2. Mehmet Dönemi

'Tarih Bölümü' forumunda Bella tarafından 2 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Fatih Sultan Mehmet Dönemi,



    2.Mehmet Dönemi Ansiklopedik Bilgi;




    II. Mehmed veya Fatih Sultan Mehmed, (30 Mart 1432 – 3 Mayıs 1481) yedinci Osmanlı padişahı. Divan edebiyatında Avnî mahlasını kullanmıştır. Sultan II. Murad ve Hüma Hatunun oğludur.

    İstanbul'u fethetmesinden sonra Ebû ʾl-Feth (‏ Fethin Babası ) ve daha sonraki asırlarda Fâtih lakabıyla anılmıştır. Ayrıca döneminde Avrupa'da Büyük Türk (Grand Turco) olarak da zikredilmiştir. İstanbul'un fethi, Orta Çağın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olmuştur. Bundan dolayı Fatih, "çağ açan hükümdar" olarak da tanınır. İstanbul'un fethinden sonra Kayser-i Rum (‏Roma İmparatoru) ünvanını da kullanmaya başlamıştır. İstanbul'un fethiyle 1000 yıllık Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu son bulmuştur. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir.

    II. Murat 1443 yazında Karaman beyi İbrahim'i Anadoluda yenilgiye uğrattıktan sonra Ekim ayında Edirne'ye döndüğünde Hunyadi Yanoş, Macar Kralı Ladislas ve Sırp Despotu Yorgo Brankoviç önderliğinde bir Hristiyan ordusunun Tunanın güneyindeki Osmanlı topraklarını istila etmeye başladığı haberini aldı. Aynı dönemde Amasyadan Şehzade Alinin öldüğü haberi geldi. İki ağabeyinin erken yaştaki ölümleri sonucu Mehmed tahtın vârisi oldu. Murat Hıristiyan ordusunun 25 Aralıkta İzladi'de durdurulmasının ardından başlayan müzakereler sırasında Mehmedi Manisadan Edirneye getirtti. 12 Haziran 1444te Edirnede Macarlarla antlaşma yaptıktan bir ay sonra oğlu Mehmedi Edirne'de Sadrazam Çandarlı Halil Paşa denetiminde "kaymakam" olarak bırakarak Hamidili topraklarını işgal eden Karamanlıların üzerine yürümek üzere Anadoluya geçti ve Karamanlılarla Yenişehir'de bir anlaşma yaptı. Yenişehirden ayrıldıkran sonra Ağustos ayında Mihaliçte yeniçeri ağası Hızır Ağa ve diğer beylere tahttan oğlundan yana resmen çekildiğini duyurdu ve ordusu Edirneye dönerken kendisi Bursada kaldı.


    II. Murad'ın 1444 yazında doğuda ve batıda barışı sağladığını düşünerek tahttan çekilmesi Edirnede bir otorite boşluğu yaratarak devleti buhrana sürükledi. Dış siyasette ihtiyatlı davranmayı tercih eden Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile Mehmedin etrafında toplanmış olan Şahabeddin, Zağanos, Turahan paşalar arasında rekabet baş gösterdi. Bu rekabet 1444-1453 yılları arasında Osmanlı Devletinde yaşanan başlıca politik gelişmelerin belirleyici etmenlerinden biri olmuştur. Ağustos başında Kral Ladislasın Osmanlılarla yapılan barışı geçersiz sayarak yeni bir Haçlı Seferine çıkacağını ilan etmesi başkent Edirne'de paniğe yol açtı ve halk şehri terk etmeye başladı. Konstantinopoliste Rumların himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden Orhan Çelebi de bu dönemde Çatalca yakınlarinda İnceğize ve Dobrucaya geçerek bir isyan girişiminde bulundu. Bu girişim Şahabeddin Paşa tarafından önlendi ve Orhan Çelebi Konstantinopolise kaçtı. Aynı dönemde başkentte kendini Hurufilik taraftarlarının elçisi olarak tanıtan bir İranlı halktan epey yandaş toplamıştı. Mehmed de İranlının öğretisine ilgi duymuş ve koruması altına almıştı. Ancak Müfti Fahreddin ve Sadrazam Halil Paşanın bu duruma tepki göstermesi üzerine Mehmed çok geçmeden desteğini çekmek zorunda kalmış ve sonunda başkentte bir Hurufi katliamı yaşanmıştı. Bu sırada şehirde çıkan yangında bedesten ile birlikte 7.000 ev kül olmuştu.

    Eylül ayı sonlarında Kral Ladislas önderliğindeki Hıristiyan ordusu Tunayı aşarak Edirneye doğru yürürken bir Venedik filosu da Çanakkale Boğazını kapattı.

