Behçet Necatigil

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 18 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. BEHÇET NECATİGİL ( 1916 – 1979 )

     Önce Garipçi çizgide , O. Veli etkisinde kalmışsa da zamanla kendi şiir çizgisini oluşturan Necatigil, Cum-huriyet döneminin kendine özgü bir şiir çizgisi olan şairlerindendir.
     Şiirin yanında çeviri, inceleme ve radyo oyunu alan-larında da eserler vermiştir.
     Rahat, gösterişe kaçmayan, sembollere dayalı, şiir ge-leneklerini gözeten bir anlayıştadır.
     Şiirlerinde duygudan çok düşünce ve semboller vardır.
     Hem hece veznini kullanmış, hem serbest şiirler yaz-mıştır.
     Son zamanlarda Divan şiirine yönelmiş, Divan şiiri-nin özelliklerini günümüz Türk şiirine uygulamış, mo-dern şiirler yazmıştır.
     Mizaç olarak oldukça içe kapanık biri olan şair, sanat ile sanatçının mizacı arasında sıkı bağlar olduğuna inanır, mizacını yansıtan şiirler yazar.
     Bir toplum, bir şehir, bir kalabalık içinde yaşamak şa-ire zor geliyor gibidir. Bunun için çoğu şiirinde dışarı-dan kaçıp EVLERe “ dar dörtgen “ e sığınır, fakat en çok da dar yerlerin, duvarların , eşyanın trajedisini yazar. Ezilmişlik duygusu ile yoğrulmuş içe – dönük mizacını her mekâna taşır.
     Şiirlerinde ev, aile, geçim sıkıntısı, kaçak aşklar, anla-şılmama üzüntüsü, bunalış, başkalarının zalim, kötü olduğuna dair kuruntular, ölüm, hiçlik, fanilik, aldır-maz görünmek, insan sevgisi gibi temaları işler.
     Bazı şiirlerinde büyük şehirdeki orta halli insanın ha-yatını, sıkıntılarını, sevinçlerini de ele alır.
     İlk şiirleri anlamca açık, sonrakiler felsefî ve kapalıdır.
    Eserleri :
    Şiir :
    Kapalı Çarşı (1945) En/Cam (1970)
    Çevre (1951) Zebra (1973)
    Evler (1953) Kareler Aklar (1975)
    Eski Toprak (1956) Beyler (1978)
    Arada (1958) Söyleriz (1980)
    Dar Çağ (1960) Sevgilerde (1976 )
    Yaz Dönemi (1963)
    Divançe (1965),
    İki Başına Yürümek (1968)
    Silinir Ayak İzleri (Seçmeler, 2003)
    Radyo Oyunları:
    Yıldızlara Bakmak (iki oyun, 1965)
    Gece Aşevi (beş oyun, 1967)
    Üç Turunçlar (altı oyun, 1970)
    Pencere (dört oyun, 1975)
    Düzyazı:
    Bile / Yazdı (1979)
    Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü (1960)
    Edebiyatımızda Eserler Sözlüğü (1971)
    Ödülleri:
    1957 Yeditepe Şiir Armağanı Eski Toprak ile
    1964 Türk Dil Kurumu 1964 Şiir Ödülü Yaz Dönemi ile

    Evler
    İnsanlar yüzyıllar yılı evler yaptılar.
    İrili ufaklı, birbirinden farklı,
    Ahşap evler, kâgir evler yaptılar.
    Doğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu,
    Evlerin içi devir devir değişti
    Evlerin dışı pencere, duvar.

    Vurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde
    Kalbi kara insanlar oturdu.
    Gündelik korkuların çökerttiği evlerde
    O fıkara insanlar oturdu.

    Evlerin çoğu eskidi gitti tamir edilemedi
    Evlerin çoğu gereği gibi tasvir edilemedi.
    Kimi hayata doymuş göründü,
    Bazıları zamana uydular.
    Evlerin içi oda oda üzüntü,
    Evlerin dışı pencere, duvar.

    Evlerde saadetler sabunlar gibi köpürdü:
    Dışardan geldi bir tane, nar gibi,
    Arttı, eksilmedi.
    Evleri felaketler taunlar gibi süpürdü:
    Kaderden eski fırtınalar gibi,
    Ardı kesilmedi.

    Evlerin çoğunda dirlik düzen
    Kalan bir hatıra oldu geçmişte.
    Gönül almak, hatır saymak arama.
    Evlatlar aileye asi işte,
    Bir çığ ki kopmuş gider, üzüntüden.
    Evlerde nice nice cinayetler işlendi,
    Ruhu bile duymadı insanların.
    Dört duvar arasında aile sırları,
    Bunca çocuk, bunca erkek, bunca kadın
    Gözyaşlarıyla beslendi.

