Boğaziçi turları vapurlar yalılar

Züleyha

Yönetici

Boğaziçi turları vapurlar yalılar.jpg


Boğaziçi turları vapurlar yalılar

Boğaziçi turları, İstanbul kültür turları programlarının vazgeçilmez unsurlarından biri olmayı senelerdir sürdürmektedir. Gerek şehir dışından, gerek yurtdışından gelen İstanbul ziyaretçileri Boğaz turlarına ilgi duymakta, şehr-istanbul’u bir de Boğaziçi’nden görme imkânını değerlendirmekteler. İstanbullular da hem temiz hava alma hem de şehri ve tarihimizi tanıma amacıyla sık sık Boğaz turlarına katılmaktadırlar.

İstanbul Boğazı ile özdeşleşen yolcu vapurları ve Boğaziçi yalıları, Boğaziçi kültürünün ayrılmaz ikilisidir. Her gün on binlerce kişiyi iki yaka arasında taşıyan vapurlar ve eskidikçe güzelleşen sahil yalıları İstanbul siluetinin ayrılmaz parçalarıdırlar.

Boğaziçi turları vapurlar ve yalılarRehberler eşliğinde Boğaziçi turlarında önce tarihi geçmişi hatırlatıyor, Boğaziçi ve İstanbul’da vapurlarla seyahatin serencamını anlatıyor; ardından Boğaziçi’nin tabii güzelliğine dikkatleri çekmeye çalışılıyor. Boğaz turlarında zengin hatıralara ve romanlara konu olmuş Boğaziçi köyleri ile inciler gibi sıra sıra dizilmiş, güzellikleriyle gözlerimizi kamaştıran yalıların hikâyeleri misafirlerimizin merak ettikleri konuların başında geliyor. Boğaziçi’nde vapurlarla ulaşımının gelişimi ile Boğaz turlarında vapur güvertesinden vapurlar ve yalılar hakkında bilgiler;

Boğaziçi turları vapurlar yalılar
İstanbul Boğazı kıyıları tarih boyunca değişik uygarlıklara ev sahipliği yapmış, kolonicilerin ardından Romalıların tarihi yarımadada yerleşmeleriyle birlikte gelişmişti. Boğaziçi Bizans İmparatorluğu dönemlerinde küçük balıkçı köyleri ve manastırların bulunduğu, cennet görünümlü bakir bir bölgeydi.

Osmanlı Dönemi’nde İstanbul Boğazı çevresinde yeni Türk köyleri kurulmuş, mevcut köylerin nüfusları artmıştır. Boğaz çevresi, 18. yüzyıldan itibaren kültürümüzde etkili olmaya başlamış, civarda padişahlar için av alanları ve bahçeler düzenlenmiş, Lale Devri’nden itibaren kasırlar ve yazlık konaklar inşa edilmiştir. Boğaz’ın ismi o dönem kaynaklarında, “Merecü’l Bahreyn” veya “Mecma’ül Bahreyn” (iki denizin birleştiği yer) adlarıyla anılmıştır.

1800’lü yıllara kadar insanlar bir yakadan diğerine kayıklarla taşınıyordu.1837 yılında biri İngiliz, diğeri Rus iki şirket Boğaz sularında buharlı vapurlar çalıştırmaya başlamışlardı. Özellikle yaz sezonunda mesire yerlerine, ayazmalara, çayırlara akın eden İstanbullular bu vapurlara rağbet etti.Boğaziçi turları vapurlar ve yalılar.

Yabancı sermayeli bu vapurlar bir süre işledikten sonra Osmanlı yönetimince yasaklandı ve dönemin deniz ulaşımından sorumlu Hazine-i Hassa Vapurları İdaresi kuruldu. İdarenin “Hümapervaz” adındaki ilk vapurunu Boğaziçi’nde hizmete başlatmasıyla Boğaz suları hareketlendi, bu dönemde Boğaz semtlerinin nüfusu arttı. 1850’li yıllarda Osmanlı sarayları Tarihi Yarımada’dan Boğaz’a taşındı. Önce Dolmabahçe Sarayı tamamlandı, ardından Kuleli Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Çırağan Sarayı ve Yıldız Sarayı inşa edildi. Osmanlı padişahlarını yüksek rütbeli devlet adamları takip etti. Boğaz’ın her iki yakasında Paşa yalıları görülmeye başlandı.

Boğaziçi turları vapurlar ve yalılar
Boğaziçi turları vapurlar ve yalılar
Boğaziçi’nde Yalılar

Kibar beyefendilerin, nazik hanımların yaşadığı şık yalılar Boğaziçi’nin ziynetleri konumundalar. Boğaziçi’nin Anadolu yakası sahilinde karşımıza ilk çıkan ilk tarihi yalı Fethi Ahmet Paşa Yalısı’dır. Avrupa’da çeşitli görevlerde bulunduktan sonra İstanbul’a yerleşen Fethi Ahmet Paşa’nın Pembe Yalı olarak anılan Kuzguncuk’taki yalısı en nadide eserler, billur camlar, çeşmi bülbüller ile zevkle döşemiş, zaman zaman da onarılmıştır. Sultan Abdülmecid’in kız kardeşi Atiye Sultan ile evlenince yalıyı terk eden Paşa, on yıllık evliliğinden sonra eşini kaybedince tekrar yalısına taşınmış,

1854 yılında ölene dek taş temeller üzerine yer yer tuğlaların da kullanıldığı ahşap mimariye sahip bu yalıda yaşamıştır.

Beylerbeyi sahilinde Hamidievvel Camii’ni geçince gördüğümüz Debreli İsmail Paşa Yalısı1778 yılında Türk barok mimarisi tarzında inşa edilmiştir. 1890’lardaki orijinal planları mimar Alexandre Vallaury’e ait olan yalı, 1980’li yıllarda Beylerbeyi Camii’ne de sıçrayan bir yangına kurban gittikten sonra yenilenmiştir. Halen Bosphorus Palace ismiyle özel konaklama tesisi olarak hizmet vermektedir.

Dünyanın en güzel şehrini İstanbul, İstanbul’un en güzel yerini Boğaziçi, Boğaz’ın en güzel semtini Beylerbeyi, Beylerbeyi’nin en güzel yalısını Hasip Paşa Yalısı olarak bilirler. Hasip Paşa Yalısı, Sultan II. Mahmud devrinde evkaf ve maliye nazırı görevlerinde bulunmuş Mehmet Hasip Paşa tarafından, neo-klasik ve neo barok tarzda inşa ettirilmiştir. Yalı, Çamlıca Tepesi eteklerine kadar uzanan bir koruya sahipti.
 
Üst