    Sadrazam Halil Paşanın çağrısıyla II. Murat Anadolu Hisarının bulunduğu noktadan Rumeliye geçerek Edirne'ye geldi ve 10 Kasım 1444te hıristiyan ordusunu Varnada ağır bir yenilgiye uğrattı. Varna Savaşı sırasında ve sonrasında Mehmed tahttan çekilmemişse de fiilen padişah II. Muradtı. Zağanos ve Şahabeddin paşalar genç padişahın otoritesini güçlendirmek için Mehmedi Varna Savaşına götürmek istemişler ama Sadrazam Halil Paşa buna mani olmuş ve onlara karşı II. Murada gerçek padişah muamelesi yapmıştı. Ancak II. Murad savaştan sonra oğlunun konumunu Konstantinopolisteki Orhan Çelebiye karşı zayıflatmamak için fiilî durumu hakiki bir cülus haline getirmeden Manisaya çekildi.

    Murat 1446nın Mayıs ayında Sadrazam Halil Paşanın çağrısıyla bir kere daha Edirneye tahtına döndü. Bunun sebebi Mehmedin Konstantinopolise saldırma planları yapıyor olmasıydı. Halil Paşa kendi gücünü zayıflatacağı düşüncesiyle bu saldırıya karşı gelirken Mehmedin yandaşı olan Zağanos ve Şahabeddin bu planı destekliyordu. Sonunda Halil Paşa bir yeniçeri isyanı düzenleyerek Mehmed ve yandaşlarını iktidardan uzaklaştırdı. Muratın yeniden tahta geçmesi üzerine Mehmed Manisaya çekildi, Zağanos Paşa da Balıkesire sürgüne gönderildi.

    Manisa dönemi
    Mehmedin Manisadaki ilk yıllarında neler yaptığına dair çok fazla bilgi yoktur. Babasının 1446da Moraya düzenlediği sefere katılmamıştı. 1447 sonlarında ya da 1448 başlarında Arnavut kökenli bir hıristiyan köle olan Gülbahar Hatundan ileride padişah olacak Bayezid adında bir oğlu oldu. 1448de Macarlar ile yapılan II. Kosova Savaşında babasına Anadolu birliklerinin önderliğinde eşlik ederek ilk defa bir savaşta yer aldı. 17 yaşına geldiğinde Gülbahar Hatun ile birlikteliğini tasvip etmeyen babası tarafından Dulkadir hanedanından Süleyman Bey'in kızı Sitti Hatun ile evlendirildi.

    Mehmed Manisada bulunduğu sıralarda oldukça başına buyruk bir biçimde hareket etmişti. Onun rızasıyla Türk korsanları Egedeki Venediklilere saldırıyordu. Hicri takvimle 852 (1448/1449) yılında Selçukta kendi adına paralar bastırmıştı. 1449un Ağustos veya Eylül ayında annesi vefat etti. 1450 yılında babasının İskender Bey üzerine yaptığı Arnavutluk seferine ve başarısızlıkla sonuçlanan Akçahisar Kuşatması'na katıldı..

    [​IMG]

    İkinci tahta çıkışı
    II. Murat 1451in 3 Şubat günü öldü. Mehmed babasının ölüm haberini Sadrazam Halil Paşanın özel ulakla Manisaya gönderdiği mektupla aldı. Anlatılana göre "Beni seven ardımdan gelsin!" diyerek atına atlayıp, kuzeye doğru yola çıkmıştı. Mehmed 19 Şubat 1451de Edirnede ikinci kez tahta çıktı. Çandarlı Halil Paşayı sadrazamlık makamında tuttu, İshak Paşayı da Anadolu Beylerbeyi olarak atadı ve babasının cenazesine eşlik etmek üzere Bursaya gönderdi. Daha sonra babasının İsfendiyaroğulları beyinin kızından olan sekiz aylık oğlu Küçük Ahmedi boğdurttu. Bu şekilde kardeş katli yasası da uygulamaya konmuş oldu. Ahmet Çelebi'nin cenazesi de babası Murat'ınkiyle birlikte Bursa'ya gönderildi.

