Ashabı suffe

'Dini Bilgiler' forumunda HazaN tarafından 30 Ekim 2010 tarihinde açılan konu


  1. Ashabı suffe nedir
    Ashabı suffe sakinleri
    Ashabı suffenin önemi

    Ashâb-ı Suffe, Arapça “sâhipler, arkadaşlar mânâlarına gelen “ashap kelimesiyle, “eyvan, sed, sofa gibi mânâlara gelen “suffe kelimesinden oluşmuş bir tâbirdir. Medîneye hicretten sonra Hz. Peygamberin Medînedeki mescidine bitişik gölgelikte barınan ve ilim tahsîli ile uğraşan sahâbîlere verilen genel isimdir.

    SUFFENİN OLUŞUMU VE SUFFE SAKİNLERİ

    Hz. Peygamber, Medîneye hicretten hemen sonra giriştiği mescit inşâsı sırasında bir eğitim-öğretim kurumuna olan ihtiyâcı gözden kaçırmamış ve mescidin bitişiğinde yapılan bir bölümü bu işe tahsîs etmiştir.

    Bulundukları kabîle ve topluluklar içinde İslâmı yaşama imkânına sâhip olamadıkları için Arap Yarımadasının çeşitli yerlerinden Medîneye hicret edenler ve bekâr olup herhangi bir yurt-yuva edinemeyenler burada barındırılmıştır. Düzenli bir eğitim-öğretim faaliyetine tâbî tutulan bu öğrenciler, kendilerine ayrılan mekâna “suffe dendiğinden “Ashâb-ı Suffe vey⠓Ehl-i Suffe diye anılmışlardır.

    ASHÂB-I SUFFENİN ÖNEMİ

    Suffe, İslâmın ilk sistemli eğitim kurumudur. İlk İslâm “üniversitesidir. Suffeliler de hayatlarını Peygamber medresesinden ilim ve irfan tahsil etmeye adamış seçkin kimselerdir.

    Hz. Peygamber ile berâberliklerinin fazla olması sebebiyle diğer Müslümanları duymadıkları bir çok hadîs-i şeriften onlar haberdâr etmiş, hadis rivâyetinde ön sıralarda yer almışlardır. En çok hadîs rivâyet eden yedi sahâbîden üçünün; Ebû Hureyre (r.a.), Abdullah b. Ömer (r.a.) ve Ebû Saîd el-Hudrînin (r.a.) de Suffe Ashâbı'ndan çıkmış olması elbette Hz. Peygamberle bu nevî birlikteliğin ve ilme bu denli düşkünlüğün bir netîcesi olmalıdır.

    Suffe ehli, İslâmın yayılmasında ve İslâmî ilimlerin öğretiminde önemli hizmetler vermiştir. Medîne dışındaki yeni Müslüman olan kabîleler, Kuran ve diğer dînî bilgileri öğrenmek üzere muallimler istedikçe onlara Suffe Ehlinden görevliler gönderilmiştir. Bunlar Bir-i Maûne ve Racî olaylarında olduğu gibi bu görevlerini hayatları pahasına yerine getirmişlerdir. Diğer taraftan Medîneye Hz. Peygamberi (sav) görmek üzere gelen kabîle temsilcilerinden Müslüman olanlar devletin misâfirhâne olarak kullandığı evlerde kalmış ve bu dönemde kendilerine yönelik yoğun eğitim faaliyetinde daha ziyâde suffe ehli vazîfe görmüştür.

    Zaman zaman Hz. Peygamberi görmek ve İslâmın temel esaslarını öğrenmek için gelen ve kalacak başka bir yeri olmayan misafirler Suffede kaldığından ve ayrıca evlenip ev-bark sâhibi olanlar Suffeden ayrıldığından Ehl-i Suffenin sayısı dâimâ aynı kalmamıştır.

    Aralarında Talhâ b. Ubeydullah (r.a.), Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.), Ebû Hureyre (r.a.), Ebû Zer el-Gıfârî (r.a.), Bilâl-i Habeşî (r.a.), Abdullah b. Ömer (r.a.), Abdullah b. Mesud (r.a.), Berâ b. Mâlik (r.a.) gibi tanınmış sahâbîlerin de bulunduğu Suffede yatılı olmayanlarla birlikte öğrenci sayısı zaman zaman 400e kadar çıkmıştır.
     


Yükleniyor...