4. Murat Hayatı ve Padişahlık Dönemi

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 23 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. 4. Murat

    Doğum 27 Temmuz 1612 - İstanbul
    Vefat 8 Şubat 1640 - İstanbul
    Annesi Mahpeyker Kösem Sultan
    Babası Sultan I. Ahmed
    Önce gelen I. Mustafa
    Sonra gelen I. İbrahim

    4. Murat, on yedinci Osmanlı padişahıdır. Osmanlı'nın ilk 10 padişahının haricinde sefere çıkan nadir isimlerden ve ilk Osmanlı padişahları kadar başarıları olan bir Sultandır. Bunlar arasında en önemlisi Revan ve Bağdat seferidir. Bu seferlerinden dolayı Bağdat fatihi olarak anılan IV. Murad çocuk yaşta tahta çıktı fakat idare annesi Kösem Sultan'ın elindeydi. İdareyi tam anlamıyla 1632 yılında eline almış olup 1640 gibi erken ve genç yaşta vefat etmiştir. Osmanlı devrinin büyük şahsiyetleri arasında anılır.

    ÇOCUK YAŞTA PADİŞAH
    1612 yılında İstanbul’da doğan Şehzade Murat, I. Ahmet’in Kösem Sultan’dan olma oğludur. Amcası I. Mustafa’nın akli dengesi yerinde olmadığı için tahttan indirilmesiyle henüz çok küçük yaşta olmasına rağmen annesi Kösem Sultan'ın tesiriyle tahta çıktı. 1623 yılında sultan olan IV.Murat, saltanatının ilk zamanlarında yaşının da getirisi ile annesinin etkisi altında kaldı. 9 yıl boyunca devrin olaylarında herhangi bir tesiri olmadı. İdare'yi adına yakışacak şekilde ancak Sadrazam Recep Paşa’yı ve zorbaları 1632 yılında ortadan kaldırana kadar.

    Devlet bu dönemde oldukça sıkıntı içindeydi; zira İstanbul’daki otorite boşluğu taşradaki idarecilerin kendi başlarına hareket etmesine yol açtığı gibi katledilen Sultan Osman’ın kanını dava etme iddiasıyla ortaya çıkan Erzurum ve çevresini hakimiyeti altına alan Abaza Paşa ciddi problemler oluşturdu.

    1624 yılında Bağdat Safevilerin eline geçti ancak geri almak IV. Murat’ın ilk hedefiydi. Bağdat’a gönderdiği paşa uzun çarpışmalar sonucunda bir şey elde edemedi fakat diğer taraftan Abaza Paşa teslim oldu ve padişahtan af diledi. 1630 yılında çıkılan ikinci Bağdat Seferi’nden de bir sonuç alınamadı.

    IV. Murad’ın saltanatının bu döneminde Avrupa Otuzyıl savaşlarının buhranı içindeydi ve mezhep problemleri Osmanlı topraklarında da kendini gösteriyordu. Aynı zamanda ülke içindeki asayişsizlik had safhaya ulaşmıştı ve sonunda IV. Murat kendi otoritesini kurmak için harekete geçti. Öncelikli olarak zorbalaşan devlet adamlarını bertaraf etti, bunun için sert yöntemlere başvursada bu tavırları ile ancak emniyet ve asayiş sağlanabildi.

    1623 yılında şehrin beşte birini kül eden yangına Cibalikapısı dışındaki bir gemi kalafatçısının sebebiyet verdiği bilinmektedir. Kaynaklarda telafisi imkansız bir zarara uğranıldığı belirtilirken, pek çok ulema ve eşrafın konaklarındaki yazma eserlerin mahvolduğu en acı durumlardan biridir. Bu yangın birçok dedikoduya, bilhassa kahvehanelerde ileri geri konuşmalara yol açtığından kahve ve tütünü haram sayan Kadızade Mehmet Efendi’nin teşvikiyle IV. Murad kahvehaneleri yeni bir yangın çıkar bahanesiyle yıktırıp yerlerine bekarlara, debbağ ve nalbantlara mahsus odalar yaptırdı ve tütünü yasakladı. 1634 yılına gelindiğinde ise İran Seferi’ne çıkmadan önce meyhaneleri yıktırarak, kahve ve tütünden sonra içkiyi de yasakladı. Bunun yanında IV. Murad, Osmanlı tarihinde daha önce görülmemiş olan ve kendisinden sonra nadir rastlanan şeyhülislam katline neden olan ilk padişah olmuştur.