    Mehmed her ne kadar Çandarlı Halil Paşayı görevinde bıraktıysa da artık gerçek iktidar kendisiyle birlikte lalaları Şahabeddin Paşa ve Zağanos paşaların başını çektiği savaşçı kesimin eline geçmişti. Mehmedin amacı Tunanın güneyindeki Balkan toprakları ile Fırat'ın batısındaki Anadolu topraklarını alarak büyük dedesi Yıldırım Bayezidin oluşturmaya çalıştığı merkeziyetçi imparatorluğu kurmaktı. Ancak Bayezid'in aksine bunu yapmak için önce Konstantinopolisi alması gerektiğini düşünüyordu. Öte yandan gerek batıda ve gerekse de Doğu Roma'da yeni padişah genç yaşı ve tecrübesizliği dolayısıyla ilk başta önemli bir tehdit olarak algılanmamıştı. Bu görüş Mehmedin 1451de Venedik, Ceneviz Cumhuriyeti, Macaristan ve Sırp Despotluğu ile babasının yapmış olduğu anlaşmaları yenilemesiyle pekişmişti. Mehmed Doğu Romaya da babası dönemindeki dostane ilişkileri devam ettireceğini ve Süleyman Çelebinin Konstantinopolis'teki oğlu Orhan için yıllık 300 bin akçe ayırdığını bildirmişti.

    [​IMG]

    Mehmedin yetersiz bir hükümdar olduğunu düşünen yalnızca hıristiyanlar değildi. Tahta geçmesinin ardından Karamanlılar yerel beylikleri yeniden diriltmek üzere ayaklandılar ve Seydişehir ile Akşehiri ele geçirdiler. Bunun üzerine 1451in yazında Mehmed Anadolu'ya geçti ve kısa sürede bu isyanı bastırdı. Bu sırada Mehmedin Anadoluda bulunmasını fırsat bilen Doğu Roma İmparatoru Konstantinos ulakları vasıtasıyla Süleyman Çelebinin torunu Şehzade Orhanın ödeneğinin yapılmadığını, ödeneğin ikiye katlanmaması halinde Orhanın Osmanlı tahtında hak iddia etmesine izin vereceği tehdidinde bulundu. Mehmed sorunu çözeceğini söyleyerek elçileri gönderdi ancak Edirne'ye döndükten sonra Orhan için ayrılmış olan gelirlere el koydu ve Konstantinopolisin ablukaya alınmasını emretti..

    İstanbulun fethi :

    Mehmed kuşatma hazırlıklarına 1451 sonlarında başladı. Boğazın Anadolu yakasında büyük dedesi Bayezidin yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı'nın karşısına o dönemde Boğazkesen adı verilen Rumeli Hisarının inşa emrini verdi. İmparator Konstantinos Mehmede hisarın yapımı için kendisinden izin alması gerektiğini bildirmek için elçiler gönderdi ancak Mehmed elçileri kabul etmedi. İmparator en son 1452nin Haziran ayında barış görüşmeleri için bir kere daha elçilerini gönderdi ancak Mehmed elçileri reddetti. Bu savaş ilanı anlamına geliyordu. Hisar 1452nin Ağustos ayında tamamlandı. Böylece boğazın kontrolü Osmanlıların eline geçmiş oldu. Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı. Aksi takdirde gemiler top atışıyla batırılacaktı. 1452 sonlarında ödeme yapmayı reddeden bir Venedik gemisi batırılmış, kaptanı ve tayfası tutuklanmıştı. Söz konusu toplar Erdelli Urban adında bir top dökümcüsü tarafından yapılmıştı. Mehmed kendisinden Konstantinopolisin surlarını yıkabilecek güçte bir top yapıp yapamayacağını sormuş Urban da "Ne Konstantinopolis, ne de Babilin surlarının karşı koyabileceği bir top yapabileceğini" söylemişti.

    Öte yandan bu gelişmeler karşısında İmparator Konstantinos Papa ve İtalyan şehirlerinden umutsuzca yardım talebinde bulundu ama bunlar sonuçsuz kaldı. Yalnızca Cenova 1452nin Kasım ayında yardım göndermeye karar verdi ve Giovanni Giustiniani komutasında 700 asker taşıyan Ceneviz kadırgaları 26 Ocak 1453te Konstantinopolise vardı. İmparator Konstantinos, Giovanni Giustinianiyi kara kuvvetlerinin başkumadan yaptı. Kostantinopolisteki asker sayısı 8.000 civarındaydı, limanda 26 savaş gemisi bulunuyordu. Daha evvel 700 İtalyanı taşıyan yedi Girit ve Venedik gemisi Şubat ayında şehirden kaçmıştı. Osmanlı ordusundaki asker sayısı ise en az 50.000 idi. Ayrıca Mehmed yalnızca karadan kuşatmanın yeterli olmayacağını düşünerek bir donanma hazırlatmıştı. Bu donanma bahar aylarında boğazın Marmara girişine vardı.