    Küçükler, büyük adam yerine evlerin kiminde:
    Çocukları işe koştu kalabalık aileler.
    Okul çağlarının kadersiz yavruları
    Ufacık avuçlardan akşamları akan ter,
    Tuz yerine geçti evlerin yemeğinde.

    İnsanların kaderi besbelli evlere bağlı:
    Zengin evler fakirlere çok yüksekten baktılar,
    Kendi seviyesinde evler kız verdi, kız aldı
    Bazıları özlediler daha yüksek hayatı,
    Çırpındılar daha üste çıkmaya
    Evler bırakmadılar

    Yeni yeni tüterken ocakların dumanı
    "Kadın en büyük kuvvet erkeğinin işinde"
    Erkekleri kaçtı, kadınları kaçtı
    Evler dilsiz şikâyet kaçmışların peşinde.

    Şu dünyada oturacak o kadar yer yapıldı;
    Kulübeler, evler, hanlar, apartmanlar
    Bölüşüldü oda oda, bölüşüldü kapı kapı
    Ama size hiçbir hisse ayrılmadı
    Duvar dipleri, yangın yerleri halkı,
    Külhanlarda, sarnıçlarda yatanlar!
    Eski Sokak
    Küçük ahşap bir dizi evlerdi
    On yıl önce o sokak
    Sonra geniş caddelere çıktık
    Apartman -- sizden uzak.

    Çocuklar orda büyüdü
    Orda okula gitti,
    Komşunuzduk ama görüşemedik
    Hiç vakit yoktu.

    Sizdendik, yalnız biraz okumuş,
    İki kadın, bir erkek, iki çocuk
    Uykulu, acele bir karıkoca
    Bizdik geçen önünüzden başları eğik.

    Akşamları çanta, file –- yorgun, ağır
    Dönerdik eve.
    Bir hamal bile tutmaz, cimriler!
    Diye düşünürdünüz herhalde.

    Bilmezdik, siz
    (Hiçbir şey paylaşılamazdı)
    Çarşılardan neler getirirdiniz
    (Herkese kendi telâşı).

    Girer miydi evinize, yer miydi
    Turfanda bir meyva, iyi bir besin
    Kalın kâğıtlarda çöplerimiz –-
    Çocuklar görüp imrenmesin!

    Açılan kapıyı hemen kapatmak
    Karşılıklı gizlemekti bir şeyleri.
    Gelip gidenimiz olurdu ya
    Gülüşmeler bizden değildi.

    Kimi günler evdeydim
    Masada kâğıtlara kapanarak
    Ne de çok çocuk
    Sesleriyle dolardı sokak.

    Bir cami avlusunda kuşlarca
    Bunun sekiz, onun on –- duyardım.
    Ürküp kaçmasınlar, pencereden
    Yavaşça bakardım.

    Hadi ben çok sigara –- öksürükler
    Hele çalışırken.
    Ya gece yarısı göğsü parçalanırdı
    O kadın, iki ev öteden.

    Bilmezdik kaç nüfus, her hâne –-
    Duyulurdu sertçe sesi bir kapının.
    Bağıran bir erkek boşluğa karşı
    Ağlayan bir genç kadın.

    Kimdin sen, karşımızdaki ev,
    Sarı ampul söner onbire doğru.
    Eğilirdim, havasız sokak –-
    Camlar kararırdı.


    Bitmezdi makinede dikişin,
    Kimdin sen, bitişik komşu?
    Üç yavrunla kalmışsın
    Bir tanıdık söylemişti.

    Kimdin sen -– sorsaydım hepinize,
    Gelirdi aynı yankı hepinizden:
    Sana mı kaldı, işine bak,
    Kimsin sen?

    Bilinmedi, ne çare, sizdendik
    Yalnız biraz daha iyi yaşamaya özlemli.
    Şimdi aynı uzaklık, aynı utanç
    Düşündükçe o sokağı, o evleri.
    Meddah İsmet
    Meddah İsmet
    1851 - 1914
    Ünlü meddah ve ortaoyuncusu
    Camcı esnafındandı
    Ölümünden sonra
    Beşiktaş’ta bir sokağa
    Adı verildi

    Ben de ona benzesem
    Dipnot bir kitapta :
    Behçet Necatigil
    Doğum ölüm yılları
    Şair, radyo oyunları yazarı
    Öğretmendi
    Ölümünden sonra
    Beşiktaş’ta bir sokağa
    Adı verildi.
     


Yükleniyor...