Abdülbaki Gölpınarlı Kimdir, Hayatı

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 21 Kasım 2011 tarihinde açılan konu


  1. Abdülbaki Gölpınarlı Hakkında
    Abdülbaki Gölpınarlı Biyografi
    Abdülbaki Gölpınarlı Abdülbaki Gölpınarlı Kimdir?

    Abdülbaki Gölpınarlı Kimdir, Hayatı
    Abdülbaki Gölpınarlı 12 Ocak 1900de İstanbulda doğdu. Asıl adı Mustafa İzzet Bâkî olan edebiyat tarihçisi ve çevirmendir. Cedleri Azerbaycanlıdır. Abdülbaki Gölpınarlının Gazeteci olan babası Ahmed Agâh Efendi, Mevlevî idi.Gelenbevî İdâdîsinin son sınıfındayken babasını kaybetti. Tahsiline ara vererek çalışmaya başladı. Vezneciler'de kitapçılıkla uğraştı. Çorum'un Alaca ilçesindeki Menbâ-i İrfân İptidâî Mektebinde öğretmenlik ve idarecilik yaptı. 1922de İstanbula döndü, sınavla son sınıfına girdiği İstanbul Erkek Muallim Mektebini, ardından da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü, Profesör Köprülüzâde Mehmet Fuat Bey'in nezaretinde hazırladığı Melâmilik ve Melâmiler adlı mezuniyet tezi ile bitirdi (1930). Edebiyat öğretmeni olarak Konya, Kayseri, Balıkesir, Kastamonu liseleriyle İstanbul Haydarpaşa Lisesinde çalıştı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde Farsça okutmanlığı yaptı. Doktorasını verdikten sonra aynı fakültede Metinler Şerhi okuttu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde İslam-Türk Tasavvuf Tarihi ve Edebiyatı dersleri verdi. 1945te Türk Ceza Kanununun 142. maddesine aykırı davrandığı savıyla Tek Parti İdaresi tarafından tutuklandı; 10 ay hapis yattıktan sonra beraat etti ve yeniden görevine döndü. 1949da kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

    Abdülbaki Gölpınarlı Adını 1931de yayımladığı Melâmilik ve Melâmiler adlı yapıtıyla duyuran Gölpınarlı, Türkiyat Mecmuası, Şarkiyat Mecmuası, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mecmuasının yanı sıra çeşitli dergi ve gazetelerde çok sayıda bilimsel makale yayımladı. İslam Ansiklopedisi ile Türk Ansiklopedisinin çeşitli maddelerini yazdı. Divan edebiyatını eleştirel olmaktan ziyade ideolojik bir yaklaşımla değerlendirdiği Divan Edebiyatı Beyanındadır (1945) adlı kitabıyla büyük tartışmalara yol açtı. Daha sonra, hata ettiğini ifade ederek yaklaşımını değiştirdi ve divan edebiyatı üzerine çalışmalarda bulundu.