    [​IMG]

    Osmanlı ordusu 23 Martta Edirneden hareket etti ve 2 Nisanda Konstantinopolise vardı. Aynı gün Haliçin girişi zincirle kapatıldı. Karargâhını Romanus kapısının karşısına Maltepeye kuran Mehmed son kez teslim çağrısında bulundu ama imparator reddetti.

    6 Nisan sabahı ilk saldırı başladı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. İmparator Konstantinos, Giustinani ile birlikte Romanus kapısını savunuyordu. Şehzade Orhan da Marmara kıyısındaki kıtalardan birini yönetiyordu. 20 Nisan günü Papanın gönderdiği üç Ceneviz gemisi ve Sicilyadan gelen bir Rum yük gemisi şehrin açıklarında belirdi. Marmara denizinde yapılan savaşın sonunda akşam saatlerinde dört gemi Haliçe girmeyi başardı. Donanmasını bir şekilde Haliçe indirmesi gerektiğini anlayan Mehmed gemilerini karadan geçirmeye karar verdi. Bugünkü Dolmabahçeden Kasımpaşaya uzanan güzergaha kalaslar döşendi ve 70 kadar gemi silindirler üstünde 22 Nisan sabahında Haliçe indirildi. Böylece Haliçin kontrolü Osmanlıların eline geçti. Öte yandan kuşatmanın yedinci haftasında Osmanlılar hâlâ kesin bir sonuç alamamıştı. Bu noktada Halil Paşa son bir kez Mehmedi teslim çağrısı yapmaya ikna etti ancak imparator teklifi yine reddetti. Bunun üzerine Mehmed 24 Mayısta ayın 29unda karadan ve denizden büyük bir saldırı yapacağını duyurdu.

    Son saldırı hazırlıklarını Zağanos Paşa düzenledi. Osmanlı ordusu 29 Mayısın ilk saatlerinde taaruza başladı. Osmanlılar son taaruzu üç dalga halinde gerçekleştirdiler. İlk iki saat boyunca başıbozuklar surlara saldırdılar, ardından Anadolu birlikleri onların yerini aldı. Son olarak öldürücü darbeyi vurmak üzere yeniçeriler devreye girdi. Bu sırada yaralanan Giustiniani'nin savaş alanından ayrılması şehri savunanların arasında büyük moral bozukluğuna neden oldu. Nihayet sabah saatlerinde Osmanlı askerleri "Kerkoporta" adlı kapıdan içeri girmeyi başardılar ve kapının üzerindeki burca Osmanlı sancağını diktiler. Mehmed fethin ilk günü öğleden sonra şehre girdi. Ayasofyaya giderek namaz kıldı ve min-baʿd (bundan sonra) tahtım İstanbul'dur diye buyurdu.

    Şehir zorla alınmıştı bu yüzden dinî hukuka göre yağmalanabilirdi. Yağma üç gün sürdü. İmparator Konstantinos'un akıbeti meçhuldür. Kimi kaynaklar cesedinin bulunamadığını söylerken, Babinger gibi bazı tarihçiler imparatorun cesedinin mor ayakkabılarından teşhis edildiğini yazar. Alphonse Lamartine eserinde imparatorun cesedinin bulunduğunu ve Fatih'in Konstantin için Hristiyan usulü cenaze töreni düzenlediğini belirtir. Şehzade Orhan ise keşiş kılığında şehri terketmeye çalışırken yakalanıp idam edildi.

    Fatih şehrin ticaret merkezi olan Galatadan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. Rum Patrikhanesinin yeniden açılmasına izin verdi; ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni Patrikhanesi kurdurdu. II. Mehmed İstanbulu, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı.

    Yeni başkentin kurulması:
    Fethin hemen ardından Mehmed şehrin onarımına başladı. Amacı Doğu Romayı yıkmak değil onu Osmanlı yapısı içinde diriltmekti. Kuracağı imparatorluk bir İslâm devleti olmakla birlikte Doğu Roma gibi kozmopolit bir yapıya sahip olacaktı. Bu amaçla şehirde Rum Ortodoks Patrikhanesi, Ermeni Patrikhanesi ve Yahudi hahambaşı bulunması gerektiğine karar vermişti. 6 Ocak 1453te Yorgo Skolaris'i yeni Ortodoks patriği olarak atandı. Bu yolla Mehmed Ortodoks kilsesiyle Katolik kilisesinin birleşmesini de engellemek istiyordu. Ayasofya camiye çevrildiğinden patriğe resmî makam yeri olarak Havariyun Kilisesi verilmişti. Aynı sıralarda şehirdeki yahudilerin hahambaşı olarak Moşe Kapsali atandı. 1461 yılında ise Bursa Psikoposu Hovakim İstanbul Ermeni Patriği olarak atandı.

