ali şir nevai hayatı eserleri

'Sorun Cevaplayalım' forumunda EyLüL tarafından 23 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Ali Şir Nevai 1441de Heratta doğdu. Babası Timurun meliklerinden Sultan Ebû Saidin veziri Kiçkine Bahşi idi. Ali Şîr Nevâînin ilk eğitimini babası verdi. Daha sonraki eğitimine Horasan ve Semerkantta devam etti. Sultan Hüseyin Baykara ile okul arkadaşı idi. Hatta okurken unutmamak üzere sözleşmişlerdi.

    Sultan Hüseyin Baykara, Heratta yönetimin başına geçince, sözleştikleri gibi Ali Şir Nevaiyi aradı. Onun Semerkantta olduğunu öğrendi ve Maveraünnehir meliki Ahmed Mirzaya bir mektup yazarak Ali Şîr Nevâîyi kendisine göndermesini istedi. Ali Şîr Nevâî, Ahmet Mirzanın adamları tarafından Herata götürüldü. Sultan Baykara onu önce mühürdar yaptı. Daha sonra vezirlik görevine tayin etti.

    Ali Şir Nevai Görevi sırasında bol bol kitap okumak, ilim çevreleriyle sohbet etmek ve araştırma yapmak imkanı bulan Ali Şîr Nevâî, bir süre sonra yaptığı işten sıkılmaya başladı. İstifasını Hüseyin Baykaraya sunduysa da kabul edilmedi. Aksine Esterebad Valiliğine tayin edildi. Ali Şîr Nevâî, valilik görevinde fazla durmadı ve 1490 yılında ayrıldı.
     



  2. Valilik görevinden ayrıldıktan sonra bilim ve sanat konularında yoğunlaşan Ali Şîr Nevâî, 1501 yılında doğduğu şehir olan Heratta vefat etti.

    Şiirlerini Türkçe ve Farsça yazan Ali Şîr Nevâî, Arapçayı da çok iyi öğrenmişti. Meşhur ilim adamlarından Molla Cami, onun şiir arkadaşlarındandır.

    Ali Şîr Nevâînin dördü Türkçe, biri de Farsça olmak üzere beş ayrı divanı vardır. Türkçe divanlarının genel adı Hazâinül Maânîdir. Türkçe divanlarını, Garâibüs-Sağîr, Nevâdirüş Şebâb, Bedâyiül-Vasat ve Fevâidül-Kiber adları altında yazmıştır.

    Beş mesnevisinden meydana gelen Hamsesi ile Türk edebiyatına ilk hamse yazan Ali Şîr Nevâînin divanlarından hariç 18 ayrı eseri daha vardır.

    Türkiyeli pek çok şair Ali Şîr Nevâînin şiirlerine nazireler söylemişlerdir. Bu tesir Tanzimat sonrasında bile kendini göstermiş, Ziya Paşanın Harâbât adını taşıyan üç ciltlik antoloji eserinde Ali Şîr Nevâînin şiirlerine önemli bir yer verilmiştir.

    Günümüzde yayınlanan bütün edebiyat tarihlerinde de Ali Şîr Nevâî, ilmi, irfanı, sanatı, Türkçülüğü ve olumlu tesirleriyle övülür.

    Burada bütün hayatını Türkçenin tanıtımına vakfetmiş olan Ali Şîr Nevâînin özellikle Muhâkemet-ül-Lugateyn adlı eserinden bahsetmek, onun Türk dili hakkındaki düşüncelerini yansıtmak açısından yararlıdır.

    Ali Şir Nevaînin Muhâkemet-ül-Lugateyn adlı eseri, bu günkü yazımızla küçük boy bir kitabın 50 sayfasını ancak doldurur. Fakat hacim bakımından küçük olan bu kitap, muhtevasının değeri ile deryalar kadar büyüktür.

    İşte Muhâkemet-ül-Lugateynden bazı cümleler

    Nazım bahçesinin şakrak bülbülü, Nevaî mahlasını alan Ali Şir (Allah günahlarını yargılasın ve ayıplarını kapatsın şöyle arz eder.

    Söz bir incidir ki onun denizi gönüldür ve gönül bütün anlamları kendisinde toplar. Nitekim denizden cevherleri dalgıçlar çıkarır ve onlara mücevherciler katında değer biçilir. Gönülden söz incileri çıkarma şerefine erenler de (dalgıçlar da) bu işin mütehassısıdırlar. O inciler bu mütehassıslar ağzında canlanır, nisbetlerine göre yayılır ve ün kazanırlar. İnciler değer bakımından çok farklı olurlar. Bir tümenden yüz tümene kadar (bir liradan binlerce liraya kadar) olanları vardır. Elden ele geçen ucuz incilerle, sultanların kulaklarına küpe olan incilerin değerleri bir mi?

    Şöyle bilinir ki, Türk Farstan daha keskin zekalı, daha anlayışlı, daha saf, daha pek yaratılışlıdır. Fars ise ilimde ve gayret sarfıyla elde edilen bir anlayışta daha olgun ve derin görünüyor. Bu hal Türklerin doğru, dürüst, temiz niyetinden, Farsların da fen ve hikmetinden belli oluyor... Ve lakin, Türk ve Fars dilleri arasındaki kusursuzluk veya noksanlık bakımından çok büyük farklar vardır. Söz ve ibarede, kelimelerin anlam ve kavramında, Türk Farstan üstündür. Türkün öz dilinde öyle incelikler, güzellikler, sanatlar vardır ki inşallah yeri gelince gösterilecektir...

    Türkün bilgisiz ve zavallı gençleri güzel sanarak, Farsça şiirler söylemeğe özeniyorlar. İyi ve etraflı düşünseler, Türkçede bu kadar genişlikler, incelikler, derinlikler ve zenginlikler durup dururken, bu dilde şiir söylemenin ve sanat göstermenin daha kolay, şiirlerinin daha beğenilir olacağını anlarlar.

    Ali Şir Nevai Eserleri

    Hazâinül Maânî

    Garâibüs-Sağîr

    Nevâdirüş Şebâb

    Bedâyiül-Vasat

    Fevâidül-Kiber

    Hayretül-Ebrâr

    Ferhat ve Şirin

    Leyla ve Mecnun

    Seba-i Seyyârem

    Sedd-i İskender

    Lisânüt-Tayr

    Muhâkemetül-Lügateyn

    Mecâlisün-Nefâis

    Mîzânül-Evzân

    Nesâimül-Mehabbe

    Nazmül-Cevâhir

    Hamsetül-Mütehayyirîn

    TühfetülMülûk

    Münşeât

    Sirâcül-Müslimîn

    Tarihul-Enbiyâ

    Mahbûbül-Kulûb fil-Ahlâk

    Seyfül-Hâdî

    Rekâbet-ül-Münâdî