıştır , oraya taşınmıştır. Ata Yaşarın kaçakçılıkla uğraştığını öğrenmiştir ve Yaşar devamlı yurt dışına gidip , arada sırada uğramaktadır.


    Ata Ayşenin ayrılmamaktadır. Her yere beraber gidemektedirler. Ayşenin talipleri Ataya çok yakınlık göstermektedirler, çünkü Ata Ayşene babasından daha yakındır. Elçi ona bir apartman vereceğini söyler, Tomas onu dünyanın her yerine götüreceğini söyler , Rüştünün ise büyük bir mirası alacağı kesindir. Fakat Ayşenin hiçbirinde gözü yoktur. O süsü ve hava atmayı çok sevmektedir. Bu yüzden üçünü de hep oyalamaktadır. Onlara oyunlar yapmaktadır. Ümitlendirip yüzüstü bırakmaktadır. Ama üçü de pes etmeden peşindedirler.


    Birgün Ata ve Ayşen Dolmabahçe Sarayında bir baloya giderler. Balodan çıkarken çıkan karmaşada , Ata paltosunu kaybeder ve başka birinin paltosunu alır. Gazeteye ilan verirler ve sahibi gelir. Sahibi Mısırda genç bir paşadır. Adı Rüveyha Saiddir. Ayşeni o da görür ve çarpılır. Artık bir niyetli daha vardır.

    Ayşen ilerleyen günlerde Saide iyice yaklaşır. Onunla evlenmeyi kafasına koyar. Pasoportunu gizlice çıkrtır. Mısıra gitmeyi planlar. Dayısının bundan haberi olur. Onunla konuşur ve ondan ayrılacağı için çok üzülür. Ama bu olayın Rüştü tarafından duyulmasıyla işler karışır. Rüştü Mısıra sadece paşanın gideceğini bildiğinden , ona oyun oynandığını düşünür. Ataya çok kötü bir dille konuşur ve onu tehdit eder.

    Bunun üzerine Ata onunla hiç konuşmayarak işinden ayrılır ve Ayşeni Mısıra kendi elleriyle gönderir. Ayşen orada evlenir ve hayatını sosyete içinde geçirir. Dayısıyla arada sırada mektuplaşır. Aradan 17 ay geçtiğinde Rüştü Atanın yanına gelir. Ondan mazi için özür diler ve onunla görüşmek istediğini söyler. Ona Ayşenle mektuplaştığını ve onun paşadan ayırılp İstanbula gelmek istediğini yazdığını söyler.

    Ata buna çok sevinir. Hazırlıklara başlarlar. Eski odasını hazırlarlar. Fakat bir dönem Ayşenden haber alamazlar ve endişelenirler. Paşanın durumu farketmesinden korkarlar. Birgün Mısırdan bir elçinin geldiğini öğrenirler. Ata tek başına Ayşeni sormaya gider ve Ayşenin Mısırda zevk verici ilaçlardan morfine başladığını öğrenirler.

    Elçi bunun insana geçmişini hatırlattığını , geçmişe özlem duymaya başlattığını söyler. Bunu duyan Ata resmen yıkılır. Bütün hazırlıklar boşunadır. Hiç kimseye gözükmeden hüzün içinde dosdoğru adımlarla yürür. Bunlar basit ömrünün son adımları olmuştur.
     


Yükleniyor...