    Mehmed Theodosius Forumunun olduğu yerde ilk sarayının inşasını başlattı. Daha sonraki yıllarda Sarayburnunda Topkapı Sarayını inşa ettirdi.

    Çandarlı Halil Paşanın idamı:
    Fatih, ilk tahta geçtiğinde ve İstanbulun fethi sırasında sergilediği tutumlar nedeniyle, Çandarlı Halil Paşayı 10 Temmuz 1453 tarihinde Edirne'de idam ettirdi. Bazı kaynaklara göre Çandarlı Fatih'i sabırsız ve deneyimsiz buluyordu. Bu olay ile Fatih otoritesini pekiştirmiş oldu ve herkes genç hakana boyun eğdi.

    Çandarlı Halil Paşa fetihten sonra idamına giden süreçte Yedikulede Altın Kapıda kırk gün hapis edildi. 10 Temmuzda gözlerine mil çekildi ve daha sonra idam edildi. Boyun eğeceği yerde Hakana dik baktığı iddia edilir. Daha sonra oğlu İbrahim Paşa tarafından İznike götürülüp türbesine gömüldü. Çandarlı Halil Paşa, idam edilen ilk Osmanlı sadrazamıdır.

    Yeni fetihler:
    İstanbulun fethinden sonra Osmanlılara bağlılığını bildiren ve ele geçirdiği bazı kaleleri geri veren Sırplar, Macarlar ile iş birliği yaparak yeniden düşmanlıklarını göstermeye başlamışlardı. Bunun üzerine 1454 -1457 arasında üç kez peşpeşe Sırbistana sefer düzenlendi. Belgrad dışındaki bütün Sırp toprakları ele geçirildi.

    Sırp Kralı Bronkoviçin ölümüyle başlayan taht mücadelelerinden faydalanan Osmanlılar, Sırpları vergiye bağladılar. Taht kavgalarının yeniden alevlenmesi üzerine, Mora seferinde bulunan Fatih, Sırp meselesine son verilmesini emretti. Mahmut Paşa, 1459da başkentleri Semendireyi ele geçirilerek Semendire Sancakbeyliğini oluşturdu. Böylece Sırbistanda 350 yıl sürecek Osmanlı hâkimiyeti başlamış oldu.

    [​IMG]

    İstanbulun fethinden sonra Bizans İmparatoru XII. Konstantinin oğulları, rakipleri Kantakuzen ailesine karşı Morada, Osmanlıların yardımını istemişlerdi. Turahanoğlu Ömer Bey, akıncıları ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Fakat bu sefer iki kardeş arasında mücadele başlamıştı. Bölge ülkelerinin Mora'yı istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458de harekete geçti. Korenti ele geçiren Fatih, Moranın bir kısmını merkeze bağlayarak, burada bir sancak oluşturdu. Atina ve diğer bölgeler ise Osmanlı yönetimini kabul etti. Kardeşi Dimitriosa karşı Arnavutların desteğini alan Tomas'ın Osmanlılarla yapılan anlaşmayı bozması üzerine 2.kez Moraya sefer düzenlendi. Tomas, Papanın yanına kaçmak zorunda kaldı. Bölgeye çok sayıda Türk yerleştirildi. Venedikliler bölge halkını Osmanlılara karşı ayaklandırmaya çalışıyorlardı. Ancak bunda başarı kazanamayan Venedik, Osmanlı kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı (1465).

    Anadolu seferine çıkan Fatih Cenevizlilerin önemli üslerinden Amasrayı, Candaroğullarının elindeki Sinopu aldı.

    Fatih Sultan Mehmed 1477de Kırım Hanlığını Osmanlı Devletinin egemenliği altına aldı. 1479da bir antlaşma yaparak Venedik'le 16 yıllık savaşa sona verdi. Venedik Arnavutluktaki kaleleri Osmanlılara bıraktı, karşılığında Moradaki bazı iskelelerden yararlanma hakkı elde etti. Fatih Venedikle anlaşmaya varınca, İtalyanın öteki önemli kent devletlerine savaş açtı. 1480de İtalyanın güneyindeki Otranto limanını ele geçirdi. Otranto, Romaya giden yolda bir köprübaşı olduğu için bu olay Avrupada büyük yankı uyandırdı.

