Allah'ın varlığın delileri hakkında ayetler

'Ayetler ve Hadisler' forumunda zamaneanne tarafından 9 Aralık 2012 tarihinde açılan konu


  1. Allah'ın varlığın delileri hakkında ayetler



    Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki, onlar bu delillerden yüzlerini çevirip geçerler.
    Yûsuf : 105

    Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş'a istivâ eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.
    Ra'd : 2

    Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.
    Ra'd : 3

    Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bağları, ekinler, bir kökten ve çeşitli köklerden dallanmış hurma ağaçları vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır. (Böyle iken) yemişlerinde onların bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
    Ra'd : 4

    (Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların: «Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?» demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardır!
    Ra'd : 5

    Gökten suyu indiren O'dur. Ondan hem size içecek vardır, hem de hayvanlarınızı otlatacağınız bitkiler.
    Nahl : 10

    Yeryüzünde sizin için rengârenk yarattıklarında da öğüt alan bir toplum için gerçek bir ibret vardır.
    Nahl : 13

    Allah gökten bir su indirdi ve onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz ki bunda dinleyen toplum için bir ibret vardır.
    Nahl : 65

    Rabbin bal arısına: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine evler (kovanlar) edin. Sonra meyvelerin her birinden ye ve Rabbinin sana kolaylaştırdığı yaylım yollarına gir, diye ilham etti. Onların karınlarından renkleri çeşitli bir şerbet (bal) çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Elbette bunda düşünen bir kavim için büyük bir ibret vardır.
    Nahl : 69

    Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
    Hac : 5

    Elbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda hazır bulunacaklar.
    Yâsîn : 32

    (Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.
    Yâsîn : 33

    Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık.
    Yâsîn : 34

    Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ı tesbih ve takdis ederim.
    Yâsîn : 36

    Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler.
    Yâsîn : 37

    Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah'ın takdiridir.
    Yâsîn : 38

    Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.
    Yâsîn : 39

    Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.
    Yâsîn : 40

    Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir.
    Yâsîn : 41

    Onlar için, bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.
    Yâsîn : 42

    Dilesek onları suda boğarız. O zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de onlar kurtarılırlar.
    Yâsîn : 43

    Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
    Yâsîn : 44

    Gece ve gündüz, güneş ve ay O'nun âyetlerindendir. Eğer Allah'a ibadet etmek istiyorsanız, güneşe de aya da secde etmeyin. Onları yaratan Allah'a secde edin!
    Fussilet : 37

    Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allah'ın âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, harekete geçip kabarır. Ona can veren, elbette ölüleri de diriltir. O, her şeye kadirdir.
    Fussilet : 39

    İnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi göstereceğiz ki onun (Kuran'ın) gerçek olduğu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her şeye şahit olması, yetmez mi?
    Fussilet : 53

    Gökleri, yeri ve bunların içine yayıp ürettiği canlıları yaratması da O'nun delillerindendir. O dilediği zaman bunları biraraya toplamaya da kadirdir.
    Şûrâ : 29

    Denizde dağlar gibi akıp gidenler (gemiler) de O'nun (varlığının) delillerindendir.
    Şûrâ : 32

    Şüphesiz göklerde ve yerde inananlar için birçok âyetler vardır.
    Câsiye : 3

    İşte sana gerçek olarak okuduğumuz bunlar Allah'ın âyetleridir. Artık Allah'tan ve O'nun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?
    Câsiye : 6

    Söyleyin öyleyse, (rahimlere) döktüğünüz meni nedir?
    Vâkıa : 58

    Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
    Vâkıa : 59

    Aranızda ölümü takdir eden biziz. Ve biz, önüne geçilebileceklerden değiliz.
    Vâkıa : 60

    Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
    Vâkıa : 62

    Şimdi bana, ektiğinizi haber verin.
    Vâkıa : 63

    Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
    Vâkıa : 64

    Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.
    Vâkıa : 65

    «Doğrusu borç altına girdik.
    Vâkıa : 66

    Daha doğrusu, biz yoksul kaldık» (derdiniz).
    Vâkıa : 67

    Ya içtiğiniz suya ne dersiniz?
    Vâkıa : 68

    Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
    Vâkıa : 69

    Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
    Vâkıa : 70

    Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz ateşi,
    Vâkıa : 71

    Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
    Vâkıa : 72

    (İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
    Gâşiye : 17

    (İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
    Gâşiye : 18

    (İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
    Gâşiye : 19

    (İnsanlar) devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
    Gâşiye : 20