Atatürkün doğa sevgisi ile ilgili hikaye

'Tarih Bölümü' forumunda YAREN tarafından 3 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Atatürkün doğa sevgisi ile ilgili hikayeleri

    Atatürkün doğa sevgisiyle ilgili hikaye

    Mustafa Kemal Atatürkün doğa sevgisi, babası öldükten sonra annesi ve kardeşiyle birlikte Selanikin otuz kilometre yakınlarında Zübeyde Hanımın ağabeyi olan Hüseyin Ağanın çiftliğine yerleşmeleri ile başlamıştır.
    Burada, Atatürk çiftçilik işleri ile uğraşarak, yeşilliğe, toprağa ve doğaya ilgi duymuştur. Onun bitki ve hayvan sevgisinin ilk belirtileri, bu çiftlik yaşamından kaynaklanmaktadır. Çünkü O, ilerki yaşamında çiftlikler kuracak, hayvan besleyecek ve ağaçlandırmaya büyük önem verecektir.

    Atatürkün sınıf arkadaşlarından Ali Fuat Cebesoy, Onun doğa sevgisini belirtirken bir anısını şöyle anlatır:

    “Harp Akademisinin üçüncü sınıfına geçtiğimiz zaman Mustafa Kemal, Selanike sılaya gitmeden önce bizde misafir kaldı. O günlerin birinde Satılmış Çavuşu da alarak Alemdağına uzandık. Arkadaşım samimi bir doğa aşığı idi. Ormanlık yerlerden çok hoşlanırdı. Öğleye doğru pınar başında mola verdik...Uzaklarda bir kasır vardı ve manzarası harikulade güzeldi. Adeta Mustafa Kemali büyüledi...Oradan ayrılırken Mustafa Kemal: Fuat dedi, İnsan yaşlandıktan sonra şehirlerin gürültülü hayatından uzaklaşmalı, böyle sakin ve ağaçlık bir yere çekilmelidir. Bak, şu karşıdaki köşk insanın ruhuna nasıl bir ferahlık veriyor.

    Afet İnan, Atatürk ve Çankayanın ilk Cumhurbaşkanlığı Köşkü için seçilmesini anlatırken şöyle diyor: “Atatürkün Çankayayı seçmesinde etken, birkaç büyük karakavak ve söğüt ağaçlarının bulunması idi. Onların rüzgarlı günlerdeki hışırtısından daima zevk duyardı.

    Atatürk doğayı çok seven bir insandı. Yeşile, çiçeğe, ağaca hayrandı. Nezihe Araz, Atatürkün ağaçlandırmaya verdiği önemle Ondaki doğa sevgisini bir söyleşide şöyle dile getirmiştir:


    Ne oldu buradaki ağaca

    “Çankaya köşkünden Meclis binasına giderken o günün Ankarasında bir tek iğde ağacı vardır. Mustafa Kemal, her gün ağacın önünden geçerken arabayı yavaşlatıyor ve ağacı selamlıyor. Bir gün; Bakın bu benim... derken, o ağacın yerinde olmadığını görüyor. Büyük bir telaşla otomobili durdurup iniyor. Buradaki işçilere; Ne oldu buradaki ağaca diyor. Efendim, yolu genişletmek için ağacı kestik cevabını alıyor. Arabasına dönen Mustafa Kemal ağlamaya başlıyor. Bunun başka yolu yok muydu? diye.

    Afet İnan, Atatürkün doğa ve ağaç sevgisi ile ilgili olarak şöyle diyordu:

    “1919 yılında Atatürk Ankarayı pek az ağaçlı bulmuştu. O, eski adı Orman Çiftliği olan yerde, orman yetiştirmeyi kendisine ideal edinmişti. Onun için her ağaç yeni, kıymetli birer varlıktı. Bunların yetiştiğini, büyüdüğünü görmek, bir idealin tahakkuk edişindeki zevki kendisine veriyordu. Gazi Orman Çiftliği, insanların irade ve çalışmalarıyla, tabiatı güzelleştirme ve verimli kılma kuvvetinin bir örneğidir.

    Atatürkü yakından tanıyanların şu ortak görüşte birleştikleri görülmektedir: “Atatürk doğayı severdi. Ağaçlandırmaya önem verirdi. Bir gün Atatürk, Kurmay Başkanı İsmet Beyle Diyarbakır çöllerinde atla gidiyorlarmış. Mustafa Kemal demiş ki: “Çabuk bana yeni bir din bul. Ağaç dini. Bir din ki, ibadeti ağaç dikmek olsun.