    Bosna-Hersek seferleri ve Bosnalıların Müslüman oluşu:
    Osmanlılara vergi yoluyla bağlı olan Bosna Kralının, anlaşmalara riayet etmemesi üzerine Üsküpten harekete geçen Fatih, Sadrazam Mahmut Paşa ve Turahanoğlu Ömer Beye Bosnanın tamamen fethedilmesi emrini vermişti. 1463 yılındaki seferle Bosna Kralı Osmanlı hâkimiyetini yeniden tanıdı. Ancak şeyhülislamın da fetvasıyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyliği oluşturuldu. Fakat ordunun İstanbul'a dönmesi üzerine aynı yıl, Macar kralı Bosnaya girdi.

    İkinci kez düzenlenen seferle Osmanlılar, Yayçe dışındaki bütün kale ve şehirleri yeniden ele geçirdiler. Bosna seferleri esnasında Hersek Kralı Stefan da ülkesinin bir kısım toprağının Osmanlılara doğrudan bağlanması şartıyla tahtında bırakılmıştı. Ancak 1483 yılında Hersek tamamen Osmanlı toprağı hâline gelecektir. Fatih, Bosna'yı Osmanlı topraklarına kattığı zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalılara çok iyi davranmıştı. Hem Katolik hem de Ortadoksların kendi kiliselerine almak için baskı yaptıkları Bogomiller bu sebeple Osmanlı yönetimine sıcak bakmışlar ve kendilerine sağlanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuşlardı. Bu Müslüman Bosnalılara "Boşnak" denilmektedir.

    [​IMG]

    Fatih devrinde Osmanlıların karada en güçlü komşusu ve rakibi Macarlar, denizde ise Venedik idi. Macarlar bu dönemde tek başlarına Osmanlılarla baş edemeyeceklerini bildiğinden, doğrudan bir savaşı göze alamamış, Fatih de tabiî sınır olan Tunayı geçmeyi düşünmemiştir. Ancak akıncılar vasıtasıyla, Macaristana güvenliğin sağlanmasına yönelik yüzlerce başarılı akın düzenlenmiştir. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlılarla doğrudan karşılaşmaktansa Balkanlardaki diğer devletleri kışkırtmayı yeğ tutmuştur. Güçlü donanmasıyla Mora ve Egedeki adalara sahip olmak isteyen Venedik, Osmanlılar karşısında istediği sonucu alamamış, aksine pek çok ada ve kıyı kaleleri Osmanlıların eline geçmiştir.

    Fatihin Bosna Fransiskanlarının özgürlüğü ile ilgili fermanı:
    "Ben, Sultan Fatih,

    bundan böyle bütün Dünya'ya ilân ediyorum ki,

    Bosna Fransiskanları bu ferman ile benim korumam altındadır. Ve emrediyorum ki:

    Kimse bu insanlara veya kiliselerine zarar vermeyecek! Devletimde barış içinde yaşayacaklar. Göçmen haline gelmiş bu insanlar, güvende ve özgür olacaklar. Devletim sınırları içerisinde olan manastırlarına geri dönebilirler.

    Devletimden hiçbir önemli kimse, vezirler, kâtipler veya hizmetkârlar onların izzetlerini kıracak ya da onlara zarar verecek bir şey yapmayacaklar!

    Kimse onlara hakaret etmeyecek, tehlikeye atmayacak ya da kendilerine veya mallarına veya kiliselerine saldırmayacak!

    Ayrıca, bu insanların kendi memleketlerinden getirdikleri şeyler ve kimseler de aynı haklara sahiptir...

    Bu fermanı buyurarak, gökleri ve yeri yaratan Allahın ve onun Resûlünün ve ondan önceki 124,000 peygamberlerin adına kılıcım üzerine yemin ederim ki; hiçbir vatandaşım bu fermanın aksine hareket etmeyecek!"


    Eflak ve Boğdan seferleri :
    Yıldırım Bayezid zamanında vergiye bağlanan Eflâk Prensliğinin başına Fatih tarafından III. Vlad (Kazıklı Voyvoda) getirilmişti.(1456) Osmanlılara bağlı görünen Vlad aslında gizliden gizliye düşmanlık ediyordu. Vladın Fatihin elçilerini kazığa oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yılında Fatih, Eflaka bir sefer düzenledi. Boğdandan da yardım alan Osmanlı kuvvetleri Voyvoda'yı uzun süre takip etti. Neticede, sığındığı Macarların, Osmanlılarla yaptığı anlaşma üzerine Vladı esir etmeleri ile mesele çözüldü. Fatih voyvodalığa Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanlı eyaleti hâline geldi.

