Ata Bin Meysere El-Horasani Kimdir

'Biyografi' forumunda Bella tarafından 9 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Ata Bin Meysere El-Horasani hayatı,
    Ata Bin Meysere El-Horasani biyografisi,

    Ata Bin Meysere El-Horasani Kimdir

    Abdurrahmân bin Yezîd bin Câbir şöyle anlatır: Atâ-i Horasânî ile berâber gazâya, savaşa gitmiştik. Gecelerini, namazla geçirirdi. Gecenin üçte biri veya yarısı geçince, bize isimlerimizle seslenir, “Kalkınız, abdest alınız, namaz kılınız. Çünkü geceleri ibâdet ve gündüzleri oruçla geçirmek, Cehennemden irinler içip, çeşitli azaplara yakalanmaktan daha kolaydır. der ve namaz kılmaya başlardı. Seher vaktine kadar ibâdet eder, sonra biraz uyurdu.

    Nasîhat isteyenlere: “Dünyâya çok düşkün olduğunuzu görüyorum. Size âhireti tavsiye ederim. Dünyâ işleriyle uğraşırken âhiretinizi unutmayınız. Bir kimsenin dünyâda makam, mal ve mülk sâhibi olması, herkesin yanında sözünün geçmesi, âhiretteCehenneme düşmesine, ateşte yanmasına mâni olamaz. Orada hüküm, Allahü teâlânındır. Dilerse azâb eder, dilerse Cennetine koyar. Onun için bu dünyâda, Allahü teâlânın rızâsını kazanmaya, şu imtihan yurdunda, îmân edip, sâlih ameller yapan, iyiliği emredip, kötülükten alıkoyan, bu uğurda gelen sıkıntılara katlananlardan olmaya çalışmak lâzımdır. buyururdu.

    Bir defâsında şöyle buyurdu: “Günâh işlendiği zaman, Allahümmağfir lî, Allahım! Beni bağışla demeli. Böyle yapmak, Allahü teâlâya teslimiyet ve boyun eğmenin ifâdesidir.

    Şeytanın hîlelerine aldanmamak, bu hususda çok dikkatli olmak gerektiğini şöyle anlatmıştır:

    “Kim bir fenâlık yapar veya nefsine zulmeder de Allahtan mağfiret dilerse, Allahı çok bağışlayıcı, çok merhametli bulur. meâlindeki Nisâ sûresinin yüz onuncu âyet-i kerîmesi nâzil olunca, şeytan korkunç bir sesle feryâd etti. Sesi öyle yüksek çıktı ki, yeryüzündeki bütün askerleri işitip, yanına geldiler ve; “Nedir bu hâlin? Bu şiddetli feryâdın sebebi nedir? diye sordular. O da; “Benim hîlelerim ile bu ümmete işlettiğim günahların af ve mağfireti hakkında Muhammede bir âyet nâzil oldu. dedi. Askerleri bunun hangi âyet olduğunu sorunca, Nisâ sûresi yüz onuncu âyetini onlara okudu. Sonra şöyle dedi:

    “Bu âyette Allahü teâlâ istiğfâr edenlere af ve mağfiretini vâd etti. Allahü teâlânın vâdinde dönmek yoktur. Şimdi düşünün. Acabâ buna bir hîle yolu bulabilir misiniz? Onlar; “Hayır, biz böyle bir hîle yolu bilmiyoruz. dediler. Bunun üzerine şeytan onlara; “Hele siz gidip biraz düşünün. Belki bir hîle yolu bulabilirsiniz. Bu arada ben de düşüneyim. dedi. Şeytanın askerleri oradan ayrıldıktan bir süre sonra, şeytan yine bir nâra attı. Bütün askerleri tekrar toplanıp geldi. Şeytan onlara; “Bir yol bulabildiniz mi? diye sorunca, onlar; “Hayır! cevâbını verdiler. Şeytan; “Ben bir hîle yolu buldum. dedi. Avânesi bunun ne olduğunu sorunca şöyle dedi:

    “O büyük Peygamber âhirete intikâl ettikten sonra, ümmetine güzel amel sûretinde çeşitli bidatler işletelim. Bunları ne Peygamberler, ne halîfeleri ne de eshâbı yapmış olsun. Böyle amelleri onlara güzel göstermek sûretiyle, onlar o bidatleri sünnet sanıp ısrârla üzerine düşüp yaparlar. O yaptıkları amelden de tövbe ve istigfâr etmezler. Bu işledikleri bidatlerle onların Cehenneme girmelerini sağlar, murâdınıza erersiniz. dedi. Allahü teâlâ cümlemizi şeytanın şerrinden muhâfaza eylesin. Âmin!.

    Komşuluk ve komşu hakkının önemi husûsunda Hasan-ı Basrîden (r.aleyh) naklen bildirmiştir. Resûlullah efendimiz şöyle buyurdu:

    “Komşular üç kısımdır. Birinin bir hakkı vardır. Bu, (hakkı) en az olan komşudur. İkincisinin iki hakkı vardır. Üçüncüsünün üç hakkı vardır. En fazla hakkı olan budur. Bir hakkı olan müşrik komşudur. Akrabâ da değildir. Bunun sâdece, komşuluk hakkı vardır. İki hakkı olan, müslüman komşudur. Akrabâlığı da yoktur. Haklarından birisi, müslümanın, müslümana olan hakkı, diğeri komşuluk hakkıdır. Üç hakkı olan, müslüman komşudur ki, aynı zamanda, akrabâlığı da vardır. Haklarından biri, müslümanın, müslüman üzerinde olan hakkı, komşuluk hakkı, diğeri akrabâlık hakkıdır. Komşuluk hakkının en aşağısı, et ve benzeri yiyeceklerden çıkan koku ile komşuya eziyet vermemektir. Ancak tencerede pişenden bir mikdâr verilirse, eziyet edilmemiş olur.


    [​IMG]
     


Yükleniyor...