Atatürk ve Din Kısaca Özet

'Ders notları' forumunda Züleyha tarafından 25 Kas 2017 tarihinde açılan konu

  1. Züleyha

    Züleyha Site Yetkilisi

    Atatürk'e Göre Din Vazgeçilmez Bir Kurumdur

    Din, birey ve toplum için neden önemlidir?


    Din; bireyleri kutsal duygu, ortak şuur ve vicdan çevresinde birleştiren bir unsur olduğu gibi toplumları yaşatan, yükselten, aynı zamanda onların gelişmesini sağlayan bir kurumdur. Bu bakımdan din; haksızlığın, adaletsizliğin, kötülüğün, zulmün, şiddetin, rüşvetin ve cehaletin düşmanıdır. Dinî duyguları zayıflamış, manen çökmüş toplumların hayatlarını sürdürmeleri oldukça zordur. Çünkü din; çaresizlikler, hastalıklar, korkular, kederler, kayıplar, kötü olaylar ve felaketler karşısında toplumun bireylerine ümit ışığı ve hayat kaynağı olur.

    Tarihe geçmiş büyük önderlerin hemen hepsi, mensup oldukları toplumun ve milletin maddi ve manevi değerleri ile bütünleşmişlerdir. Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatına da bakıldığında bu degerlerin etkileri açık bir şekilde görülmektedir. Atatürk, dini kültüre sahip Müslüman bir ailede dünyay? gelmiştir. Dolayısıyla o, ilk dinî bilgilerini ailesinden almıştır. Atatürk'ün eğitim gördüğü okullar devrinin şartlarına göre dini bilgiler de veren okullardı. O, ileri seviyede bir dinî bilgi ve kültüre sahip““


    Dinler insanlar için vardır. Tüm dinlerde genel amaç, insanın mutluluğudur. Son din olan islamiyet, aynı zamanda en mükemmel dindir. Atatürk, dinin birey ve toplum açısından önemini çok iyi bilen bir liderdi. O. dinin toplumsal hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu. dinsiz milletlerin devamına imkân olmadığını savunmuştur. Atatürk, dinimizin makul ve doğal bir din olduğunu ifade etmiş, bunun nedenlerini de şöyle belirtmiştir: “Bizim dinimiz en makul ve en doğal bir dindir. Ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fen ne. ilme ve mantığa uygun düşmesi gerekir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygun düşer.
    Atatürk bir sözünde de, “Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi fakat bina asırlar boyunca ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine birçok yabancı unsur binayı fazla hırpalamış.. diyerek bu görüşleri ile hem içeride hem de dışarıda İslam'ı yanlış anlayanlara önemli bir gerçeği hatırlatmaktadır. Dini anlamak istemeyen bazı kimseler, dinimizi aklın ve bilimin başarılarından bir kısmına karşıymış gibi göstermeye çalışmışlardır. Çağdaşlaşmayı, modernleşmeyi islam'dan uzaklaşmak olarak düşünenler olmuştur. Atatürk bu şekilde düşünenlere karşı çıkarak şöyle demiştir: “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır. demek istiyorum. Bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum... Din; şuura muhalif. ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.”

    Görülüyor ki Atatürk, dinin gereğine inanmakla birlikte dinin özü ile tarih boyunca din hakkında ileri sürülen fikir ve yorumlar arasında bir ayrım yapmaktadır. Onun din gerçeği üzerinde yeni bir düşünce ve anlayış geliştirilmesine ilişkin inancı tamdır.

    Atatürk, Türk milletinin bütün maddi ve manevi değerlerine, özellikle milletimize asırlardır ruh ve şekil vermiş dinimize büyük saygı duymuştur. O, manevi değerlerin en önemli unsurlarından biri olan dini ile bütünleşmiş ve ona olan inancını yaşamının her safhasında. vicdanının derinliklerinde muhafaza etmiştir.

    592537_detay.jpg
    Gazi Mustafa Kemal, Uşak’ta yapılan duada (29 Ekim 1929) (Başbakanlık Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı)
     
Yükleniyor...