    1455ten itibaren Osmanlı Hâkimiyetini tanıyan Boğdan Prensliğinin Kefe'nin fethinden sonra izlediği düşmanca siyaset üzerine Osmanlı kuvvetleri 1475 yılında Racova Savaşında yenilmesine rağmen 1476'da Boğdan'a girdi. Fatih'in bizzat başında olduğu Osmanlı kuvvetleri Boğdan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Böylece Boğdan da yeniden Osmanlı hâkimiyetini tanımış oldu. Kesik başı Fatih Sultan Mehmet'e teslim edilen Kazıklı Voyvoda'nın mezarının yeri bilinmemektedir.

    [​IMG]

    Arnavutluk seferleri:
    Papalık ve Napoli Krallığının desteği ile harekete geçen Arnavutluk hâkimi İskender Bey, vurkaç taktiği ile Osmanlı kuvvetlerine baskınlar düzenlemekteydi. Bunun üzerine Fatih, bizzat sefere çıkmaya karar verdi. 1465 yılında gerçekleşen I. seferde, İlbasan Kalesini yaptırıp, içine asker yerleştiren Fatih, Balaban Paşa'yı bölge için görevlendirerek, geri döndü. Ancak, Papa ve diğer devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey, Balaban Paşayı şehit etti ve İlbasan kalesini kuşattı. Bunun üzerine Fatih II. Arnavutluk Seferine çıktı (1467). Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar oluşturuldu. Bu sırada İskender Bey ölmüş ve yerine oğlu Gjon Kastrioti II geçmişti. Fatih başlattığı 3. Arnavutluk seferinde Arnavutların elinde kalmış olan Kroya ve İşkodra kuşatıldı. 1479da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti durumuna geldi.

    Trabzon Rum Devletinin yıkılışı:
    1461de Pontus Devleti'nin (Trabzon İmparatorluğu) başkenti Trabzonu ele geçirdi ve bu devletin varlığına son verdi. 1462de yeniden Rumeli seferine çıktı. Eflâkı Osmanlı Devleti'ne bağladı ve 1463'te Bosna'yı tamamen ele geçirdi. Aynı yıl Ege Denizindeki Midilli Adası'nı alınca Venediklilerle arası açıldı. Bu olay, 1479a kadar sürecek olan savaşın da başlangıcı oldu. Fatih'in Ege'de fethettiği adalar; Taşoz, Eğriboz, Limni, Semadirek, İmroz, Midilli ve Tenedosdur. 1465te Hersekin büyük bölümünü, 1466'da da Arnavutluktaki bazı kaleleri fethetti.

    Fatihe karşı Karamanoğulları ve Akkoyunlular ittifakı:
    Osmanlı Devleti'nin gelişen bu gücü karşısında Karamanoğulları, Doğu Anadolu'daki Akkoyunlularla ittifak kurdu.

    Fatih, 1466da yeni bir Anadolu seferine çıktı. Karamanoğullarının başkenti Konyayı ele geçirdi. Ama İstanbul'a dönünce Karamanoğulları, Osmanlılara geçen yerleri geri aldılar. Sonradan sadrazam olacak olan Gedik Ahmed Paşa 1471de Karamanoğullarını bir kez daha yenilgiye uğrattı. Akkoyunlular, Karamanoğullarını desteklemeye devam ettiler. 11 Ağustos 1473te Otlukbeli Savaşında Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasanı ağır bir yenilgiye uğrattı. Ertesi yıl da Karamanoğulları Beyliği'ni tamamen ortadan kaldırdı.

    Yenilikleri ve kanunnameleri:
    Fatih, askeri başarılarla Osmanlı Devletini büyük bir imparatorluğa dönüştürdü. Bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi. Türkçe'den başka Arapça, Farsça, Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphanesi vardı. Avni takma adıyla şiirler yazdı. Şiirleri Fatih Divanı (1944), Fatihin Şiirleri (1946), Fatih ve Şiirleri (1959) gibi adlar altında basıldı. Bilim adamlarını ve edebiyatçıları destekleyen Fatih, nesir ustası Sinan Paşa ile şair Ahmed Paşayı vezirliğe kadar yükseltti. Ünlü matematikçi ve astronomi bilgini Ali Kuşçunun İstanbulda kalmasını sağladı. Fatih, İtalyan ressam Gentile Belliniyi 1479da İstanbula getirterek resimlerini yaptırdı.