    Atatürkün doğayı, ağacı sevmesinin en belirgin örneklerinden birisi de kuşkusuz Atatürk Orman Çiftliğidir. Atatürk, 1925 yılında kendi aylığından ödeyerek çiftliğin bugünkü yerini satın almıştır. O yıllarda bu topraklar, ortasından demiryolu geçen bataklık ve boş bir araziydi. O, toprağa karşı zafer kazanabileceğini de kanıtlayarak çiftliği burada kurdu. Bugün, Ankaralılar için çiftlik bir dinlenme yeri haline gelmiş, Atatürkün önderliğinde dikilen ağaçlar büyümüş, gölgesinde insanlar dinlenir olmuştur. O doğadan zevk alan bir insan olarak, yeşilliği ve ormanı daima sevmiştir.

    Falih Rıfkı Atay, “Atatürk çiftlik dağlarının ormanlaşması için bizzat uğraştı. Hemen her ağaçta hakkı vardır derken; Afet İnan da, “Orman Çiftliğinin her ağaçlandırma evresinde Atatürkün bakışı, görüşü, emeği vardır diyor. Eski adı Orman Çiftliği olan yerde orman yetiştirmeyi amaç edinmişti. Onun için her ağaç eski ve yeni, kıymetli birer varlıktı.

    Özlemi tüm ülkeyi ağaçlandırmaktı

    Atatürkün ağaç ve yeşillik sevgisi, yalnız Ankaraya has bir özlem değildi. “Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya değer diyen Atatürkün özlemi, tüm ülkeyi ağaçlandırmaktı, yeşillendirmekti.

    Bir gün, İstanbulun eski vali ve belediye başkanlarından Muhittin Üstündağ ve Afet İnanla birlikte boğazda bir motor gezisinde Salacak önlerinden geçerken; “Bu güzel yerleri ağaçlarla bir kat daha güzelleştirmek için İstanbul Belediye Başkanı olmak istiyorum derken, Atatürkün bu sözlerindeki gerçeği çözmek elbette güç değildir.

    Ülkemiz toprakları üzerinde Atatürkün yakın ilgisi ve sevgisiyle Yalova yeşil bir cennet köşesi haline gelmiştir. Muhsin Zekai Bayer, Atatürkün Yalovayı ağaçlandırma çabalarını şöyle anlatır:

    “Yalova kaplıcalarının yeşil cennet diyarı ve çam ormanları, Atamızın çabaları ile meydana gelmiştir...İlk iş olarak o zamanın ünlü bahçıvanlarından Pandeli Efendiyi Boğaz içindeki çiçek bahçesinden alarak işin başına geçirtmiştir. Onun yakın ilgileriyledir ki, bu gün Çam Burnu adı verilen ormanlık alan yaratılmıştır.

    Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi açış konuşmalarında, doğal varlıklarımız olan ormanların korunması, dengeli ve tekniğe uygun şekilde işletilmesine yönelik konulara da yer vermiştir. 1 Mart 1922 yılında 1. Dönem 3. Yasama Yılı konuşmasında, ormancılığın kurallarını şöyle belirtmiştir.

    “Gerek tarım, gerek memleketin varlık ve genel sağlığı konularında önemi kesin olan ormanlarımızı da modern önlemlerle iyi duruma getirmek, genişletmek ve en yüksek faydayı sağlamak da önemli kurallarımızdan biridir.


    Atatürk, bir ağaç dalının kesilmesine rıza göstermeyecek kadar yeşili ve ağacı seven bir varlık idi. Yalovada yapılan bir köşkün çevresindeki meşelerin korunması için orman mühendislerine sık sık öğüt vermiştir. Gazi Mustafa Kemal, Türklerin Orta Asyadan kuraklık ve ağaçsızlık yüzünden göç ettiklerini pek iyi bildiği için ağaca karşı sevgi ve saygı gösterilmesini teşvik etmiştir.

    Atatürk son günlerinde yeşile duyduğu özlemi şöyle dile getirmiştir: “Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun. Kutlu olan sensin. Hepimiz senin için fedaiyiz. Fakat sen Türk ulusunu sonsuzluğa dek yaşatmak için verimli kalacaksın. Türk toprağı sen, seni seven Türk ulusunun mezarı değilsin. Türk ulusu için yaratıcılığı göster.''
     



  2. Cevap: Atatürkün doğa sevgisi ile ilgili hikaye

    ödevimde yardımcı oldu teşekkürler :)
     


Yükleniyor...