    SEFERLER
    1632/33 yılında İran seferine çıkan sultan aldığı kalenin adıyla Revan Seferi olarak anıldı ve 10 günlük bir direnişin ardından Revan teslim alındı. Bu sırada annesinin kendisine karşı birtakım entrikalar çevirmesinden kaygılandığı için kardeşlerini ortadan kaldırmaya başladı ve Revan zaferinin estireceği olumlu havayı uygun görüp İstanbul’da bulunan Şehzade Bayezid ile Süleyman’ı öldürttü ancak bu durum herkeste nefret ve hüzün uyandırdı. 1636 yılında Osmanlı ordusunun Revan’dan ayrılışından hemen sonra bölge Safeviler’in eline geçti. Bölgeyi geri almak için sefer hazırlıkları başladı ve 2 yıl sonra IV. Murat ordusu ile yine Revan üzerine yürüdü. Bölgeye ulaştıklarında padişah her şeyi yakından inceledi ve kuşatma gittikçe şiddetlendi. Bağdat’ta bulunan İranlılar’ın Osmanlılar’ın elindeki kulelerin altına lağım yerleştirmekte olduğu haberi yayılınca başlayan çarpışma bir gün bir gece sürdükten sonra birçok İranlı yakalanmış, hanları hapsedilip diğerlerinden pek çoğu öldürüldü. Bunun ardından şehir fethedildi ve 1639 yılında İstanbul’a doğru yola çıkıldı.

    Osmanlı Devleti ile Venedik Cumhuriyeti arasındaki münasebetlerin bir müddet kesilmesine sebep olacak kadar önem kazanan olay Avlonya hadisesidir. Akdeniz’in emniyeti ile görevli Cezayir ve Tunus donanmalarının başındaki Ali Piçinoğlu, Girit ve İtalya sahillerinde faaliyette bulunduktan sonra Avlonya Limanı’na geldi, Venedik hükümeti, Marino Capello kumandasındaki 28 kadırga ve bir büyük gemiden oluşan donanmasıyla Avlonya’yı abluka altına aldı, kale ve şehri topa tuttu, Piçinoğlu’nun gemilerini alıp götürdü. Olayı haber alan IV. Murad büyük bir hiddete kapıldı, antlaşmayı bozan Venedik ile ticari münasebetlerin kesilmesini ve yılda 50 yük akçe gelir getiren Spalato Gümrüğü’nün kapatılmasını emretti. 1639 yılında sonunda eskiden beri sürmekte olan ticari münasebetlerin korunması esasına dayalı ve tazminatı ihtiva eden bir antlaşma imzalandı.

    HASTALIĞI VE ÖLÜMÜ
    Padişah Revan seferinde başlayan ve gittikçe artan gut hastalığına yakalandı. Bağdat seferinde bazan tahtırevanla yolculuk etmek zorunda kaldı ve dönüşte kendisine şiddetli bir baş ağrısı ve ardından titreme gelerek yatağa düştü. Sefer sonrası biraz düzelmekle beraber İstanbul’daki zafer alayında zorlukla bulunabildi. Kasım ayında avlanmak üzere gittiği Beykoz taraflarında tekrar ağırlaşınca etrafındakilerin tavsiyesiyle aşırı derecede kullandığı içkiden vazgeçti. Üsküdar sarayında 10 gün istirahat neticesinde iyileşmekle beraber maneviyatı çok bozuktu; güneş tutulmasından ve hazinede bulduğu bir cifir kitabından hayatıyla ilgili olumsuz anlamlar çıkarıyordu.

    1640 yılında bir gece aniden fenalaşan sultan, ara ara şuurunu dahi kaybetti. Yılın 8 Şubat’ında ise hayatını kaybetti. Tabutu Sultan Ahmet Camii yanındaki babası I. Ahmet’in türbesine defnedildi.

    ŞAHSİ İMAJI
    IV. Murad, Osmanlı padişahları arasında farklı karakterde bir şahsiyettir. İrade ve hâfızası kuvvetli, gözü hiçbir şeyden yılmayan bu hükümdar vesayet altında yaşadığı yıllarda devlet işleriyle ilgilenmiş, tebdil gezerek her şeyi yakından görüp anlamaya çalışmış, memleketin iç ve dış durumunu düzeltebilmiştir. Gittikçe artan sert tutumunu daha çok kötülüklerine inandığı kimseler hakkında göstermiştir. Ayrıca askerin başında savaşa katılan bir Osmanlı padişahıdır.

    IV. Murad dönemi alim, şair, tarihçi, hattat ve musikişinas gibi muhtelif sahalarda yetişmiş fikir adamları bakımından Osmanlı Devleti’nin en dikkate değer bir devresi olmuştur. Evliya Çelebi, Katib Çelebi, Nef‘i, Şeyhülislam Yahya, Veysi, Koçi Bey, Azmizade Haleti gibi isimler edebiyat sahasında dönemin önde gelen şahsiyetlerinden sadece birkaçıdır.

    Arapça ve Farsça bilen IV. Murad yüksek bir edebi kabiliyeti olmamakla birlikte Muradi mahlasıyla şiirler yazmış, musikiyle ilgisi besteler yapacak düzeye ulaşmış, kimden öğrendiği bilinmemekle beraber özellikle ta‘lik hattını güzel yazmış, siyasi gayeleri için kullanmak istemiş olsa bile zamanının tartışma konularıyla uğraşmaya özenmiştir.