    [​IMG]

    Fatih, Osmanlı Devletine düzenli ve sürekli bir yapı kazandırmak için önemli düzenlemeler yaptı. Yönetim, maliye ve hukuk alanında koyduğu kuralları içeren Fatih Kanunnamesi, sonraki dönemde de yürürlükte kaldı. Bu kanunname, tahta çıkan padişaha devletin geleceği (nizâm-ı âlem) için kardeşlerini öldürme hakkı veriyordu. Fatihin Osmanlı devlet düzenine ilişkin temel ilkelerin pek çoğu, Tanzimat dönemine kadar geçerliliğini korudu. Fatihin saltanatı döneminde Osmanlı ülkesinde 500'den fazla mimari yapı yapıldı. Onun adına yapılan en önemli yapı, İstanbul'da bir cami ile medrese, kitaplık, imarethane (aşevi), darüşşifa (hastane), hamam, kervansaray gibi birimleri kapsayan Fatih Külliyesidir.

    [​IMG]
     



  2. Cevap: 2. Mehmet Dönemi

    Eğitim ve kültür:
    Fatih Sultan Mehmed'in tarihteki en önemli yanlarından birisi de eğitime verdiği önem olmuştur. Üniversite anlamında Osmanlı tarihinde ve dünya tarihinde bilinen en eski eğitim kurumlarından olan Sahn-ı Semanı kurmuştur. Sahn-i Seman İstanbulun ilk Türk yükseköğretim kurumudur. Sahn-ı Seman medreseleri Fatih Külliyesi içindeki en yüksek düzeyli medreseler idiler. Sahn-ı Semânın eğitim müfredatının hazırlayıcılarından biri çağın önemli bilim adamı Ali Kuşçudur. Medreselerde Ali Kuşçu tarafından düzenlenen bir okutma planının olduğu, hattâ bunun “Kânûnnâme şeklinde yapıldığı bilinmekle birlikte, bugüne kadar incelemesi yapılan Osmanlı arşiv belgeleri arasında ele geçirilememiştir. Bu kanunnamenin aslının 1918 yılında külliyede çıkan yangınla yok olması da olasıdır. Sahn-ı Semân, Kanuni tarafından açılan Süleymaniye Medresleri zamanına kadar nakli ve akli bilimlerde öğrenci yetiştirmekteydi. Kanuni devrinde bu medreseler şerî ilimler ihtisası yapılan medreseler olmuşlar, Süleymaniye Medreseleri de aklî ilimlerin ihtisas yeri olmuştur.

    Ali Kuşçu, Fatih tarafından astronomi eğitimi için Semerkant'a gönderilmiş ve daha sonra 1570te Takiyuddin tarafından Tophanede kurulacak gözlemevinin ilk çalışmalarını yapmıştır.

    Ölümü:
    Fatih 1481de, Anadoluya doğru yeni bir sefere çıktı. Ama daha yolun başında hastalandı ve 3 Mayıs 1481de Maltepedeki ordugâhında öldü. Gut hastalığından öldüğü sanılmakla birlikte, zehirlendiği de söylenir. Ölümünden sonra oğlu Bayezid tahta çıktı. Fatih Camiindeki türbesinde yatmaktadır. Seferi nereye düzenlediği tam olarak bilinmemektedir. Zira Fatih bu bilgiyi seferin güvenliği açısından çok gizli tutuyor ve kimseye söylemiyordu. Ancak tarihçiler seferin Mısıra ya da Romaya (Papalık) olacağı yönünde tahminler yürütmektedir. Ama başka kitaplar ve tarihçiler ise farklı yerlere fetih düzenleyeceği görüşündeydi. Birlikleri Üsküdarda topladığı ve hazırlıkları başlattığı için seferin İtalyaya olma olasılığı günümüz tarihçileri tarafından makul bulunmamaktadır. Fatih Sultan Mehmet öldükten sonra Papa, 2-3 gün boyunca tüm kiliselerin çanlarını çaldırmıştır.

    [​IMG]

    Eşleri

    Emine Gül-Bahar Hatûn - Akkoyunlulara gelin giden Gevherhan Sultanın annesidir. (II. Bâyezidin Öz Annesidir.ve Valide Hâtun)
    Helene Hatûn - Mora Despotu olan Demetrusun kızıdır.
    Alexias Hatûn - Bizans prenseslerindendir.
    Gülşah Hatûn - Karamanoğulları Beyliğinden İbrahim Beyin kızıdır.
    Sitt-î Mükrime Hatûn - Dulkadiroğlu Süleyman Beyin kızı.
    Çiçek Hatûn - Türkmen Beyi kızı, Cem Sultanın annesidir.
    Anna Hatûn - Trabzon İmparatorunun kızıdır. Evlilikleri kısa sürmüştür.

    Erkek çocukları

    II. Bayezid
    Cem Sultan

    Kız çocukları
    Gevher Sultan. Akkoyunlu Uzun Hasanın oğlu Uğurlu Mehmed Mirza ile evli.

    [​IMG]
     


Yükleniyor...